bugün
- kolye67
- sözlük obezlerinin fotoğrafları11
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak10
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- papatya5
- nervio'nun arkadaşının eline asık olmak5
- evi ev yapan şeyler14
- ankara8
- almanya9
- sarı teker kim sorunsalı7
- jeffrey epstein6
- çalışmak isteyen bağyan kişilik4
- anadolu çomarları7
- bileklik19
- hangimiz sevmedik2
- fenerbahçe 3 alanyaspor 02
- fenerbahçe17
- sözlük bitmiş arkadaşlar4
- bu ekonomide hala kadın çalışmamalı diyen tip7
- galatasaray19
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı6
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- yalnızlık ömür boyu2
- tır şoförü olmayı istemek13
- beşiktaş17
- kedi9
- lale2
- karısı çalıştıran erkek gitsin vurdursun9
- uzun yola gitmeyi özlemek2
- bugün sözlüğün sakin olması2
- seren serengil7
- sabah 6:00'da nervionun resmine bakarak rakı içmek12
- giriş yapınca sözlüğün kalitesini yükselten yuzır2
- kadınların çalışması3
- kim kimi neden sevmiyor14
- yogartiksen40
- gül3
- uludağ sözlük yapay zeka moderatör prompt'u8
- anın görüntüsü20
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- benim de devletim olsun diyen kürt11
- gençlerbirliği 0 galatasaray 14
- türkiye17
- çiçek taksi2
- sevgiliye cartier hediye etmek6
- eskortluk yapan sözlük yazarı25
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- zebra4
- timsah7
- saat4
entry'ler (490)
%90 nı sahte olan aşkların caka satacağı gün.
bugun de hem hüzün olarak hem de kahkaha olarak yardırmıştır fakat sedefin ananesi sedefe neden leyla diye seslenmiştir? bir dizi hatası mı yoksa başka bişey mi?
edit:çözebilen varsa beri gelsin
edit:çözebilen varsa beri gelsin
kız istenirken meydana gelen durum.
--spoiler--
2 gündür bir tuhafım, duygularım altüst oldu...
17 ağustos depremini yaşadım ben, 1 ay çadırda kaldım. tanıdığım insanları toprağa verdim. deprem sabahı ilk kez ekmek kuyruğuna girdiğimde nasıl ağladığımı bir ben bilirim. çünkü daha üç beş saat önce burun kıvırdığım ne varsa hepsine muhtaç olmuştum! karnım açtı ve bir somun ekmek için hiç tanımadığım insanlarla birlikte, pijamalarımın içinde kuyruğa girmiştim, yüzümde sarı bir maske vardı, terli ve pistim...
aradan geçen bunca yıla rağmen beton blokların altından çıkarılan insanların cesetlerini hiç unutamam, yüzlerine kan oturmuş, morarmış, gözü açık cesetler...tenleri ezilmiş, saçları tozdan topraktan bembeyaz olmuş insan cesetleri... ama artık onları görmek o kadar sıradanlaşmıştı ki şaşıramıyordum bile. yaz sıcağının ortasında susuzluktan kırıldığımız, günümüzü yardım kuyruklarında geçirdiğimiz, hastalandığımız, yoğurt kaplarına kuru fasulye ve pilav doldurabilmek için yemek dağıtan tırın arkasında yarım saat beklediğimiz günlerdi.
geçmedi o günler. en azından bende hiç geçmedi, geçmeyecek. her depremde aynı acıyı yeniden yaşıyorum, yeniden giriyorum o kuyruklara, yeniden görüyorum kireçlenmiş sıra sıra mezarları, cesetleri ve çaresizliği.
aynı acıyı van depremiyle yeniden yaşadım. görüntüleri izleyemedim, haberleri okuyamadım, olabildiğince uzak kalmaya çalıştım. çünkü deprem konusu bende artık travmaya dönüşmüştü. fakat dün bir şekilde, van depreminden sonra twitter'da yazılanları okudum. "allah'ın sopası yokmuş, onlara iyi olmuş, şimdi kendileri düşünsünmüş..."
insanlığımdan utandım, başkası adına utandım, ezildim, içim almadı yazılanları. "yanlış okusam." dedim, "şaka olsa..." dedim, "yanlış anlamış olsam keşke..." dedim ama her geçen dakika arttı bu düşünceler. şaşırdım, üzüldüm, tekrar tekrar okudum, her seferinde daha da şaşırdım. ne hissedeceğimi, ne yazıp söyleyebileceğimi bilemedim. saldırganlıkları karşısında, zavallılıkları karşısında çaresiz kaldım. dimağımdaki kelimeler, kalbimdeki duygular, sözlüğümdeki sıfatlar yetmedi onları tanımlamama, tanımlayamadım.
şişli'ye yakın oturuyorum. belediyenin yardım konvoylarına katkıda bulunmak istedim. evde kullanılmayan eşyalarım vardı, kışlıkları ayırırken artık giyemeyeceklerimi (küçük gelenler ya da alıp da bir türlü giyemediklerimi) toparladım, atkılar, bereler, kazaklar, gömlekler, pantolonlar, havlular, çarşaflar...yakın zamanda anneme götürüp ihtiyacı olanlara dağıtmasını isteyecektim. ama bugün onları aldığım gibi belediyenin yardım konvoyuna teslim ettim. içlerine de not yazdım "sizin yanınızdayız, yalnız değilsiniz...istanbul'dan sevgilerle..." diye.
bir arkadaşımın benim için ördüğü, neredeyse 2 metrelik yün atkıyı da koydum bavula, keşke daha fazlasını yapabilseydim, keşke gidebilseydim oraya, ama böyle de bir işe yararsam, o atkımla bir kişi ısınırsa daha da bir şey istemem.
şimdi ben bu depreme sevinen, "insan" demeye dilimin varmadığı kişilere ve bu depremden yola çıkıp "yaaa gördünüz mü, işte böyle olur..."culara sormak istiyorum:
17 ağustos 1999'da ölen 15 günlük bebekler kimin cezasını çekti?
17 ağustos 1999'da ölen 30 bin insan evlâdı neyin kefâretini ödedi?
17 ağustos 1999'da ölmeden mezara giren onbinlerce insanın suçu neydi? neyin bedeliydi bu yaşadıkları?
acının ırkı mı olur? sönen ocağın milliyeti mi olur? biz bu memlekette soykırım mı yapmaya çalışıyoruz da haberimiz yok?
ne ara böyle çarpık duygulara sahip oldunuz, hangi anne-baba sizi böyle yetiştirdi, nasıl bir sistem beyninize soktu bu düşünceleri? nasıl bir ruh hastalığı sizinki? nasıl bir kafa?
benim aklım almadı, midem almadı sizin yazdıklarınızı, söylediklerinizi. sizin için söyleyebileceğim tek bir şey var:
bugün küçümsediğiniz, güldüğünüz, acısını umursamadığınız insanları anlamak için, onlarla aynı acıları yaşamanız gerekmez umarım.
siz insansanız, ben değilim.
--spoiler--
2 gündür bir tuhafım, duygularım altüst oldu...
17 ağustos depremini yaşadım ben, 1 ay çadırda kaldım. tanıdığım insanları toprağa verdim. deprem sabahı ilk kez ekmek kuyruğuna girdiğimde nasıl ağladığımı bir ben bilirim. çünkü daha üç beş saat önce burun kıvırdığım ne varsa hepsine muhtaç olmuştum! karnım açtı ve bir somun ekmek için hiç tanımadığım insanlarla birlikte, pijamalarımın içinde kuyruğa girmiştim, yüzümde sarı bir maske vardı, terli ve pistim...
aradan geçen bunca yıla rağmen beton blokların altından çıkarılan insanların cesetlerini hiç unutamam, yüzlerine kan oturmuş, morarmış, gözü açık cesetler...tenleri ezilmiş, saçları tozdan topraktan bembeyaz olmuş insan cesetleri... ama artık onları görmek o kadar sıradanlaşmıştı ki şaşıramıyordum bile. yaz sıcağının ortasında susuzluktan kırıldığımız, günümüzü yardım kuyruklarında geçirdiğimiz, hastalandığımız, yoğurt kaplarına kuru fasulye ve pilav doldurabilmek için yemek dağıtan tırın arkasında yarım saat beklediğimiz günlerdi.
geçmedi o günler. en azından bende hiç geçmedi, geçmeyecek. her depremde aynı acıyı yeniden yaşıyorum, yeniden giriyorum o kuyruklara, yeniden görüyorum kireçlenmiş sıra sıra mezarları, cesetleri ve çaresizliği.
aynı acıyı van depremiyle yeniden yaşadım. görüntüleri izleyemedim, haberleri okuyamadım, olabildiğince uzak kalmaya çalıştım. çünkü deprem konusu bende artık travmaya dönüşmüştü. fakat dün bir şekilde, van depreminden sonra twitter'da yazılanları okudum. "allah'ın sopası yokmuş, onlara iyi olmuş, şimdi kendileri düşünsünmüş..."
insanlığımdan utandım, başkası adına utandım, ezildim, içim almadı yazılanları. "yanlış okusam." dedim, "şaka olsa..." dedim, "yanlış anlamış olsam keşke..." dedim ama her geçen dakika arttı bu düşünceler. şaşırdım, üzüldüm, tekrar tekrar okudum, her seferinde daha da şaşırdım. ne hissedeceğimi, ne yazıp söyleyebileceğimi bilemedim. saldırganlıkları karşısında, zavallılıkları karşısında çaresiz kaldım. dimağımdaki kelimeler, kalbimdeki duygular, sözlüğümdeki sıfatlar yetmedi onları tanımlamama, tanımlayamadım.
şişli'ye yakın oturuyorum. belediyenin yardım konvoylarına katkıda bulunmak istedim. evde kullanılmayan eşyalarım vardı, kışlıkları ayırırken artık giyemeyeceklerimi (küçük gelenler ya da alıp da bir türlü giyemediklerimi) toparladım, atkılar, bereler, kazaklar, gömlekler, pantolonlar, havlular, çarşaflar...yakın zamanda anneme götürüp ihtiyacı olanlara dağıtmasını isteyecektim. ama bugün onları aldığım gibi belediyenin yardım konvoyuna teslim ettim. içlerine de not yazdım "sizin yanınızdayız, yalnız değilsiniz...istanbul'dan sevgilerle..." diye.
bir arkadaşımın benim için ördüğü, neredeyse 2 metrelik yün atkıyı da koydum bavula, keşke daha fazlasını yapabilseydim, keşke gidebilseydim oraya, ama böyle de bir işe yararsam, o atkımla bir kişi ısınırsa daha da bir şey istemem.
şimdi ben bu depreme sevinen, "insan" demeye dilimin varmadığı kişilere ve bu depremden yola çıkıp "yaaa gördünüz mü, işte böyle olur..."culara sormak istiyorum:
17 ağustos 1999'da ölen 15 günlük bebekler kimin cezasını çekti?
17 ağustos 1999'da ölen 30 bin insan evlâdı neyin kefâretini ödedi?
17 ağustos 1999'da ölmeden mezara giren onbinlerce insanın suçu neydi? neyin bedeliydi bu yaşadıkları?
acının ırkı mı olur? sönen ocağın milliyeti mi olur? biz bu memlekette soykırım mı yapmaya çalışıyoruz da haberimiz yok?
ne ara böyle çarpık duygulara sahip oldunuz, hangi anne-baba sizi böyle yetiştirdi, nasıl bir sistem beyninize soktu bu düşünceleri? nasıl bir ruh hastalığı sizinki? nasıl bir kafa?
benim aklım almadı, midem almadı sizin yazdıklarınızı, söylediklerinizi. sizin için söyleyebileceğim tek bir şey var:
bugün küçümsediğiniz, güldüğünüz, acısını umursamadığınız insanları anlamak için, onlarla aynı acıları yaşamanız gerekmez umarım.
siz insansanız, ben değilim.
--spoiler--
kürtle pkklıyı ayırmak gerekir ki ayrıca orda sadece kürt halkı yok öğretmen olan doktor olan türk insanı da var.
acaba bi yakınımız bi görev dolayısıyla orda bulunsa yine aynı şeyleri düşünür müydük?
acaba bi yakınımız bi görev dolayısıyla orda bulunsa yine aynı şeyleri düşünür müydük?
an itibariyle tekrar soyunmalara başlamıştır.
en şişko olan kaleye geçerdi.
neymiş efendim türkiye cumhuriyetinde bölücülük yapıyormuşuz bak bak sen şuna! bu söylemin bir gönül cumhuriyeti olduğunu anlayamacak kadar akıllı(!) olanların dile getirdikleri yargı.
pamukkale turizm in bazı otobüslerinde vardır.
kültürlü,bireysel ahlak sahibi,zenginim yani. ardayım ben.
ey 'o' kişisi forsa seni ne kadan da çok seviyor bi bilsen.kıymetini bil !
onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine...
onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine...
uyuyun lan
ibneler ...
ibneler ...
su topu olmadığı kesin canlar !
edit: bildiğiniz başka bi oyun varsa onu oynayalım.
edit: bildiğiniz başka bi oyun varsa onu oynayalım.
https://www.youtube.com/watch?v=L43PFSWdnCY ilk değildir.ilginç ama gerçek.
bildiğiniz başka bi oyun varsa onu oynayalım !
biz bişey bulamadık isterseniz bi de pes'e gidin. *