bugün
- ne kadar yaşlısın16
- kendisiyle övünen insanlar11
- nokia 3310 denince akla gelenler11
- sevgili6
- asrın soygunu21
- yeni parti tüzüğü yerine 20 milyar doları konuşmak9
- trt tarafsız olmalı11
- frankyfourfingers4
- fatma betül sayan kaya48
- malum kesimin her şeyi yemesi4
- kavga havasında olmak4
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı36
- bu nasıl hava lan7
- from gold from dust6
- nokia 6600 denince akla gelenler4
- fetöcüler bir konuda haklılardı2
- sürekli mağdur edebiyatı yapan insanlar2
- sigara böreği5
- koyu saç açık ten4
- herkesle arası iyi olan tip2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı20
- yağmurlu gece7
- asuman krause3
- zulzula cin kabilesi5
- istanbul un havasının deli bir kadın gibi olması4
- motorola razr v32
- ortada bir yolsuzluk olmaması28
- paranın devrinin bitmesi10
- barış alper yılmaz8
- sarma saran kaslı sözlük erkekleri13
- arkadaşlar biraz dertleşelim mi21
- izmirin diğer büyükşehirlere göre çok geri olması13
- yasak cinsel ilişkiler15
- eti üç harfli portakal jöleli bisküvi2
- bir erkeğe saklama kabında sarma götürmek14
- uludağ itiraf3
- romanya53
- patates kızartmak4
- türkiye28
- bir sözlük erkeğine yürüyüp karşılık bulamamak11
- sarma saramayan kız10
- beyza4
- futbol13
- gocu'nun 2 günde unutulması12
- melih gökçek soruşturması ne oldu22
- italya12
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir27
- sözlük erkeğine cin musallat etmek7
- abberline ın yeni hesabı11
- dünya60
deli gibi korktuğum şeydir ölüm..
kendim için değil.. kendi ölümüne korkmak saçmadır zaten. nasıl olsa birgün gelip bulacak, omuzumdan tutup "hadi, gidiyoruz.." diyecek. kaçışı yok bunun. çaresi, ilacı, hilesi... yok. olsa da itiraz eder miydim bilemiyorum. zira yaşamdan deliler gibi zevk alan insanlardan olmadım hiçbir zaman. ama ne dersek diyelim, 2x1 boyutlarında tahta bir kutuda bitecek sonu.
ölüm..
düşündürüyor beni. ve dediğim gibi, korkutuyor.. belki bir kayıp değil, sadece ilahi bir ayrılık, belki de nihai yok oluş, o kısmıyla da fazla ilgilendiğim söylenemez.
ancak çok sevmekten korkar oldum. ölümün acısını, "kalan" tarafında durup çekmekten.
"senin yerine ben öleyim" derler ya, biz de deriz ki "adama bak, o kadar çok seviyor ki, karşısındakinin yaşamasını sağlasa kendi canını verir." ben de onlardanım işte. herkes onlardan aslında. ve hepsi de doğru söylüyor. ama kimsenin söylediği göründüğü amaca hizmet etmedi, etmeyecek.
fedakarlık bildirmedi bu söz. belki de hiç bildirmedi... saf korkudan başka hiç bir nedeni olmadı belki de..
aslında "senin yerine ben öleyim" demedik hiçbir zaman. dilimiz dedi onu. içimizden "sen ölürsen ben nasıl yaparım, neye tutunurum, nasıl yaşarım. çektiğim her nefes ateş olup içimi nasıl kavurmaz.. günler, aylar, yıllar nasıl geçer? yapamam. ölüm bundan daha insaflı, bu acı ölümden daha kara. senin acını çekeceğime ölmek istiyorum!" diye çığlıklar attık.
"asla alışamam. daha büyük acı yok!" deyip de alışmak, alışmak zorunda bırakılmaktan korktuk hep. alışmaktan, hayata devam etmekten. ama asla acının geçmemesinden, sadece şekil değiştirip hayatımızda yerini almasından kaçtık.
ölüp gitmek kolay. yaşamın, 15 katlı bir binın camında, keskince bir fileto bıçağının ucunda, hatta sadece hızla gelen bir trenin çelik tekerleklerinde son bulacak kadar basit ve kırılgan olduğunu yüzümüze çarpacak kadar hem de. "pamuk ipliğine bağlısın güzelim" diye sırıtıyor. he de alayım canını. karar ver, infaz et, reddet yaşamayı, çağır beni ve seni götüreyim. kolay... çekici..
hani geride bıraktıkların olmasa sevgilin gibi koluna takıp gidersin belki de götürdüğü yere, itirazın olmaz...
ama acın geliyor aklına. "alışamam" demelerin, "alışamazlar"'a dönüşüyor. annen geliyor aklına.. baban.. ailen.. biliyorsun. senin üzerine toprak atacak kadar yaşamazlar o zaman.. hayatları mahfolur..
sıkıyor seni. bunaltıyor. sorumluluk taşıdığını farkediyorsun çünkü. varolarak, sadece yaşayarak, orada olarak, insanlara yardım ederek, onlarla ilgilenmeyerek, onlarla kavga ederek, arkadan vurarak, satarak, orospu çocukluğunun alasını yaparak, onları ödüllendirerek, severek, sevmelerine ya da nefret etmelerine izin vererek onların hayatında farketmediğin kadar kocaman bir yerin sahibisin.
biliyorsun. atamıyorsun. hiçbir nedenin yoksa bile arkanda bırakacaklarını düşünmek yeni nedenler yaratman için zorluyor seni. bunalıyorsun.
onlarca kere planladığın "intihar" isimli tek perdelik oyununu sergileyemiyorsun bu yüzden..
çünkü biliyorsun. ölürsen öldüreceksin. oluşturduğun kara delik asla kapanmayacak! sadece insanlar alışacaklar.
kendi canını almaktan bile acizsin.
bitkin hissediyorsun kendini.. kronik yorgun, aldatılmış, tekmelenmiş..
uğursuz.
ve biliyorsun;
"kalan" olmak ne kadar yaşarken ölmekse, "giden" olmak o kadar katletmek.
ve bunu göze alırsan,
alabilirsen........
o zaman ölüm o kadar da korkunç gelmemeye başlıyor.
kendim için değil.. kendi ölümüne korkmak saçmadır zaten. nasıl olsa birgün gelip bulacak, omuzumdan tutup "hadi, gidiyoruz.." diyecek. kaçışı yok bunun. çaresi, ilacı, hilesi... yok. olsa da itiraz eder miydim bilemiyorum. zira yaşamdan deliler gibi zevk alan insanlardan olmadım hiçbir zaman. ama ne dersek diyelim, 2x1 boyutlarında tahta bir kutuda bitecek sonu.
ölüm..
düşündürüyor beni. ve dediğim gibi, korkutuyor.. belki bir kayıp değil, sadece ilahi bir ayrılık, belki de nihai yok oluş, o kısmıyla da fazla ilgilendiğim söylenemez.
ancak çok sevmekten korkar oldum. ölümün acısını, "kalan" tarafında durup çekmekten.
"senin yerine ben öleyim" derler ya, biz de deriz ki "adama bak, o kadar çok seviyor ki, karşısındakinin yaşamasını sağlasa kendi canını verir." ben de onlardanım işte. herkes onlardan aslında. ve hepsi de doğru söylüyor. ama kimsenin söylediği göründüğü amaca hizmet etmedi, etmeyecek.
fedakarlık bildirmedi bu söz. belki de hiç bildirmedi... saf korkudan başka hiç bir nedeni olmadı belki de..
aslında "senin yerine ben öleyim" demedik hiçbir zaman. dilimiz dedi onu. içimizden "sen ölürsen ben nasıl yaparım, neye tutunurum, nasıl yaşarım. çektiğim her nefes ateş olup içimi nasıl kavurmaz.. günler, aylar, yıllar nasıl geçer? yapamam. ölüm bundan daha insaflı, bu acı ölümden daha kara. senin acını çekeceğime ölmek istiyorum!" diye çığlıklar attık.
"asla alışamam. daha büyük acı yok!" deyip de alışmak, alışmak zorunda bırakılmaktan korktuk hep. alışmaktan, hayata devam etmekten. ama asla acının geçmemesinden, sadece şekil değiştirip hayatımızda yerini almasından kaçtık.
ölüp gitmek kolay. yaşamın, 15 katlı bir binın camında, keskince bir fileto bıçağının ucunda, hatta sadece hızla gelen bir trenin çelik tekerleklerinde son bulacak kadar basit ve kırılgan olduğunu yüzümüze çarpacak kadar hem de. "pamuk ipliğine bağlısın güzelim" diye sırıtıyor. he de alayım canını. karar ver, infaz et, reddet yaşamayı, çağır beni ve seni götüreyim. kolay... çekici..
hani geride bıraktıkların olmasa sevgilin gibi koluna takıp gidersin belki de götürdüğü yere, itirazın olmaz...
ama acın geliyor aklına. "alışamam" demelerin, "alışamazlar"'a dönüşüyor. annen geliyor aklına.. baban.. ailen.. biliyorsun. senin üzerine toprak atacak kadar yaşamazlar o zaman.. hayatları mahfolur..
sıkıyor seni. bunaltıyor. sorumluluk taşıdığını farkediyorsun çünkü. varolarak, sadece yaşayarak, orada olarak, insanlara yardım ederek, onlarla ilgilenmeyerek, onlarla kavga ederek, arkadan vurarak, satarak, orospu çocukluğunun alasını yaparak, onları ödüllendirerek, severek, sevmelerine ya da nefret etmelerine izin vererek onların hayatında farketmediğin kadar kocaman bir yerin sahibisin.
biliyorsun. atamıyorsun. hiçbir nedenin yoksa bile arkanda bırakacaklarını düşünmek yeni nedenler yaratman için zorluyor seni. bunalıyorsun.
onlarca kere planladığın "intihar" isimli tek perdelik oyununu sergileyemiyorsun bu yüzden..
çünkü biliyorsun. ölürsen öldüreceksin. oluşturduğun kara delik asla kapanmayacak! sadece insanlar alışacaklar.
kendi canını almaktan bile acizsin.
bitkin hissediyorsun kendini.. kronik yorgun, aldatılmış, tekmelenmiş..
uğursuz.
ve biliyorsun;
"kalan" olmak ne kadar yaşarken ölmekse, "giden" olmak o kadar katletmek.
ve bunu göze alırsan,
alabilirsen........
o zaman ölüm o kadar da korkunç gelmemeye başlıyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar