bugün

/38
Nerde kaldın
Nerde kaldın güler yüzüm
Hasretim,sevgim,tatlı uykum
Nerde kaldın hayal yüzlüm

Sadakat bir hastalık mı
Umut mu yoksa aldanış mı
Nerden kaldı kesinliğim
Nerde kaldı tereddütsüz uykularım

Kalksamda koşsam şu sislerin içinde
Nereye gittiğimi hiç bilmeden
Dönsem kendi eksenimin içinde
Nerde kaldı bu desem
Şu benliği yitirsem.
ylajali.
insan zihninin kelimeleri ahenkle dans ettirme sanatı.
Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.
bir senedir uzak durduğum edebi tür. birkaç kez karşıma çıktı bir sene içinde, hep kaçtım. yok dedim ya, şiir yazamıyorum ben hacı. başkalarının şiirleriyle kendimi avuttum. "yazmam daha aşk şiiri".

benim işim hikaye anlatmak zaten diye koydum kafaya. sonra onun da üstüne gitmedim zaten. kimse hikaye okumuyor çünkü lanet olası ülkede. şu da var: ben de okumuyorum ki kızmaya hakkım olsun. neyse işte hikayeyle de ciddi düşünmüyorum artık.

birkaç kişiye söyledim ben şiire dönüyorum tekrar diye. maksat söylemiş olayım ki yazmaya bahanem olsun. e yine bahaneler buldum yazmadım.

ben zaten bir süredir kendim olarak hiçbir şey yazmıyorum. kusanadam olmak daha kolay, daha samimi. kusanadam daha bir ben sanki benden. kusanadam olarak mı kalsam diye koydum kafaya. bir süre öyle takıldım. hala öyle takılıyorum galiba ama anlamış değilim. kafam çorba. kusmuk olmasından iyidir yine.

sabah bir şiire giriştim, çıkacak yakında bir şeyler. vay be bir sene olmuş. unutmuşum bu meretin zevkini. boşa kaçmışım. kaçtıkça yine yakalanıyoruz demek ki bizi saranlara. aman saran şiir olsun yoksa yine sigara sarıcam. lanet sigara.
duyguların kapsülleşmiş halidir. öncelikle, vermek istediğin şeyin özü lazımdır; umut, umutsuzluk, aşk, mutluluk, çaresizlik, vicdan azabı, özlem vb duyguların özü itina ile alınır. aktarış sırasında; "öz" elde mevcut olduğu için, fazla şekil, boyut, düzen önemli değildir, sunuş önemlidir, kanımca da zaten duyguların özü elde olduğu için, pek kurala bağlı kalmaya gerek yok. en son; iyisinden, ufacık bitanesi; ağlatır, acı çektirir, güldürür, hatırlatır, düşündürür, geçmişe götürür...

insanların melankoliye olan düşkünlüğünden dolayı, genelde şiirler umutsuzdur veya daha kötü bir ihtimal, mutluluğun özüne sahip olamadıkları için, hüzünlüdür çoğu şiir, aksini anlatmaya çalışsa samimi olmaz.. sonuçta duyguların dışavurumu olarak çok büyük bir silahtır şiir, değerlendirilmeli...
Şiir, tek bir sözcüğü oyup işleyerek, hayata yeni güzellikler sunabilmektir.
şiir, ışığı kapamaya gitmeye üşenip terlik atmaktır.
Bir ilham ile kalbe gelip oradan dile süzülüp harflerle vücud bulandır.
Sevip de içinde yaşiyanlarin kaleme yansıyan duygularıdır.
ben minibüse binelim dedim,
o yürüyelim dedi,
bir bayanın erkeğe iltifatıydı bu,
hissi belli eden.
merhaba şiir dostları.

şiir hayatımızdır ve evrenseldir.

şiir duyguları dışa vurmanın en kestirme yollarından biridir. eğer amatör bir şairseniz en kuvvetli duygularınıza yoğunlaşın. örneğin öfkeye.

"uzunca zamandır görmeyeli seni
bir başka kadın bir hoş olmuşsun
kollarıma alıp da sarmayalı seni
beyaz peynir gibiydin, kaşar olmuşsun." (bkz: mükremin yılmaz)

olmadık yerlere müstehcenlik serperek, şiirinizi daha çarpıcı kılabilirsiniz.

şiir sanatçı hassasiyetinin vücut bulmuş halidir. sanatçı hassasiyeti ise önce kendinize sonra sevdiklerinize, hatta komşularınıza bile ayıp etmemektir.

https://www.youtube.com/watch?v=zRP52TqzGu4
"benim sözlüğümde şiirin senden başka karşılığı yok." dedim şiir gibi sevdiğim kadına.
Gözlerinin kefaretini ödemiş yalnızlığın.
Bir sessizlik hakim haykırışlarına
Sevgisiz kalmışsın.
Fırtınalar kopmuş kalbinde
Sığınacak yer bulamamışsın.
Üzmüşler seni.
bir tuzlu sahile "ben robenson'um" deyip
kemali azametle kadem basmışsın.
kumlarda ayağının çaylak çatlak izleri
garip garip ses verirmiş attığın her adım,
söyle turnam, insan olsun, köpek, karınca olsun
bir dost aramaz mısın?..

yürümüşün akşam olmuş tâbü tüvan kalmamış
boy vermeye başlamışlar yıldızlar kadir kadir.
issız sessiz bir bozkır, manasız çimen çiçek
düşün, şimdi yanında - konuşmasanız bile -
düşük omuzları, adım sesleri, saçları ile bir insan
ne denlû ısınırdı yüreciğin kimbilir?..
görsel
Merhaba
Selamba
Nasılsınız
iyiyimiz.
Sığınak.
Zengin sembollerle, ritimli sözlerle, seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan edebi anlatım biçimi.

Örnek: Şiir yazmak, birbirini bekleyen dizeleri kavuşturmaktır. (Salih Aslanparçası)
bırak bu işleri gel bilime
herseyin başlangıcı hakiki mürşitte,
ben uydum hegele sen hecele
içim ürperiyor ya tanrı varsa.
Aynı zamanda Söylenemeyen ve yazılamayan her şeydir.
Buralara bahar hiç gelmemiş,
Kıştan sonbahara geçti mevsim,
Bitmiş kitaplarım yok,
Hiçbirisi okunmadı çünkü,
Bir Yol var sonu meçhul,
Yürüyorum.

Şiirdir bana ait.

Evet.
Duygu yüklü sözcüklerin armonik bütünlüğüdür. Şiirle ilgilenen insan; naif, kibar, hassas olur. Üretkenliği yüksek olduğundan zekidir.
Şiiri seviniz, sevdiriniz.
hissedilen tüm yoğun duyguların bir kaç dizelik tanımına tekabül eder:

"yarin dudağından getirilmiş bir katre alevdir karanfil

gönlüm acısından bunu bildi.

vurulmuş gibi yer yer

kızın kokusundan kelebekler

gönlüm ona pervane kesildi."

Ahmet haşim.
Şiir şiirdir adı üzerine harflerle duymak harflerle tatmak harflerle koklamak harflerle bakmak harflerle dokunmak harflerle hissetmektir. Şiir yaşamaktır kısaca yaşamı hayatla duyumsamak değil harflerle duyumsamaktır.

Şiir damıtılmış halidir yaşamın. Hayatın kötülüklerinin çirkinliklerinin süzgeçten geçirilmiş daha saf daha temiz daha öz halidir.

Şiir aşktır hayaldir sevgidir mavidir yeşildir akşamdır merdivendir istanbul'dur şiir bütün kelimelerin toplamıdır. Ve dünyadaki bütün kelimelerce de sonsuzluktur bir bakıma.

Şiir ayrıca Cemaldir, Haşimdir, Orhandır, Yahya'dır, Asaftır, Ediptir, Ülküdür, Cenaptır...
18 yıldır bu hayattayım, şiirden başka güzellik göremedim daha.
© copyright 2005 - 2026