bugün
- yazarların favori oyun karakteri8
- futbol12
- brezilya7
- para mı aşk mı sorunsalı8
- sözlük yazarlarının favori dizisi9
- her şeyden önce sadece allah'ın zihni vardı2
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı18
- süper lig7
- 22 ağustos 2026 espanyol real madrid maçı2
- sözlük yazarlarının en son okuduğu kitaplar5
- türkiye5
- gezicilerin polisten dayak yerken çıkardığı sesler7
- araplar kuzey kıbrıs'ı neden tanımıyor5
- intihar aforizmaları2
- telefonunuzu alabilir miyim diyen hatun2
- milan skriniar8
- türkiyede korku yazarının olmaması3
- üniversite okumanın gereksiz olması9
- gece yürüyüş yapmak2
- telekinezi3
- yaprak3
- bir şey yokken gelen bir şey var hissi2
- kanada3
- 22 ağustos 2026 çorum kasımpaşa maçı5
- türkiye savaşa girerse yanında yer alacak ülkeler2
- nasreddinhoca3
- madencilerin beştepe'ye yürüyeceğiz demesi4
- nelerin koleksiyonu yapılabilir2
- kasımpaşa4
- çorum4
- kasımpaşa sk4
- çorum fk4
- alçak puşt3
- fenerbahçe21
- nervio varıdı nerede o11
- fransa2
- türkiyenin savaşta olduğu gerçeği2
- sürekli peki neyse diyen kız2
- osuruktan şiirler89
- kafede yalnız oturan insan2
- 70 sene sonra burası ölü insanların anısı olacak2
- 22 ağustos 2026 rizespor samsunspor maçı3
- en sevdiğiniz türkçe kelime2
- laik teyzelerin fenotipi2
- uludağ sözlüğün inci sözlük clonuna dönüşmesi3
- arkadaşlar sizce bu kürt nasıl3
- tai lung26
- fabrikada tütün saran kız2
- güneş2
- imralı basılsın apo piçi asılsın6
entry'ler (1571)
(bkz: nar çiçekleri)
kendi çapımda bu yazar kişisini sözlüğünonur öymen'i ilan ettim. zamanın birinde mahlasımın altına bilgiden yoksun olarak gördüğüm konusu itibariyle dersim katliamı ve baş tacı sabiha gökçen ile ilgili bir entry yazmış, üstelik rahmetli nineme de gönderme yapmış* çok kale almayıp, ergenlik dönemi sivilcesi olarak görmüştüm kendisini, aradan da baya bir zaman geçmiş artık sivilcesi patlamış ve o ergen dönemim heycanından çıkmıştır düşüncesiyle kendisine sahip olduğu bilginin yanlış olduğunu ve doğrusunu öğrenmesi için yardımcı olmayı gerekli gördüm... kendisinin beni anlayabileceği en basit ve en yalın haliyle bu konuyu az ve öz bir şekilde açıklarsak eğer, sabiha gökçen dersim katliamına bizzat gönüllü olarak katılmıştır. neyse ki bu iddialarımızı kanıtlayacak kendi beyanı vardır.
sabiha gökçen'in Atatürk ile Bir Ömür Böyle Geçti kitabından kendisine ait bir ifade;
--spoiler--
"Eskişehir'de Tayyare Alayı'nda staj gördüğüm günlerden birinde uçuştan indiğimde bölükteki fevkaladelik dikkatimi çekti. Hemen sordum. Bizim bölüğün Dersim Harekatı'na katılma emrinin geldiğini söylediler. Kalbim küt küt atmaya başlamıştı. Derhal bölük kumandanımıza koştum. (...) O da alay komutanına gönderdi. (...) Özel müsade lazımdı. (...) Hemen Çankaya'ya koştum. Atatürk beni karşısında görünce, önce hayret etti. Arzumu anlamıştı. Daha doğrusu kendisine isteğim iletilmişti. Bu bakımdan ben daha birşey söylemeden Atatürk konuşmaya başladı. (...) "Bak Gökçen, seni çok takdir ederim. Orada da görevini başaracağına inancım tam. Ancak çarpışacağın insanların eline düşersen, sana fena muamele etmelerinden korkarım. Buna çok üzüleceğimi bilirsin." Ben, 'Emin olunuz, kendimi onlara diri diri teslim etmem' dedim. (...) Hedef doğrudan Dersim'di.
--spoiler--
bu noktada dersime giden ve dersim katlimanın baş mimarlarından biri olan sabiha hanımın orada dersim halkının üstüne çiçek yağdırmadığını munzur çayının günlerce kan akmasından da anlayabiliriz yahut emekli general MUHSiN BATUR'un "anılar ve görüşler" adlı anı kitabında bahsettiği ve oldukça düşündüren şu cümlelerinden de anlayabiliriz.
--spoiler--
"Günlerden bir gün emir geldi, tren yoluyla Elazığ'a vardık, oradan da ilk durak Pertek olmak üzere harekete geçtik. iki aya yakın Dersim'de görev yaptım. Okuyucularımdan özür diliyorum ve yaşantımın bu bölümünü anlatmaktan kaçınıyorum."
--spoiler--
hakkında cilt cilt kitaplar yazılacak bir katliamın küçük bir unsurunu gerek vakit darlığı gerekse yazar kişisinin yaşayacağı hayal kırıklığının boyutunu aza indirmek için kısa kesiyorum.
bu da sözlük formatı için gelsin;
tanım: doğru bilgiler ışığında bir mücadele dilediğim güzide insan.
sabiha gökçen'in Atatürk ile Bir Ömür Böyle Geçti kitabından kendisine ait bir ifade;
--spoiler--
"Eskişehir'de Tayyare Alayı'nda staj gördüğüm günlerden birinde uçuştan indiğimde bölükteki fevkaladelik dikkatimi çekti. Hemen sordum. Bizim bölüğün Dersim Harekatı'na katılma emrinin geldiğini söylediler. Kalbim küt küt atmaya başlamıştı. Derhal bölük kumandanımıza koştum. (...) O da alay komutanına gönderdi. (...) Özel müsade lazımdı. (...) Hemen Çankaya'ya koştum. Atatürk beni karşısında görünce, önce hayret etti. Arzumu anlamıştı. Daha doğrusu kendisine isteğim iletilmişti. Bu bakımdan ben daha birşey söylemeden Atatürk konuşmaya başladı. (...) "Bak Gökçen, seni çok takdir ederim. Orada da görevini başaracağına inancım tam. Ancak çarpışacağın insanların eline düşersen, sana fena muamele etmelerinden korkarım. Buna çok üzüleceğimi bilirsin." Ben, 'Emin olunuz, kendimi onlara diri diri teslim etmem' dedim. (...) Hedef doğrudan Dersim'di.
--spoiler--
bu noktada dersime giden ve dersim katlimanın baş mimarlarından biri olan sabiha hanımın orada dersim halkının üstüne çiçek yağdırmadığını munzur çayının günlerce kan akmasından da anlayabiliriz yahut emekli general MUHSiN BATUR'un "anılar ve görüşler" adlı anı kitabında bahsettiği ve oldukça düşündüren şu cümlelerinden de anlayabiliriz.
--spoiler--
"Günlerden bir gün emir geldi, tren yoluyla Elazığ'a vardık, oradan da ilk durak Pertek olmak üzere harekete geçtik. iki aya yakın Dersim'de görev yaptım. Okuyucularımdan özür diliyorum ve yaşantımın bu bölümünü anlatmaktan kaçınıyorum."
--spoiler--
hakkında cilt cilt kitaplar yazılacak bir katliamın küçük bir unsurunu gerek vakit darlığı gerekse yazar kişisinin yaşayacağı hayal kırıklığının boyutunu aza indirmek için kısa kesiyorum.
bu da sözlük formatı için gelsin;
tanım: doğru bilgiler ışığında bir mücadele dilediğim güzide insan.
ferzende kaya'nın öncülüğünde esmer dergisinden ayrılan yazarların oluşturdugu yeni bir dergi.
http://www.multikulti.com.tr/
http://www.multikulti.com.tr/
roma hukuku dalında türkiye'nin sayılı hocalarından biridir. başkent üniversitesi hukuk fakültesinin dışında ankara'da birçok vakıf üniversitesinde de görev yaptığı için sınavları diğer üniversitelerde sorduğu sorular ile hemen hemen aynıdır.
(bkz: gürgan çelebican)
(bkz: gürgan çelebican)
diyarbakır beş nolu, mehdi zana'nın "vahşetin günlüğü" adlı kitabıyla aynı konuları işleyen ve diyarbakır cezaevinin soğuk duvarları arkasında yaşanan acımasızlığın ve vahşetin gözler önüne çıkarıldığı "deng" yayınlarından çıkan bayram bozyel kitabıdır.
--spoiler--
bayram bozyel, "Disko" denilen işkencehanede çırılçıplak Filistin askısına asılışını, cinsel organından ve serçeparmağından elektrik verilişini, kalaslarla öldürülesiye dövülüşünü, tabanları yarılıncaya dek falakada yatırılışını ayrıntılarıyla anlatıyor.
Kış soğuğunda üzerlerine hortumla basınçlı soğuk su fışkırtılan mahkûmların neden zatürre olup öldüğünü kestirmek zor değil.
Lağım çukurlarında yüzdürülüp başları postallarla suya batırılanların, makatına cop sokulanların, "Co adlı köpeğe" esas duruşta tekmil verdirilenlerin, eğlence için canlı kurbağa, fare dışkısı ya da kusmuk yedirilen, sidik içirilenlerin, niye intihar ettiklerini tahmin etmek de zor değil.
Falakadan sonra arkadaşını sırtına alıp durmaksızın koşması istenirken dövülenlerin, niye "ölüm orucuna" yattığını, sonra niye "dağa çıktığını" düşünebilmek de zor değil.
Hele istiklal Marşı'nın bütün kıtalarını ezberleyemediği veya koğuş sorumlusunun cümle cümle okuduğu Atatürk'ün hayatını yeterince yüksek sesle tekrarlamadığı ya da koşarken "Her Türk asker doğar" diye haykırmaya mecali kalmadığı için öldüresiye dövülenleri öğrenince, bu toplumun cumhuriyetten, Atatürk'ten neden, nasıl soğutulduğunu anlamak da zor değil.
can dündar...
--spoiler--
--spoiler--
bayram bozyel, "Disko" denilen işkencehanede çırılçıplak Filistin askısına asılışını, cinsel organından ve serçeparmağından elektrik verilişini, kalaslarla öldürülesiye dövülüşünü, tabanları yarılıncaya dek falakada yatırılışını ayrıntılarıyla anlatıyor.
Kış soğuğunda üzerlerine hortumla basınçlı soğuk su fışkırtılan mahkûmların neden zatürre olup öldüğünü kestirmek zor değil.
Lağım çukurlarında yüzdürülüp başları postallarla suya batırılanların, makatına cop sokulanların, "Co adlı köpeğe" esas duruşta tekmil verdirilenlerin, eğlence için canlı kurbağa, fare dışkısı ya da kusmuk yedirilen, sidik içirilenlerin, niye intihar ettiklerini tahmin etmek de zor değil.
Falakadan sonra arkadaşını sırtına alıp durmaksızın koşması istenirken dövülenlerin, niye "ölüm orucuna" yattığını, sonra niye "dağa çıktığını" düşünebilmek de zor değil.
Hele istiklal Marşı'nın bütün kıtalarını ezberleyemediği veya koğuş sorumlusunun cümle cümle okuduğu Atatürk'ün hayatını yeterince yüksek sesle tekrarlamadığı ya da koşarken "Her Türk asker doğar" diye haykırmaya mecali kalmadığı için öldüresiye dövülenleri öğrenince, bu toplumun cumhuriyetten, Atatürk'ten neden, nasıl soğutulduğunu anlamak da zor değil.
can dündar...
--spoiler--
anayasaya göre "hiç kimse tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkartılamaz".
toplumun ekonomik kaynaklarının, ekonomik kalkınmayı sağlamak amacıyla bilimsel ve akılcı biçimde kullanılmasını sağlar.
başbakan veya bakanların görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçların araştırılmasını sağlayan hükümeti denetleme yollarından biridir.
ALıNMASI GEREKEN BiR KARARıN TASLAK ŞEKLiNDEKi TEKLiFi.
tbmm'nin hükümeti denetleme yollarından biridir.
milletvekillerinin tek başlarına başbakana ya da herhangi bir bakana bilgi almak amacıyla yazılı veya sözlü olarak soru sormalarıdır.
milletvekillerinin tek başlarına başbakana ya da herhangi bir bakana bilgi almak amacıyla yazılı veya sözlü olarak soru sormalarıdır.