/38
okumak konusunda pek başarılı olmadığım fakat dinlemekten büyük keyif aldığım -diş fırçalarken dahi- güzellikler bütünü.
"şimdi yalnızca can sıkıntısı
ve açık pencereler vardır, rüzgârı içeri alır
kahraman tuzağa düşmüş ve kendini yok etmiştir.
aşk, çok telefonlu uyku aralarında geçmiştir
ter, ter, ter aralarında
öpüldükçe yiten göğüs aralarında.
aşk, piyastoslar ve eğlenceler arasında geçmiştir.

şimdi yalnızca can sıkıntısı
ve açık pencereler vardır, deniz savrulmuş
su ayrışmış, rüzgar ve tuz olmuştur.
kahraman toprağa düşmüş,
kahraman güzel ve yiğittir,
aşk tek kişilik bir yatakta geçmiştir,
ten dokundukça çoğalmış, mekanlar silinmiştir.

şimdi yalnızca can sıkıntısı
her
yer:
gece yarısı
kahraman ıssız ve bırakılmış
muhteşem ve bomboş bir aşk şantiyesi
Mürekkebi kağıda aşık eder.
O ceviz dalları, o asma, o dut,
Gül gül, mektup mektup büyüyen umut...
Yangından yangına arda kalmış tut.
Muhabbet sürermiş bir rüzgâr kadar.

rüzgar
sezai karakoç
ben ölenlere hiç üzülmedim, gidenlere... benim içimi acıtan geride kalanlar.
onlar tüm anılarını kalplerindeki boşluğun ağırlığıyla taşımak zorundalar.
sana ait yegane şeyi kaybettikten sonra
deryadaki fırtınadan kurtulmanın ne anlamı var.
öbür dünyadan korkmalısın diyorlar,
bu dünyadan daha muhteşem cehennem mi var.
bir kere aklım gidip geldi, ikincisinde hiç geri gelmeyebilir.
ama olsun, bazen daha iyi şeyler için bir şeylerin yıkılması gerekir.
ilişkilerde söyleyemediğini şarkılarda söylesen ne değişir?
belki de aşk, kalbin parçalanması gibi bir şeydir.
istediğin şey olmaya çok yakın, ama hala istediğin şey değil.
yakın bile değil, birazcık bile değil. hiç değil.
hayır efendim sizin bahsettiğiniz sevmek değil.
asıl sevgi onu yeni uyanmış haliyle sevebilmektir.
dokunabilseydim yıldızına da kıymeti harbiyeni kaybetseydin
yine de umut edilen gün ışığı gibi seni bekler miydim?
gece sabaha varamaz da susarken yalnızlığım,
yeniden rüyamda görmemek için seni uyanık kalır mıydım?
tatlı bir esintiyle tel tel uçuşan saçların,
karla kaplı güzelliğine haizdi dağların,
sonbaharın çiseleriyle kıvrılan kirpiklerin,
yaşla kaplı kırılganlığına sahipti düşlerin.
göz alıcı ışıklar saçan gülümseyişin,
kalbimi ısıtışına benziyordu güneşin.
o sevdiği adamı anlattı, ben sevdiğim kadını dinledim,
bu kadar zor olabileceğini hiç kestirememiştim.
yaşama gözlerimi sen açtın, ben sevmeyi öğrendim senden.
şimdi onları kapamamı isteme benden.
belki gökyüzü, belki deniz...
belki de biraz kış güneşi gibiydiniz.
Tütünü bilir misin?
"Kız saçı" demiş zeybekler,
Su içmez her damardan,
Yerini kolay beğenmez,
Üşür
Naz eder,
Darılır
iki parmak arasında kıyılmış,
Bir parçası var kalbimin
incecik, ak kağıtlara sarılır,
Dar vakit yanar da verir kendini.
Dostun susan dudağına...

Ahmed arif
yaşamak şakaya gelmez büyükbir ciddiyetle yaşayacaksın...insanlar için ölebileceksin hem de yüzünü nile görmediğin insanlar için hem de hiç kimse seni buma zorlamamışken hem de en güzel en gerçek şeyin yaşamak olduğunu bildiğin halde... (bkz: nazım hikmet)
şişirilmiş bir balondur.
yavşaklıktır.
ezikliktir.
ayy götümdür.

şiir yavşaklığından iğreniyorum.
Nasıl popçular dışarı diyorsam, şair kılıklı yılışıklar da dışarı ayol!
ayy götüm şeklinde nitelendirilen insanların ilgi alanı.

ya siz ne mal ne vıcık vıcık şeylersiniz.
iğrençsiniz.
şiir ne amk?
şiir ne?
vıcık yapmacık yılış yılış.
uzak durun lan benden.
yavşaklar.
Hiçbir zaman ısınamadığımdır. Etkilenmek için aşırı duygusal olmak lazım galiba. Özellikle her mısrada 2 kelime olanlara hiiç anlam veremiyorum.
şiir dilin bütün hudutlarıdır ve kötü şiir vardır. kötü şiir dilin sınırlarını daraltır.
içi boş şiirlerde kaybettim seni.
gözlerimle doldurduğum mısralara sığındım.

üzerime şiirler yazma,
yüreğinle kutsama beni,
gülüşlerinle vaftiz etme,
sevmek bir dua kadar yakın,
kimi zaman kimi şiirler kadar içi boş.

ve bir mısra gibi gözyaşların,
ırmak olsun ve aksın
yazayım ben de o zaman
kalemim kör olsun!

*her boşlukta bir dolu göz yaşı yağdı kalbime!
iğrenç derecede yapış yapış olan yılışık hede.

şiir seven kadının da erkeğin de recmi vaciptir.
çünkü şiirden yavşamaya çalışıyo bunlar.
memelerimizi sıkmak için şiirleri kullanıyolar.

ama ben memelerimi sıktırmiycam.
şiir seven erkekler eqlemesin.
Bazen alır seni yerden yere vurur bu hastalık. Öyle böyle degil etkisi büyük.
Eğer bir amatör yazıyorsa karşınızdakinin gözünde ki ışık iç dünyanıza ay parçası gibi olabiliyor.
"Şair burada şunu demek istemiştir." denilip yoruma kapatılarak sınav kağıtlarında öğrenciyi öğretmenin dediğini yazmaya zorlayan, yazılmadığında puan kırılmasıyla sonuçlanan durumun Posta gazetesinde ayağa düşmesine neden olan Türkiye gerçeğinin adı. Aramayın şiirin tanımını filan. Az okuruz, çok konuşuruz. Huyumuz kurusun.
sevilendir.. duygu işidir. saygı duyulandır. herkesin yazamadığıdır ama herkes okumalıdır..
ikizim öldü melahat
aynalara bakamam.

bu dizeye itibar derginin twitterında rastladım. kaç gündür aklımda, ne kadar güzel yazmış yazan.
turgut uyar'ın (onun olmadığı söylense de) palyaço'su favorimdir. peşi sıra nazım hikmet şiirleri gelir misal olarak karlı kayın ormanı.
Okurken düz yazi gibi okumaya çalıştığım için bana hoş gelmeyen tür. Hep bu serbest nazimcilar yüzünden. Şiir dediğin uyakli olur.
Şiir uyaklı olur ama uyaklı olmasa da ahenkli olan şiirler de vardır .

görsel
duyguların sözcüğe yansımasıdır. okurum da yazarım da. şiir seven insan çayı da sever, çay seven insandan zarar gelir mi hiç?
eşşeğe at semeri vurma
sanır kendini nimetten
ayırma birini milletten
sanır kendini kıymetten
dinleme kendini durmadan
ayılmazsın gerçek yüzüne vurmadan
bayat ekmeğe su vurursan yumuşar
tazeyken yemesini bilmeli
iş işten geçtimi geri dönmesini bilmeli

-pilavyiyenpapaz
ne ararsın tanrı ile aramda
sen kimsin ki orucumu sorarsın
hakikaten gözün yoksa haramda
başı açığa neden türban sorarsın
rakı, şarap içiyorsam sana ne
yoksa sana bir zararı, içerim
ikimiz de gelsek kıldan köprüye
ben dürüstsem sarhoşken de geçerim
esir iken mümkün müdür ibadet
yatıp kalkıp Atatürk'e dua et
senin gibi dürzülerin yüzünden
dininden de soğuyacak bu millet

işgaldeki hali sakın unutma
atatürk'e dil uzatma sebepsiz
sen anandan yine çıkardın amma
baban kimdi bilemezdin şerefsiz

neyzen tevfik
Yaşama farklı bir pencereden bakmaktır görülmeyeni görmek ve göstermeye çalışmaktır herkesin pes ettiği yerde birilerine doğruyu perdenin arkasını göstermeyi başarabilmektir. Şiir, bak adam şiir yazmış denilen türden bir şey değildir (roman vs gibi. Format uydu tamam,değil.). Bak adam görmüş anlamış ve diğer insanların da görmesi için şiirin raflarda yer almasına izin vermiş, dediğimiz şeydir.
© copyright 2005 - 2026