bugün
- kaşlarını almayan kadın çekiciliği6
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek33
- affedersiniz ama kartoncu13
- iltica26
- akp'nin z kuşağını yönetemeyeceği gerçeği5
- abd israil vs türkiye farkı17
- said nursi denilince akla gelen şeyler7
- true crime izleyen tip4
- evde çiçek yetiştiren erkek15
- 623 000 bin asker kaçağı7
- cevheri güven8
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı70
- dündar ziya gültekin6
- affetse bile yapılanı unutmayan 3 burç3
- z kuşağı yaşlandığında akp napacak3
- beyaz2
- game of thrones taki kerhaneci12
- cimri insanların ortak özellikleri9
- queen ravenna hanım8
- yogartiksen ile revani yemek3
- fethullah gülen3
- ben vuruldukça çoğalırım yılanoğlu2
- yağmur7
- sel6
- istanbul mahvoldu19
- fatih te selde elektrik akımına kapılan çocuk4
- ktç'nin kene ile savaşı6
- bu şıllığı da pek severim diyen tip2
- imamoğlu'nun ihanet sözleri5
- heybeli'ye sandalla gitmek6
- ayrıldık36
- erdoğan ne istersem yapacaktır7
- halk tv4
- recep tayyip erdoğan6
- en ufak eleştirilere bile tahammül edememek3
- ana bacı yapan tip4
- sözlük erkeklerinin cin algısı6
- istanbul18
- israilde neden kayyumlar yok7
- cehape belediyeciliği10
- yahudilerin yönettiği fonlar neden patlamıyor6
- bahadır özgür2
- başkanı hapise atıp belediye çalışmıyor demek10
- 40 yıllık fenerbahçelinin acı isyanı5
- sevgili2
- ülkeyi neden yönettiği bilinmeyen kayyumlar2
- üzülmeyin seneye tekrar gidersiniz15
- amim parçalandı diyen kız8
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı86
- insanı alkolden soğutan kişiliksizler3
john huston yönetmenliğinde çekilmiş, 1951 tarihli hollywood filmi.
basrollerini Humphrey Bogart ve Katharine Hepburn paylaşmışlardır. Humphrey Bogart bu filmdeki performansıyla en iyi erkek oyuncu oscarını almıştır.
çok güzel bir aşk ve aynı zamanda macera filmidir.
konusu; birinci dünya savası sırasında almanlar kongo yu işgal eder. işgalde abisini kaybeden rose sayer* alkolik kaptan Charlie Allnut* ile güvenli bir ülkeye kaçmaya calışır. ve bu yolculuk sırasında hem düşmanlarıyla, hem de birbirlerine karşı oluşan aşkla başa cıkmaya calışırlar. *
edit: lan sözlük acılalı bi seneyi gecti. hala bu filme allahın kulu bişey yazmamış ya, ona sasırdım...
basrollerini Humphrey Bogart ve Katharine Hepburn paylaşmışlardır. Humphrey Bogart bu filmdeki performansıyla en iyi erkek oyuncu oscarını almıştır.
çok güzel bir aşk ve aynı zamanda macera filmidir.
konusu; birinci dünya savası sırasında almanlar kongo yu işgal eder. işgalde abisini kaybeden rose sayer* alkolik kaptan Charlie Allnut* ile güvenli bir ülkeye kaçmaya calışır. ve bu yolculuk sırasında hem düşmanlarıyla, hem de birbirlerine karşı oluşan aşkla başa cıkmaya calışırlar. *
edit: lan sözlük acılalı bi seneyi gecti. hala bu filme allahın kulu bişey yazmamış ya, ona sasırdım...
---olası spoiler ibaresi---
hollywood mc cartysm ile kızıl avına çıkmışken humphrey bogart ve katherine hepburn technicolor a maruz kalıyor. siera madre de döktüren bogart dan bu filmde ise fazla bir şey beklememek gerekiyor.
hem hepburn hem de bogart ın kariyerlerinin ortalarına denk gelen bu melodramatik macera 51 yapımı olup yine bir john huston filmi. ilk denemesi maltese falcon da döktüren huston bu filmde ise beklenen tadın oldukça uzağında. ya da ben beklentimi biraz yüksek tutmuş olabilirim, bilemiyorum.
1914 yılında savaşın yeni başladığı dönemde africa da geçen öyküde mr allnutt kardeşi ölen miss sayer e yardım etmek için külüstür teknesine alır. bayan onu büyük bir alman gemisini batırmak için zorlu bir yolculuğa ikna eder ve olaylar kurulur. bu arada zifaf sonrası isimlerin charlie ve rose olduğunu öğreniriz. ilginç tabi
kabul, bu senaryonun filme çekilmesi gerçekten zor. ki zaten filmin bir kısmı afrika da çekilirken bir kısmı da londra da stüdyoda çekilmiştir(nehir sahnelerinin bir kısmı da dalyan da çekilmiş hatta, ille söylenir bu da ya, neyse). dönemin teknik alt yapı ve imkan kısıtlılığını bilmekle birlikte senaryonun biraz revize edilmesi ile çok daha iyi sonuçlar alınabileceğini düşünüyorum. 50 ve 60 lar hollywood sinemasının en büyük hatalarından biri olan perde görüntüsü kullanımı(günümüzde rağbet gören gren screen kullanımının da dedesi olur bu) filmde bolca mevcut. kimi yerlerde bu çok fazla göze batmazken bazı sahnelerde cidden can sıkıyor. yine arada geçen belgesellerden alınma görüntüler (yanılmıyorsam gregory pack li the snows of kilimanjaro da da aynı etkiye maruz kalmıştık.) sineğin küçük de olsa mide bulandırabileceğini gösteriyor. ve tabi sinek demişken o sineklerin hücuma geçtiği sahne herhalde filmin en kötü sahnesi. o yapaylık, o çaresizlik resmen üzüldüm yahu bu ne patetik bir görünümdür
sonuçta film melodram elbette ama yine de huston gibi daha önce çok iyi işler çıkarmış bir yönetmenden bunları beklemiyor izleyici. en azından bu kadar zorlanılan sahneleri filme almayabilirdi diye düşünüyorum. ya da janr dışı hareketler bazı yönetmenleri bozuyor mu ne?
filmin başındaki mr allnutt ın purosunu kapışmak için ayinden erken çıkmaya çalışan köylüler, pederin kardeşinin teknede adrenaline bağlı yaşadığı haz ile karakterine ters olan bir ilişkiye kendini bırakması gibi ufak tefek güzel detaylar da yok değil.
---olası spoiler ibaresi bitti---
sinefillere yine de önerilir. ama fazlaca boş vaktim yok diyorsanız zaman kaybı.
hollywood mc cartysm ile kızıl avına çıkmışken humphrey bogart ve katherine hepburn technicolor a maruz kalıyor. siera madre de döktüren bogart dan bu filmde ise fazla bir şey beklememek gerekiyor.
hem hepburn hem de bogart ın kariyerlerinin ortalarına denk gelen bu melodramatik macera 51 yapımı olup yine bir john huston filmi. ilk denemesi maltese falcon da döktüren huston bu filmde ise beklenen tadın oldukça uzağında. ya da ben beklentimi biraz yüksek tutmuş olabilirim, bilemiyorum.
1914 yılında savaşın yeni başladığı dönemde africa da geçen öyküde mr allnutt kardeşi ölen miss sayer e yardım etmek için külüstür teknesine alır. bayan onu büyük bir alman gemisini batırmak için zorlu bir yolculuğa ikna eder ve olaylar kurulur. bu arada zifaf sonrası isimlerin charlie ve rose olduğunu öğreniriz. ilginç tabi
kabul, bu senaryonun filme çekilmesi gerçekten zor. ki zaten filmin bir kısmı afrika da çekilirken bir kısmı da londra da stüdyoda çekilmiştir(nehir sahnelerinin bir kısmı da dalyan da çekilmiş hatta, ille söylenir bu da ya, neyse). dönemin teknik alt yapı ve imkan kısıtlılığını bilmekle birlikte senaryonun biraz revize edilmesi ile çok daha iyi sonuçlar alınabileceğini düşünüyorum. 50 ve 60 lar hollywood sinemasının en büyük hatalarından biri olan perde görüntüsü kullanımı(günümüzde rağbet gören gren screen kullanımının da dedesi olur bu) filmde bolca mevcut. kimi yerlerde bu çok fazla göze batmazken bazı sahnelerde cidden can sıkıyor. yine arada geçen belgesellerden alınma görüntüler (yanılmıyorsam gregory pack li the snows of kilimanjaro da da aynı etkiye maruz kalmıştık.) sineğin küçük de olsa mide bulandırabileceğini gösteriyor. ve tabi sinek demişken o sineklerin hücuma geçtiği sahne herhalde filmin en kötü sahnesi. o yapaylık, o çaresizlik resmen üzüldüm yahu bu ne patetik bir görünümdür
sonuçta film melodram elbette ama yine de huston gibi daha önce çok iyi işler çıkarmış bir yönetmenden bunları beklemiyor izleyici. en azından bu kadar zorlanılan sahneleri filme almayabilirdi diye düşünüyorum. ya da janr dışı hareketler bazı yönetmenleri bozuyor mu ne?
filmin başındaki mr allnutt ın purosunu kapışmak için ayinden erken çıkmaya çalışan köylüler, pederin kardeşinin teknede adrenaline bağlı yaşadığı haz ile karakterine ters olan bir ilişkiye kendini bırakması gibi ufak tefek güzel detaylar da yok değil.
---olası spoiler ibaresi bitti---
sinefillere yine de önerilir. ama fazlaca boş vaktim yok diyorsanız zaman kaybı.
izlemeyi sürekli ertelediğim yönetmen ve oyuncu kadrosu için sonunda izlemeye karar verdiğim ve beni pek tatmin etmeyen huston yapımı. tamam macera tamam tatlı bir aşk tamam üst düzey yıldızlar ama ilerisini göremedim.
filmde bize komik gelen sinek saldırısı, stüdyo çekimleri vb üzerlerinde pek durmamak gerekir ki bunlar sinemayı ileri götüren yenilikçi hareketlerdir.meliesin kullandığı şimşek efektleri ya da kamera hileleri gibi.
zamanın ötesinde günümüzün gerisinde.
filmde bize komik gelen sinek saldırısı, stüdyo çekimleri vb üzerlerinde pek durmamak gerekir ki bunlar sinemayı ileri götüren yenilikçi hareketlerdir.meliesin kullandığı şimşek efektleri ya da kamera hileleri gibi.
zamanın ötesinde günümüzün gerisinde.
biraz önce tvem de idi.
Mükemmel bir film ve oyuncu performansları. Film iki kişi ile ilerliyor ama iki büyük oyuncunun performansı sizi her karesine hayran bırakıyor. Belki bir vatanseverlik filmi gibi görünebilir ama anlattıkları ve iki karakter arasında geçen diyalogları ile öyle bir film olmadığını anlıyorsunuz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar