bugün
- velvet57
- insan olmaya ceyrek kala14
- hurdacıya gidiyorum7
- kadınları aşağılamanın moda olması6
- sigara içmeyi bırakmak istememek4
- sözlükte güzel kız olmaması sorunsalı5
- ioçk silik yesin kampanyası6
- bir sözlük yazarını kıskanmak13
- migros'a sorulacak tek soru23
- enayimiknatisii6
- 2026 ekonomik krizi14
- zeka içerikli entry vs bilgi içerikli entry6
- ioçk'un arto'ya benzemesi5
- sözlük yazarlarının karşılaştığı garip olaylar7
- arkadaşlar çok hastayım ya10
- osuruktan şiirler60
- bilinçaltı algılama4
- kainatta her şey insanların iyiliği için yürüyor3
- victor osimhen19
- hayattaki en değerli şeyler2
- üniversiteli escort kızlar3
- gazze de 186 yardım çalışanının öldürülmesi6
- güneş gözlüğüyle bir kafeye oturup dergi okumak3
- arabayla dağdan inerken dinlenecek şarkılar3
- aleksey batrakov26
- ırkçıların geri zekalı olduğu gerçeği11
- g i l d e d l i l y16
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı2
- the odyssey5
- avanos şu an 30 derece2
- ilk buluşmada bavyera halk ezgileri söyleyen kezo6
- sözlük kavgalarının aslında çok yararlı olması9
- tostumu yaptım11
- ekmek yiyip su içmeyi seven yuzır3
- arkadaşlar kilo aldım4
- öğretmenlere önlük ve kıyafet zorunluluğu gelmesi9
- arkadaşlar veto ne demek8
- 1 euro 56 25 tl6
- düşünmeden eyleme geçmek3
- hurdacıdan aldığım taklacı araba2
- işedikten sonra elini yıkamayan erkek3
- 16 ekim 20262
- herzevekil'in götçü oluşu3
- clemence baptista3
- sıfırladım babacığım5
- mersin4
- kızları çok seviyorum2
- tıktok nasıl etkin kullanılır4
- spotify3
- çiğ köfte3
sevdiği entry'ler
insanlar bir kişinin yüzünü gizleyen, maske gibi, herhangi bir şeyi rahatsız edici bulurlar. Çünkü bu o kişinin kimliğini ve duygusal durumunu anlayabilme yolunuzu da maskeler. Bizler birinin güvenilir olup olmadığını, kızgın mı yoksa mutlu mu olduğunu, tanıdığımız bir kişi olup olmadığını anlamak için yüze bakarız. Ağır bir yüz makyajı, hele ki yüze sahte bir gülümseme de çizilmiş ise bu bilgilerin çoğunu anlaşılmaz hale getirir.
alıntı bir yana, bu kadar bilimsel detaya gerek yok... donup kalıyorum i.neleri görünce.
alıntı bir yana, bu kadar bilimsel detaya gerek yok... donup kalıyorum i.neleri görünce.
aşağıda betimlenen detaylardır.
kızılay'dan eve dönerken kararan havaya rağmen insanlar balık istifi vaziyette gezintilerini sürdürüyorlardı...
karanfil her zaman ki gibi bin bir farklı insan modeline sahipti,
yol kenarında envai çeşit insan;
akordiyon çalan bir çingene vardı, fakir gibi görünüyordu ama üzerinde son derece pahalı bir kıyafet vardı, çalıntı olabilir diye düşündüm kırmızı akordiyonun sesi kulaklarıma dolarken.
biraz ileride yerlere tablolar sermiş bir işportacıyı süzüyordu gözlerim, güzel, meşhur kopya tablolar...
ama 20 ytl edecek kadar güzel değillerdi !
gözüme takılan kız kulesi resmini düşünüyordum,renklerin canlılığını filan.
20 ytlnin çok olduğunu,
kaç para edeceğini,
kaç para olsa alacağımı düşünüyordum.
elinde kutu efesi gazeteye sarılı vaziyette yudumlamaya çalışan iki sevgili
sarmaş dolaş düşüncelerimin arasından geçiyorlardı.
bankların, ağaçların yanından yerdeki boş su şişesine futbol topu muamelesi yaparak ilerliyordum...
sokak lambası altında kitap okuyan ince boyunlu kadın heykelini geçerken dikkatim birisine yoğunlaştı.
15 metre uzakta
elektrik direğine yaslanmış
çok kısa bir bayana...
çok kısa diyorum
fiziki bir rahatsızlığı mevcuttu
boyu çok kısaydı bu nedenle,
otuz yaşlarına daha bir kaç yılı vardı, belli oluyordu yüzünden.
elektrik direğinin yuvarlak yüzeyine yaslanmış bir şey bekliyordu.hafif bir makyaj vardı gözlerinde, kot ceket giymişti birde,
şirin bir insandı, ama soğuk bakıyordu etrafa.
yaklaştıkça içimdeki burukluk daha da artıyordu.düşünüyorudum,,,
eğer onun yerinde olsaydım hayat ne olurdu benim için,
neler hissederdim?
o kadar sabır var mıydı bende? yok yok ne zor şeydi bu vaziyet!!!
birden bu hüzünlü kızı mutlu etme isteği doğdu içime, gülümsetme isteği...
ama nasıl...
siz çok cesur birisiniz, bu kusurunuza rağmen hayata tutunmanız, azminiz topluma rağmen yaşamaya çalışmanız sahip olmak istediğim azim ve kararlığa büyük bir örnektir,,,
tüm kalbimle sizi kutluyorum...
demek istedim, demek isterdim.
ama kusurunu hatırlatmak, ya da onunla alakalı konularla yaklaşmak zor geldi, üzülebilirdi.
birden gözlerim ayakkabılarına yoğunlaştı
hani ilkokulda siyah iskarpin giyerler çocuklar, ortasında püskülümsü bir uzantısı olanlarından...
büyük bir kararsızlıkla gittim yanına,
-afedersiniz, çok güzel ayakkabılarınız var, kız arkadaşıma hediye almayı düşünüyorum aynılarını nerden bulabilirim, yardımcı olur musunuz ?
--ankara metrosunda bir yerden aldım
-ama cidden çok güzeller, çok yakışmış...teşekkürler, hoşçakalın
aman allahım,,
uzaklaşırken hüzünlü yüzünde ışıltılı bir tebessüm gördüm,,, gülüyordu.
evet evet gülümsüyordu kendi kendine,
beğenilmekten ötürü, takdir edilmekten ötürü, birinin yardım istemesinden veya birine yardım etmekten ötürü gülümsüyordu...
içime büyük, içime sığmayan kocaman bir mutluluk doldu.
biraz daha insan hissettim kendimi...
ulan dedim aslında insan olmak o kadar da zor değilmiş be !!!
kızılay'dan eve dönerken kararan havaya rağmen insanlar balık istifi vaziyette gezintilerini sürdürüyorlardı...
karanfil her zaman ki gibi bin bir farklı insan modeline sahipti,
yol kenarında envai çeşit insan;
akordiyon çalan bir çingene vardı, fakir gibi görünüyordu ama üzerinde son derece pahalı bir kıyafet vardı, çalıntı olabilir diye düşündüm kırmızı akordiyonun sesi kulaklarıma dolarken.
biraz ileride yerlere tablolar sermiş bir işportacıyı süzüyordu gözlerim, güzel, meşhur kopya tablolar...
ama 20 ytl edecek kadar güzel değillerdi !
gözüme takılan kız kulesi resmini düşünüyordum,renklerin canlılığını filan.
20 ytlnin çok olduğunu,
kaç para edeceğini,
kaç para olsa alacağımı düşünüyordum.
elinde kutu efesi gazeteye sarılı vaziyette yudumlamaya çalışan iki sevgili
sarmaş dolaş düşüncelerimin arasından geçiyorlardı.
bankların, ağaçların yanından yerdeki boş su şişesine futbol topu muamelesi yaparak ilerliyordum...
sokak lambası altında kitap okuyan ince boyunlu kadın heykelini geçerken dikkatim birisine yoğunlaştı.
15 metre uzakta
elektrik direğine yaslanmış
çok kısa bir bayana...
çok kısa diyorum
fiziki bir rahatsızlığı mevcuttu
boyu çok kısaydı bu nedenle,
otuz yaşlarına daha bir kaç yılı vardı, belli oluyordu yüzünden.
elektrik direğinin yuvarlak yüzeyine yaslanmış bir şey bekliyordu.hafif bir makyaj vardı gözlerinde, kot ceket giymişti birde,
şirin bir insandı, ama soğuk bakıyordu etrafa.
yaklaştıkça içimdeki burukluk daha da artıyordu.düşünüyorudum,,,
eğer onun yerinde olsaydım hayat ne olurdu benim için,
neler hissederdim?
o kadar sabır var mıydı bende? yok yok ne zor şeydi bu vaziyet!!!
birden bu hüzünlü kızı mutlu etme isteği doğdu içime, gülümsetme isteği...
ama nasıl...
siz çok cesur birisiniz, bu kusurunuza rağmen hayata tutunmanız, azminiz topluma rağmen yaşamaya çalışmanız sahip olmak istediğim azim ve kararlığa büyük bir örnektir,,,
tüm kalbimle sizi kutluyorum...
demek istedim, demek isterdim.
ama kusurunu hatırlatmak, ya da onunla alakalı konularla yaklaşmak zor geldi, üzülebilirdi.
birden gözlerim ayakkabılarına yoğunlaştı
hani ilkokulda siyah iskarpin giyerler çocuklar, ortasında püskülümsü bir uzantısı olanlarından...
büyük bir kararsızlıkla gittim yanına,
-afedersiniz, çok güzel ayakkabılarınız var, kız arkadaşıma hediye almayı düşünüyorum aynılarını nerden bulabilirim, yardımcı olur musunuz ?
--ankara metrosunda bir yerden aldım
-ama cidden çok güzeller, çok yakışmış...teşekkürler, hoşçakalın
aman allahım,,
uzaklaşırken hüzünlü yüzünde ışıltılı bir tebessüm gördüm,,, gülüyordu.
evet evet gülümsüyordu kendi kendine,
beğenilmekten ötürü, takdir edilmekten ötürü, birinin yardım istemesinden veya birine yardım etmekten ötürü gülümsüyordu...
içime büyük, içime sığmayan kocaman bir mutluluk doldu.
biraz daha insan hissettim kendimi...
ulan dedim aslında insan olmak o kadar da zor değilmiş be !!!
Sonuna kadar desteklediğim eylem. Umarım aldığınız nefese de vergi gelir, safi zararsınız zaten aq.