bugün
- gökçek ailesinin almanya daki milyonluk serveti6
- antipanik9
- kara çarşaf giymek isteyen türkiyeye4
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları5
- türkiye20
- günün sözü22
- yaşam enerjisi veren şeyler5
- ateistlerin yaşama amacı28
- sosyalist reisçi2
- vapurla iskele arasına düşmek2
- simitlere marti atmak2
- bir bankta oturup banka oturanlara hikaye anlatmak2
- birader başlığına kızan yazarlar2
- karı kıza para yedirir misiniz8
- zorunlu eğitim18
- iletişim başkanlığı'nın türk dizileri toplantısı2
- sabahları nefret edilen şeyler16
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı4
- lokum gibi3
- sarapci koala69
- rafael leao24
- koala görünce eksiyi basmak7
- ölümden sonra hiçlik ümidi2
- galatasaray'ın çok ballı kura çekmesi23
- sözlüğün en sevilen yazarı38
- erkeklerin istediği tek şey17
- recep tayyip erdoğan23
- kendisine şiir yazılan kadın olmak ister miydiniz9
- biraderlerin vurduyor olması12
- sarapci diye nick alan akpli17
- iş yerinde sözlükte takılmak15
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı50
- en son ne zaman namaz kıldın13
- gece araba sürerken dinlenecek şarkılar9
- mehmet ali alabora7
- biraderine de sana da yeter artık7
- fener balı15
- ismet özel der ki3
- fenerbahçe vs galatasaray26
- ayağı şiir kokan kadın6
- karşı partiye oy veren arkadaşınıza küser misiniz13
- gerçekliğin zihinle genişleyerek yaratılması9
- gece tuvalette zıplayan fil görmek5
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı6
- biraderizm felsefesi6
- sikerim böyle hayatı deyip 7/24 taksicilik yapmak2
- manifest11
- yeni tasarıma tek tıkla eskiye göt vererek geçmek9
- bir dinciyle tartışmak5
- teröriste sövmek artık yasak23
entry'ler (79)
Buket Uzuner imzalı kurgusal, güzel roman.
Yıllar önce okumuşsun, içinde bir şeylerini saklamışsındır. Tuna'yı mesela. Edebiyata olan düşkünlüğünü, saçlarını, gözlüklerini, Ada'ya olan aşkını. Kafanda çizersin yüzünü yazarın izin verdiği ölçüdeki tasvirleriyle. Seversin onu, sanki her gün onunla okul kantininde oturup çay içmişsin gibi. Ara ara da eline alıp tekrar okursun. Sevdiğin bölümlerini, ezbere bildiğin repliklerini karakterlerin.
Sonra bir gün birini tanırsın. Tuna'dır sanki. Edebiyatı, saçları, yüzü hatırladığın kadarıyla... Onu da seversin. Tuna dersin ona. Onu önceden tanıdığını o da bilir, anlatırsın. Eline verirsin kitabı, okusun diye. Ben sevdim dersin, hayatımın kitabı.
Hiç istemezsin ama yollarınız ayrılır bir gün. Yıllar geçer, özlersin. Aklına gelir de kitabı tekrar eline almaya korkarsın. Dayanamaz gidersin kitaplığa, başköşededir yine. Sağ tarafında kahve lekesi sayfalarının. "Salı Sabahı" diye başlar roman. Şaşırırsın. Günlerden salıdır.
Öyle işte...
Yıllar önce okumuşsun, içinde bir şeylerini saklamışsındır. Tuna'yı mesela. Edebiyata olan düşkünlüğünü, saçlarını, gözlüklerini, Ada'ya olan aşkını. Kafanda çizersin yüzünü yazarın izin verdiği ölçüdeki tasvirleriyle. Seversin onu, sanki her gün onunla okul kantininde oturup çay içmişsin gibi. Ara ara da eline alıp tekrar okursun. Sevdiğin bölümlerini, ezbere bildiğin repliklerini karakterlerin.
Sonra bir gün birini tanırsın. Tuna'dır sanki. Edebiyatı, saçları, yüzü hatırladığın kadarıyla... Onu da seversin. Tuna dersin ona. Onu önceden tanıdığını o da bilir, anlatırsın. Eline verirsin kitabı, okusun diye. Ben sevdim dersin, hayatımın kitabı.
Hiç istemezsin ama yollarınız ayrılır bir gün. Yıllar geçer, özlersin. Aklına gelir de kitabı tekrar eline almaya korkarsın. Dayanamaz gidersin kitaplığa, başköşededir yine. Sağ tarafında kahve lekesi sayfalarının. "Salı Sabahı" diye başlar roman. Şaşırırsın. Günlerden salıdır.
Öyle işte...
eski bir alışkanlıktır. kitabın en iyi dost olduğunun söylendiği, ilkokul sıralarında çekilen bütün yılbaşlarının umulduk hayal kırıklığıdır. ama arkadaştır, ama çocuktur, ama çocukluğundur. ama bütün o eski janjanlı defter kaplarının üzerindeki yırtıktan görülmeye çalışılan defter kapağının üzerindeki resimdir.
şu başlığı bir kez aratıp bakmanızın, kasvetine kapılmış olduğunuz anlamına geldiği yaştır. başka sorum yok sayın yargıç.
Aslında bir rock grubundan beklenmeyecek bir renk obsesyonu. Lakin gerilen sinirlere iyi gelen bir aerosmith şarkısı.
Sevenlerinin de bulunduğu mevsimdir. Kış çocuğu olmak, sadece kışı sevmek değildir. Aynı zamanda ocakta demlenen çayı sevmek, burnu buz gibiyken eve gelip içtiği sıcacık çorbayı sevmek, battaniye karşısında televizyon izlemeyi sevmektir. Kış, soğuktan dışarı çıkamayan aile bireylerinin sofra başında maaile toplanmasıdır ve yemekten sonra yenen kış meyveleridir. Kışı sevmek, en büyük sorumluluğu sabahın o beş dakika fazla uykusuna yükler. Bir bardak çayla ayılmak demektir kış. Öğrenciliğindir. Boynundaki atkıdır. Ders zamanıdır, hocaya kızıp vurup çıktığın kapıdır. Kitap okumanın en zevkli olduğu mevsimdir. Camın kenarında hani, elinde bir kupa çay, bir de kedin varsa mırlayıp duran...
Kışın birini sevdiysen, ömür boyu seversin ayrıca. Çünkü o soğukta elini tutup, üşüme diye sırtındaki paltosunu omuzlarına atan insanın değerini bilirsin. Bu yüzden... Kış geldiği için mutlu hissedersin. Kar, insana yakışır çünkü. insanı güldürür hem. Eğlencelidir. Kar topu oynamak, her yaş oynanan yegane sokak oyunudur. Biz, kış çocukları bunu biliriz. Bu yüzden kışın daha çocuğuzdur. Mutlu kışlar...
Kışın birini sevdiysen, ömür boyu seversin ayrıca. Çünkü o soğukta elini tutup, üşüme diye sırtındaki paltosunu omuzlarına atan insanın değerini bilirsin. Bu yüzden... Kış geldiği için mutlu hissedersin. Kar, insana yakışır çünkü. insanı güldürür hem. Eğlencelidir. Kar topu oynamak, her yaş oynanan yegane sokak oyunudur. Biz, kış çocukları bunu biliriz. Bu yüzden kışın daha çocuğuzdur. Mutlu kışlar...
Sara'nın ilk başta Nelson'a isteğini açıklama kısmı biraz havada kalmış ve çabuk geçiştirilmiş olsa da neden en kötü film adayı olduğunu anlayamadığım film. Grip falansanız izlemeyin, bir süre nefes alamamanıza neden olabilir.
Samuel Beckett.
Efendim neden bir bilgi bulamıyorum ben bu grup hakkında derken bir harfi eksik yazdığımızı farkedip sonunda istediğim bilgiye ulaştım. Lakin burada başlıklarının olmaması beni üzdü, haberdar olunsun istedim. announcement'ın önem derecesini belirten girizgahı yaptıktan sonra bilgilendirme kısmına geçebiliriz.
Grup müziğini Melancholic indie-folk olarak tanımlıyormuş ve Sırbistan, Belgrad'lılarmış.
bu şarkıları âlâ mesela: https://www.youtube.com/watch?v=GMEqSU4Hwjw
Grup müziğini Melancholic indie-folk olarak tanımlıyormuş ve Sırbistan, Belgrad'lılarmış.
bu şarkıları âlâ mesela: https://www.youtube.com/watch?v=GMEqSU4Hwjw
Japonlar turşusunu yapıyor. Türkiye'de gittiğiniz Japon restoranlarında yemekle beraber gelir. Masanızda beyaz, yenilip yenilmediğinden emin olamadığınız bir şey duruyorsa bilin ki o zencefil turşusudur ve tadı çok keskindir. Birden ağzınıza atmamanızı tavsiye ederim.
mümkün olmayan şeydir. zira tekrar erkek olmamıştır.
gazeteye sarılmış iki ekmekten birinin kıyısını koparıp yerken fonda çalan şarkı olsaydı bu, ona dönüp şöyle derdim: demliğin kulbu fena ısınmış. o da eline geçen bir elbezini kaptığı gibi demliğin kulbunu avuçlarken derdi ki: bütün iyi insanlar ekmeği gazeteye sarıp taşır. hadi, iç de çay koyayım.
bir link de burada dursun: https://www.youtube.com/watch?v=7v8zxoEoA_Q
bir link de burada dursun: https://www.youtube.com/watch?v=7v8zxoEoA_Q
küçük bir ofiste 2 kişi çalıştıklarını düşündüğüm firma. çünkü mağduriyetimin giderilmesi için günlerce süren müşteri ilişkilerine ulaşma çabalarım sonucu telefona çıkan biriyle, bir de kendisini müşteri temsilcisi diye tanıtan biriyle konuştum. bir daha ne kimseye ulaşabildim, ne de geri dönüş yapan oldu.
Mızıkası olan eğlenceli grup. Sevdim. https://soundcloud.com/kaccanimkalmis/oraletler
Ne izlesem diye düşünürken tesadüfen izlemeye başladığım dizi. Dizinin öğelerine bakıldığında klasik bir gençlik dizisi olduğu doğru ancak eğlenceli ve akıcı anlatımıyla size hoşça vakit geçirtiyor. Bu yaşta bir gençlik dizisi izlemenin garip bir hissiyatı var. Kendinizi senarist dışında hiçbir karakterle özdeşleştiremiyorsunuz, "senarist burada bir ergenin hissiyatını yansıtabilmek için epey çabalamış" gibi tespitlerde bulunuyorsunuz ve aklınıza Amerikan yaşam biçimi hakkında sorular takılmaya başlıyor. Mesela, okul tuvaletinin kapağını kapatıp üzerine oturup nasıl sohbet edebilirsin? 10 dakikada bir çamaşır suyuyla temizleyen bir görevli olmadığı sürece? Aklıma gelmişken söylemeden edemeyeceğim: Umumi tuvalet kullanımı konusunda en gerçekçi bulduğum tv dizisi karakteri Seinfeld dizisindeki Jerry'dir. Bir bölümde, kemeri tuvaletin duvarına değdiği için kemeri çöpe atmışlığı vardır.
Öyle yani...
Öyle yani...
dil bilgisi kuralı tanımayan 90'ların kız çocuklarından aynı kelimenin aynı anda söylenişi üzerine sarfedilen dilek. özlendi.
evde ailecek çekirdek çitleyerek televizyon karşısında akşamlarını geçiren bir neslin enteresan bulmasını normal karşılayabileceğimiz eylem. *
küçük bir çocukken gerçekten serbest olduğunu sandığım bir meslek çeşidiydi. çok merak ederdim ve çok da havalı bir isim gibi gelirdi. ancak büyüyünce kapitalist sistem bana dedi ki "buradaki serbest kelimesi özgürlük ya da istediğini yapmak manasında değil, o dünya bu dünya değil". Bunun tam olarak ayrımına varınca tam olarak ne hissettiğimi hatırlamıyorum ama yaşadığım hayal kırıklığının acısını uzun bir süre çektiğimi söyleyebilirim.
insana yüzmeyi bile öğretebilir. (bkz: medianeras)
rock şarkılarına çok yakıştırdığım sestir. cover gruplarının mutlaka eklemeleri gereken bir enstrüman olduğunu düşünüyorum.
minik canavar modunda gezinmesine rağmen tırmalama tahtasından neden korktuğunu ve bir türlü alışamadığını anlamadığımdır.