bu konuda fikrin mi var? buraya entry ekle. üye ol
  1. 1.
    aşure yenirken "insallah benim tabaga" gelmemiştir diye dusunduren bitki
    7 ... rapter
  2. 2.
    kebapcıdan cıkarken kasadaki adam tarafından elinize tutusturulan sey
    2 ... rapter
  3. 3.
    agizdaki kötü kokuyu * alan bitkimsi..
    1 ... atan alir spor
  4. 4.
    genelde soğan veye sarımsaklı ağır yemekler sonrası ağıza atılan bitki.
    1 ... kurabiyecanavari
  5. 5.
    -güzel kokulu, değişik renklere sahip bir çiçek.
    -yurtdışında özellikle hindistan'da yetişen bir ağaç ve bu ağacın ince, uzun, kahverengi meyvesi.
    1 ... asiti kaçmış kola
  6. 6.
    ankarada bir sokak ismi.
    (bkz: karanfil sokak)

    yeni türkünün çok güzel bir şarkısı...
    "Karanfiller açıyordu, o zamanlar gözlerinde
    Bir baksam kül olurdum yüzüne
    Başın alıp gittiğinde yağmurlar küstü bana
    Bir daha yağmadılar coşkuyla
    Bir karanfil, yağsa yağmur büyülense yeniden dünya
    Gün olup da geleceksen usul usul gün yağarken
    Gözlerinde karanfiller açacaklar tutuşup yine... "
    4 ... atipik
  7. 7.
    omayra kitabından enfes bir murathan mungan şiiri;

    Kulağında karanfil taşıyan halkımın oğulları
    Atlanın gidiyoruz.
    Buğulu bir şafak vakti yeniden düşüyoruz yollara
    Eski zamanlarda olduğu gibi
    Dersimiz tarih.Unutmayın kaldığımız yeri
    yenilmedik daha

    Masal alın koynunuza.Belki dönmeyiz uzun zaman
    Masalllar hatırlatır size doğduğunuz yeri
    ilişkiler iklimini
    çocukluk taşınabilir bir şeydir
    alınsa da elinden geçmişi.

    Tütün ve tarih koyun torbanıza.Kekik ve dağ ateşleri
    Şafağın bin yıllık anlamını, suların ve çağların sesini
    ezberleyin, bilinmez otların adını hatırda tutar gibi,
    Ten rengi aya bakın son defa
    yani geride yaşanmış ve yaşanacak bütün yaz geceleri

    kaçak aşıkları, uçurum bakışlı firarları, mağrur eşkiyaları
    saklar gibi
    kilitleyin yüreğinizin kalelerini
    Anka ve Anahtar, ikinci bir emre kadar
    Kaf Dağının ardına gitti

    Kulağında karanfil taşıyan halkımın oğulları
    Toplayın çadırlarınızı.Eski zamanlarda olduğu gibi
    Çığ geliyor.Çağ çöküyor.
    Gidiyoruz.
    Dudaklarınıza ninni, ıslık ve destan alın
    siyah sünnet çekin gözlerinize
    Alıcı kuş telekleriyle
    Ki ışısın yaprak yeşili gözlerinize kıstırdığınız
    farz olan öfke
    çapraz asın tüfeklerinizi
    çağın dışına sürdüğü eski masallardaki
    eşkiya resimleri gibi
    yurdundan ve yüzyılından
    kovulmuş çocukların tarihinde
    gelenek kimi zaman başkaldırma biçimi...

    Teni tarçın kokulu halkımın oğulları
    Atlanın.Bizi bekliyor ay akşamları
    daha yola çıkmadan eksiksiz anlatın çocuklarınıza
    aklınızda kalanları
    ağızlık, tesbih ve tabaka bırakın
    yolları ayrı düşmüş arkadaşlara
    belki görüşemezsiniz bir daha
    yükse kuşlar dorukları sever
    ölümse çıplak kaldığı dağları

    Atlı bozkırların sararmış hülyalarını
    eski sözcüklerin yüklü çağrışımlarını
    yanınıza alın.
    Sabahı karşılayın her günkü sabahı
    gülümseyin yüzünüzün sığmadığı kuşlu aynalara
    mayın diye gömün yüreklerinizi
    ölülerinizi verdiğiniz toprağa
    vedalaşın denkleri toplanmış geçmişinizle
    unutmayın göçmen tarihlerden, yerleşik zulümlerden
    geçilerek varıldı yüzyılın eşiğine
    sonra gece nöbetçilerinin yüksek rakımlı yalnızlığını alın
    yalnızlık kullanışlı bir şeydir, bazen iyi gelir
    gerektiğinde yalnız olmayı bilmeyenlerin
    inanmayın beraberliğine
    sonra sabır.Mazlumların ve bilgelerin bize tarihsel
    emanetidir,
    her yerde yeni anlamlarıyla denenir.
    Ve her çağın hurafeleri vardır
    kurban alır, kurban verir
    Geçer devran, takvimler el değiştirir.Gün gelir zulüm de göçer
    Zaman örter her şeyin üstünü
    Uzağı gören çocuklar bilir gelecek uzun sürer....

    Atlı ay akşamları
    Sönmüş yanardağlar.Gecenin ormanında
    ilerleyen ölülerin rüzgarı
    yanık fısıltılar...
    gelecek günlerin düşünü kuran
    kaç tarih çadır kurup sökmüş burada
    yalnızlık kalmış yadigar
    bir de gökyüzü
    gökyüzünün mayınları yıldızlar
    hem saklar, hem açıklar
    çoban yıldızı, samanyolu, kervankıran
    kapı komşumuzdu burada
    gittiğiniz yerde de parlak mıdır bu kadar?

    Şimdi menzili yurt tutanlar
    ne yollar, ne yıllardan geçeceksiniz
    çiçek atın yenilmiş asilere
    güvenin her çağda ve her yerde
    uzakları iyi bilen çocuklara
    kenar adamlarına, ateş insanlarına
    birliğiniz dağılmaz göç yollarında
    ey gurbete çıkmış halklar

    Atlı ay akşamları
    kalın şayak bir gece, esiyor rüzgar
    gidiyoruz geleceği olmayan bir yere
    ardımız sıra esiyor ölülerin rüzgarı
    daha şimdiden başka yerlere gömülenlere
    gidiyoruz kalın şayak bir gece
    geride ne çadırlar, ne tarih, ne saltanat
    yalnızca rüzgarın sesi bizi uğurluyor.

    Ay vurmuş alnına bütün ölülerin
    yatıyorlar kimsesiz koyaklarda
    ilk vuruldukları sıcaklıklarıyla
    sanki dokunsalar birinin omuzuna
    hep birden, her şeye yeniden başlayacaklar
    ilerliyor gece, geçiyor ay
    nesnelerin boşalan dünyasında
    yer değiştiriyor aydınlık, tarih, mevsimler
    kimsesiz koyaklarda ölüler ve ay

    Kulağında karanfil
    Teninde tarçın
    Gözlerinde göç var
    Döner bir gün Anka
    Kilidinde döner anahtar
    1 -1 ... zibende
  8. 8.
    bir orhan veli şiiri. şöyledir:

    karanfil

    Hakkınız var, güzel değildir ihtimal
    Mübalâğa sanatı kadar.
    Varşova'da ölmesi on bin kişinin
    Ve benzememesi
    Bir motorlu kıtanın bir karanfile,
    «Yârin dudağından getirilmiş».
    3 ... thedewil
  9. 9.
    kullanım alanı oldukca genis bir bitkidir. agrıyan disin ustune konuldugunda dis agrısına iyi gelir. cay demlerken icine attıgınız karanfil caya hos bir tat ve koku verir. eskiden dugunlerde gelinlerin boynuna ipe dizilmis karanfiller takılırmıs. *
    tulbentlerin kenarına karanfil isleyenler de gorulmustur. hos gorunur ve de guzel guzel kokar. *
    1 -1 ... ms.viking
  10. 10.
    çiçekcilerden alınanların asla kokmadığı evde emek verilerek yetiştirilenlerin ise harika bir kokuya sahip olduğu çiçek.

    (bkz: hercai karanfil)
    ... pilotmont