bugün
- sözlükler arası savaş çıksa11
- ütü13
- taşaklardan birinin kayıp olması4
- atatürk düşmanlarının ortak özellikleri2
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- galatasaray6
- çay içen kız9
- mutsuz olmak3
- en tehlikeli insan tipleri2
- evde yapılabilecek aktiviteler4
- galatasaray 3 rennes 33
- 2 ağustos 2026 galatasaray rennes maçı3
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu7
- duyulan en ilginç isim5
- rennes2
- oralet içen erkek5
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek3
- aklınıza gelen şarkı sözü4
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- çaya şeker atan erkek5
- anın fotoğrafı14
- kalem4
- uludağ sözlük çeteleri9
- veda mesajları hep yanlış yazılır2
- 45 defa kürtaj oldum bebek öldürmeyi seviyorum2
- erdal beşikçioğlu8
- yerinde dur3
- eğleniyormuş gibi yapan kadın2
- yıkık yazarlar4
- yelpaze3
- latte içen erkek4
- smallville'deki konuk oyuncular3
- patates kızartması4
- dolma kalem3
- en boktan on yıl7
- doa otomatı3
- ona bir şey söyle13
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak7
- telefona cevap vermeyen kız3
- gocu bak bi5
- gece ormanda birisi tarafından takip edilmek3
- oturunca göbeği kat kat olan kız3
- selam sözlük2
- mehdi nereye inecek sorunsalı3
- ayrılık8
- kasa daima kazanır2
- düşün ki o bunu okuyor4
- en gey özelliğiniz3
- arkadaşlar ne yapıyorsunuz9
- red flag erkek listesi9
dil öğrenmek adına bir ayımı geçirdiğim afrika ülkesi.
okulum kahire deydi ve gezmeler dışında zamanımın büyük kısmı kahire de geçti.
öncelikle medeniyetin doğduğu topraklar olduğu doğrudur fakat medeniyet denen o tek dişi kalmış canavarın oralardan göçeli baya olmuş.
altı ay kalma düşüncesiyle gidip bir ayda gezilecek yerlerini bitirip apar topar kendimi suriye ye attığım ülke.
fakat herşeye rağmen inanılmaz tecrubeler edinmedim de değil. o kadar pisliğin, kokunun, yokluğun, trafik çilesinin içinde insanların nasıl hiçbir şeyi umursamadan yaşadıklarını gördüm.
siyah-beyaz çöl de* 4x4 araçlarla safari, içecek sınırlı ve tüm gün güneş altında arabada kalıp ateş gibi olmuş su, hava kararınca şu fani ömrü hayatımda gördüğüm en parlak yıldızlarla kaplı gökyüzünün altında kurulan hayaller, şöförlerin jeeplerden udu defi çıkarıp çaldıkları arap müziği, japon kolombiya ingiliz italyan kızlarının kamp ateşi etrafında ki belly dance çabaları, etrafımızda dolaşan tilkilere aldırış etmemeye çalışılıp uyuma, başaramama...
gene şu fani ömrü hayatta ilk defa yataklı tren le gece yolculuğu, sabaha luxor, yoldaşımın altın sarısı bir alman olması ve bütün taksicilerin nazarını bize çekişi, bizi otele götürmek için bir saat başımızın etini yemeleri, en sonunda biriyle anlaşıp otelin adını söylememizle taksicinin yüz metre kadar gidip gitmeden aha burası oteliniz demesi, parayı cebe koyarken ki şukran deyişi, luxor da ki tapınakları, kalıntıları 2 günde bitirememiz, artık gına gelmesi, nil üstünde ki felucca* turu, banana island ı, ata binip ağa gibi köy köy dolaşmamız.... *
giza da gizem dolu(!)* keops, kefren, mikerinos piramitleri, allem kullem edip yok sen türksün yok sen müslümansın sana beleş deyip deveye bindirmeleri, üç beş fotoğrafımı çekip tenha yerde indirmeleri, ardından bahşiş bahşiş diye kavga etmeleri....
iskenderiye nin meşhur kütüphanesi, nefis mango suyu, kalesi, botanik bahçesi...
ve malesef gidilemeyen sharm el sheikh i ve hurghada sı....
insanları konusunda halkın türklere karşı bir sempatisi var ama çok turistik bir ülke olduğundan ve insanların fakirliğinden malesef çoğu turistlerden koparacağı paraya bakıyor ve genel mantık geçirebildiğin kadar geçir.
mısırlı bir arkadaştan öğrendiğim kadarıyla ülkede 3 çeşit fiyatlandırma varmış.
ilki normal fiyat mısırlılar için, ikincisi orta ölçekli kazık fiyat mısırlı olmayan araplar için, üçüncüsü ise ecnebi fiyatı yani bildiğin tükürüksüz geçirme politikası...
daha niceleriyle dediğim gibi inanılmaz bir tecrube mısır.
fakat bir hafta bu tecrubeleri edinmek için yeterli olacaktır.
fazlası için, benim gibi eğitim uğraşınız falan yoksa yada mısır tarihi delisi değilseniz sakın ha derim..
okulum kahire deydi ve gezmeler dışında zamanımın büyük kısmı kahire de geçti.
öncelikle medeniyetin doğduğu topraklar olduğu doğrudur fakat medeniyet denen o tek dişi kalmış canavarın oralardan göçeli baya olmuş.
altı ay kalma düşüncesiyle gidip bir ayda gezilecek yerlerini bitirip apar topar kendimi suriye ye attığım ülke.
fakat herşeye rağmen inanılmaz tecrubeler edinmedim de değil. o kadar pisliğin, kokunun, yokluğun, trafik çilesinin içinde insanların nasıl hiçbir şeyi umursamadan yaşadıklarını gördüm.
siyah-beyaz çöl de* 4x4 araçlarla safari, içecek sınırlı ve tüm gün güneş altında arabada kalıp ateş gibi olmuş su, hava kararınca şu fani ömrü hayatımda gördüğüm en parlak yıldızlarla kaplı gökyüzünün altında kurulan hayaller, şöförlerin jeeplerden udu defi çıkarıp çaldıkları arap müziği, japon kolombiya ingiliz italyan kızlarının kamp ateşi etrafında ki belly dance çabaları, etrafımızda dolaşan tilkilere aldırış etmemeye çalışılıp uyuma, başaramama...
gene şu fani ömrü hayatta ilk defa yataklı tren le gece yolculuğu, sabaha luxor, yoldaşımın altın sarısı bir alman olması ve bütün taksicilerin nazarını bize çekişi, bizi otele götürmek için bir saat başımızın etini yemeleri, en sonunda biriyle anlaşıp otelin adını söylememizle taksicinin yüz metre kadar gidip gitmeden aha burası oteliniz demesi, parayı cebe koyarken ki şukran deyişi, luxor da ki tapınakları, kalıntıları 2 günde bitirememiz, artık gına gelmesi, nil üstünde ki felucca* turu, banana island ı, ata binip ağa gibi köy köy dolaşmamız.... *
giza da gizem dolu(!)* keops, kefren, mikerinos piramitleri, allem kullem edip yok sen türksün yok sen müslümansın sana beleş deyip deveye bindirmeleri, üç beş fotoğrafımı çekip tenha yerde indirmeleri, ardından bahşiş bahşiş diye kavga etmeleri....
iskenderiye nin meşhur kütüphanesi, nefis mango suyu, kalesi, botanik bahçesi...
ve malesef gidilemeyen sharm el sheikh i ve hurghada sı....
insanları konusunda halkın türklere karşı bir sempatisi var ama çok turistik bir ülke olduğundan ve insanların fakirliğinden malesef çoğu turistlerden koparacağı paraya bakıyor ve genel mantık geçirebildiğin kadar geçir.
mısırlı bir arkadaştan öğrendiğim kadarıyla ülkede 3 çeşit fiyatlandırma varmış.
ilki normal fiyat mısırlılar için, ikincisi orta ölçekli kazık fiyat mısırlı olmayan araplar için, üçüncüsü ise ecnebi fiyatı yani bildiğin tükürüksüz geçirme politikası...
daha niceleriyle dediğim gibi inanılmaz bir tecrube mısır.
fakat bir hafta bu tecrubeleri edinmek için yeterli olacaktır.
fazlası için, benim gibi eğitim uğraşınız falan yoksa yada mısır tarihi delisi değilseniz sakın ha derim..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar