bugün
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci18
- serhat kılıç18
- dur bakalım kimin elinde kalacak2
- sözlüğü 2000 ve sonrası doğumluların basması5
- en sevmediğin insan tipleri9
- ikinci defa askere gitmek8
- kurusıkı3
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü12
- yalnızlık edebiyatı13
- 6 eylül 2026 türkiye italya voleybol maçı18
- tai lung42
- kin tutmayı beceremeyen insan9
- namazlarınızın yaradan için hiçbir kıymeti yok11
- bu koyden olsam ne olacak ve sarı şeker12
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı42
- sözlükte psikolojik delilerin olması10
- ciddi ciddi voleybol maçı izleyen insan olması9
- askerliğin gençler için faydalı olması7
- en sevdiğiniz sözlük yazarı9
- özbek kadınlar14
- bir kızla dalga geçmek6
- claudian clouds22
- bir viski doldurup kızların final maçını izlemek12
- mavi göz7
- sözlük whatsapp grupları13
- gizli hesap6
- sarapci koala47
- friedrich hegel la bi cay icek12
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı17
- iğrenme eşiği olmayan erkek9
- uludağ itiraf10
- sözlüğün en hamarat yazarı8
- göğüs uçlarını birbirine değdirebilen kadın11
- islam'ın hak dini olması6
- enayimiknatisii32
- melissa vargas7
- namazın amacı6
- özbek pilavına kaşık saplamak7
- yarın kpssye girecek yazarlar15
- anın görüntüsü25
- filenin sultanlarının avrupa şampiyonu olması6
- herkesin tavsiye verdiği insan4
- libidosu olmasa true'nun aslında iyi insan olması6
- uludağ sözlük benim için ancak mezarda biter5
- deccal internetten çıkacak9
- gece vardiyası yazarlar4
- fenerbahçe15
- sözlük yazarlarının salatalıkları21
- millet dediğin2
- kahverengi gözlü olmak4
tarkan 'dan korkmaz. kurttan korkmuyor ya, o bakımdan.
yurdumun eşeğinin hikayesi bu.
yurdumun eşeğinin oldurulamayan hikayesi
yurdumun olamayan eşeğinin oldurulamayan hikayesi
vatandaşıma eşek demiş aziz nesin, tonlarca eleştiriyi hak etmiş yine sanki, ha ne dersiniz?
ölmüş eşek, cesedinin başına gelenleri anlatır arkadaşı eşek arısına tahtalıköyden yazdığı yirmi üç adet mektupta. ölmüşüm, der. öyle yaz sıcağında buzlu hoşafı kaşıklaya kaşıklaya oooh! öldüm! diyenlerinki gibi bir ölüm değildir onunkisi. basbayağı ölmüştür işte, ötesi yoktur.
işsiz aşsız kalıp da borç batağına saplanan eşek, ölmeye karar vermeyip de ne yapsın? düşünür taşınır karar verir, yatar sokağın ortasına, çekilir ebedi istirahatgah ına. ölmenin en masrafsız en onurlu yolunu seçmiş olmanın huzuruyla son nefesindeki enerjisini de ucuna değin harcar böylece engellemek adına içerisindeki kocaman yaşama isteğini. o andan sonra olanlar da asıl macera. macera dediğime bakmayın, gülliverinki gibi bir macera değil bu. vatandaştaki çaresizliğin ölmüşlükteki acizlikle eşdeğer olduğuna bir kez daha tanık olduran bir macera. sokaktan geçenlerin kayıtsızlığına mı yansın, onu alıp götüren cankurtaranın saygısızlığına mı? hastanedeki kaskatı ve utanmazca rezalete mi yansın yoksa? ölenin insandan bile sayılmadığını söyleyip çekip giden polise? hiç birine yanmadı ölmüş eşek.
yanmadı. her mektubuna eğlenceli anılar anlatarak başladı, rezalete güldü, şaşırdığı da oldu kimi zaman elbet. yine de cesedinin başına gelenler trajedik değil, trajikomik bile olmaktan çıkmış onun için. salt komik anılar olarak anlattı onları. neden mi? alışık çünkü, yaşarken başına gelenler öldüğünde farklı mıydı ki üzülsün? şaşkınlığı da alışık olmadığından değil zaten, en azından ölüye saygı oluru düşünmüştü, umut etmişti doğrusu. hepsi buydu. olmadığını gördü, canları sağ olsundu.
ne kadar doğru tespitler yapmış aziz nesin. tespitlerini ne güzel anlatmış en yaratıcı benzetmelerle ve en gerçek diyaloglarla. her eserinde olduğu gibi en basit hallerle en bozuk hallerini fark ettirmiş bize ölmüş eşekte de. kendi dönemine ve bizim dönemimize ait toplumun ve devletin cahil, kayıtsız, korkak ve bencil yapısına sistemsiz sosyal hizmetlerden yaklaşarak giydirmiş en parlak kusur gömleğini. yine güldürmüş, yine düşündürmüş. yine oturtmuş düğümleri soluk borumuzun tam ortasına.
evet, tonlarca eleştiriyi hak ediyor aziz nesin, en iyilerinden bir demet hediye kendisine vatandaşı eşek eden devlete ve eşek olmayı kabul eden vatandaşa da arda kalanları ver gitsin
bu arada söylemiş miydim? her mektubunda eşek arısını yanına çağırıyor ölmüş eşek, orada ona çok iyi bakıyorlarmış; saygı görüyormuş en azından.
yurdumun eşeğinin oldurulamayan hikayesi
yurdumun olamayan eşeğinin oldurulamayan hikayesi
vatandaşıma eşek demiş aziz nesin, tonlarca eleştiriyi hak etmiş yine sanki, ha ne dersiniz?
ölmüş eşek, cesedinin başına gelenleri anlatır arkadaşı eşek arısına tahtalıköyden yazdığı yirmi üç adet mektupta. ölmüşüm, der. öyle yaz sıcağında buzlu hoşafı kaşıklaya kaşıklaya oooh! öldüm! diyenlerinki gibi bir ölüm değildir onunkisi. basbayağı ölmüştür işte, ötesi yoktur.
işsiz aşsız kalıp da borç batağına saplanan eşek, ölmeye karar vermeyip de ne yapsın? düşünür taşınır karar verir, yatar sokağın ortasına, çekilir ebedi istirahatgah ına. ölmenin en masrafsız en onurlu yolunu seçmiş olmanın huzuruyla son nefesindeki enerjisini de ucuna değin harcar böylece engellemek adına içerisindeki kocaman yaşama isteğini. o andan sonra olanlar da asıl macera. macera dediğime bakmayın, gülliverinki gibi bir macera değil bu. vatandaştaki çaresizliğin ölmüşlükteki acizlikle eşdeğer olduğuna bir kez daha tanık olduran bir macera. sokaktan geçenlerin kayıtsızlığına mı yansın, onu alıp götüren cankurtaranın saygısızlığına mı? hastanedeki kaskatı ve utanmazca rezalete mi yansın yoksa? ölenin insandan bile sayılmadığını söyleyip çekip giden polise? hiç birine yanmadı ölmüş eşek.
yanmadı. her mektubuna eğlenceli anılar anlatarak başladı, rezalete güldü, şaşırdığı da oldu kimi zaman elbet. yine de cesedinin başına gelenler trajedik değil, trajikomik bile olmaktan çıkmış onun için. salt komik anılar olarak anlattı onları. neden mi? alışık çünkü, yaşarken başına gelenler öldüğünde farklı mıydı ki üzülsün? şaşkınlığı da alışık olmadığından değil zaten, en azından ölüye saygı oluru düşünmüştü, umut etmişti doğrusu. hepsi buydu. olmadığını gördü, canları sağ olsundu.
ne kadar doğru tespitler yapmış aziz nesin. tespitlerini ne güzel anlatmış en yaratıcı benzetmelerle ve en gerçek diyaloglarla. her eserinde olduğu gibi en basit hallerle en bozuk hallerini fark ettirmiş bize ölmüş eşekte de. kendi dönemine ve bizim dönemimize ait toplumun ve devletin cahil, kayıtsız, korkak ve bencil yapısına sistemsiz sosyal hizmetlerden yaklaşarak giydirmiş en parlak kusur gömleğini. yine güldürmüş, yine düşündürmüş. yine oturtmuş düğümleri soluk borumuzun tam ortasına.
evet, tonlarca eleştiriyi hak ediyor aziz nesin, en iyilerinden bir demet hediye kendisine vatandaşı eşek eden devlete ve eşek olmayı kabul eden vatandaşa da arda kalanları ver gitsin
bu arada söylemiş miydim? her mektubunda eşek arısını yanına çağırıyor ölmüş eşek, orada ona çok iyi bakıyorlarmış; saygı görüyormuş en azından.
anadolu üniversitesi tiyatro kulübü tarafından dokuzuncusu düzenlenen amatör tiyatro günleri kapsamında bugün sinema anadolu'da sahnelenen aziz nesin eseri. hilmi sadık adından arafta kalmış bir ölünün hikayesi. tek perdelik bir serzeniş.
istanbulda 2011-2012 sezon oyunu olarak vetiyatro tarafından sahnelenen tek kişilik tiyatro oyunu. Oyun anadolu yakasında (bkz: nazım hikmet kültür merkezi) , Avrupa yakasında ise Şermola Performansta oynanıyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar