sevdiği entry'ler

bilader

''beceriksiz insanların levye aşkı derneği''nin kısaltmasıdır.

bilader

duyulmasının hemen akabininde tatsız olayların, kavgaların yaşanabileceği hitap şekli;

+ bilader bakasana sen bi!!
- baktım ne olcak?
+ ne bakıyon lan tarrak,
- sana mı sorcam lan dürzü!!
+ çotankk*
- zbammm*

orduevlerini satip karakol yaptiralim kampanyasi

bırakın hepsini sadece fenerbahçe ordu evi satılsa bile doğudaki her köye bir karargah yapılabilecek kadar bütçe çıkar.

orduevlerini satip karakol yaptiralim kampanyasi

eldeki imkanları iyi değerlendirmek için yapılması gereken şeydir. çünkü eldeki imkan ve amaçlar da bellidir. amaç subayı lüks içinde yaşatmak değil vatanı korumaktır. gereken para orduevlerinden gayet güzel elde edilebilir. istanbul'un en lüks yerleri olan maçka'da, 4 levent'te, maslak'ta süper büyük arazileri olan ordu artık bu işi yapmayacaksa ben bu milletin sırtında yaşamaya başladıklarını düşünmeye başlarım arkadaş! o araziler yok pahasına 200 milyara satılır. 4 levent'te askeriyenin içinde golf sahası var ulan! golf sahası! sen benim paramla zevk sefa içinde yaşa, mehmetcik de gitsin dağda yetersizlikler içindeki karakolda ölsün. demek ki sen ona gebersin gözüyle bakıyorsun. demek ki sen lale devrinde yaşıyorsun. yok! ben orduevlerini satmam lüksüme devam edeceğim diyorsan bari diğer kalemlerden de kısıp birşeyler yap.

(bkz: sözluk militaristleri göreve)

belene kampı

Türkiyenin bulgaristana savaş açıp sofyaya türk bayrağını dikmesi gerekirdi.

take the cartoon and put in your appropriate place

Egemen Bağış'ın kendisine karikatürü bir tepki olarak hediye etmeye çalışan Hollandalı politikacıya karikatürle ilgili söylediği söz. "Sizin ülkenizde karikatüristler bile baskı altında" diyerek çerçevelettiği karikatürü Egemen Bağış'a hediye etmeye çalışan (Tabi burada hediye etmek durumu tamamen tepki vermek adına)* Hollandalı milletvekili bu hareketi yapınca Egemen Bağış ve yanındaki heyetten tepki görüyor. Karikatürde "Tanrım, rekatın sonuncusunu kılmasam olur mu? işim var" tarzı bir espri var. Mümin, bunu cep telefonuyla söylüyor. Asıl espri orada aranmış. Komik ya da değil, mevzu o değil. Kesin olan bir şey var ki, kat kat komik olan kısım Egemen Bağış'ın müthiş Türkçe-ingilizce cevabı; "Take that cartoon and put it in your appropriate place", yani; "al o karikatürü, uygun yerine koy". Şu son iki satıra kadar dönen durumda en ufak bir "devlet, hükümet, baskı, şu bu" gibi bir durum düşünemiyor insan. Tabi ki o konular da önemli ama Egemen Bağış'ın söylediği o söz beni benden alıyor ve gerisini ciddiye alamıyorum. Hükümeti, muhalefeti ve ülkemiz politikalarını eleştirmeyi belki de diğer tüm olaylarda devam ettiriyorum ama bu haberin bahsi geçen cümlesinde herşeyi bir kenara bırakıp gülümsemekten, kahkaha atmaktan ve bir daha düşününce hafif hafif anırarak gülmekten kendimi alamıyorum.

kadın zekası

Beni her defasında daha da hayrete düşüren zeka.

Bugün iş yerinde ben ihtiyacımdan fazlasına sahip olmaya çalışmam çünkü böyle yaptığımda insanlara canlılara zarar vermiş oluyorum mesela 100 çeşit elbisem olacağına 5 çeşit olsun dedim.

Benim yaşlarda genç bir kadın iyi de ne alaka dedi. E dedim bunların imalatı için dünyadaki kaynaklara o kadar zarar veriliyor.

Bana iyi de onlar zaten üretiliyor alsan ne olacak dedi. Kadına yahu sen almasan onlar zaten üretmeyecekler arz talep dengesi diye bir şey var dedim gerizekalıya anlatır gibi.

Bakın bu kız güya bilkent'te burslu okumuş vs. biri.

Yani leblebi zekasında varlıklarla muhatap olmak zorunda kalıyorum her allah'ın günü ne diyeyim. Bu da benim lanetim.

alışveriş krizine az sevişen kızlar girer

iddialı ve aşağıda okuyacağınız manifesto ile birlikte bana hak vereceğiniz bir önerme. Azizim burada niyetim kimsenin kalbini kırmak değil , kızlar hakkında az bilgisi olan gençleri aydınlatma niyetim vardır.

Bırakıb kişileri , ülkeler dahi tasarruf tedbirleri açıklarken , bazı kadınların bir çeşit çikolata krizi gibi alışveriş krizi gelmektedir. Nasıl kan şekerindeki eksiklik , üzüntü vs... çikolata krizini tetikliyorsa , sağlam hoplatılmamış, gerçek bir erkeğe sahip olamamış , orgazmın 40 tonuyla boyanmamış hatunlar , bu duygusal ve cinsel isteklerini alışveriş yaparak atmaktadırlar. Eşyaya sahip olma aslında bir imgedir. Bu ayakkabı , çanta , bazen elbise , bazen çok alakasız bir şeye sahip olma arzusu aslında sağlam bir penise olan özlemden ileri gelmektedir. Maalesef toplum baskısı, tabular , aile korkusu , utanma duygusu derken bu isteklerini bilinçaltına atarak alışveriş çılgınlığı şeklinde bu arzu ifşa oluyor.

Azizim sağlam hoplatılan , cinsel olarak doyurulan bir hatun evde oturur , pijamalarını giyip kahve eşliğinde sosyal medyada dedikodu yapar. Herkese ne kadar tok ve mutlu olduğunu haykırır. Misal yeni gelinler . Tavşan gibi seviştikten sonra yaptıkları tek şey bu olmuyor mu?

Azizim allah kimseyi yoklukla sınamasın.

türk kızı ile evlenmenin tam bir enayilik olması

artık gerçekleri konuşmanın vakti geldi. bu gerçeğe sanırım itiraz eden de çıkmaz aramızdan. evet bir türk kızı ile evleneceğime bekar kalırım, gider şeker falan ezerim. hayat boyu aynı yastığa başkoyacağım kızın bir türk kızı olmasını cidden istemezdim doğrusu... dile kolay bir ömür bu tip bi varlıkla geçmezdi...

türk kızları çok gariptir bilirsiniz. eski sevgilisi onu döverken ses etmez ama siz onu en ufak şekilde uyarınca tecavüze uğramış tribine girer. sürekli sevdiğini kanıtlama çabaları bekler, sürekli gereksiz sevgi gösterilerinde bulunur. ama en olmadık anda, ona en çok ihtiyacınız olan anda kalkar gider. sonra birkaç bahane üretir vs. vs. bildiğiniz klişe şeyler işte... ondan sonra gidip bunlardan biriyle evlenmemiz bekleniyor, pes doğrusu...

kararı siz verin. türk kızından ev kadını olur mu? bence olmaz... türk kızları yetersizdir, fostur, gereksizdir bence. ilk çıkıp "senin anan da türktü" diyenin de nene hatun örneğini verenin de ağzına kürekle vururum. ben ne diyorum siz ne diyorsunuz ya... kız arkadaşım lucia çok şaşırıyor türk kızlarına mesela. bir tane alıp italya'ya götürüp beslemek istiyormuş. ne diyeyim ki kıza?

kadınlar kulübü

4chan için kullanılan "internetin göt deliği" ifadesini asıl hak eden sitedir. türkiye'nin sosyal medyada görünmeyen yüzüdür. adeta bir paralel evrendir.

buraya giren herkes genel olarak kadınlardan nasıl tiksindiğini, nasıl kadın düşmanı * olduğunu belirtmiş ama ben "bir derdim var :(" adlı bölümdeki birkaç başlığı okuduktan sonra kendi hemcinslerimden de aynı ölçüde tiksindim. kadınıyla erkeğiyle aynı bokun soyuyuz. harbi eğitilmeziz, hiç kasmayın boşuna.

o değil de benim sabah sabah burada ne işim var, bu paralel evrene nasıl geçiş yaptım inanın bilmiyorum. sanırım gerçekten internetin göt deliğine ulaşmayı başardım.

not: aranızda sosyoloji okuyan varsa günde yarım saatini bu siteye ayırsın, çok sağlam malzeme çıkar.

kadınlar kulübü

günlerden bir gün eşimin kullanıcı adını tesadüfen buldum. şöyle bir arattım ne yazdığına;

* yemek tarifleri
* kullandığı ilaçlar trioid vs
* hamilelik ve kadınlara özel durumlar
* ve en can alıcı nokta bana resmen giydirmiş yanına yandaşlarını toplamış hep beraber bana giydirmişler.

sonuç: eşim kullanıcı adını bildiğimi bilmiyor, ama artık neye trip attığını 2 dakika biliyorum....

egonun sebebinin cehalet olması

ego gerektiğinde yükselmezse cahiller adama parmak atar. bu toplumda yüksek ego şart.

askerlikten muaf olma nedenleri

eğer ölürüm de askere gitmem deyip, cidden intihar etmeyi düşünüyorsanız. Boş yere intihar etmeyin, devlet bu tarz kişilerin ölmesini istemiyor sanırım.

askeriyeden aile hekimi için aldığınız sevk kağıdıyla, sorununuzu anlatıyorsunuz ve sizi psikiyatri bölümüne yönlendiriyor, psikiyatriye gidip askere gittiğim zaman intihar edicem diyorsunuz, eğer bu dediğinizde ciddiyseniz zaten anlıyor. şahsen ben gitmemek için tüm aile,arkadaş ve akrabalarımla helalleşmiştim. hatta telefon ve hard disklerimin bile imha edilmesini talep ettim ailemden. askerliğin ilk günü de intihar edecektim. Çünkü istemediğim şeylerin zorla yapılmasına karşıyım. Yani trilyon dolar verseler yine de yapmazdım. Çünkü zorla yaptırıyorlar. yapmazsanız hapse gidiyorsunuz. Bu durumu özgür ruhum kabullenemiyordu. hani komando bile olmak istiyordum ama zorla yapıldığını görünce karşı çıktım. Şimdiki aklım olsa ilkokula da gitmez intihar ederdim. Çünkü o da yasak. Yani aileniz hapse gidebiliyor. Zaten devletin zorla size yaptırdığı iki şey : okul ve askerlik. Seçmeme hakkınızın olduğu iki şey bu. Onun dışında hayatınızda herşeyi kendiniz seçiyorsunuz ama bunu seçemiyorsunuz. Ve bunu benim gibiler kabul edemeyip, intiharı düşünebilir. neyse sonra size rapor veriyor. bana anksiyete bozukluğu verdi. ilaçları alıyorsunuz, ama doktor içme dedi. Çünkü bir sorunum yoktu sadece istemediğim şeyi kabul etmeyeceğimi gördü. görmeseydi şuan bunları yazamıyor olacaktım. 1 yıl boyunca bir kaç kez kontrole gidiyorsunuz, ardından belki bir yıl daha uzatabilirler, sonra muaf oluyorsunuz.

ha ne bok yersen ye diyip, intihara da sürükleyebilirler. O zaman da zaten edersiniz işte. en azından denemiş oluyorsunuz.

atatürkün göktürk yerine roma alfabesini diretmesi

Kullandığımız latin alfabesinin yerine neden Türk alfabesi getirmemiş hayret yahu. Halbuki yanıbaşımızdaki yunan bile kendi alfabesini kullanıyor. Arap bile arapça, rus bile Rusça kullanıyor. Bu kadarda yanlışlık yapılmaz diyerek konuyu siz değerli saz arkadaşlara bırakıyorum.
© copyright 2005 - 2026