bugün
- puantiye modasının bokunun çıkması4
- yazarların en son bitirdiği kitap5
- arkadaşlar hangi diziye başlasam5
- her gün alkol almak4
- korku filmi izlerken sarılacak birisinin olmaması5
- ispanya daki göçmen krizi9
- mutlu kalmak için öneriler6
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri8
- arabada yüksek sesle müzik dinlemek2
- sözlükteki derin yapılanma4
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık14
- yeni dünya düzeni3
- çöp yanında poşette kitap bulmak3
- selamün aleyküm beyler2
- 29 yaş altı sözlükten silinsin2
- hırvatistan12
- aylık 509 bin tl iyi para mıdır sorunsalı3
- kadir mısıroğlu rum mu ermeni mi sorunsalı9
- beni özleyenler elime mum diksin15
- arkadaşlar bu ne kitabı yahu5
- lunapark2
- uçurtma uçuran çocuk2
- yapay zekaya entry yazdırmak5
- rüyada nervio yu görmek5
- arkadaşlar bir şey dicem6
- solcuların faşistlerden beter olması2
- kele şaplak atmanın hazzı ve dayanılmaz istek2
- yeni gelin adayının çıldırtan talepleri6
- milliyetçi chp li2
- anın görüntüsü15
- tatile sivasa gitmek4
- ekşi sözlük2
- beyaz keten iç çamaşırı belli ediyor13
- güzel cumartesiler3
- dolar 100 lira olsa olacaklar3
- stack overflow kopyala yapıştır4
- kötülük2
- osmanlıcılar4
- yunanistan29
- sözlük yazarlarının çok kültürlü olması8
- sümer dili6
- muşlettin bey birader erecto biraderdir3
- aylık 506 bin tl iyi para mıdır sorunsalı3
- o kaç gram3
- italya'nın ispanya ile schengen'i askıya alması2
- saç traşı olmuyorum hadi bakalım8
- forlove194
- ılımlı islam4
- gammazcı geldi gammazcııı hani'ya gammazcı2
- ayak bileğine dövme yaptıran erkek4
entry'ler (26)
she and him adlı güzellerin 7 mart tarihinde çıkardıkları single ve aynı adlı şarkı. şu sağı sollu belli olmayan bahar arifesinde yemek sonrası sigara gibi geldi gerçekten.
kendisinin uludağ sözlük'teki sempatizanlarının çokluğunu farketmenin midemi bulandırdığı faşist. yıl oldu 2013, hala uslanmadı insanoğlu. hala kendini üstün görmeye takıntılı insanoğlu. kendini bir zühreden/topluluktan/ırktan üstün görürken, başka bir adamı düşünceleri için yücelten, kendinden de üstte tutan insanoğlu. ah be insanoğlu...
albert einstein'ın deyimiyle "ağaca tırmanma yeteneğine göre bir balığı sorgulayan zihniyet" tarafından yerin dibine sokulan kıvırcık.
bu adam, fm ağzıyla, mc diye tabir ettiğimiz bir oyuncuydu. bu seneye kadar da o bölgede, emre'yle yan yana gayet başarılı maçlar çıkartıyordu. rakip takım hücuma çıkarken önde basıyor, alan daraltıyordu. sonra bu adam hücumcu yanını keşfetmeye, ya da daha aktif olarak kullanmaya başladı. artık takım atağa kalkarken o da basketbolda "trailer" diye tabir ettiğimiz adam oluyordu. kaleyi karşısına alıp attığı gollerle bir çok maçı kurtardı.
alex'i takımda istemeyen aykut kocaman, hücum yönü ağır basmaya başlayan baroni'yi alex'in bölgesinde, fm oynayanların bildiği gibi, amc olarak oynatmaya başladı. artık baroni'yi alex'in veliahtı olarak atamıştı aykut hoca. forvete daha yakın oynamaya başlayan baroni de defansif görevlerini unutmanın ve boşlamanın yanı sıra, yeni bölgesine adapte olamadığı için hücuma da eskisi kadar katkı verememeye başladı. hayır, bu adamın oyununu beğendiğim ve adamı savunduğum sonucu çıkarılmasın bu entryden.
demem o ki sevgili sözlükçüler, bu adamın bu duruma düşmesinde sorumlu baroni'den olmadığı bir tip oyuncu çıkarmaya çalışan aykut hoca mıdır, yoksa bir türlü yeni rolüne alışamayan baroni mi? adama sallamadan önce bunu bir tartmak, ölçmek ve biçmek lazım.
bu adam, fm ağzıyla, mc diye tabir ettiğimiz bir oyuncuydu. bu seneye kadar da o bölgede, emre'yle yan yana gayet başarılı maçlar çıkartıyordu. rakip takım hücuma çıkarken önde basıyor, alan daraltıyordu. sonra bu adam hücumcu yanını keşfetmeye, ya da daha aktif olarak kullanmaya başladı. artık takım atağa kalkarken o da basketbolda "trailer" diye tabir ettiğimiz adam oluyordu. kaleyi karşısına alıp attığı gollerle bir çok maçı kurtardı.
alex'i takımda istemeyen aykut kocaman, hücum yönü ağır basmaya başlayan baroni'yi alex'in bölgesinde, fm oynayanların bildiği gibi, amc olarak oynatmaya başladı. artık baroni'yi alex'in veliahtı olarak atamıştı aykut hoca. forvete daha yakın oynamaya başlayan baroni de defansif görevlerini unutmanın ve boşlamanın yanı sıra, yeni bölgesine adapte olamadığı için hücuma da eskisi kadar katkı verememeye başladı. hayır, bu adamın oyununu beğendiğim ve adamı savunduğum sonucu çıkarılmasın bu entryden.
demem o ki sevgili sözlükçüler, bu adamın bu duruma düşmesinde sorumlu baroni'den olmadığı bir tip oyuncu çıkarmaya çalışan aykut hoca mıdır, yoksa bir türlü yeni rolüne alışamayan baroni mi? adama sallamadan önce bunu bir tartmak, ölçmek ve biçmek lazım.
bugün maçı izlerken içime bir burukluk düşürmüş fildişi sahilli stoper. yemin ediyorum üzüldüm lan, 2. gole falan hiç sevinemedim.
büyük oyuncuları küçültmüş adamdır. gidişiyle kurban keseceğim, aha buraya da yazdım bakın. götünde motor varmışçasına koşturan, yorulmak bilmeyen kuyt gitti, 70. dakikada pili biten sarı bi çocuk geldi. büyük umutlarla transfer ettirdiği krasic'e adam gibi forma şansı vermeden "olmaz bu" diyerek kadroya bile dahil etmemeye başladı. chelsea ve liverpool günlerinden hatırladığımız "karıncayı sikip belini incitmeyen" meireles, bu adamın yönetiminde halı saha kasabına dönüştü. allahtan sow'a etki edemedi henüz. kesinlikle futbolcular üzerinde, takım üzerinde, camia üzerinde olumsuz etkileri var. giyinmeyi de bilmiyor ki arkadaş.
bomonti'nin yükselttiği çıta yüzünden midir bilmiyorum ama, olmamış bira. bi numarası da yok, ne bileyim. yapmasalar da olurmuş.
insanların kafatasını ölçme konusunda obsesifleşmiş, ardından kendi kafatası ölçümlerinde yeterince türk çıkmamış olan bilimadamımsı.
fenerbahçe'ye yakışmayan hareketlerin müsebbibi. bu adamın "ingiltere'de futbol daha teknik oynanıyor, burada daha duygusal. ingiltere'de oynamayı daha çok seviyorum ama buraya da alışıyorum" diye bir demeci vardı, bilen bilir. alışmayı çok yanlış anlamış kendisi. az biraz kulübede otursa da aklı başına gelse.
aykut kocaman ve takıma adapte etmeye çalıştığı mentalite.
uzun bir duş molasından çıkan monkberry, güzelce kurulanır. fakat saçları çalı gibi olduğundan saçlarını aynanın karşısında tarayarak kurutmaya karar verir. aynanın karşısına geçip saçını taramaya başlar hazır ıslak ve uysalken. birden "oha bu beyazlar ne lan? ne ara geldi bunlar? bildiğin tutam tutam beyaz var olm" diye eli ayağı titrer. aynaya yaklaşınca aptallığının kendisinden ayrılıp farklı bir birey olma yolunda emin adımlarla yürüdüğünü farkeder. zira sevgili monkberry, saçları kolay açılsın diye kullandığı saç kremini yıkamadan duştan çıkmıştır. geri döner, lavaboda buz gibi suyla "skyim yaa" nidalarıyla saçını pür-ü pak eder. artık aptallığına ayrı bir oda vermesi gerektiğine karar vermiştir.
gecenin bir yarısı meyve yemeye karar vermek. dolabı açıp "kivi mi yesem ananas mı?" diye dakikalarca düşünmek.
hayatını bok atmak üzerine kuranların başlıca uğrak noktası, canım şehrim. neymiş efendim, griymiş. denizi yokmuş. sanki bana doğma büyüme las palmas çocuğu pezevenk.
girerken tarifsiz heyecanlar barındırdığım, şimdilerde ise "bu muydu amına koyyim ya?" diye kaçış yolu aradığım bölümümsü.
insana "biz fifa 2002 ile mutluyduk lan naptınız siz??" diye haykırmaya iten noktadır. ayrıca;
(bkz: kuzey kore nin ilk bilgisayar oyunu)
(bkz: kuzey kore nin ilk bilgisayar oyunu)
tartışmaya açık bile değildir. zira, ırkın ırka üstünlüğünü savunmanın, tartışmanın akıl alır bir yanı yoktur.
askerliği olabildiğince ötelemek için yapılacak en zevkli hamledir kanımca. hatta yapabiliyorsanız üçüncüyü de okuyun.
gece gece sözlük yazarlarının tespit sıçtığını gösteren at boku.
(bkz: abi geç oldu yat istersen artık)
(bkz: abi geç oldu yat istersen artık)
tanrı'nın gayet bencil olduğunu düşünürsek doğru kabul edilebilecek bir önermedir. lan bir güç var, sırf kendisine tapsınlar diye milyarlarca varlık yaratıyor. bir de onları mutsuz olmak için yaratıp yaratmadığını mı tartışacağız? ya bi yürü git.
anglo-sakson topraklarının son yıllarda dünyaya armağan ettiği en güzel meyvedir. ilk başlarda keyfimize keyif katarken, yaklaşık 2 yıldır hüznümüze ortak olmakta kendisi.** gerçi bu çocuk ileride böyle olacağının sinyallerini vermişti ilk zamanlarda da.
(bkz: despair in the departure lounge)
(bkz: despair in the departure lounge)