bugün
- yazarların on üzerinden komiklikleri45
- zall in yaptigi gammaz anketi15
- arkadaşlar bakar mısınız9
- müzik haramdır5
- park sorunu3
- karşı cinste çekici gelen şeyler5
- gir içime hünharca11
- satranç haram yasaklansın15
- dinlemeyi bilmek5
- cayır cayır yanan kız2
- ezandan rahatsız olan kadın sanatçı12
- hayatının geri kalanını belirleyecek mesaj4
- uludağ sözlük online sayısı5
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak10
- kürt mutfağı7
- true yazar mı sorunsalı4
- beyazsemsiyeliyabanci48
- faik öztrak4
- gocu43
- eğirdir gölü3
- götü başı ayrı oynayan insanlar3
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri7
- en sevilen meyveler8
- recep tayyip erdoğan8
- kürt kültürü3
- kızının düğününde oynayan baba8
- 2014 öncesinde feto'ya küfretmek7
- yeşilçam'da çocukken travma yaşattığınız sahneler9
- özgürlükçü eğitimin imkansızlığı6
- the gilded lily3
- sözlükte erkekleri istemiyoruz18
- yazarların üstüne çizik attığı burçlar8
- sssilvermist11
- evlilik kötü bir şeyse neden bu kadar insan evli4
- bu devirde fes giymek5
- yazarların tatil denilen şeyden anladıkları5
- ona bir şey söyle18
- şovalye ruhlu erkek2
- opi2
- aziz yıldırım 35 ci başkan4
- buddy dude20
- kalkmayan bir erkeğe ne tavsiye edersiniz4
- yagmurcu6
- kız tavlama garantili çalmalık enstrüman4
- anadolu mutfağının çok abartılması5
- togg'a lpg taktırmak11
- ısparta9
- kürdistan3
- taziye çadırı2
- yapay zeka moderatörü17
sevdiği entry'ler
Senin hesaba göre sevişirken kafanı sokman lazım
O zaman da sik kafalı oluyosun
Doğru mudur???
O zaman da sik kafalı oluyosun
Doğru mudur???
bir tek bana mı antipatik geliyor anlamış değilim. doğallıkla patavatsızlık arasında ince bir çizgi falan yok, gayet büyük alabildiğine bir uçurum var. seyirciyi iğnelemek laf sokmak meziyet mi lan.
Benimki cerendi.
Yes may friennd.
We go next day. Don't today. Yes.
We go next day. Don't today. Yes.
ah ne bela bir şeydir. basit gibi görünse de iç kemiren, can sıkan bir özleme biçmidir. hele bir de o muhabbeti asla o eski günlerdeki gibi yapmak mümkün değilse...
geçmiş olsun arkadaşlar.
iyi geceler.
geçmiş olsun arkadaşlar.
iyi geceler.
Şimdi diyorum, tam da şu saniye. Bir adım ötemde olsan. Kokunla dans etsem histelyam. Açık bir çay söylesem, vapur seslerini dinlesek birlikte. Uzatsan ellerini, dokunsan yüreğime. Kara kutuma hapsettiklerime, damla damla biriktirdiklerime, iç çekişlerime dokunsan sessizce…
Ah Histelyam!
Savaş sonrası yorgunluğu dolaşıyor damarlarımda. Pıhtılaşıyor yorgunluğum. Tıkıyor bütün damarlarımı. Kalbim sıkışıyor histelyam, kalp ritmim bozuluyor.
Uzatsan ellerini, dokunsan yüreğime de iyileşse kalbimin kederi…
Martıların ahenkle uçuşuna takılıyor gözlerim. Simit atarken, kırışmış ellerime bakıyorum. Bakakalıyorum… Yılların hesabını, ellerime karalıyormuşum meğer. Ne de çirkin eller…
Sonra, senin “sus” deyişini hatırlıyorum Histelyam. O güzeller güzeli ellerinle beni susturuşunu hatırlıyorum. Teninin tuzunu tadarken, gözlerimle “sustum” deyişimi hatırlıyorum.
Gülümsüyorsun. Ellerimi öpüyorsun. Şefkat yüklü dudaklarınla acımı söndürüyorsun.
Şimdi diyorum, tam da şu saniye. Bir adım ötemde olsan. Dokunsan dudaklarıma ellerinle. “Sus” desen. Ömür boyu sussam bende…
Yağmur sonrası, toprak kokusunu bekler gibi, tırtılın kelebek oluşunu bekler gibi, hazirandan sonra temmuz gibi bekliyorum seni Histelyam.
Sen yokken yalnızlığıma hüzünlü şarkılar bastırıyorum. Burnumun direğini sızlatıyor. Yalnızlığımı kanatıyor. Bu acıya dayanamıyorum…
Hatırlıyorum da “içinde hep bir yalnızlık var” derdin. itiraz eder, küserdim. Sen varken, yalnızlığı hiç ister miydim? Şimdi diyorum, tam da şu saniye. Bir adım ötemde olsan, yalnızlığın katili olsam. Müebbet yesem. Kurtarsam kafesteki kuşları. Kavuştursam gül ile bülbülü.
Sen olsan Histelyam, ben sen olsam. Göğüs kafesimde saklambaç oynasan…
Boyumdan büyük hüzünler dökülüyor bahçeme. Gülüşünle suladığın, parmak uçlarında açan çiçeklerim soruyor seni. Sesini duyduğumda geçecek kederlerim göz kırpıyor, tüylerimi ürperten bir sinsilikle. Kitaplarım da artık sen kokmuyor…
Ah Histelyam!
Şimdi diyorum, tam da şu saniye. Bir adım ötemde olsan da yeniden koklasam kitaplarımı. Bahçeme dökülen hüzünleri kurutsam aralarında. Sesin süpürse sonbahar kederlerimi. Parmak uçlarınla sevsen yüzümün her yerini. Yeşerse, umut açsa hayallerim. Kıskansa çiçekler beni…
Gönül bahçem sen dolsa Histelyam. Sen dolsan, sen olsam.
Tam da şu saniye sen olsan…
Ah Histelyam!
Savaş sonrası yorgunluğu dolaşıyor damarlarımda. Pıhtılaşıyor yorgunluğum. Tıkıyor bütün damarlarımı. Kalbim sıkışıyor histelyam, kalp ritmim bozuluyor.
Uzatsan ellerini, dokunsan yüreğime de iyileşse kalbimin kederi…
Martıların ahenkle uçuşuna takılıyor gözlerim. Simit atarken, kırışmış ellerime bakıyorum. Bakakalıyorum… Yılların hesabını, ellerime karalıyormuşum meğer. Ne de çirkin eller…
Sonra, senin “sus” deyişini hatırlıyorum Histelyam. O güzeller güzeli ellerinle beni susturuşunu hatırlıyorum. Teninin tuzunu tadarken, gözlerimle “sustum” deyişimi hatırlıyorum.
Gülümsüyorsun. Ellerimi öpüyorsun. Şefkat yüklü dudaklarınla acımı söndürüyorsun.
Şimdi diyorum, tam da şu saniye. Bir adım ötemde olsan. Dokunsan dudaklarıma ellerinle. “Sus” desen. Ömür boyu sussam bende…
Yağmur sonrası, toprak kokusunu bekler gibi, tırtılın kelebek oluşunu bekler gibi, hazirandan sonra temmuz gibi bekliyorum seni Histelyam.
Sen yokken yalnızlığıma hüzünlü şarkılar bastırıyorum. Burnumun direğini sızlatıyor. Yalnızlığımı kanatıyor. Bu acıya dayanamıyorum…
Hatırlıyorum da “içinde hep bir yalnızlık var” derdin. itiraz eder, küserdim. Sen varken, yalnızlığı hiç ister miydim? Şimdi diyorum, tam da şu saniye. Bir adım ötemde olsan, yalnızlığın katili olsam. Müebbet yesem. Kurtarsam kafesteki kuşları. Kavuştursam gül ile bülbülü.
Sen olsan Histelyam, ben sen olsam. Göğüs kafesimde saklambaç oynasan…
Boyumdan büyük hüzünler dökülüyor bahçeme. Gülüşünle suladığın, parmak uçlarında açan çiçeklerim soruyor seni. Sesini duyduğumda geçecek kederlerim göz kırpıyor, tüylerimi ürperten bir sinsilikle. Kitaplarım da artık sen kokmuyor…
Ah Histelyam!
Şimdi diyorum, tam da şu saniye. Bir adım ötemde olsan da yeniden koklasam kitaplarımı. Bahçeme dökülen hüzünleri kurutsam aralarında. Sesin süpürse sonbahar kederlerimi. Parmak uçlarınla sevsen yüzümün her yerini. Yeşerse, umut açsa hayallerim. Kıskansa çiçekler beni…
Gönül bahçem sen dolsa Histelyam. Sen dolsan, sen olsam.
Tam da şu saniye sen olsan…
Universite son sınıftayken... Neyse anlatmıycam bunu. Zaten üsttekinin çakması gibi duruyor.
(bkz: tahrik var dalıyorum)
şimdi sen diyorsun ki bana, pencerenin kör kasasının duvar içine kaç cm gireceğini ve burada kaç cm su yalıtımı, ısı yalıtımı ve buhar yalıtımı için malzeme kullanılacağını gözüm kapalı hesaplarım.
dediğine göre malzemeleri tanımak senin için 5 dakika. sen hiç bims üzerine 5 cm taşyünü, onun üzerine taş kaplama, onun üzerine de alüminyum kompozit malzeme koydun mu? koymadın. bak ben koydum ve bunları birimi birimine hesapladım.
"bunun için okumaya ne gerek var yaa" dersen seni şantiyedeki ustabaşıları çatıdan aşağı atar, düşene kadar düz işçiler dürter, düşünce de beyaz yakalılar başında güler.
o yüzden oytun musun nesin, bilip bilmeden boş laflar ile sözlüğü meşgul etme.
bir de son olarak söylemek istediğim bir şey var, sen seversin. evet.
şimdi sen diyorsun ki bana, pencerenin kör kasasının duvar içine kaç cm gireceğini ve burada kaç cm su yalıtımı, ısı yalıtımı ve buhar yalıtımı için malzeme kullanılacağını gözüm kapalı hesaplarım.
dediğine göre malzemeleri tanımak senin için 5 dakika. sen hiç bims üzerine 5 cm taşyünü, onun üzerine taş kaplama, onun üzerine de alüminyum kompozit malzeme koydun mu? koymadın. bak ben koydum ve bunları birimi birimine hesapladım.
"bunun için okumaya ne gerek var yaa" dersen seni şantiyedeki ustabaşıları çatıdan aşağı atar, düşene kadar düz işçiler dürter, düşünce de beyaz yakalılar başında güler.
o yüzden oytun musun nesin, bilip bilmeden boş laflar ile sözlüğü meşgul etme.
bir de son olarak söylemek istediğim bir şey var, sen seversin. evet.
