bugün

sevdiği entry'ler

karısını erkek kuaföre ve jinekoloğa yollayan adam

DOKTORLARIN %95'i ÖNLÜĞÜ ÜSTLERiNE GEÇiRDEiKLERiNDE iNSANLIKTAN ÇIKTIKLARI iÇiN SORUN YOKTUR. ONLAR iÇiN KARŞIDAKi CiNSEL OBJE DEĞiL HASTADIR. KiŞi KENDiNDEN BiLiR iŞi HESABINA DÖKECEK OLURSAK. BU BAŞLIĞI AÇANLAR DOKTOR OLSAYDI ASLA ONLARA GiTMEMEK GEREKiRDi.

yaran inci sözlük entryleri

başlık: kızla konuşurken benimki hazır ola geçiyor.
cevap: rütbe küçük olunca...

insan ilişkilerinden çıkarılmış en önemli ders

seveni sikerler, sikeni severler.

insan ilişkilerinden çıkarılmış en önemli ders

hayat boyu eğitimine devam ettiğimiz derslerdir. benim bugüne kadar öğrendiklerim:

insanlarla mesafeni sen belirle. sen onlara değil onlar sana nasıl davranacağını düşünsün.

ciddiye alınmak istiyorsan samimiyet kurma. bizim gibi toplumlarda samimiyet yanlış anlaşılıyor.

iş arkadaşlarından kendine dost edinme. ilk fırsatta seni satacaklardır.

mutluluğu ve gücü kendi içinden başka hiçbir yerde arama. başkalarını mutlu ederek mutlu olmaya çalışmak olgunlaşmamış insanların işidir.

pişman olacağın fedakarlıklar yapma. her fedakarlık bir beklenti doğurur ve karşılanmazsa hayalkırıklığı büyük olur.

insan ilişkilerinden çıkarılmış en önemli ders

Rahmetli babam “ sevdiğini ne başının üstüne çıkar ne ayaklar altına al bel seviyesinde tut” derdi.

insan ilişkilerinden çıkarılmış en önemli ders

isteyerek yaptığınız iyilik veya yardım, göreve dönüşmüşse kullanılıyorsunuzdur.

bir şiir vardı ama sözlerini tam hatırlayamadım. şöyle bir şeydi:

“her gün para verdiğim köşedeki dilencinin
bir gün unuttum diye çatılmalı mı kaşları.”

iyiliğin veya yardımın dozunu kaçırmayın. hatta talep edilenden fazlasını da yapmayın. çünkü insan doğası gereği çok arsızdır.

uludağ sözlükte yazmanın hiçbir anlamı olmaması

Bir anlamı olup olmaması önemli değil yıllardır burası benim için anı kitabı gibi bir şeydir ve bunu birilerinin okuma kaygısı ile yazmıyorum.

çocukken yanlış bilinen şeyler

Mideyi bölüm bölüm sanardım. Mercimek çorbası bölümü pilav bölümü filan. Mesela pilav yiyosun o pilav bölümüne gidiyo. Ne güzel kafam varmış.

çocukken yanlış bilinen şeyler

1. Sınıftayken öğretmenim bana nereli olduğumu sorunca ili değil ilçeyi değil mahalleyi söylemişim. Hoca da annem gelince siz nerelisiniz allah aşkına şeklinde feryat etmiş. Babam akşama kadar bana ısparta dedirtmişti.

çocukken yanlış bilinen şeyler

Şimşek çakınca allah ın bizi fotoğraf çektiğini sanardım, tanrım ne kadar geri zakalı imişim .

çocukken yanlış bilinen şeyler

Öpüşerek çocuk yapılıyor sanıyordum.

çocukken yanlış bilinen şeyler

Reşit olmak. Evet küçükken bazı insanlara reşit denildiğini hatta bazılarının reşit olduğunu duyuyordum. Sanki insanlar büyüyünce Reşit adlı farklı bir insan oluyorlar diye düşünüyordum. Bu serüven 7. Sınıftaki sosyal hocamın ekber erşed sistemini bana anlatması dolayısıyla reşit kelimesini öğrenmemle son buldu. Manyak herifler reşit ne başka ad mı kalmadı.

çocukken yanlış bilinen şeyler

bitkilerin tohumlar sayesinde oluştuğunu, eğer bi meyvenin çekirdeğini toprağa koyup sularsam bitki çıkacağını öğretmisti dedem.

baya uzun bi süre meyvenin çekirdeğini yutmaktan çok korktum bu yüzden. yanlışlıkla yutarsam da hemen su içmedim, çünkü içersem karnımda ot çıkacağına inanırdım.

çocukken yanlış bilinen şeyler

Ezanı Tanrı okuyor.
"Atam izindeyiz" cümlesini tatil anlamındaki izin sanmak.

çocukken yanlış bilinen şeyler

tv kanallarının bizim tvye özgü olduğunu sanırdım. birgün misafirliğe gittiğimizde bizim tvde olan filmi komşunun tvsinde de gördüğümde çok şaşırmıştım. ne malmışım awk.

çocukken yanlış bilinen şeyler

Cami minarelerini sAvaş halinde atılacak füzeler sanmak.

çocukken yanlış bilinen şeyler

parasını verip dersaneye yazılıyorduk hoca gelmeyince de seviniyorduk.

zengin miydik, geri zekalı mıydık?
hiç bir zaman bilemedim.

keki kabarmayan sözlük kızı

Mutfağa girdiğimde keki sıvazlıyordu.

türkiye toplumunun ahlaksızlığa pratik zeka demesi

1858-1947 yıllar arasında süren Hindistan’daki "Britanya Hindistanı" döneminin başlarında, ingiliz yetkilileri, Delhi bölgesinin ekolojik sistemi nedeniyle ciddi bir sorun yaşadı. Bu süre zarfında fareler şehrin her tarafına yayılıp ingiliz yerleşimcilerin büyük kâbusu olmuştu.

Fare sorunundan kurtulmak için Delhi’deki ingiliz yetkililer, bir karar verdi.

Buna göre fare öldürüp kuyruğunu yetkililere teslim eden her Hintliye para ödülü verilecekti.

Başlangıçta bu fikir büyük ölçüde başarılı oldu. Para ödülü, Delhi halkını adeta fare avcısına çevirmişti.

Fakat zaman geçtikçe daha fazla ve kolay kazanç elde etmek isteyen Hintliler, sistemden yararlanıp evlerinde fare yetiştirmeye başladı. Bu sayede Delhi halkı büyük kazançlar elde etti.

Sıçan kuyrukları birikmesine rağmen sıçanların çoğaldığını fark eden ingiliz yetkililer ödül sisteminden vazgeçme kararı aldı. Böylece Hintliler, değersiz hale gelen farelerle birlikte aynı evin içinde yaşamak zorunda kaldı.

Ödüllerin iptal edilmesi kararı üzerine birçok 'ödül avcısı', evlerinde yetiştirdikleri fareleri sokağa saldı. Bunun sonucunda Delhi sokaklarındaki farelerin sayısı, ödül sisteminden önceki sayının bile üstüne çıktı ve veba salgının ortaya çıkmasına neden oldu.
© copyright 2005 - 2026