bugün
- dinlerin uydurma olduğu gerçeği7
- masklavinin akepeyi hiç eleştirmemesi29
- sözlük erkeklerinin kombinleri6
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu11
- durduramazsınız ak parti geliyor4
- sevgi ihtiyacını 31 çekerek karşılamak9
- bir babanın valiliğe yazdığı ötenazi dilekçesi5
- sarapci koala67
- sezen aksu şarkılarında geçen acımasız sözler5
- tayland a giden erkeğin asıl amacı5
- eski sevgiliyle karşılaşmak6
- anın görüntüsü21
- salata ile başlanan gün6
- yeni parti'nin kürtçü olması14
- iremga6
- kan lekesi çıkartan deterjan reklamları2
- sadece 4000 kişi kalmış olması10
- oy verdiğim partiyi niye eleştireyim14
- minnoş bir kalbim var diyen erkek7
- ölümden korkmamak6
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri30
- sözlüğü bırakmaktan vazgeçtim4
- kıyamet zamanlarında mı yaşıyoruz3
- teoman ın en güzel 3 şarkısı4
- yagmurcu ile yağmur altında dans etmek5
- özgür özel10
- türkiye17
- e'e f e5
- algı çetesi7
- ahmet davutoğlu5
- halter kaldırırken osurmak4
- 3 eylül 2026 türkiye almanya voleybol maçı9
- masklavinin siyaseti bırakırsa düzeleceği kanısı8
- s'i l v'e r m'i s t29
- mazotun litresi 90 lira13
- allah yoksa insanı iyi olmaya zorlayan nedir9
- gocu38
- allah cennetten birçok meleği düşürdü2
- gün tabağı diye rulolat veren sözlük kızı9
- aşırı milliyetçilerin herkesi kürtçü ilan etmesi7
- 100 bin liraya mezarlık gece bekçisi olmak9
- sigaraya kahve sürmek5
- revizyonist troçkist kırması yeni oportünist cephe3
- 81r4d3r5
- 14 eylül 2026 okulların açılması3
- arkadaşlar kavga etmeyin8
- almanya6
- heyt bea birader4
- sözlükteki 4 harfliler4
- miçotakis ten türkiye'ye iyi geçinme çağrısı6
dünyada en sevdiğim doğa olayı.. yağmur başlayınca sokaktaki mal kalabalık evlerine çekiliyo ya , bütün sokaklar benimmiş gibi geliyo o zaman.. ohyş kahrolsun salak kelebekli ilkbahar yaşasın soğuk gri yağmurlu sonbahar..
yıne yagmur yagıyor bu sehre ıslatıyor saclarımı...
bı damla daha suzulurken tenımden
bi fısıltı daha duserken...
yalın ayaklıyım bu kez
yıne yagmur yagıyor sehre
ve bedenım sırılsıklam
gozlerim kupkuru
ıcımde mahser yeri..
ah sehri bosver sen'zerre
ah bi gecse yagmadan keske..
bı damla daha suzulurken tenımden
bi fısıltı daha duserken...
yalın ayaklıyım bu kez
yıne yagmur yagıyor sehre
ve bedenım sırılsıklam
gozlerim kupkuru
ıcımde mahser yeri..
ah sehri bosver sen'zerre
ah bi gecse yagmadan keske..
"yağmur ve hayalin"
batmak üzere olan güneş, bütün inatçılığıyla bulutların ardından, kendisini göstermek için mücadele veriyordu. bulutların gücü güneşe yetiyordu. güneşin gücü ise, sadece dünya'yı aydınlatacak kadardı. iş dünya'yı ısıtmaya geldiğinde... çaresiz kalıyordu güneş.
bulutların, güneşe yaptığı sıkı savunma çok başarılıydı. güneşe haksızlık etmemek gerek. çünkü; bulutlar çok güçlüydü. bunu güneşin, ayın değil, şehr-i istanbul'un ışıklarının yaptığı yakamozu, sokaklardaki yağmur birikintilerinde görünce anlıyordum.
şemsiye, denen nesneden nefret eden bense... yağmurun bütün ıslaklığını, vücudumda ve giysilerimde hissetmek için yürüyordum. ve bunu da başarıyordum. saçlarımın, ıslaklıktan öne yatması... gömleğimin, ceketimin, pantolonumun, çoraplarımın, çamaşırlarımın sonuna kadar ıslanması, tam istediğim gibiydi.
o kadar ki... yenisini alamadığım delik ayakkabılarımı, yağmurda ıslanırken ilk aldığım günden bile çok seviyordum. ara sıra delik ayakkabılarıma yaptığım bakışlarımla, onları teşvik ediyordum; çıkarıp görmememe rağmen bileklerime kadar ıslandığından emin olduğum çoraplarımı, daha da yukarılara kadar ıslatması için.
inadına ve isteyerek su birikintilerinin içine girip, şehr-i istanbul'un yakamozunu dağıtıyordum. bu sırada hayatımın, dolayısıyla da o anımın en büyük eksikliği; seni, hayal ediyordum.
yağmur başladığında, açmana izin vermediğim şemsiyeni... ıslanıp alnına, yanaklarına, ceketimin bel kısmına kadar yapışan saçlarını... yine benim ki kadar ıslanan elbiselerini... ayakkabılarını... ne yazık ki sen olmadığın için, sadece hayal edebiliyordum.
sonra senin bu vaziyetteki hayaline, sarılarak yürümeye devam ederken... tek isteğim; gittikçe hızlanan yağmurun, soğuk bir rüzgarla birlikte yağarak üşüyen hayalinin, biraz daha bana sokularak bana sarılmasını sağlamasıydı.
batmak üzere olan güneş, bütün inatçılığıyla bulutların ardından, kendisini göstermek için mücadele veriyordu. bulutların gücü güneşe yetiyordu. güneşin gücü ise, sadece dünya'yı aydınlatacak kadardı. iş dünya'yı ısıtmaya geldiğinde... çaresiz kalıyordu güneş.
bulutların, güneşe yaptığı sıkı savunma çok başarılıydı. güneşe haksızlık etmemek gerek. çünkü; bulutlar çok güçlüydü. bunu güneşin, ayın değil, şehr-i istanbul'un ışıklarının yaptığı yakamozu, sokaklardaki yağmur birikintilerinde görünce anlıyordum.
şemsiye, denen nesneden nefret eden bense... yağmurun bütün ıslaklığını, vücudumda ve giysilerimde hissetmek için yürüyordum. ve bunu da başarıyordum. saçlarımın, ıslaklıktan öne yatması... gömleğimin, ceketimin, pantolonumun, çoraplarımın, çamaşırlarımın sonuna kadar ıslanması, tam istediğim gibiydi.
o kadar ki... yenisini alamadığım delik ayakkabılarımı, yağmurda ıslanırken ilk aldığım günden bile çok seviyordum. ara sıra delik ayakkabılarıma yaptığım bakışlarımla, onları teşvik ediyordum; çıkarıp görmememe rağmen bileklerime kadar ıslandığından emin olduğum çoraplarımı, daha da yukarılara kadar ıslatması için.
inadına ve isteyerek su birikintilerinin içine girip, şehr-i istanbul'un yakamozunu dağıtıyordum. bu sırada hayatımın, dolayısıyla da o anımın en büyük eksikliği; seni, hayal ediyordum.
yağmur başladığında, açmana izin vermediğim şemsiyeni... ıslanıp alnına, yanaklarına, ceketimin bel kısmına kadar yapışan saçlarını... yine benim ki kadar ıslanan elbiselerini... ayakkabılarını... ne yazık ki sen olmadığın için, sadece hayal edebiliyordum.
sonra senin bu vaziyetteki hayaline, sarılarak yürümeye devam ederken... tek isteğim; gittikçe hızlanan yağmurun, soğuk bir rüzgarla birlikte yağarak üşüyen hayalinin, biraz daha bana sokularak bana sarılmasını sağlamasıydı.
Yağmurun sesini açmakla, iç kanamamdaki çığlığı bastıramazsın.
Ben seni baharıma yaprak değil, yapraklarıma bahar bildim. Terimi gözyaşımla sildim.
Ama şimdi her aşkın başı sanırken, yangında son kurtarılacak olarak buldum kendimi.
Elini sol dikişten sızan kanıma ban. O zaman anlarsın sana nasıl kanadığımı.
Sen ki nice nice yardan adamlar... erittin. Nice aşkların alfabesini değiştirdin. Anlarsın gerçek seveni. Var gitme...
*
Ben seni baharıma yaprak değil, yapraklarıma bahar bildim. Terimi gözyaşımla sildim.
Ama şimdi her aşkın başı sanırken, yangında son kurtarılacak olarak buldum kendimi.
Elini sol dikişten sızan kanıma ban. O zaman anlarsın sana nasıl kanadığımı.
Sen ki nice nice yardan adamlar... erittin. Nice aşkların alfabesini değiştirdin. Anlarsın gerçek seveni. Var gitme...
*
liseliler ne anlar müzikten amk... bizim bülent ortaçgillerimiz vardı bir zamanlar.
http://fizy.com/#s/1ni2ji
http://fizy.com/#s/1ni2ji
aşka çağrı. doğanın en güzel olaylarından biri. romantizmin doruğu.
gökyüzünün suyu taşıyamaması sonucu yeryüzüne biriken suyu bırakma hali.
y eniler toprağı, onunla açar çiçekler...
a ğlayınca bulutlar, insana benzer...
ğ ile bir kelimenin başlaması imkansızsa eğer...
m usluktan su gelir sayesinde coşar akar dereler.
u ğrayınca her seferinde istanbul, venedik'e döner...
r azıyız artık derdine, can kaybı olmasın yeter.
a ğlayınca bulutlar, insana benzer...
ğ ile bir kelimenin başlaması imkansızsa eğer...
m usluktan su gelir sayesinde coşar akar dereler.
u ğrayınca her seferinde istanbul, venedik'e döner...
r azıyız artık derdine, can kaybı olmasın yeter.
yağmur çok uzaklardan çağırıyor, gelirsen severim diyor... http://fizy.com/#s/1ahvmt
en güzel yağmur şarkısı.
en güzel yağmur şarkısı.
türkan şoray'ın ayılıp bayıldığı ve tanrıya teşekkür ettiği kızının ismi. hatta kızlarının varlığı yüzünden bayramlarda cihan ünal elini öptürürmüş kadına. diyorum kendisini 4. murat sanıyor adam.
(bkz: yaşadığının farkına varmak)
artık hiçbir şarkının sevimli hale getiremediği doğa olayı. yetti yani amazon mu burası?
yaz gecesinde yağanı bir başkadır.
ah muhsin ünlü nün şirini hatırlatan söz:
"yağmur başladı sen dedim camlara koştum
doğursan zulmümden çıldıracaktı deniz
"yağmur başladı sen dedim camlara koştum
doğursan zulmümden çıldıracaktı deniz
karmate'nin harikalarından biri.
nedense hep eskileri hatırlatır.. hafızadaki güzel olaylar da kötü olaylar da yağmurla çıkar birden dışarıya.. pencereden izlemek başkadır, altında yürüyüp ıslanmak başkadır. ikisi de ayrı bir hüzün verir. şahsen ben ne zaman eve dönerken yağmura yakalansam, evin yolunu uzata uzata giderim. yavaş yavaş yürüyerek.. düşünerek.. biraz pişman, biraz sevgi dolu, biraz umutlu.. ve özlem dolu.. avuçlarımı göğe doğru açtığımda, içlerine dolan yağmur damlaları sevgim; parmaklarımın arasından kayanlar ise sevdiğim gibidir.. eve gittiğimde elimde kalan nem ise.. hatıralar ve onların hüznüdür..
az yağdığında yerlerin kaygan olmasına ve kazaların yaşanmasına neden olan; orta hızda yağdığında sevgiliyle sarılıp gezmeyi akla getiren; şakır şakır yağdığında ise saçma yazılmış olsa dahi insanı bi iki şey karalamaya iten güzel bir doğa olayı. çok aşırısı ise sele yol açar ki büyük şehirler için muhtemel bir durum olmakla beraber barajların, göllerin, nehirlerin dahi taşmasına neden olur.
bunaldığınızda sizi sakinleştiren, dinlendiren , huzura ulaştıran , doğanın bir hediyesidir.
tekirdağ ı an itibari ile etkisine almıştır efenim... yağdır mevlam su....
ankara'daki bıktırmıştır.
yeter yağmur şaşırma, sabrımızı taşırma!
yeter yağmur şaşırma, sabrımızı taşırma!
an itibari ile istanbul avrupa yakasını etkisi altına alan olay. ayrıca ; (bkz: güzel kız isimleri)
sellere neden olmakta, fakirlerin yuvasını yıkmaktadır.
en sevdiğim doğa olayı.
özellikle o böyle az az serpiştirirken yürümek, yaz akşamı, deniz kenarında...
işte huzur budur.
özellikle o böyle az az serpiştirirken yürümek, yaz akşamı, deniz kenarında...
işte huzur budur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar