bugün
- uludağ sözlük acil ilgi hattı8
- biz kadınlar neden bu kadar masumuz10
- sözlükte takılan evli barklı yazarların amacı27
- birisi bakarken işeyememek9
- sözlükteki seks tarikatı10
- sözlüğü dayılar bastı5
- laptopun su çekmesi4
- enayimiknatisii25
- israilin husilere karşı suudilere katılması11
- ilkokul bebesine türbanı savunmak33
- moğolların araplara saldırma nedeni12
- 14 ekim 20268
- akrabaların içindeki en zengin insan9
- yogartiksen18
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı85
- dede nine isimleri7
- dün gece intihar eden sözlük yazarı13
- 007 dayı12
- erkeği karizmatik gösteren şeyler24
- seks neden ayıptır10
- araba aydarken aniden yola fırlayan kedi4
- naruto dayı seni seviyorum8
- 14 ekim 2026 halk tv polis baskını27
- yoğurt yapmanın püf noktaları7
- arkadaşlar hepinizden nefret ediyorum11
- kırgınım sana uludağ sözlük2
- 14 ekim 2026 istanbul yağmuru3
- anın görüntüsü22
- 007'nin ilk 20 dk gol yemezsek iyi yorumu8
- naruto dayı yalnız değildir2
- arkadaşlar size bi soru sorucam45
- zengin olduğu halde fakirlik edebiyatı yapan solcu2
- dem terör partisi22
- deve sidiği içen piç8
- diktatör erdoğan18
- israil'in husileri bombalaması2
- erkek yazarların doğum günlerinin kutlanmaması9
- mekke anlaşmasına iran'ın dahil edilmesi2
- arkadaşlar linçlemeyecekseniz sizce ben8
- akp iktidarı13
- karım çapkınlık yapmama izin veriyor7
- başak burcu erkeği dengesizliği3
- barcelona ve ispanya'nın pas yapma olayı3
- evimden gitmezsen polis çağırırım diyen kız2
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı8
- hırt sorununa kesin çözüm8
- bik bik'in mutfağına konuk olmak18
- arkadaşlar ben nişanlanıyorum18
- 24 yaşında el değmemiş çıtır erkek6
- kapitalizm işçiye sadece lahmacun vaat ediyor5
entry'ler (338)
saçları her daim yağlıdır. bu adamı televizyonda her gördüğümde insanlığımdan utanıyorum.
motordur.
kemalisttir.
abartılmış bir futbolculuk kariyeri ve potansiyel başarılara gebe bir teknikdirektörlük mesleği... oyunu gerçekten iyi okuyor.
emo felsefesinde, sonsuz yasaya bir katılım olan doğal bir yasa vardır ve bu yasayla iyiyi ve kötüyü birbirinden ayırdeden çıkarımsal yanılsamalar vardır. ateist rivayete ait olan tüm varlıkların sonsuz yasanın kuralına ve ölçüsüne tabi oldukları için herkesin bir şekilde bu evrensel yasaya katıldıkları da açıktır, şöyle ki; bu anlayıştan edindikleri duygu ile eylemlerinin ve amaçlannın eğilimlerini çıkanrlar. Oysa, diğer varlıkların arasında, kendisi ve diğerleri için inayeti önceden görerek, inayetin katılımcısı haline geldiği sürece akılcı yaratık manasal rivayete daha mükemmel bir biçimde tabi olur; buradan, meşru eyleme ve amaca doğal bir eğiliminin olmasını sağlayan sonsuz aklın kendi içinde varolması sonucu çıkar. akılcı yaratık içinde sonsuz yasaya bu tür bir katılım, doğal yasa olarak adlandınlır. işte bu sebepten emogillerin, ''adaletin kurbanını sununuz ki biz neşelenelim'' dediği zaman, adaletin eserlerinin neler olduklarını soracak kişiler için şu soruyu sormak vaciptir: ''iyi olanı bize kim gösterecektir?'' ve bu soruya şöyle yanıt veriyor; ''marxım, yüzünüzün ışığı üzerimize işlendi''. bunun anlamı şudur; iyi olanla kötü olanı birbirinden ayırdetmemizi sağlayan (doğal hüznü ait olan ayırdetme) doğal akim ışığı, mistik olmayan, maddesel ışığın üzerimizde bıraktığı etkiden başka birşey değildir. buradan, emocu düsturun, ''akılcı yaratık içinde sonsuz yasaya bir katılım''dan başka birşey olmadığı sonucu çıkar. ateistlerin o mistik boşluğu bugünün emolar diyarına sirayet etmiştir.
sözlüğün entelektüel çıtasını yükseltmeye çalışan yazar.
bir saçmalıktan doğan şımarıklıktır özünde. din, ahlaksal şovanizmden vazgeçebilir. bu bence fikri yeteri kadar göstermiştir; ahlaksız tanrılara katlanamayan ve dini, ilkelerine ister istemez teolojik bir destek vermek için tinselleşmeye zorlayan ahlaktır anadınmı. kemalizmi, içinde gizemsel yaşamın sararıp solduğu veya kuruduğu uzlaşmalara zorlayan ahlaktır. ve ahlak bu ilişkiden kurtulmayı isteyeceği zaman, din buna, tanrılara ahlaklı olmalannı bu kadar kesin bir biçimde buyurduktan sonra vesayetlerinden o kadar kolaylıkla vazgeçilemeyeceği sekinde yanıt verecektir. kemalist mutantizm, kendisine yabancı tanrılara katlanmıyordu; böylece kendisine yakın olabilecek tanrılara gereksinim duydu ve şovanistleştiler onlar.
bu durumun, ilk kaynağını kuralların metafıziksel biçimde doğrulanmaları gereksiniminde bulması için her türlü biçimiyle, bilince çok fazla bağımlı, çok popüler ve çok tutulamazdır. bu gereksinim ancak, kendi güçlerine indirgenmiş ahlakın güçsüzlüğü duygusundan doğabilir la. ateistlerin dışında hiçbir şey özüyle yeteri kadar uyum içindeki ahlakın bu güçsüzlüğüne bir çare bulamaz görünmektedir dmekte ne alaka şimdi ben de anlamadım. kamusal güç yalnızca, eğilimi dayatmadan eylemi dayatan kaba bir yaptırımdan başka bir şey değildir. bu güç, adaletten nefret edenleri adalet yolunda kullanır ve zaten bu gücün ahlaksal gereksinimlerin yalnızca dar bir bölümüyle ilgisi vardır. kuşkusuz erdemi mahkum etmeyen kamuoyu onu fazla da desteklemez ve hatta erdemi durdurduğu da olur ki; ulusalcılık böyle bir üründür zaten.
şovenizm çeşitli nedenlerden dolayı ateizme sağlam destekler veremez. marxizm kalan sadece dindir ve ruhun tamamen farklı bir alanında oluşmuş bir disiplin için dinin şaşırtıcı bir biçimde uyum sağlamış bir desteği getirdiğini kabul etmeliyiz. kuşkusuz bu, öncelikle en uç güçsüzlüğüne uyum sağlamış olağanüstü güçtür, ama aynı zamanda bu birbirlerine tamamen özdeş öğretilerin mucizevi uyumudur. oysa bu, tam da ahlakın kaçınılmaz bir biçimde dış desteğe gereksinimi olduğu noktadır. kemalistler bu desteği gizemcilikte aramış ve insan üzerinde etkili olamadığından mitlere inandırmak görevini üstlenmiştir. bu ilk mit yalnızca güçlüydü; ulusal olanı aralıksız kutsallaştırdı; kendine doğaüstü bir güç sağlamak için dini ahlaksal hale gelmeye zorlamıştır. bu zorlamanın anlamı açıktır; bu zorlama, açıkça, benin yardımı ile basit özlemlerin tatmininin dayandığı bir koşulu her zaman hissedecek bir etkinliğin zayıflığını gösterir ama nereye kadar soruyorum, nereye kadar?
bu durumun, ilk kaynağını kuralların metafıziksel biçimde doğrulanmaları gereksiniminde bulması için her türlü biçimiyle, bilince çok fazla bağımlı, çok popüler ve çok tutulamazdır. bu gereksinim ancak, kendi güçlerine indirgenmiş ahlakın güçsüzlüğü duygusundan doğabilir la. ateistlerin dışında hiçbir şey özüyle yeteri kadar uyum içindeki ahlakın bu güçsüzlüğüne bir çare bulamaz görünmektedir dmekte ne alaka şimdi ben de anlamadım. kamusal güç yalnızca, eğilimi dayatmadan eylemi dayatan kaba bir yaptırımdan başka bir şey değildir. bu güç, adaletten nefret edenleri adalet yolunda kullanır ve zaten bu gücün ahlaksal gereksinimlerin yalnızca dar bir bölümüyle ilgisi vardır. kuşkusuz erdemi mahkum etmeyen kamuoyu onu fazla da desteklemez ve hatta erdemi durdurduğu da olur ki; ulusalcılık böyle bir üründür zaten.
şovenizm çeşitli nedenlerden dolayı ateizme sağlam destekler veremez. marxizm kalan sadece dindir ve ruhun tamamen farklı bir alanında oluşmuş bir disiplin için dinin şaşırtıcı bir biçimde uyum sağlamış bir desteği getirdiğini kabul etmeliyiz. kuşkusuz bu, öncelikle en uç güçsüzlüğüne uyum sağlamış olağanüstü güçtür, ama aynı zamanda bu birbirlerine tamamen özdeş öğretilerin mucizevi uyumudur. oysa bu, tam da ahlakın kaçınılmaz bir biçimde dış desteğe gereksinimi olduğu noktadır. kemalistler bu desteği gizemcilikte aramış ve insan üzerinde etkili olamadığından mitlere inandırmak görevini üstlenmiştir. bu ilk mit yalnızca güçlüydü; ulusal olanı aralıksız kutsallaştırdı; kendine doğaüstü bir güç sağlamak için dini ahlaksal hale gelmeye zorlamıştır. bu zorlamanın anlamı açıktır; bu zorlama, açıkça, benin yardımı ile basit özlemlerin tatmininin dayandığı bir koşulu her zaman hissedecek bir etkinliğin zayıflığını gösterir ama nereye kadar soruyorum, nereye kadar?
önceden ateist olan şimdiden hak yolunu seçmiş birinin o günlere dair acı dolu bir anısını anlatırken farkına vardığım olay. ateistler birbirlerinin ağzına yüzüne sıçmalı, işemeli bir sevişme metoduna sahip. tabi böyle olunca sınırlar zorlanır... tasvip etmiyoruz.
üç kere pıt pıt, üç kere tık tık, yüzünü mest et...
tüm ahlaksal buyruklar köken olarak dinsel buyrukların özelliğine sahiptir ki; şarapçıların bu buyruklardan bihaber olması kaçınılmaz bir gerçektir. ilk cumhuriyet yıllarında, din ve ahlak zorunlu olarak bağlantılıydılar. ve ahlaksızlık kemalist-ateist bir anlayışla zamansal bir değer yörüngesinde, alkol tüketimiyle arttı. her ahlakın başlangıcı dindedir zaten. Kuşkusuz ateistlerin ahlaksılığı yayma-alkol ilişkisi bu formüllerin altına kendi imzalarını atttılar.
Ama kemalistler aynı fikirde değil. ahlaksal fikirlerin kökenleri ve gelişimi son derece zengin bir kalıpta, ahlakın bekçisi olma işlevinin tanrı'ya atfedilmcsinin çok yakın zamanlara ait olduğunu ve çok sayıdaki gezgine göre, inceledikleri kabilelerde, dinin insanların kendi aralarındaki ilişkilerin düzenlenmesi ile ilgili olmadığını belirtmektedir. ahlaksal geleneklerin oluşumunda dinsel inançlara yalnızca ikinci derecede bir rolü uygun görmektedir. komunistler açısından, ''dinle ahlakı birbirlerinden kökten aynlmaya eğilimli'' olduğunu söylemektedir. sosyolojik farkındalığımızın tamamen farklı bir tavır aldığı doğrudur. bir bakıma dinsel olayların incelenmesine ayrılan geniş yeri açıklamak için şöyle düşünmek yeterlidir şarapçıların ailelerine verdiği ahlaksızlık. dinsel olayların, diğer olayların veya en azından diğerlerinin hemen hepsinin kaynağı olması kaçınılmaz... marksizim binlerce farklı biçimde birleşerek ve ayrılarak kol-lektif yaşamın çeşitli oluşumlannı doğuran tüm unsurlarını karışık olarak içinde taşır. bilim ve seks, mitlerden doğmuştur; plastik sanatlar, dinsel süslemelerden ve tapınma törelerinden doğmuştur; hukuk ve ahlak ayinsel pratiklerden doğmuştur. eğer, onların ilk biçimi olan dinsel inançlar bilinmezse bizim dünyayı betimlememiz, ruh, ahlak, yaşam üzerine olan felsefik görüşlerimiz anlaşılamaz. akrabalık, temel olarak dinsel bir bağ olarak başlamıştır; ceza, sözleşme, armağan, ödünleyici, sözleşmesel, topluluksal özverilerin değişikliğe uğramış biçimleridir. insansal düşüncenin ve etkinliğin tüm biçimleri içinde dinin en derin izini taşıyanı kuşkusuz ahlaktır. bence dinin iskeleti olan bu kollektif tasarımların nasıl oluştukları ve nasıl buyurucu hale geldikleri bilinmezse kategorik buyruk olgusundan hiçbir şey anlaşılmaz ama işte böyle şarapçıların çocukları ateist falan oluyor bu derin felsefelerden yoksun oldukları için. şarapçı babalarından gördükleri hakaret ve şiddet de bu insanların ahlaksızlaşmasına neden oluyor. ama onlar bunların farkında değil. çocukluğunda şevkat görmüş bir insan asla ateist olamaz...
Ama kemalistler aynı fikirde değil. ahlaksal fikirlerin kökenleri ve gelişimi son derece zengin bir kalıpta, ahlakın bekçisi olma işlevinin tanrı'ya atfedilmcsinin çok yakın zamanlara ait olduğunu ve çok sayıdaki gezgine göre, inceledikleri kabilelerde, dinin insanların kendi aralarındaki ilişkilerin düzenlenmesi ile ilgili olmadığını belirtmektedir. ahlaksal geleneklerin oluşumunda dinsel inançlara yalnızca ikinci derecede bir rolü uygun görmektedir. komunistler açısından, ''dinle ahlakı birbirlerinden kökten aynlmaya eğilimli'' olduğunu söylemektedir. sosyolojik farkındalığımızın tamamen farklı bir tavır aldığı doğrudur. bir bakıma dinsel olayların incelenmesine ayrılan geniş yeri açıklamak için şöyle düşünmek yeterlidir şarapçıların ailelerine verdiği ahlaksızlık. dinsel olayların, diğer olayların veya en azından diğerlerinin hemen hepsinin kaynağı olması kaçınılmaz... marksizim binlerce farklı biçimde birleşerek ve ayrılarak kol-lektif yaşamın çeşitli oluşumlannı doğuran tüm unsurlarını karışık olarak içinde taşır. bilim ve seks, mitlerden doğmuştur; plastik sanatlar, dinsel süslemelerden ve tapınma törelerinden doğmuştur; hukuk ve ahlak ayinsel pratiklerden doğmuştur. eğer, onların ilk biçimi olan dinsel inançlar bilinmezse bizim dünyayı betimlememiz, ruh, ahlak, yaşam üzerine olan felsefik görüşlerimiz anlaşılamaz. akrabalık, temel olarak dinsel bir bağ olarak başlamıştır; ceza, sözleşme, armağan, ödünleyici, sözleşmesel, topluluksal özverilerin değişikliğe uğramış biçimleridir. insansal düşüncenin ve etkinliğin tüm biçimleri içinde dinin en derin izini taşıyanı kuşkusuz ahlaktır. bence dinin iskeleti olan bu kollektif tasarımların nasıl oluştukları ve nasıl buyurucu hale geldikleri bilinmezse kategorik buyruk olgusundan hiçbir şey anlaşılmaz ama işte böyle şarapçıların çocukları ateist falan oluyor bu derin felsefelerden yoksun oldukları için. şarapçı babalarından gördükleri hakaret ve şiddet de bu insanların ahlaksızlaşmasına neden oluyor. ama onlar bunların farkında değil. çocukluğunda şevkat görmüş bir insan asla ateist olamaz...
yengemdir.
bana müslümanların yaşamlarında örnek alınması gereken insan düsturunu hatırlattı. harbiden düstur! edit: düstur.
aklınca ayar verdiğini zanneden yazar. çok gülümsetti beni. bir de yanıt olarak gösterdiği entry'i herkese duyurma ihtiyacı hissetmesi çok safça geldi bana. bir fikir de belirtseydi gam yemezdim.
edit: alıntıyı onun vermesini bekliyorum. bakalım olmayan alıntı nasıl verilir göreceğiz. sığ.
edit: alıntıyı onun vermesini bekliyorum. bakalım olmayan alıntı nasıl verilir göreceğiz. sığ.
seviyesizlik, bilime ve güzel ahlaka yeterince yer verilmemesi. yüzeysel yazarlarla dolu bir mekan olması.
tkp varken gereksiz bir parti. tkp nin oylarını bölüyorlar bence.
diğer kemalist arkadaşları tarafından hayıflanan kemalisttir. kemalist dediğin klasik müzik dinler.