bugün
- osururken götten alev çıkması11
- bir kadın size hakaret ediyorsa7
- bir kadınla bir erkeğin yakın arkadaş olması13
- kötü bir insan olmak5
- uzun yol araba yolculuğunu çekilir yapacak şey10
- femboy erkeklere yürüyen dayılar3
- baş ağrısını geçiren ilginç tedaviler4
- izmir'de başörtülü kadını sahilden kovan seküler20
- kurtuluş savaşı'nın müfredattan kaldırılması26
- neden herkes aynı soruları soruyor4
- türklerin niye terör örgütü yok sorunsalı4
- evlenilmeyecek kız tipi9
- karpuz yerken gazzeyi düşünen türk2
- yön duygusuna sahip olmamak10
- togg limuzin6
- cd devrinin bitmesi10
- bir insanın neden flört etmediği üzerine3
- ayak fetişi erkek aslında penis yalamak istiyordur4
- en çok hoşa giden doğa olayı7
- modası geçmeyen şarkılar4
- aşure getiren yakışıklı kaslı komşu10
- sosyal medyada hızla artan memur düşmanlığı2
- sevişme sonrası erkeğin gömleğini giyen kadın6
- kadınların piç erkek tercihi12
- yalnizca deli yalnizca sair3
- buddy dude2
- sultan papağanının kendine aşık olması2
- baştan çıkarmak4
- telefonun aşırı ısınması6
- bir kadını tatmin etmiş olmanın verdiği mutluluk3
- kişisel gelişim2
- imamoğlu'nun 1 günde 3 davaya girmesi20
- 2026 dünya kupası şampiyonu6
- sersem herif11
- uludağ sözlük te aktif olarak yazan yazar sayısı2
- türk insanının paraya acımadığı harcamalar4
- karı kıza para yedirir misiniz8
- velvet ile ismet gürbüzün ortak noktaları8
- sürekli özür dileme kültürü3
- zihni göktay13
- yeni yazarlara öneriler10
- true ile sevişmek7
- kurt knispel3
- televizyon kumandasını streç filmle kaplamak2
- hoşlanılan kızın evlilik düşünmüyorum demesi8
- tai lung26
- ata demirer'in deniz göktaş eleştirisi6
- sergen yalçın'ın erling haaland'ı beğenmemesi5
- kimse türk yargısına parmak sallayamaz4
- lahmacunun yanında ne içilir11
esen rüzgar bazen salt bedenini soğutmaz da ruhunu titretir aynı zamanda. o vakit anlarsın sıradan bir esinti olmadığını. geldiği yönün tersine koşarsın sonra, nedeni bulmak için... oraya vardığında tokat gibi çarpar yüzüne gerçek. her seferinde daha da güçlenirsin, iç sıkıntının sahiden bir nedeni olduğunu gördükçe daha çok emin olursun kendinden. lanetin olur sonra. çoğunlukla haklı çıkıyor oluşun yalnızlığa iter seni ve çekinmezsin karşı tarafın yüzüne vurmaktan.
"omzumdan öpsene" diye kulağıma fısıldadığında film başlayalı yarım saat, sinemada birini öpmeyi bırakalı 10 yıl olmuştu. yanlış mı anladım acaba diye dönüp yüzüne baktım. omzunu hafifçe yukarı kaldırıp gözlerini kıstı. alt dudağını hafifçe öne doğru çıkardı. masum bir bebek olmuştu. bu yüz ifadesini biliyordum, çok tanıdıktı, ancak omuz bu tabloda sırıtan yabancı bir kavramdı. çok tatlı göründüğünü düşünüyor olmalıydı. oysa benim midem bulanıyordu. isteğini yerine getirmezsem bir yerimin eksilmeyeceğini düşündüm. usulca kazağının üzerinden bir öpücük kondurdum. ağzıma bulaşan tüyleri silerken birden başımdan aşağı kaynar sular döküldü. tüm vücuduma sanki yüzlerce raptiye batıyordu. bedenimde karıncalar geziyordu. neydi beni huzursuz eden? neden omzundan öpmemi istemişti özellikle? neden yüzünün herhangi bir noktasından ya da elinden değil de omzundan? neden özellikle ordan, durduk yere aklıma gelme ihtimali olmayan ve henüz ilişkimizin başındayken ve onu hiç öpmemişken?
gözlerimi kapattım. sanki bir yerde uzanıyordum. arkadaşlarımın yüzleri belirdi, tepeden bakıyorlardı. boğuk boğuk sesleniyorlardı "takma bu kadar, her şeyi düşünme böyle manyak mısın?"... sakin olmalıydım, belli etmeden sakince günün sonunu getirdim.
ilk sevişmemizde sonra... bluzunu çıkarır çıkmaz. o yağmurlu günde, ettiğimiz ilk büyük kavganın ardından, barışınca... ikinci sevişmemizde... bir daha sinemada...
artık emindim. çünkü benzer şeyleri çok görmüştüm. bu tipler, eski ilişkilerinin devamlarını bir başkasında yaşarlardı. o çok aşık olduğu çocukla ilgili unutamadığı ne varsa, sende bulmak isterlerdi. ona ait küçük ama unutulmaz detayları göze batmayacak şekilde alışkanlık haline getirmen için oyunlara başvururlardı.
sordum sonra. eski sevgilin mi öperdi omzundan? diye. paranoyak, ruh hastası, arıza gibi bir yerden sonra dinlemediğim yakıştırmalarda bulundu. sonra onu ne zannediyordum ki ben? bir başkasını unutamamış olsa neden benimle olsundu ki? sahi ne kadar saçmaydı, ben neden takıyordum ki bu kadar? eğer güvenmiyorsam... artık bu klişelerden midem bulanmıştı. bir daha konuyu açmamak üzere kapattığımı söyledim, özür diledim ve sinsice köşeme çekildim.
nasıl çözeceğimi biliyordum. uykusunda konuşuyordu. ne sorarsan dürüstçe cevap veriyordu. en kötüsü de telefonda dahi olsak, 30 saniye içinde uykuya dalabiliyordu. birkaç gün bekledim. olay soğuduktan sonra bir gece geç saatlerde, yine daldı gitti.
- uyudun mu?
+ ıhhmm
- seni çok özlüyorum.
+ ben de.
- az kaldı ama gelmeme, napacaksın beni görünce?
+ boynuna atlayacam.
(kıvama gelmişti, bitirici vuruşu yapmak için hazırdım.)
- ahmetle uyur muydunuz birlikte?
+ hıhı.
- omzundan öper miydi?
+ evet
- ilk defa o mu öptü?
+ hıhı
- çok anlamlıydı değil mi senin için ordan öpmesi?
+ hıhı.
- hıhı nın da senin de mına koyim.
şüphe benim lanetim. salak yerine konulmaktan, sahte sevgilerin ve yapmacık tavırların esiri olmaktansa yalnızlığa iten belki de yegane sebep.
"omzumdan öpsene" diye kulağıma fısıldadığında film başlayalı yarım saat, sinemada birini öpmeyi bırakalı 10 yıl olmuştu. yanlış mı anladım acaba diye dönüp yüzüne baktım. omzunu hafifçe yukarı kaldırıp gözlerini kıstı. alt dudağını hafifçe öne doğru çıkardı. masum bir bebek olmuştu. bu yüz ifadesini biliyordum, çok tanıdıktı, ancak omuz bu tabloda sırıtan yabancı bir kavramdı. çok tatlı göründüğünü düşünüyor olmalıydı. oysa benim midem bulanıyordu. isteğini yerine getirmezsem bir yerimin eksilmeyeceğini düşündüm. usulca kazağının üzerinden bir öpücük kondurdum. ağzıma bulaşan tüyleri silerken birden başımdan aşağı kaynar sular döküldü. tüm vücuduma sanki yüzlerce raptiye batıyordu. bedenimde karıncalar geziyordu. neydi beni huzursuz eden? neden omzundan öpmemi istemişti özellikle? neden yüzünün herhangi bir noktasından ya da elinden değil de omzundan? neden özellikle ordan, durduk yere aklıma gelme ihtimali olmayan ve henüz ilişkimizin başındayken ve onu hiç öpmemişken?
gözlerimi kapattım. sanki bir yerde uzanıyordum. arkadaşlarımın yüzleri belirdi, tepeden bakıyorlardı. boğuk boğuk sesleniyorlardı "takma bu kadar, her şeyi düşünme böyle manyak mısın?"... sakin olmalıydım, belli etmeden sakince günün sonunu getirdim.
ilk sevişmemizde sonra... bluzunu çıkarır çıkmaz. o yağmurlu günde, ettiğimiz ilk büyük kavganın ardından, barışınca... ikinci sevişmemizde... bir daha sinemada...
artık emindim. çünkü benzer şeyleri çok görmüştüm. bu tipler, eski ilişkilerinin devamlarını bir başkasında yaşarlardı. o çok aşık olduğu çocukla ilgili unutamadığı ne varsa, sende bulmak isterlerdi. ona ait küçük ama unutulmaz detayları göze batmayacak şekilde alışkanlık haline getirmen için oyunlara başvururlardı.
sordum sonra. eski sevgilin mi öperdi omzundan? diye. paranoyak, ruh hastası, arıza gibi bir yerden sonra dinlemediğim yakıştırmalarda bulundu. sonra onu ne zannediyordum ki ben? bir başkasını unutamamış olsa neden benimle olsundu ki? sahi ne kadar saçmaydı, ben neden takıyordum ki bu kadar? eğer güvenmiyorsam... artık bu klişelerden midem bulanmıştı. bir daha konuyu açmamak üzere kapattığımı söyledim, özür diledim ve sinsice köşeme çekildim.
nasıl çözeceğimi biliyordum. uykusunda konuşuyordu. ne sorarsan dürüstçe cevap veriyordu. en kötüsü de telefonda dahi olsak, 30 saniye içinde uykuya dalabiliyordu. birkaç gün bekledim. olay soğuduktan sonra bir gece geç saatlerde, yine daldı gitti.
- uyudun mu?
+ ıhhmm
- seni çok özlüyorum.
+ ben de.
- az kaldı ama gelmeme, napacaksın beni görünce?
+ boynuna atlayacam.
(kıvama gelmişti, bitirici vuruşu yapmak için hazırdım.)
- ahmetle uyur muydunuz birlikte?
+ hıhı.
- omzundan öper miydi?
+ evet
- ilk defa o mu öptü?
+ hıhı
- çok anlamlıydı değil mi senin için ordan öpmesi?
+ hıhı.
- hıhı nın da senin de mına koyim.
şüphe benim lanetim. salak yerine konulmaktan, sahte sevgilerin ve yapmacık tavırların esiri olmaktansa yalnızlığa iten belki de yegane sebep.
geldiği gibi gitmeyen lanet bir histir. geldiği gibi gitmemeside normal aslında. bir şüphe geliyorsa, sonuçlanmadan gitmesi, bir daha şüphenin gelmeyeceği garantisini vermez. iyi kötü bir netice almak şüpheyi bitirir.
insanın ruhuna kemirgen sürüsü salan duygudur.
Ya kopsun kıyamet ya dökülsün etlerin diye dövünürsün.
En berbat netlik bile iyi ihtimalli şüpheden evladır.
Ya kopsun kıyamet ya dökülsün etlerin diye dövünürsün.
En berbat netlik bile iyi ihtimalli şüpheden evladır.
kanal d nin çerez tadında olan ve 6 bölüm sürmüş dizidir.
emin olamama duygusu veya güvensizlik duygusudur.
(bkz: öldürmeyip süründüren şeyler)
Güzel bi jakuzi parçası.
Kurtulamadığım, bir fare gibi içimi kemiren, Kötü düşüncelere kapı açan his.
Buna Gerçeklik payı da eklenince dibe çekiyor beni.
Aklıma gelen, başıma gelmesin artık!
Buna Gerçeklik payı da eklenince dibe çekiyor beni.
Aklıma gelen, başıma gelmesin artık!
seyredemeyenler için an itibariyle tekrarı yayınlanan dizi.
ilk bölümünde muhteşem yüzyıl'a fena çarpıldı, sanırım ya gününü değiştirirler ya da show tv ile anlaşıp yayın saatini...
ayrıca şöyle bir gözlem yaptım,
ölen adamın karısının ilk kocasından olan oğlu ile yine ölen adamın gayrimeşru ve kimsenin haberdar olmadığı kızı aşk yaşayacak.
ulan arkadaş bu türk dizilerindeki ilişki yumağı çok acayip...anlatması, tarifi bile çok zor.
ilk bölümünde muhteşem yüzyıl'a fena çarpıldı, sanırım ya gününü değiştirirler ya da show tv ile anlaşıp yayın saatini...
ayrıca şöyle bir gözlem yaptım,
ölen adamın karısının ilk kocasından olan oğlu ile yine ölen adamın gayrimeşru ve kimsenin haberdar olmadığı kızı aşk yaşayacak.
ulan arkadaş bu türk dizilerindeki ilişki yumağı çok acayip...anlatması, tarifi bile çok zor.
Dokunduğu yerden sevgi ve güven adına ne varsa alıp götürür.
Sigara akciğer kanseri yapar, diyorlar; yapmaz diyenler de var.
Ülser hayatı kısaltır, diyorlar; uzatır, diyenler de var.
Bütün mücadele para üzerinedir, diyorlar; gerçek mücadele düşünce üzerinedir, diyenler de var.
Kadınsız yaşamak işkencedir, diyorlar; kadınla yaşayanlardan kahrolanlar çoğunluktadır, diyenler de var.
Okumak fikri açar, diyorlar; okumak beyni sulandırır, diyenler de var.
Demokrasi en olumlu düzendir, diyorlar; demokrasi bir kandırmacadır, diyenler de var.
En büyük mutluluk dünyada olmaktır, diyorlar; en büyük mutluluk doğmamaktır, diyenler de var.
Aşk tabiatın insanoğluna en değerli hediyesidir, diyorlar; aşk bir hastalıktır, diyenler de var.
Medeniyet insanlığı yükseltir, diyorlar; medeniyet insanlığın felaketidir, diyenler de var.
Savaşlar tarihin süsüdür, diyorlar; savaşlar tarihin yüz karasıdır, diyenler de var.
Din dayanma gücünü artırır, diyorlar; din bir afyondur, diyenler de var.
Fazla seks sağlığı yıkar, diyorlar; sağlamlaştırır, diyenler de var.
Her olay belirli kurallar içinde cereyan eder, diyorlar; etmez, diyenler de var.
Kişilik düşünceyle doğar, diyorlar; kişilik idraklerle doğar, diyenler de var.
Matematik mantığın elbise giymiş şeklidir, diyorlar; matematik gerçeği yakalamaya engel olan bir fantezidir, diyenler de var.
Sanat yaratma duygusunun sonucudur, diyorlar; sanat ölmek korkusunun sonucudur, diyenler de var.
ifratla tefrit en bozuk ölçüdür, diyorlar; bütün ölçüler ifratlarla tefritlerden doğar, diyenler de var.
Doğru yalanı yok edecek, diyorlar; insan olgusunun en büyük doğrusu yalandır, diyenler de var.
Gelecek geçmişe dayanır, diyorlar; geçmiş, gelecek yoktur, yaşanan an vardır, diyenler de var.
Şiir duygunun düşünceye nefes aldırmasıdır, diyorlar; şiir budalalıktır, diyenler de var.
Merhamet büyüklüktür, diyorlar; merhametten maraz doğar, diyenler de var.
Ummadık taş baş yarar, diyorlar; ateş olsa cürmü kadar yer yakar, diyenler de var.
Can yakma güçlülüğün zaferidir, diyorlar; can yakma güçsüzlüğün zaferidir, diyenler de var.
incelik zor erişilen bir noktadır, diyorlar; incelik bir bozulmadır, diyenler de var.
Yaşamak anlamın kendisidir, diyorlar; yaşamak en büyük anlamsızlıktır, diyenler de var.
* * *
Gerçek nerede?
Bu soruya verilen cevaplar arasında Rıza Tevfik'in kızına yazdığı bir manzumede iki mısra var:
Hayat budur benim için hatta senin için de
Bir hakikat var mı derken bir hayale döneriz.
çetin altan
Ülser hayatı kısaltır, diyorlar; uzatır, diyenler de var.
Bütün mücadele para üzerinedir, diyorlar; gerçek mücadele düşünce üzerinedir, diyenler de var.
Kadınsız yaşamak işkencedir, diyorlar; kadınla yaşayanlardan kahrolanlar çoğunluktadır, diyenler de var.
Okumak fikri açar, diyorlar; okumak beyni sulandırır, diyenler de var.
Demokrasi en olumlu düzendir, diyorlar; demokrasi bir kandırmacadır, diyenler de var.
En büyük mutluluk dünyada olmaktır, diyorlar; en büyük mutluluk doğmamaktır, diyenler de var.
Aşk tabiatın insanoğluna en değerli hediyesidir, diyorlar; aşk bir hastalıktır, diyenler de var.
Medeniyet insanlığı yükseltir, diyorlar; medeniyet insanlığın felaketidir, diyenler de var.
Savaşlar tarihin süsüdür, diyorlar; savaşlar tarihin yüz karasıdır, diyenler de var.
Din dayanma gücünü artırır, diyorlar; din bir afyondur, diyenler de var.
Fazla seks sağlığı yıkar, diyorlar; sağlamlaştırır, diyenler de var.
Her olay belirli kurallar içinde cereyan eder, diyorlar; etmez, diyenler de var.
Kişilik düşünceyle doğar, diyorlar; kişilik idraklerle doğar, diyenler de var.
Matematik mantığın elbise giymiş şeklidir, diyorlar; matematik gerçeği yakalamaya engel olan bir fantezidir, diyenler de var.
Sanat yaratma duygusunun sonucudur, diyorlar; sanat ölmek korkusunun sonucudur, diyenler de var.
ifratla tefrit en bozuk ölçüdür, diyorlar; bütün ölçüler ifratlarla tefritlerden doğar, diyenler de var.
Doğru yalanı yok edecek, diyorlar; insan olgusunun en büyük doğrusu yalandır, diyenler de var.
Gelecek geçmişe dayanır, diyorlar; geçmiş, gelecek yoktur, yaşanan an vardır, diyenler de var.
Şiir duygunun düşünceye nefes aldırmasıdır, diyorlar; şiir budalalıktır, diyenler de var.
Merhamet büyüklüktür, diyorlar; merhametten maraz doğar, diyenler de var.
Ummadık taş baş yarar, diyorlar; ateş olsa cürmü kadar yer yakar, diyenler de var.
Can yakma güçlülüğün zaferidir, diyorlar; can yakma güçsüzlüğün zaferidir, diyenler de var.
incelik zor erişilen bir noktadır, diyorlar; incelik bir bozulmadır, diyenler de var.
Yaşamak anlamın kendisidir, diyorlar; yaşamak en büyük anlamsızlıktır, diyenler de var.
* * *
Gerçek nerede?
Bu soruya verilen cevaplar arasında Rıza Tevfik'in kızına yazdığı bir manzumede iki mısra var:
Hayat budur benim için hatta senin için de
Bir hakikat var mı derken bir hayale döneriz.
çetin altan
Düsersen,icinden cikamazsin.
Kuşku, kuruntu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar