bugün
- türk müsün türkiyeli misin10
- türkiyeliyim doğruyum çalışkanım5
- izmirli kızların met çukuruna düşmesi3
- ayrılık6
- sırtımı kaşıyan kızlardan hoşlanmam3
- aylık 513 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- ölüm5
- sırt kaşınması2
- rüyada nervio yu görmek8
- favori coldplay şarkınız4
- bu ülkeye başka erdoğan gelmez3
- oyum ak partiye3
- yazarların en son bitirdiği kitap6
- türkiyeliyim var mı bir sorun3
- rte'nin yürüme problemi yaşaması3
- sözlüğün canlanması için gerekenler3
- korku filmi izlerken sarılacak birisinin olmaması6
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık14
- beyaz keten iç çamaşırı belli ediyor14
- ispanya daki göçmen krizi8
- recep tayyip erdoğana sahip çıkalım3
- aylık 511 bin tl iyi para mıdır sorunsalı4
- gecenin güzel olması2
- cırcır böceklerinin hala ötmesi2
- hırvatistan12
- ne mutlu türküm diyene3
- puantiye modasının bokunun çıkması4
- beni özleyenler elime mum diksin15
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri8
- akp ve mhp sol partilerdir3
- insan olmaya yarim kala2
- her gün alkol almak4
- kele şaplak atmanın hazzı ve dayanılmaz istek3
- arkadaşlar sanki sözlükte birileri kavga ediyor2
- yeni dünya düzeni4
- arkadaşlar hangi diziye başlasam4
- mutlu kalmak için öneriler6
- can kolukısa2
- bu haftaki gammaz listesi2
- kadir mısıroğlu rum mu ermeni mi sorunsalı9
- donuzlamak2
- özgür özel3
- aylık 508 bin tl iyi para mıdır sorunsalı3
- gotik erkek2
- sözlükteki derin yapılanma4
- ne mutlu türkiyeliyim diyene2
- noel gallagher vs liam gallagher2
- kaç yılda bir nesil atlıyoz sorusu2
- yapay zekaya entry yazdırmak5
- yunanistan29
27 Mayıs yıllarında "tarafsız yargı" diye değil, "Asın! ipe çekin" naralarıyla çıldırmış olan siyasi gelenek 21. yüzyılda bundan utanıyor mu? Utanıyorsa tarihin çöplüğünde kalması lazım. Utanmıyorsa Türkiye'nin bu marazdan kurtulması lazım!
* * *
1960 yılındaki 27 Mayıs darbesi günlerinde Ankara'daki Amerikan Büyükelçisi Fletcher Warren, Washington'a gönderdiği uzun mektupta şunları yazmış:
"Bütün meslek hayatım boyunca, Menderes ve DP liderlerine karşı, aydınların ve ordunun duyduğu gibi bir nefreti hiçbir yerde görmedim. Başka bir ülkede olsa bu insanlar, tarafsız yargılanmaları ve insaflı davranılması için ayağa kalkarlar ama Türkiye'de Bayar, Koraltan, Menderes, Zorlu ve Polatkan'ın idam edilmesi için çağrı yapıyorlar! Bu tablo gerçekten korkutucu..."
Warren, mektubunun devamında Bayar'ı idam etmek için geçmişe yürüyen ceza kanunu çıkarılmasını, mahkemedeki yargılamaların "sadece nefretin gölgesinde" yapılmasını anlatıyor, bütün bu nefret ve hukuksuzluğun ardında "devrimci duyguların yattığını" belirtiyor.
Ve 27 Mayıs'ın getirdiği özgürlük:
"2.5 ay içinde Menderes hükümetinin 10 yılda gerçekleştirdiği baskıyı uygulamaya başladılar. Sadece demokratik oldukları için 25 demokrat gazeteciyi hapsettiler..."
Sonra, üç idam, 450 hapis!
Onlar "kuyruk"tu, "gerici" idi, onların hakları, özgürlükleri olamazdı!
iki gelenek?
Yukarıdaki alıntıları, arkadaşımız Nur Batur'un Amerikan Belgelerinde 27 Mayıs adlı yazı dizisinden aktardım. (Sabah, 19 Haziran 2007)
Okuduğumda, Fransız tarihi uzmanı liberal ingiliz Prof. Maurice Larkin'i hatırladım. Larkin de Fransız Jakoben geleneğindeki "ikinci sınıf yurttaşlar" uygulamasını, böyle, hayretler içinde anlatır.
Liberal gelenekte yargının tarafsızlığı, adil yargılanma, kanunların eşit ve insaflı uygulanması, kişi hakları, özgürlükler önemlidir.
Jakoben gelenekte ise, Robespierre'in veciz ifadesiyle "devrimci adalet" vardır; haklar ve hürriyetler sadece "gerçek vatandaşlar" içindir!
Peki, bizim hukuki kültürümüzde yargı için "tarafsızlık" ilkesi ne derecede değerlidir?! Kanunların, kuralların uygulanmasında "insaf" mı, yoksa "görüldüğü yerde ezmek" mi önceliklidir? Hukuk bizde, "devlet iktidarı" denilen sorumsuz kudretin elinde bir araç mıdır? Yoksa liberal gelenekteki gibi, vatandaşların haklarını koruyan bir "tarafsız hakem" midir?!
Utanıyorlar mı?
Bu gelenek Fransa'yı yüz elli yıl çalkantılar içinde bıraktı; Fransa diğer Batı Avrupa ülkelerinin gerisinde kaldı. Fransa bu radikalizm yüzünden daima kamplaştı, çatışmalarla enerji kaybetti; kralcılarla cumhuriyetçiler, laiklerle Katolikler, sağcılarla solcular, merkeziyetçilerle çevreciler, devletçilerle liberaller...
Ancak 1960'larda Beşinci Cumhuriyet'le düze çıkabildiler.
Fransız tarihindeki bu kaotik manzaranın sorumlusu; yumuşatıcı, uzlaştırıcı liberal değerlere yer vermeyen Jakoben gelenektir. Bu konuda Sudhir Hazareesinh'in yayımladığı The Jacobin Legacy in France adlı eseri tavsiye ederim. Bilhassa Jakoben retoriğin mistik, sembolik ve çatışmacı dilinin kamplaştırıcı etkisinden kurtulup birbirimize tahammüllü, barışık bir toplum haline gelerek şu "on bin dolar eşiği"ni bir an önce aşmak için.
27 Mayıs yıllarında "tarafsız yargı" diye değil, "Asın! ipe çekin" naralarıyla çıldırmış olan siyasi gelenek 21. yüzyılda bundan utanıyor mu? Utanıyorsa tarihin çöplüğünde kalması lazım. Utanmıyorsa Türkiye'nin bu marazdan kurtulması lazım!
taha akyol
Milliyet
20/06/2007
* * *
1960 yılındaki 27 Mayıs darbesi günlerinde Ankara'daki Amerikan Büyükelçisi Fletcher Warren, Washington'a gönderdiği uzun mektupta şunları yazmış:
"Bütün meslek hayatım boyunca, Menderes ve DP liderlerine karşı, aydınların ve ordunun duyduğu gibi bir nefreti hiçbir yerde görmedim. Başka bir ülkede olsa bu insanlar, tarafsız yargılanmaları ve insaflı davranılması için ayağa kalkarlar ama Türkiye'de Bayar, Koraltan, Menderes, Zorlu ve Polatkan'ın idam edilmesi için çağrı yapıyorlar! Bu tablo gerçekten korkutucu..."
Warren, mektubunun devamında Bayar'ı idam etmek için geçmişe yürüyen ceza kanunu çıkarılmasını, mahkemedeki yargılamaların "sadece nefretin gölgesinde" yapılmasını anlatıyor, bütün bu nefret ve hukuksuzluğun ardında "devrimci duyguların yattığını" belirtiyor.
Ve 27 Mayıs'ın getirdiği özgürlük:
"2.5 ay içinde Menderes hükümetinin 10 yılda gerçekleştirdiği baskıyı uygulamaya başladılar. Sadece demokratik oldukları için 25 demokrat gazeteciyi hapsettiler..."
Sonra, üç idam, 450 hapis!
Onlar "kuyruk"tu, "gerici" idi, onların hakları, özgürlükleri olamazdı!
iki gelenek?
Yukarıdaki alıntıları, arkadaşımız Nur Batur'un Amerikan Belgelerinde 27 Mayıs adlı yazı dizisinden aktardım. (Sabah, 19 Haziran 2007)
Okuduğumda, Fransız tarihi uzmanı liberal ingiliz Prof. Maurice Larkin'i hatırladım. Larkin de Fransız Jakoben geleneğindeki "ikinci sınıf yurttaşlar" uygulamasını, böyle, hayretler içinde anlatır.
Liberal gelenekte yargının tarafsızlığı, adil yargılanma, kanunların eşit ve insaflı uygulanması, kişi hakları, özgürlükler önemlidir.
Jakoben gelenekte ise, Robespierre'in veciz ifadesiyle "devrimci adalet" vardır; haklar ve hürriyetler sadece "gerçek vatandaşlar" içindir!
Peki, bizim hukuki kültürümüzde yargı için "tarafsızlık" ilkesi ne derecede değerlidir?! Kanunların, kuralların uygulanmasında "insaf" mı, yoksa "görüldüğü yerde ezmek" mi önceliklidir? Hukuk bizde, "devlet iktidarı" denilen sorumsuz kudretin elinde bir araç mıdır? Yoksa liberal gelenekteki gibi, vatandaşların haklarını koruyan bir "tarafsız hakem" midir?!
Utanıyorlar mı?
Bu gelenek Fransa'yı yüz elli yıl çalkantılar içinde bıraktı; Fransa diğer Batı Avrupa ülkelerinin gerisinde kaldı. Fransa bu radikalizm yüzünden daima kamplaştı, çatışmalarla enerji kaybetti; kralcılarla cumhuriyetçiler, laiklerle Katolikler, sağcılarla solcular, merkeziyetçilerle çevreciler, devletçilerle liberaller...
Ancak 1960'larda Beşinci Cumhuriyet'le düze çıkabildiler.
Fransız tarihindeki bu kaotik manzaranın sorumlusu; yumuşatıcı, uzlaştırıcı liberal değerlere yer vermeyen Jakoben gelenektir. Bu konuda Sudhir Hazareesinh'in yayımladığı The Jacobin Legacy in France adlı eseri tavsiye ederim. Bilhassa Jakoben retoriğin mistik, sembolik ve çatışmacı dilinin kamplaştırıcı etkisinden kurtulup birbirimize tahammüllü, barışık bir toplum haline gelerek şu "on bin dolar eşiği"ni bir an önce aşmak için.
27 Mayıs yıllarında "tarafsız yargı" diye değil, "Asın! ipe çekin" naralarıyla çıldırmış olan siyasi gelenek 21. yüzyılda bundan utanıyor mu? Utanıyorsa tarihin çöplüğünde kalması lazım. Utanmıyorsa Türkiye'nin bu marazdan kurtulması lazım!
taha akyol
Milliyet
20/06/2007
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar