entry'ler (14)

işletme fakültesi okuyup kendini bir bok sanmak

ciddi ciddi işletme okuyan bir öğrenci olarak yaptığım iştir. sonuna kadar da arkasında olduğum bir davranıştır. bütün gün facebookta oyun oynayıp, yakışıklı çocukların oynadığı dizileri izleyip ciddi ciddi işletme okuyan arkadaşlarını yoldan çıkaran roomielere selam olsun..

doktor

kariyer anlamında hiç bir zaman icra etmek istemeyeceğim bir meslek olsa da, bir kız olarak beyaz atlı prensin sözlük anlamıdır benim için.

yaran diyaloglar

oda arkadaşı nil nil nil'le yeni tanışılan bi çocuk hakkında konuşulmaktadır. nil çocuk nereli diye sorar. ( nil ereğlili)

ben: sizin oralardan ya
nil: aa nerden
ben: konya
nil: dumur

neden nasıl diye sorgulamayın öyle işte! kızın da diline düştük zaten!

tipik ekşi sözlük yazarı

ekşide yazarken haklarında oldukça olumsuz düşünceler taşıdığım ancak ulu sözlükte ilk yazarlık günümde gözlemlediğim kadarıyla ciddiyet anlamında diğer sözlük yazarlarından çok çok önde yazarlardır. öyledir böyledir, kasıntıdır, klavye entelidir ama oturup iki laf edilir, sözlük formatını iyi anlamıştır.

ama tabii ekşide rol kestikleri falan gerçek, bizzat tanışıp bu ne lan diyip zor kaçmışlığım var çoğundan.

illuminati

(bkz: kırarım boynuzunu iblis)

presentation

bilkentte bitmek tükenmek bilmeyen, yemek yemek, uyumak gibi günlük rutin haline gelen şey. yeter vurmayın öldük dediğim.

leman kültür

biz liseliyken bursadakinde efsane garsonlar barındırandı. he ama biz liseliydik o ayrı. en son üniversitede ikinci sınıfın başında gittim de, kahvehaneye dönmüş. vasat.

nil nil nil

bunca senelik roommatelik hayatımda beni en çok kötü şeye alıştıran roommate. biricik aşkım michael sikkofielddan, hırsa bağladığım castlevillee kadar her şey onun eseri. son olarak da ulu sözlüğe getirdi, hadi bakalım hayırlısı. kendisini ifşa etmesini de biliriz ama sırayla, nick altını ara ara ziyaret edeceğim yazardır.

bursa

facebooktaki aforizmamsı sözlerden birinde hedef alınmış şehirdir.

noktasına virgülüne dokunmadan* aktarıyorum:

"BURSA gibiyim artik..!! Gülmeyi Yıldırım da Bıraktım.. Vefayı Setbaşın da.. Altıparmak kadar yorgun. Kamberler kadar yıkık .Garajaltı kadar atarLı.. Yeşil kadar vedalara alışık. Heykel kadar kalabalık.. Gürsu kadar sıkıcı.. BURSA gibiyim yani.. Uzaktan bakinca ışıl ışıl ama aslında yorgun, bitkin, tükenmiş..."

şimdi insan okuyunca tabii bi hani nerde fsm hani nerde kestel efendim hani nerde mudanya ya da görükle demiyor değil. ama öncelikle ben ne alaka lan dedim, vefa neden setbaşında bırakılmış, yeşil neden vedalarla özleşleşmiş? bunca yıllık bursalıyım böle şey duymadım arkadaş. bi garajaltının atarı doğru olmuş.

unilever

stajyerlerinden çok fazla şey bekleyen ve bekledikleri karşısında da çok fazla şey veren firma. hızlı tüketim devi.

garanti bankası

sistemleri hiç de kullanıcı dostu olmayan banka. çevremdeki tüm garanti müşterileri sürekli bankayla ilgili bir sorunları halletmek için koşturup durmaktalar. yeni açtırdığım hesabın banka kartını yanlış şubeye gönderip bir de üstüne bu sizin sorumluluğunuz yaptığınız hatayı siz düzeltmelisiniz ben değil deyince pişkin pişkin mümkün değil diyen banka ayrıca.

ankara

uzaktayken ölesiye özlenen, içindeyken de ölesiye nefret edilen, neyini özlemişim bu boktan şehrin dedirten..

bilkent üniversitesi

yandal olayına mırın kırın etmekte haklı olan üniversite. kendi bölümümde oldukça başarılı biri olmama rağmen ben bitiremedim bunu arkadaş. zibilyon tane sınav quiz proje arasında bi de başla bölüme vakit kalmaz bu okulda.

castleville

cityville kadar iyi olmasa da yine de kendine bağlayan bir zynga oyunu.
© copyright 2005 - 2026