bugün
- yargıya güvenen varsa yazsın9
- evde soğuk kahve yapımı6
- velvet57
- migros'tan alışveriş yapınca elit olduğunu sanmak5
- insan olmaya ceyrek kala14
- zeka içerikli entry vs bilgi içerikli entry8
- sözlükte güzel kız olmaması sorunsalı7
- arkadaşlar sözlük hesabımı siliyorum3
- 2026 ekonomik krizi16
- sınıfın en güzel kızı3
- aleksey batrakov28
- mutlu ama uzak olsun birader3
- sokrates in bilgi doğuştan gelir demesi2
- hurdacıya gidiyorum7
- alman finosu tarafından ısırılmak2
- yalnızlıkla sevişmek3
- akıl2
- kadınları aşağılamanın moda olması6
- migros'a sorulacak tek soru23
- bir sözlük yazarını kıskanmak13
- başbirader kitap sayfalarını sözlüğe koysun2
- ioçk silik yesin kampanyası6
- sigara içmeyi bırakmak istememek4
- alaattin çakıcı2
- madagaskar vanilyalı amarula2
- enayimiknatisii6
- sözlük yazarlarının karşılaştığı garip olaylar7
- arkadaşlar çok hastayım ya10
- ioçk'un arto'ya benzemesi5
- osuruktan şiirler60
- victor osimhen19
- tombul efes2
- ırkçıların geri zekalı olduğu gerçeği11
- bilinçaltı algılama4
- g i l d e d l i l y16
- tostumu yaptım11
- kainatta her şey insanların iyiliği için yürüyor3
- the odyssey5
- sözlük kavgalarının aslında çok yararlı olması9
- yolcudurgider2
- ilk buluşmada bavyera halk ezgileri söyleyen kezo6
- öğretmenlere önlük ve kıyafet zorunluluğu gelmesi9
- arkadaşlar veto ne demek8
- gazze de 186 yardım çalışanının öldürülmesi6
- üniversiteli escort kızlar3
- arabayla dağdan inerken dinlenecek şarkılar3
- güneş gözlüğüyle bir kafeye oturup dergi okumak3
- 1 euro 56 25 tl6
- arkadaşlar kilo aldım4
- hayattaki en değerli şeyler2
sevdiği entry'ler
insanlar bir kişinin yüzünü gizleyen, maske gibi, herhangi bir şeyi rahatsız edici bulurlar. Çünkü bu o kişinin kimliğini ve duygusal durumunu anlayabilme yolunuzu da maskeler. Bizler birinin güvenilir olup olmadığını, kızgın mı yoksa mutlu mu olduğunu, tanıdığımız bir kişi olup olmadığını anlamak için yüze bakarız. Ağır bir yüz makyajı, hele ki yüze sahte bir gülümseme de çizilmiş ise bu bilgilerin çoğunu anlaşılmaz hale getirir.
alıntı bir yana, bu kadar bilimsel detaya gerek yok... donup kalıyorum i.neleri görünce.
alıntı bir yana, bu kadar bilimsel detaya gerek yok... donup kalıyorum i.neleri görünce.
aşağıda betimlenen detaylardır.
kızılay'dan eve dönerken kararan havaya rağmen insanlar balık istifi vaziyette gezintilerini sürdürüyorlardı...
karanfil her zaman ki gibi bin bir farklı insan modeline sahipti,
yol kenarında envai çeşit insan;
akordiyon çalan bir çingene vardı, fakir gibi görünüyordu ama üzerinde son derece pahalı bir kıyafet vardı, çalıntı olabilir diye düşündüm kırmızı akordiyonun sesi kulaklarıma dolarken.
biraz ileride yerlere tablolar sermiş bir işportacıyı süzüyordu gözlerim, güzel, meşhur kopya tablolar...
ama 20 ytl edecek kadar güzel değillerdi !
gözüme takılan kız kulesi resmini düşünüyordum,renklerin canlılığını filan.
20 ytlnin çok olduğunu,
kaç para edeceğini,
kaç para olsa alacağımı düşünüyordum.
elinde kutu efesi gazeteye sarılı vaziyette yudumlamaya çalışan iki sevgili
sarmaş dolaş düşüncelerimin arasından geçiyorlardı.
bankların, ağaçların yanından yerdeki boş su şişesine futbol topu muamelesi yaparak ilerliyordum...
sokak lambası altında kitap okuyan ince boyunlu kadın heykelini geçerken dikkatim birisine yoğunlaştı.
15 metre uzakta
elektrik direğine yaslanmış
çok kısa bir bayana...
çok kısa diyorum
fiziki bir rahatsızlığı mevcuttu
boyu çok kısaydı bu nedenle,
otuz yaşlarına daha bir kaç yılı vardı, belli oluyordu yüzünden.
elektrik direğinin yuvarlak yüzeyine yaslanmış bir şey bekliyordu.hafif bir makyaj vardı gözlerinde, kot ceket giymişti birde,
şirin bir insandı, ama soğuk bakıyordu etrafa.
yaklaştıkça içimdeki burukluk daha da artıyordu.düşünüyorudum,,,
eğer onun yerinde olsaydım hayat ne olurdu benim için,
neler hissederdim?
o kadar sabır var mıydı bende? yok yok ne zor şeydi bu vaziyet!!!
birden bu hüzünlü kızı mutlu etme isteği doğdu içime, gülümsetme isteği...
ama nasıl...
siz çok cesur birisiniz, bu kusurunuza rağmen hayata tutunmanız, azminiz topluma rağmen yaşamaya çalışmanız sahip olmak istediğim azim ve kararlığa büyük bir örnektir,,,
tüm kalbimle sizi kutluyorum...
demek istedim, demek isterdim.
ama kusurunu hatırlatmak, ya da onunla alakalı konularla yaklaşmak zor geldi, üzülebilirdi.
birden gözlerim ayakkabılarına yoğunlaştı
hani ilkokulda siyah iskarpin giyerler çocuklar, ortasında püskülümsü bir uzantısı olanlarından...
büyük bir kararsızlıkla gittim yanına,
-afedersiniz, çok güzel ayakkabılarınız var, kız arkadaşıma hediye almayı düşünüyorum aynılarını nerden bulabilirim, yardımcı olur musunuz ?
--ankara metrosunda bir yerden aldım
-ama cidden çok güzeller, çok yakışmış...teşekkürler, hoşçakalın
aman allahım,,
uzaklaşırken hüzünlü yüzünde ışıltılı bir tebessüm gördüm,,, gülüyordu.
evet evet gülümsüyordu kendi kendine,
beğenilmekten ötürü, takdir edilmekten ötürü, birinin yardım istemesinden veya birine yardım etmekten ötürü gülümsüyordu...
içime büyük, içime sığmayan kocaman bir mutluluk doldu.
biraz daha insan hissettim kendimi...
ulan dedim aslında insan olmak o kadar da zor değilmiş be !!!
kızılay'dan eve dönerken kararan havaya rağmen insanlar balık istifi vaziyette gezintilerini sürdürüyorlardı...
karanfil her zaman ki gibi bin bir farklı insan modeline sahipti,
yol kenarında envai çeşit insan;
akordiyon çalan bir çingene vardı, fakir gibi görünüyordu ama üzerinde son derece pahalı bir kıyafet vardı, çalıntı olabilir diye düşündüm kırmızı akordiyonun sesi kulaklarıma dolarken.
biraz ileride yerlere tablolar sermiş bir işportacıyı süzüyordu gözlerim, güzel, meşhur kopya tablolar...
ama 20 ytl edecek kadar güzel değillerdi !
gözüme takılan kız kulesi resmini düşünüyordum,renklerin canlılığını filan.
20 ytlnin çok olduğunu,
kaç para edeceğini,
kaç para olsa alacağımı düşünüyordum.
elinde kutu efesi gazeteye sarılı vaziyette yudumlamaya çalışan iki sevgili
sarmaş dolaş düşüncelerimin arasından geçiyorlardı.
bankların, ağaçların yanından yerdeki boş su şişesine futbol topu muamelesi yaparak ilerliyordum...
sokak lambası altında kitap okuyan ince boyunlu kadın heykelini geçerken dikkatim birisine yoğunlaştı.
15 metre uzakta
elektrik direğine yaslanmış
çok kısa bir bayana...
çok kısa diyorum
fiziki bir rahatsızlığı mevcuttu
boyu çok kısaydı bu nedenle,
otuz yaşlarına daha bir kaç yılı vardı, belli oluyordu yüzünden.
elektrik direğinin yuvarlak yüzeyine yaslanmış bir şey bekliyordu.hafif bir makyaj vardı gözlerinde, kot ceket giymişti birde,
şirin bir insandı, ama soğuk bakıyordu etrafa.
yaklaştıkça içimdeki burukluk daha da artıyordu.düşünüyorudum,,,
eğer onun yerinde olsaydım hayat ne olurdu benim için,
neler hissederdim?
o kadar sabır var mıydı bende? yok yok ne zor şeydi bu vaziyet!!!
birden bu hüzünlü kızı mutlu etme isteği doğdu içime, gülümsetme isteği...
ama nasıl...
siz çok cesur birisiniz, bu kusurunuza rağmen hayata tutunmanız, azminiz topluma rağmen yaşamaya çalışmanız sahip olmak istediğim azim ve kararlığa büyük bir örnektir,,,
tüm kalbimle sizi kutluyorum...
demek istedim, demek isterdim.
ama kusurunu hatırlatmak, ya da onunla alakalı konularla yaklaşmak zor geldi, üzülebilirdi.
birden gözlerim ayakkabılarına yoğunlaştı
hani ilkokulda siyah iskarpin giyerler çocuklar, ortasında püskülümsü bir uzantısı olanlarından...
büyük bir kararsızlıkla gittim yanına,
-afedersiniz, çok güzel ayakkabılarınız var, kız arkadaşıma hediye almayı düşünüyorum aynılarını nerden bulabilirim, yardımcı olur musunuz ?
--ankara metrosunda bir yerden aldım
-ama cidden çok güzeller, çok yakışmış...teşekkürler, hoşçakalın
aman allahım,,
uzaklaşırken hüzünlü yüzünde ışıltılı bir tebessüm gördüm,,, gülüyordu.
evet evet gülümsüyordu kendi kendine,
beğenilmekten ötürü, takdir edilmekten ötürü, birinin yardım istemesinden veya birine yardım etmekten ötürü gülümsüyordu...
içime büyük, içime sığmayan kocaman bir mutluluk doldu.
biraz daha insan hissettim kendimi...
ulan dedim aslında insan olmak o kadar da zor değilmiş be !!!
Sonuna kadar desteklediğim eylem. Umarım aldığınız nefese de vergi gelir, safi zararsınız zaten aq.