bugün

/16
ana babasının malı olmayan toplumun en küçük bireyi.
atatürkün ilk milli eğitim bakanı hasan ali yücel(ki can yücelin babası olur)`e ,yaşının genç olması hasebiyle, hitap için kullandığı kelime.
bugün bana "abla iyi biri olursam ve büyük bir ormana gidersem şirinleri görebilir miyim diye soran eşref-i mahlukat "
onlar güzeldir. onlar gibi olabilmek daha güzeldir.
ömrün boyunca yedirip içirdiğin. sonra bir bardak su istediğinde "öffff" gibisinden tepkiler veren küçük yaratık.
Eski Türkçe'de domuz yavrusu, her şeyin küçüğü anlamına gelen kelimedir. Zamanla bugünkü kullanımına dönüşmüştür.
'Çocuk sevimsizdir.'
'Otobüs yolculuklarında yanına çocuklu birinin denk gelmesi felakettir.'
'Çocuk oynar, gürültüdür.'
'Çocuk ağlar,sümüklüdür.'
'Çocuk koşuşturmadır, sorumluluktur, baş belasıdır.'

Çocuk kimdir, bu mudur çocuk?

Evet yakın bir geçmişe kadar çocuk bunları ifade ediyordu benim için ta ki onların muhteşem dünyasının kapılarını aralayana kadar. Nasılda koşulsuz aldılar beni içlerine çünkü çocuk şefkattir.

Lisansta bir hocam 'Eğer çocukları sevmiyorsanız yalvarıyorum bırakın bu bölümü okumayın' demişti haklıydı çünkü çocuk sevgidir.

Çocuk ufacık bir eldir, kızarmış pembiş yanaktır, merakla cevabını arayan sorudur, çocuk dosttur. Gözlerinden görebiliyorum içini çünkü çocuk şeffaftır, masumdur, masumiyettir.

Ben uyurken de böyle sıcak mıydı sabahlar, sevinçli bir 'Günaydın öğretmenim' sesi beni uyandırana kadar. Çocuk şendir, neşedir.

Çocuk, öyle huzurluyum ki sen yakınımdayken hep koşuştur etrafımda, çiçekler topla bana küçücük ellerinle, pembiş yanaklarından bir öpücükle mutlu et beni.
Bir renk ol sonra, mesela mavi ya da pembe boya beni güzelliklerinle.

Ah çocuk, güzel çocuk...
birde bunun istismarı vardır, yapanlara orospu çocuğu denir.
yavrularımın mis kokusu hiçbir şeyde yok. kıymetli hazinelerim. iyiki varsınız oğullarım.
başta kuzenleriniz olmak üzere büyüyüp kocaman olmadan yumurulup, oynayıp, onlarla hayatın tadını çıkarmanız gerekir. Hiç kardeşiniz olmasa bile kuzenler kardeşten de ötedir. Ha büyürler, işe girip para kazanmaya başlarlar ve dick abilerine bakmazlarsa oyarım onların gözlerini.
bebekten büyük yaşı 14'ten küçük insanlardır. sanıldığı kadar saf değildirler. kendilerini kurtarmak için yalan söyleyebilirler. istediklerinin yapılması için taktik geliştirebilirler. kalp kırmamak için yalan söylemeyi bilmezler ama. çirkin dediyse bir çocuk sana çirkinsindir. ya da hediyesini beğenmiş gibi yapmaz çocuk. kafasına çok fazla şeyi takmaz. bir şeye üzülür. ertesi gün hatırlamaz. ama 15 yıl sonra hatırlayabilecek kadar beyin kırımlarının bir köşesine atabilir. küçük olanları yoğrulmamış hamur gibidir. onu başkaları yoğurur. sonra ceremesini yıllar sonra çeker o çocuk.
görsel
Dünyanin en güzel şeyi. En güzel yürek en guzel hayal dunyası ondadır. En içten o güler ama yapmacık ağlamaları yok mu ah ah.
vezir de yapar rezil de. junior insan.
büyüklerin dünyasında tutuklu kalmış bir maceraperest
bazen kelimeleri boğaza tıkandır:

görsel
masumiyetin simgesi.
(bkz: l enfant)

(bkz: the child)
hayatınızın neşe kaynaklarıdır.

Ben evde yokken macbook'un uzaktan kumandasını ipod zannederek, şarkı yüklemeye çalışan 10 yaşındaki kuzenim sözlükte ama reklamı sevmiyor. *
neticede olan çocuklara oluyor...
herkes yaptığının cezasını çekiyor...
çocuklarda büyüklerin günahını...
çoğu insanın yapmak zorundaymış gibi yaptığı şey. doğuda ise tuvalete girip bok yapıyormuşçasına yapılıyor.
ellerinde olsa bir çok insanın yeniden olmak isticeği masum güzel şey cocuk...
cinsel çağrışımlardan keyif alan sevimli ve küçük insanlar. eğer ki 4-5 yaşlarında bir çocukla bir hafta kadar kalırsanız fırat karikatürlerinin gerçek olduğunu anlarsınız. bunlar çıkarcı, ustalıkla yalan söyleyebilen, hayal güçleri geniş, tatlı ve küçük insanlardır.

beş yaşındaki kuzenimden inciler:

* cinsel organına gongo ismini takmış. arada bir gongoooo diye bağırıp elini orasına atıyor, hatta af buyur, bildiğin avuçluyor. gongo muhabbeti açılmasından çok büyük keyif alıyor, gevrek gevrek gülüyor.

* kardeşi tuvalet çıkışında donuyla gezerken "ehehe kıçlı don" diye bağırıyor.

* manita yapmış ve onunla evcilik oynuyor. yanağından öpmek istediğimde izin veriyor ancak boynundan öpmeme izin vermiyor. "ora melis'in" manasında cümleler kuruyor.

* başkaların yanında yanağını gösterip "öpebilir miyim?" diyorum izin veriyor, boynunu sorduğumda karşı çıkıyor. "niye, orası başka birisinin mi?" diye sorduğumda ise bombayı parlatıyor. "evet ora ahmet'in. o benim arkadaşım. onunla iyi anlaşıyoruz." diye yalanın kuyruklusunu söylüyor ve hiç gülmüyor.
olsa da sevmek, büyütsek, umutlar yükleyip sırtına geleceğe göndersek.
nefis bir objektif şarkısıdır. hayal ve yaşam albümünden. işte sözleri;

Gözünaydın, bir çocuğun olmuş
ikincisi de yoldadır belki
Örümcek, ağında bir pusu tutmuş
Yenileri de gelir belki

içine ettin sen bu dünyanın
Gösterecek ne kaldı ki
Taktın at gözlüğünü gözlerine
Ulaştın bu hazin sona

Uuuu vah vah, ne acı

Kendin ne buldun ki
Çocuğa ne vereceksin
Ve diğer mutsuz bir kabus

Yitirdin benliğini
Kişiliksiz şahsiyetini
O çocuktan ne istedin ki

Oooo çocuk, yapayalnız

Üremeyin ulan, üremeyin ulan
Üremeyin ulan, yeteeeeeeer !
şu anki halimin 2 alt modelidir.
evreler şunlardır:
1) sürekli altına sıçan sıvacı *
2)orayı burayı yıkıp döken kırıcı *
3) isyana bağlayan, olric gibi olmaya çalışan, hatta bi ara arabesk bile dinleyen ergen güzeli sefil genco *
4) bazı sorumluluklar altında ezilen ezik *
5) 8. nesil yazar *
© copyright 2005 - 2026