bugün
- fon vurguncularının fetva alması8
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz15
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı31
- teoman müziği bıraktı6
- yağmurlu bir günde doğdum anamdan9
- fenerbahçe 3 liverpool 15
- atatürk düşmanı değilim6
- israil'in gazze saldırılarında 3 kişinin ölmesi3
- kurallara uyma refleksinin sorgulanmaması3
- çaya tükürmek3
- emre aydın dinledikten sonra havanın grileşmesi3
- muslettin amca15
- fenerbahçe 0 liverpool 82
- sentinel2
- insan sevmemek4
- egay bey birader sucukçu bay2
- kadir mısıroğlu nu takip eden mallar10
- hırsızlığa uydurulan kılıflar2
- almanya dönerinin iskender kebaba benzemesi2
- muslettin amca ile halı sahaya gitmek4
- gastronomi4
- yeni tanışılan kimse8
- ankara savaşında gavur ile ittifak yapan osmanlı6
- fenerlilerin ağlaması4
- emre aydın a adam olması için tavsiyeler2
- sex shop5
- cezaevine özenen gençler8
- sözlük klasikleri8
- 4 kasım 2026 liverpoolun fbye döşeyceği boru4
- ucanpembekoala5
- 6 milyon lirayı zimmetine geçiren zabıt katibi5
- onca puan alıp memur olunca 12 saat çalışmak11
- inancın sıcacık fırınları5
- aleksey batrakov27
- 5000 yıllık kürt tarihinin ıspatı5
- yağmurlu bir güne uyanmak5
- aşermek2
- erkekler neden teşhirci giyinmez5
- ömer üründül'ün izdivaç programı sunması2
- bencil olmak2
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı25
- 24 kasım 2026 galatasaray aston villa maçı5
- dedeağaç2
- biz de birileriyiz3
- anlamadım true ayıplı film çekerken mi yakalanmış3
- anın görüntüsü33
- hoşlanılan kızın aşkın ne kadar derin diye sorması5
- tanımadığı kadına tokat atan adam19
- akepem yapmaz5
- eski uzun kış gecelerinde anlatılan yaratıklar4
entry'ler (26)
she and him adlı güzellerin 7 mart tarihinde çıkardıkları single ve aynı adlı şarkı. şu sağı sollu belli olmayan bahar arifesinde yemek sonrası sigara gibi geldi gerçekten.
kendisinin uludağ sözlük'teki sempatizanlarının çokluğunu farketmenin midemi bulandırdığı faşist. yıl oldu 2013, hala uslanmadı insanoğlu. hala kendini üstün görmeye takıntılı insanoğlu. kendini bir zühreden/topluluktan/ırktan üstün görürken, başka bir adamı düşünceleri için yücelten, kendinden de üstte tutan insanoğlu. ah be insanoğlu...
albert einstein'ın deyimiyle "ağaca tırmanma yeteneğine göre bir balığı sorgulayan zihniyet" tarafından yerin dibine sokulan kıvırcık.
bu adam, fm ağzıyla, mc diye tabir ettiğimiz bir oyuncuydu. bu seneye kadar da o bölgede, emre'yle yan yana gayet başarılı maçlar çıkartıyordu. rakip takım hücuma çıkarken önde basıyor, alan daraltıyordu. sonra bu adam hücumcu yanını keşfetmeye, ya da daha aktif olarak kullanmaya başladı. artık takım atağa kalkarken o da basketbolda "trailer" diye tabir ettiğimiz adam oluyordu. kaleyi karşısına alıp attığı gollerle bir çok maçı kurtardı.
alex'i takımda istemeyen aykut kocaman, hücum yönü ağır basmaya başlayan baroni'yi alex'in bölgesinde, fm oynayanların bildiği gibi, amc olarak oynatmaya başladı. artık baroni'yi alex'in veliahtı olarak atamıştı aykut hoca. forvete daha yakın oynamaya başlayan baroni de defansif görevlerini unutmanın ve boşlamanın yanı sıra, yeni bölgesine adapte olamadığı için hücuma da eskisi kadar katkı verememeye başladı. hayır, bu adamın oyununu beğendiğim ve adamı savunduğum sonucu çıkarılmasın bu entryden.
demem o ki sevgili sözlükçüler, bu adamın bu duruma düşmesinde sorumlu baroni'den olmadığı bir tip oyuncu çıkarmaya çalışan aykut hoca mıdır, yoksa bir türlü yeni rolüne alışamayan baroni mi? adama sallamadan önce bunu bir tartmak, ölçmek ve biçmek lazım.
bu adam, fm ağzıyla, mc diye tabir ettiğimiz bir oyuncuydu. bu seneye kadar da o bölgede, emre'yle yan yana gayet başarılı maçlar çıkartıyordu. rakip takım hücuma çıkarken önde basıyor, alan daraltıyordu. sonra bu adam hücumcu yanını keşfetmeye, ya da daha aktif olarak kullanmaya başladı. artık takım atağa kalkarken o da basketbolda "trailer" diye tabir ettiğimiz adam oluyordu. kaleyi karşısına alıp attığı gollerle bir çok maçı kurtardı.
alex'i takımda istemeyen aykut kocaman, hücum yönü ağır basmaya başlayan baroni'yi alex'in bölgesinde, fm oynayanların bildiği gibi, amc olarak oynatmaya başladı. artık baroni'yi alex'in veliahtı olarak atamıştı aykut hoca. forvete daha yakın oynamaya başlayan baroni de defansif görevlerini unutmanın ve boşlamanın yanı sıra, yeni bölgesine adapte olamadığı için hücuma da eskisi kadar katkı verememeye başladı. hayır, bu adamın oyununu beğendiğim ve adamı savunduğum sonucu çıkarılmasın bu entryden.
demem o ki sevgili sözlükçüler, bu adamın bu duruma düşmesinde sorumlu baroni'den olmadığı bir tip oyuncu çıkarmaya çalışan aykut hoca mıdır, yoksa bir türlü yeni rolüne alışamayan baroni mi? adama sallamadan önce bunu bir tartmak, ölçmek ve biçmek lazım.
bugün maçı izlerken içime bir burukluk düşürmüş fildişi sahilli stoper. yemin ediyorum üzüldüm lan, 2. gole falan hiç sevinemedim.
büyük oyuncuları küçültmüş adamdır. gidişiyle kurban keseceğim, aha buraya da yazdım bakın. götünde motor varmışçasına koşturan, yorulmak bilmeyen kuyt gitti, 70. dakikada pili biten sarı bi çocuk geldi. büyük umutlarla transfer ettirdiği krasic'e adam gibi forma şansı vermeden "olmaz bu" diyerek kadroya bile dahil etmemeye başladı. chelsea ve liverpool günlerinden hatırladığımız "karıncayı sikip belini incitmeyen" meireles, bu adamın yönetiminde halı saha kasabına dönüştü. allahtan sow'a etki edemedi henüz. kesinlikle futbolcular üzerinde, takım üzerinde, camia üzerinde olumsuz etkileri var. giyinmeyi de bilmiyor ki arkadaş.
bomonti'nin yükselttiği çıta yüzünden midir bilmiyorum ama, olmamış bira. bi numarası da yok, ne bileyim. yapmasalar da olurmuş.
insanların kafatasını ölçme konusunda obsesifleşmiş, ardından kendi kafatası ölçümlerinde yeterince türk çıkmamış olan bilimadamımsı.
fenerbahçe'ye yakışmayan hareketlerin müsebbibi. bu adamın "ingiltere'de futbol daha teknik oynanıyor, burada daha duygusal. ingiltere'de oynamayı daha çok seviyorum ama buraya da alışıyorum" diye bir demeci vardı, bilen bilir. alışmayı çok yanlış anlamış kendisi. az biraz kulübede otursa da aklı başına gelse.
aykut kocaman ve takıma adapte etmeye çalıştığı mentalite.
uzun bir duş molasından çıkan monkberry, güzelce kurulanır. fakat saçları çalı gibi olduğundan saçlarını aynanın karşısında tarayarak kurutmaya karar verir. aynanın karşısına geçip saçını taramaya başlar hazır ıslak ve uysalken. birden "oha bu beyazlar ne lan? ne ara geldi bunlar? bildiğin tutam tutam beyaz var olm" diye eli ayağı titrer. aynaya yaklaşınca aptallığının kendisinden ayrılıp farklı bir birey olma yolunda emin adımlarla yürüdüğünü farkeder. zira sevgili monkberry, saçları kolay açılsın diye kullandığı saç kremini yıkamadan duştan çıkmıştır. geri döner, lavaboda buz gibi suyla "skyim yaa" nidalarıyla saçını pür-ü pak eder. artık aptallığına ayrı bir oda vermesi gerektiğine karar vermiştir.
gecenin bir yarısı meyve yemeye karar vermek. dolabı açıp "kivi mi yesem ananas mı?" diye dakikalarca düşünmek.
hayatını bok atmak üzerine kuranların başlıca uğrak noktası, canım şehrim. neymiş efendim, griymiş. denizi yokmuş. sanki bana doğma büyüme las palmas çocuğu pezevenk.
girerken tarifsiz heyecanlar barındırdığım, şimdilerde ise "bu muydu amına koyyim ya?" diye kaçış yolu aradığım bölümümsü.
insana "biz fifa 2002 ile mutluyduk lan naptınız siz??" diye haykırmaya iten noktadır. ayrıca;
(bkz: kuzey kore nin ilk bilgisayar oyunu)
(bkz: kuzey kore nin ilk bilgisayar oyunu)
tartışmaya açık bile değildir. zira, ırkın ırka üstünlüğünü savunmanın, tartışmanın akıl alır bir yanı yoktur.
askerliği olabildiğince ötelemek için yapılacak en zevkli hamledir kanımca. hatta yapabiliyorsanız üçüncüyü de okuyun.
gece gece sözlük yazarlarının tespit sıçtığını gösteren at boku.
(bkz: abi geç oldu yat istersen artık)
(bkz: abi geç oldu yat istersen artık)
tanrı'nın gayet bencil olduğunu düşünürsek doğru kabul edilebilecek bir önermedir. lan bir güç var, sırf kendisine tapsınlar diye milyarlarca varlık yaratıyor. bir de onları mutsuz olmak için yaratıp yaratmadığını mı tartışacağız? ya bi yürü git.
anglo-sakson topraklarının son yıllarda dünyaya armağan ettiği en güzel meyvedir. ilk başlarda keyfimize keyif katarken, yaklaşık 2 yıldır hüznümüze ortak olmakta kendisi.** gerçi bu çocuk ileride böyle olacağının sinyallerini vermişti ilk zamanlarda da.
(bkz: despair in the departure lounge)
(bkz: despair in the departure lounge)