bugün
- sarı renkli şeker tarafından tehdit altındayım9
- mor semsiyeli yabanci9
- velvet24
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı30
- her şeye sahip insan mutsuzluğu11
- spotify blend list yapmak istenilen yazarlar5
- dünyanın en değerli şeyi4
- çoluk çocuk işler peşinde koşan tipler3
- herkese pas veren kız barselonada oynasın10
- yoğurt mayalamasını bilen erkek6
- kimsenin size söylemeyeceği bilmeniz gereken şey3
- akide şekeri yiyip radyo dinlemek4
- evde yoğurt yapmak5
- peugeot 404 ile total benzinliğine girmek2
- türk ile kürt'ü rakip sanmak5
- arabaları yan yana park edip öpüşmek2
- bütün gece sokaklarda seri katilin izini sürmek5
- tarım teknolojisinin gerekliliği2
- mehdi cennet vatanda3
- evliliğin anlamı12
- en iyi sayısal zeka hangi meslektedir sorunsalı10
- 0 0 72
- tarım teknolojisi2
- beyazconverse nickli yazar erkek mi5
- selahattin eyyubi türktü4
- ismet gürbüz8
- halife olacağım7
- her şeyden anlayan adam edası5
- türkiye türklerin ve kendini türk hissedenleridir7
- kürtsüz türkiye10
- ne boş insanlarsınız2
- anın görüntüsü33
- yazarların bu seneki tatil yeri tercihi8
- sevilen insanın arkadan vurması2
- hilafet gelsin mi6
- fenerbahçe15
- nervio hamferdi9
- zafer ve iyi partinin ortak adayı mansur yavaş8
- ben camiye gidiyorum3
- ülkücülük vs atsızcılık vs atatürkçülük7
- süt kardeşler filmindeki zenci kadın3
- ülkücülerin gerçek yüzleri6
- 15 ağustos 2026 gençlerbirliği fenerbahçe maçı19
- aleyna tilki3
- windows 983
- buddy dude3
- sözlüğün kırbacı6
- alexander sörloth3
- 16 ağustos 2026 amed erzurumspor maçı5
- uludağ sözlük yapay zeka moderatörü6
entry'ler (61)
o uyduruk sitelerinde "araçlarımızın güvenli, konforlu ve düzenli olması yanında öğretim yılı boyunca sabit fiyat garantisi taahhüdümüzdür." yazar ve bu taahhüdümüzdür kısmının altı çizilidir. ancak her sene zammı sokuştururlar. öğrenci 7 tl olmuş. hiç beddua etmedim, edesim geliyor. insanları mecburiyetleri yüzünden zor durumda bırakan, başka seçenekleri olmadığını bilen insanların yaptıklarından tiksiniyorum.
bugün kendimi çok kötü hissettim sözlük. lisede çok yakın bir arkadaşım vardı. her zaman destek olurdu bana, beni yalnız bırakmayacağından ve her düştüğümde elimi tutacağından öylesine emindim ki.. o düşse ben koşardım ardından, güvenirdik birbirimize. çoğu kez tartışırdık ama barışmayı bilirdik. güvenebileceğim, sığınabileceğim tek insandı o benim için. sanırım ben dostluğu onunla öğrendim, ne kadar kızsam da ona, yokluğu çok koydu bugün bana. kimse onun gibi değil. yeni okulumda, sınıfımda en iyi kalpli dediğim insana bile güvenemedikten sonra ne anlamı var ki arkadaşlığın? yol boyunca kendime, yaşadıklarıma, arkadaşlıklarıma ağladım. küçücük bir olay belki bugün yaşadığım ama etkisi ruhumda uzun süre kalacak. en azından bir kişiye dostum demeyi dilerdim. insanları tanıdıkça mı büyür insan? ben bu yüzden mi büyüyemiyorum ve neden gözyaşlarım akıp duruyor, neden umursamaz olmayı beceremiyorum ben?
aslında insanları tanıtma huyum yoktur. her insan yaşanarak öğrenilir. ama anlatmam gerek. dünyanın zıvanadan çıkmış bir yer olduğu düşünen, insanların bencilleşip birbirini sömürdüğü bu düzende insan gibi insanın kalmadığını düşünenler için bir umut ışığı yakarım belki. insanlara umut verir, karşılarına böyle bir insanın günün birinde çıkacağına olan inançlarını güçlendiririm. en azından dünya üzerinde böyle biri yaşıyorsa umudun hiçbir zaman bitmeyeceğini anlatırım insanlara. iki yıl önce, ağlayarak ve korkarak girdiğim okulumda, çekingen bir merhabayla başladı arkadaşlığımız. ben çekingendim, onun içinde de utangaç bir küçük çocuk göz kırpıyordu bana. Marmara'nın uçsuz bucaksız denizinden, çok sevdiği, gözünde kocaman bir deniz ülkesi olan kentinden ayrılmış,Ege'nin sıcak kumsallarına vurmuş, ürkek bir balık... gözlerine bakmayan onun özlemini, beklentilerini, çocuk yüreğini anlayamazdı. ama ben onun gözlerine baktım, orda sıcaklık buldum, sevgiye adanmış küçük yüreğini, dostluk için çarpan kalbini buldum. herkesin çıkarına göre karşısındakine sevgi gösterdiği bir ortamda, o koşulsuz şartsız el uzattı herkese. bana da el uzatmasa ben böyle bir insanı tanımayacaktım. o çok sevdiği çizgi film karakterini her gördüğümde gülümsemeyecektim, o bana hediye ettiği küçük şirine baktığımda onun çocuksu ruhu aklıma gelmeyecek ve gözlerim dolmayacaktı. ve o bu kadar çaresiz ve yalnızken yanında olamadığım için canım acımayacaktı... iyi ki varsın, iyi ki hayatımdasın ve dilerim ki hep yanımda olasın. senin gibi bir ablaya sahip olduğu için çok şanslı olan, gamzeleri bile sana benzeyen o güzel kardeşin hastaneden çıktığında, sana kocaman sarıldığında, onun diyeceği şeyi de biliyorum: "iyi ki varsın."
bir gecede ağlayarak bitirdiğim hayatı sorgulatan kitap.
insanların ne durumda olduğunu görmemek için 3 maymunu oynayanların söylemi.
şerefsizlik. nokta.
o da bir şey mi sınıfta yanyana okuyorum ben bu şerefsizlerle. defolun gidin artık!
anlayamıyorum. hocalar dahil herkesin dilinde: insanlık ölmüş. yorumlara bakın, batıdaki insanların insanlığı ölmüş . sorarım size insanlık öldüyse bu kadar yardım nereden geliyor? herkes neden seferber yardım toplamak için? oğlu geçen hafta şehit edilmiş anne nasıl maaşını bağışlıyor? asıl sorun ne biliyor musunuz? gencecik fidanlar şerefsiz itler yüzünden toprağa düşerken çok sevgili doğulu vatandaşlarımızın kılının kıpırdamaması, şehide gösterdiğimiz saygının ve desteğin saçma bir yaygara olduğunun kendileri tarafından düşünülmesi ama sırf kendi coğrafyalarından insanlar öldü diye seferber olup bir iki yorum görünce isyana kalkışmaları. daha ne kadar gösterebiliriz insanlığı? yeter artık ayrımı yapan da, acıyı tek taraflı yaşayan da sizsiniz. iğreniyorum hepinizden.
maalesef nankörlüğün daniskasıdır. gördüğümde çıldırdığım yazıdır. küfretmeme sebep olacak yazıdır. vanlı mıdırlar bilemeyiz. tek bildiğim şerefsiz olduklarıdır. beş parmağın beşi bir değil deyip masum bebeklere, günahsız insanlara yardım göndermeye devam ediyoruz. tek temennimiz yardımların şerefli insanların eline geçmesidir.
gönlü güzel, kendi güzel, sesi güzel insan.
acaba okumasam tercihlerim ne yönde gelişirdi diye düşündüğüm olmuştur. her cümlesi, her kelimesi mi bu kadar etkiler, bu kadar acıtır insanı. kimbilir kaç kez okudum, kaç kez izledim dizisini. bıkmadın mı diyenlere inat, bıkmıyorum okumaktan ve izlemekten. munisenin ölümünü her okuduğumda, feridenin yalnızlığını her içime çekişimde fark etmeden gözlerim dolar. her seferinde kamrana nefretle dolar içim. her seferinde ferideye hayranlıkla karışık yakınlık hissi. bir insanın yazabileceği en güzel kitap. mutlaka okuyun, okutun.
muhteşem ötesi türk filmi. eski türk filmlerine bayılmamın nedenlerinden biri. bir kadının aklı ve kalbi arasında kalması ne acı...cahit berkaya ait olan müziği de muhteşemdir. hani insanın gönül teline dokunur derler ya işte o tanıma uygun bir müzik. tabiki esin enginden sonra. esin enginin dizi ve film müziklerinin (özellikle çalıkuşu dizisinin) dinlenmesi (şiddetle değil güzellikle) tavsiye edilir.
ne güzel filmdir. eski türk filmlerinin en muhteşemlerinden. türkan şorayı bir bu filminde çok beğenirim, bir de selvi boylum al yazmalım da. çalıkuşunda aynı başarıyı gösterememiştir ama olsun. herkes her şeyde başarılı olmak zorunda değil.
sözlük kardeşliği. nefret yok, barış var.
görmek istediğim yer. abartıldığı kadar var mı merak konusu.
lanet otobüs şirketi. manisa-izmir arasında ulaşım yapan tek seyahat acentası. mafya oldukları söylentiler arasında. bu iki şehir arasında başka bir otobüs firmasının olmaması da bu olasılığı güçlendiren nedenler arasında. insaf yahu insaf, her gün yüzlerce öğrenci gidip geliyor, başka bir otobüsle gitme ihtimalleri de yok, sen gel zam yap yine. öğrenci 6 tl olmuş. yarım saat yol, yarım saat! yetkililer duyun sesimi! aradığım yetkiliye yine ulaşılamıyor, hepsi üç maymunu oynamakla meşgul.
özlediğim insan. ama o özlemedi mi bilinmez.
''insanların artık anlamaya zamanları yok. dükkanlardan her istediklerini satın alıyorlar. ama dostluk satılan bir dükkan olmadığı için dostları yok artık.'' en akılda kalıcı cümlelerinden biri. çocuk kitabı olduğu halde büyüklerin daha çok okumasının nedeni sanırım çocuklukta kalmış duygularını yeniden kazanma isteği.
muhteşem kitap. kadın olmanın zorluğunu bir kez daha, bu kez gözyaşlarıyla okudum. ah meryem, leyla... tek suçunuz kadın olmak mı?
yeni keşfettiğim muhteşem roman. itiraf ediyorum çalıkuşuna benzer yanlarının olduğunu duyup, meraktan okudum. kızın öğretmen olması, yatılı okulda büyümesi ve aşk uğruna evden kaçması benzer bir yan teşkil edebilir fakat kurgu yönünden tamamen farklı. çalıkuşunda feride, kamranın ihaneti yüzünden evden kaçmıştı. oysa jane eyredeki erkek baş kahramanımız rochester janeyi aldatmamıştır. rochester hatalı olabilir ancak kamran kadar karaktersiz değildir.(yine kamran nefretim depreşti.)velhasıl güzel kitap, tavsiye edilir. 2006 yapımı 4 bölümlük bir dizisi de mevcut, o da tavsiye edilir.