bugün
- sen farklısın diyen erkek14
- sözlük ablası9
- 15 ekim 2026 hoffenheim beşiktaş maçı15
- gün 40 saat olsaydı7
- beni seviyor musun sözlük9
- queen ravenna ve gücü7
- aquila bicipite5
- napıyosun bakiyim gece gece9
- cuma namazına gitmek yerine sözlükte takılmak7
- bütün yazarların bir gün öleceklerini düşünmek5
- annenin tüm gün trt haber seyretmesi4
- ikinci kez sünnet olmak11
- köpeği hakaret olarak kullanmak13
- cinler bilinçaltı karanlığında yaşamaktadır7
- beşiktaş6
- said nursi denilince akla gelen şeyler16
- gay diyerek hakaret ettiğini sanan insan10
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı70
- evde çiçek yetiştiren erkek19
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek33
- tengir budun neden sözlükte yazmıyor artık6
- özelime gel gel yapan kız hareketleri3
- iltica26
- bu saatte karton topluyormuş haspa3
- dünyanın altı günde yaratılması3
- annenin ölmesi5
- görünen bir varlık tarafından saldırıya uğramak2
- bir erkeği yakışıklı gösteren 3 şey6
- azerbaycan sünni ülkesiymiş gibi algı yapmak6
- eylül lize kandemir2
- cinsel organlı sinkaf cümlesi kuran varoş kız3
- abd israil vs türkiye farkı18
- yağmur yağınca açılmayan orospu çocuğu şemsiye6
- arkadaşlar ben hapise giriyorum7
- gs ve fbnin 2 maçta 7şer gol yemesi7
- sözcü ve now tv de kapatılır mı6
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı87
- arkadaşlar çok sıkıcısınız10
- ayrıldık36
- tavuk eti4
- fake hesapla atar gider yapan yazar4
- eski sevgiliye mesaj atma bahaneleri8
- 666 entry2
- 623 000 bin asker kaçağı10
- affedersiniz ama kartoncu12
- sözlükte aslında anonim kimsenin olmaması5
- türkiye'nin suudi arabistan'a askeri desteği6
- kartoncu gey5
- pes 20133
- komünizm gelince herkes mutlu olacak sanan kişi3
---olası spoiler ibaresi---
hollywood mc cartysm ile kızıl avına çıkmışken humphrey bogart ve katherine hepburn technicolor a maruz kalıyor. siera madre de döktüren bogart dan bu filmde ise fazla bir şey beklememek gerekiyor.
hem hepburn hem de bogart ın kariyerlerinin ortalarına denk gelen bu melodramatik macera 51 yapımı olup yine bir john huston filmi. ilk denemesi maltese falcon da döktüren huston bu filmde ise beklenen tadın oldukça uzağında. ya da ben beklentimi biraz yüksek tutmuş olabilirim, bilemiyorum.
1914 yılında savaşın yeni başladığı dönemde africa da geçen öyküde mr allnutt kardeşi ölen miss sayer e yardım etmek için külüstür teknesine alır. bayan onu büyük bir alman gemisini batırmak için zorlu bir yolculuğa ikna eder ve olaylar kurulur. bu arada zifaf sonrası isimlerin charlie ve rose olduğunu öğreniriz. ilginç tabi
kabul, bu senaryonun filme çekilmesi gerçekten zor. ki zaten filmin bir kısmı afrika da çekilirken bir kısmı da londra da stüdyoda çekilmiştir(nehir sahnelerinin bir kısmı da dalyan da çekilmiş hatta, ille söylenir bu da ya, neyse). dönemin teknik alt yapı ve imkan kısıtlılığını bilmekle birlikte senaryonun biraz revize edilmesi ile çok daha iyi sonuçlar alınabileceğini düşünüyorum. 50 ve 60 lar hollywood sinemasının en büyük hatalarından biri olan perde görüntüsü kullanımı(günümüzde rağbet gören gren screen kullanımının da dedesi olur bu) filmde bolca mevcut. kimi yerlerde bu çok fazla göze batmazken bazı sahnelerde cidden can sıkıyor. yine arada geçen belgesellerden alınma görüntüler (yanılmıyorsam gregory pack li the snows of kilimanjaro da da aynı etkiye maruz kalmıştık.) sineğin küçük de olsa mide bulandırabileceğini gösteriyor. ve tabi sinek demişken o sineklerin hücuma geçtiği sahne herhalde filmin en kötü sahnesi. o yapaylık, o çaresizlik resmen üzüldüm yahu bu ne patetik bir görünümdür
sonuçta film melodram elbette ama yine de huston gibi daha önce çok iyi işler çıkarmış bir yönetmenden bunları beklemiyor izleyici. en azından bu kadar zorlanılan sahneleri filme almayabilirdi diye düşünüyorum. ya da janr dışı hareketler bazı yönetmenleri bozuyor mu ne?
filmin başındaki mr allnutt ın purosunu kapışmak için ayinden erken çıkmaya çalışan köylüler, pederin kardeşinin teknede adrenaline bağlı yaşadığı haz ile karakterine ters olan bir ilişkiye kendini bırakması gibi ufak tefek güzel detaylar da yok değil.
---olası spoiler ibaresi bitti---
sinefillere yine de önerilir. ama fazlaca boş vaktim yok diyorsanız zaman kaybı.
hollywood mc cartysm ile kızıl avına çıkmışken humphrey bogart ve katherine hepburn technicolor a maruz kalıyor. siera madre de döktüren bogart dan bu filmde ise fazla bir şey beklememek gerekiyor.
hem hepburn hem de bogart ın kariyerlerinin ortalarına denk gelen bu melodramatik macera 51 yapımı olup yine bir john huston filmi. ilk denemesi maltese falcon da döktüren huston bu filmde ise beklenen tadın oldukça uzağında. ya da ben beklentimi biraz yüksek tutmuş olabilirim, bilemiyorum.
1914 yılında savaşın yeni başladığı dönemde africa da geçen öyküde mr allnutt kardeşi ölen miss sayer e yardım etmek için külüstür teknesine alır. bayan onu büyük bir alman gemisini batırmak için zorlu bir yolculuğa ikna eder ve olaylar kurulur. bu arada zifaf sonrası isimlerin charlie ve rose olduğunu öğreniriz. ilginç tabi
kabul, bu senaryonun filme çekilmesi gerçekten zor. ki zaten filmin bir kısmı afrika da çekilirken bir kısmı da londra da stüdyoda çekilmiştir(nehir sahnelerinin bir kısmı da dalyan da çekilmiş hatta, ille söylenir bu da ya, neyse). dönemin teknik alt yapı ve imkan kısıtlılığını bilmekle birlikte senaryonun biraz revize edilmesi ile çok daha iyi sonuçlar alınabileceğini düşünüyorum. 50 ve 60 lar hollywood sinemasının en büyük hatalarından biri olan perde görüntüsü kullanımı(günümüzde rağbet gören gren screen kullanımının da dedesi olur bu) filmde bolca mevcut. kimi yerlerde bu çok fazla göze batmazken bazı sahnelerde cidden can sıkıyor. yine arada geçen belgesellerden alınma görüntüler (yanılmıyorsam gregory pack li the snows of kilimanjaro da da aynı etkiye maruz kalmıştık.) sineğin küçük de olsa mide bulandırabileceğini gösteriyor. ve tabi sinek demişken o sineklerin hücuma geçtiği sahne herhalde filmin en kötü sahnesi. o yapaylık, o çaresizlik resmen üzüldüm yahu bu ne patetik bir görünümdür
sonuçta film melodram elbette ama yine de huston gibi daha önce çok iyi işler çıkarmış bir yönetmenden bunları beklemiyor izleyici. en azından bu kadar zorlanılan sahneleri filme almayabilirdi diye düşünüyorum. ya da janr dışı hareketler bazı yönetmenleri bozuyor mu ne?
filmin başındaki mr allnutt ın purosunu kapışmak için ayinden erken çıkmaya çalışan köylüler, pederin kardeşinin teknede adrenaline bağlı yaşadığı haz ile karakterine ters olan bir ilişkiye kendini bırakması gibi ufak tefek güzel detaylar da yok değil.
---olası spoiler ibaresi bitti---
sinefillere yine de önerilir. ama fazlaca boş vaktim yok diyorsanız zaman kaybı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar