bugün
- cansever13
- futbol24
- victor osimhen5
- sabah kahvesi4
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- enflasyon hedefinin tutmaması2
- çirkef galatasaray3
- almanya10
- vfb stuttgart7
- italya7
- fc internazionale milano6
- borussia dortmund5
- fait bey dönsün kampanyası3
- muz4
- galatasaray13
- ac milan5
- ingiltere5
- chelsea fc4
- cedidacer ne iş yapıyor2
- kadınlar neden kötü araba kullanır sorunsalı14
- yazarların uyuyamama sebebi2
- bayern münih4
- şeva mitzvot2
- galatasaray neden transfer yapamıyor16
- yecüc ile mecüc5
- en son ne aldınız2
- yorgun mermi19
- behlül ün bihter den ayrılma nedenleri6
- etek giyen erkek10
- sözlük yazarlarının tatlıları14
- sözlük yazarlarını evlendirmek12
- insan doğru olanı seçerek mutlu olabilir mi6
- türk mutfağının en uyduruk kaydırık yemeği7
- gocu'nun solak olması4
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları12
- dünyanın tersine dönmesi5
- arsenal fc3
- liverpool fc2
- tavuk sevmemek5
- sürekli dizi6
- devalüasyon yakın mı9
- sol elle osbir çekmek2
- günlük tutan erkek9
- yemek yapmayı bilmeyen kadın8
- meltem mi daha güzel gönül mü sorunsalı6
- domdomusa3
- kadınların erkeklerde çok fazla kriter araması8
- gece sokakta freddy krueger ile karşılaşmak3
- sevgilisinin regl gunlerini hesaplayan erkek8
- yeni zelanda ya gitmek5
entry'ler (73)
yazan: adorias
okunan: arabası var
okunan: arabası var
herhangi bir şey. sevinç, üzüntü, mutluluk ya da ağlamaya neden olacak herhangi bir olay. belki de ağır bir kayıp. her gün yaşanan gelgitler. hayat kavramının içini dolduran pırlantalar.
o pırlantaları kaybetmeden değerini anlamak mümkün değildir. elinizin altında dururken öylesine parlayan ve kaybetmekten korkmadığınız değerlerdir onlar. o pırlantaları kimse çalamaz. kimse dokunamaz. derinizin altındadır çünkü onlar. onların bir gün buharlaşacağı ise aklınızın ucundan bile geçmez. bir sabah uyanırsınız ve artık pırlantalarınız yoktur. insanlarınkini görürsünüz ama sizinkiler artık ışıldamıyordur. hepsi birer çakıl taşına dönüşmüştür. o sabah hiçbir şey olmamış gibi hayatınıza devam edersiniz. her yerde onları arar gözleriniz. normal bir insanı derinden yaralayacak bir şey. belki de ağır bir kayıp. size hiçbir şey hissettiremiyordur artık. ne bir kg mutluluk ne de iki cc üzüntü. yoktur artık. siyah ve beyaz yoktur. pembe ve mavi yoktur. artık sadece gri vardır.
o pırlantalara tekrar kavuşmak için hiçbir akıl bu nevi düşünceler üretemez. hiçbir vücut bu nevi yaşamak için didinemez. delirmekten, ölmüş olmaktan bile korkar insan. artık bir hayalet gibi sadece izliyorsunuzdur. hayatın akıp gidişini... insanların nasıl yaşadığını... her şey o kadar garip bir şekilde ölüme dönmüştür ki hiçbir değer eskisi kadar değildir gözünüzde. insanları kırarsınız. sizin gibi olduklarını düşünürsünüz. üzülmezler sanırsınız. insanları üzersiniz. üzülmüyorlardır nasıl olsa... onlar da sizin gibi çünkü. hissetmek nasıl bir şeydi ki? mutsuz olmak, üzülmek falan... mutluluk demiyorum. ben çok mutlu oldum hayatım boyunca. çok güzel anılarım oldu. açgözlü değilim. daha fazlasını isteyecek değilim o yüzden. ama en azından yaşadığıma dair bir virgül, bir mürekkep lekesi... üzüntü, korku, renkli bir şeyler. koyu renk de olsa. gri dışında herhangi bir renk...
ama yok. günler, haftalar, aylar geçer. hala izliyorsunuzdur. önünüzden, yanınızdan, arkanızdan geçenleri. insanların mutluluklarını, üzüntülerini, anlık değişimlerini. "hasta mı oldum acaba" dersiniz. niye hasta olasınız ki? ne güzel yaşıyordunuz değil mi? çok değerli, ışıl ışıl pırlantalarınızdan bir şey yapmadığınız halde oldunuz işte. artık hepsi birer çakıl taşı. hayat artık eskisi gibi değerli değil.
hissetmemek değil; hissedememek. herhangi bir şey. sevinç, üzüntü, mutluluk ya da ağlamaya neden olacak herhangi bir olay. belki de ağır bir kayıp. her gün yaşanan gelgitler. hayat kavramının içini dolduran pırlantalar.
o pırlantaları kaybetmeden değerini anlamak mümkün değildir. elinizin altında dururken öylesine parlayan ve kaybetmekten korkmadığınız değerlerdir onlar. o pırlantaları kimse çalamaz. kimse dokunamaz. derinizin altındadır çünkü onlar. onların bir gün buharlaşacağı ise aklınızın ucundan bile geçmez. bir sabah uyanırsınız ve artık pırlantalarınız yoktur. insanlarınkini görürsünüz ama sizinkiler artık ışıldamıyordur. hepsi birer çakıl taşına dönüşmüştür. o sabah hiçbir şey olmamış gibi hayatınıza devam edersiniz. her yerde onları arar gözleriniz. normal bir insanı derinden yaralayacak bir şey. belki de ağır bir kayıp. size hiçbir şey hissettiremiyordur artık. ne bir kg mutluluk ne de iki cc üzüntü. yoktur artık. siyah ve beyaz yoktur. pembe ve mavi yoktur. artık sadece gri vardır.
o pırlantalara tekrar kavuşmak için hiçbir akıl bu nevi düşünceler üretemez. hiçbir vücut bu nevi yaşamak için didinemez. delirmekten, ölmüş olmaktan bile korkar insan. artık bir hayalet gibi sadece izliyorsunuzdur. hayatın akıp gidişini... insanların nasıl yaşadığını... her şey o kadar garip bir şekilde ölüme dönmüştür ki hiçbir değer eskisi kadar değildir gözünüzde. insanları kırarsınız. sizin gibi olduklarını düşünürsünüz. üzülmezler sanırsınız. insanları üzersiniz. üzülmüyorlardır nasıl olsa... onlar da sizin gibi çünkü. hissetmek nasıl bir şeydi ki? mutsuz olmak, üzülmek falan... mutluluk demiyorum. ben çok mutlu oldum hayatım boyunca. çok güzel anılarım oldu. açgözlü değilim. daha fazlasını isteyecek değilim o yüzden. ama en azından yaşadığıma dair bir virgül, bir mürekkep lekesi... üzüntü, korku, renkli bir şeyler. koyu renk de olsa. gri dışında herhangi bir renk...
ama yok. günler, haftalar, aylar geçer. hala izliyorsunuzdur. önünüzden, yanınızdan, arkanızdan geçenleri. insanların mutluluklarını, üzüntülerini, anlık değişimlerini. "hasta mı oldum acaba" dersiniz. niye hasta olasınız ki? ne güzel yaşıyordunuz değil mi? çok değerli, ışıl ışıl pırlantalarınızdan bir şey yapmadığınız halde oldunuz işte. artık hepsi birer çakıl taşı. hayat artık eskisi gibi değerli değil.
hissetmemek değil; hissedememek. herhangi bir şey. sevinç, üzüntü, mutluluk ya da ağlamaya neden olacak herhangi bir olay. belki de ağır bir kayıp. her gün yaşanan gelgitler. hayat kavramının içini dolduran pırlantalar.
muhtemelen ilk sevişmesi olduğundan ağlayan yeni kadındır.
sabahın köründe içmeye başlayıp, vurucu şarkının introsuyla beraber atılan nidadır.
izlenilmiş yabancı çizgi filmlerden duyulup fırlatılması muhtemel hadisedir. misal;
"doktor pavır rencırs"
"doktor pavır rencırs"
rüyamda gördüm demin. anlamalıydım yine çaylak olduğunu. ehah. *
- oruç tutuyor musun?
+ yok yeni bıraktım.
+ yok yeni bıraktım.
hazırlanan kopyanın sorularla alakasız yerlerden olması.
abartmak gerekirse, rapidshare kedilerine bakarak otuzbir çekme eylemine girilmesine neden olabilecek hadise. *
kız yatıp televizyon izlerken sevgilisine hizmet etmek zorunda kalan erkektir.
abardığı zaman insanı sıkan, sinirden insana çığlık attıran hadise.
(bkz: oluyo mu öyle)
poison albümünden bir j.j.j. şarkısıdır.
"enseye şaplak göte parmak" ilişkisi içinde oradan oraya sürüklenen arkadaşlardır bunlar.
tek taraflı ilgiyi "sevgi" sanıp, farkında olmadan sevgi kavramını daraltmak için girilmiş eylem.
evinde televizyon olduğuna ve para kazanmak için çalışmak yerine bütün vakitlerini dizi izlemeye ayırdıklarına göre fakir olması pek de olanaklı olmayan insanları kapsayan hadise.
reklamları dönmeye başladıktan sonra "evet gerçekten dünyada bir ilk" dedirttiren dizi. aklımızı seveyim, dünyada her şeyi ilk biz buluyoruz. diziden canlı yayın falan... hiç yapılmamıştı bunlar. hayır bari "türkiye'de ve dünyada bir ilk" demeyin.
yine aynı, yine aynı şebnem ferah şarkısı. bir şarkısında da kendini bulsun, bir şarkısında da büyümüş, olgunlaşmış bir kadın olsun. en azından öyle gözükmeyi becerebilsin. ama yok olmuyor. -16 bunu istiyor. çünkü turkish teenage böyle sever. şarkılardan nasihat almayı sever, sil baştan başlamak gerektiğini şarkılarda fark eder. kendi beyni bu kararları üretemez çünkü. ama olsun, onlar için her zaman bir şebnem ferah vardır. kırk yaşına geldiğinde de -16 için şarkılar yazmaya devam edecektir. bu kitlenin asi odalarının duvarlarını posterleriyle süslemekten ileriye de gidemeyecektir.
"ulan!" diye başlayıp kinimi kusmak istiyorum ama sevenleri çok. üzülüyorum sonra.
"ulan!" diye başlayıp kinimi kusmak istiyorum ama sevenleri çok. üzülüyorum sonra.
duruma göre iki renge sahip olgu.
biri rengi krem rengine yakındır, çoğu zaman beyazdır. genelde güzel kokar, yumuşatıcı gibi. hep koklamak ister insan.
diğeri rengi kahverengi, koyu kahvedir. bok gibi kokar ve bünyede sifonu çekme isteği uyandırır.
biri rengi krem rengine yakındır, çoğu zaman beyazdır. genelde güzel kokar, yumuşatıcı gibi. hep koklamak ister insan.
diğeri rengi kahverengi, koyu kahvedir. bok gibi kokar ve bünyede sifonu çekme isteği uyandırır.