bugün
- tai lung37
- en fazla cinsel suçun işlendiği ülkeler16
- sözlüğe kombin atan erkeğin asıl amacı12
- lise mezunu olup ateist olan tip8
- sevgilim var8
- dinlerin uydurma olduğu gerçeği13
- allah beni cennete alacak mı diye endişelenmek5
- durduramazsınız ak parti geliyor9
- masklavinin akepeyi hiç eleştirmemesi29
- keçiboynuzu5
- sözlük erkeklerinin kombinleri9
- ateistlerin kendilerin fazla akıllı zannetmeleri3
- rahat yaşamak3
- sevgi ihtiyacını 31 çekerek karşılamak11
- deizm4
- anın görüntüsü22
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu11
- melih gökçek14
- bu dünya hayatının ebedi olması2
- kombin atıp kız düşüren erkek yazar4
- avrupa daki tecavüzcülerin ırklarına göre dağılımı3
- sürekli kötü konularla meşgul olmak2
- kiliselerde onbinlerce kız çocuğuna tecavüz2
- yeni parti'nin kürtçü olması14
- şarap4
- salata ile başlanan gün7
- kan lekesi çıkartan deterjan reklamları4
- allah her zaman iyi kullarının yanındadır2
- tayland a giden erkeğin asıl amacı6
- kürdüm2
- oy verdiğim partiyi niye eleştireyim14
- sarapci koala55
- kabak çekirdeği3
- türkiye19
- sadece 4000 kişi kalmış olması10
- allah cennetten birçok meleği düşürdü4
- bir babanın valiliğe yazdığı ötenazi dilekçesi5
- 14 eylül 2026 okulların açılması4
- eski sevgiliyle karşılaşmak6
- minnoş bir kalbim var diyen erkek7
- un certain regard ile gece yolculuğu2
- sezen aksu şarkılarında geçen acımasız sözler5
- vurdurma vur yüreğim vur3
- ölümden korkmamak6
- s'i l v'e r m'i s t29
- mazotun litresi 90 lira13
- özgür özel10
- iremga6
- türkiye de sosyal piyasa olmalı2
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri29
"yağmur ve hayalin"
batmak üzere olan güneş, bütün inatçılığıyla bulutların ardından, kendisini göstermek için mücadele veriyordu. bulutların gücü güneşe yetiyordu. güneşin gücü ise, sadece dünya'yı aydınlatacak kadardı. iş dünya'yı ısıtmaya geldiğinde... çaresiz kalıyordu güneş.
bulutların, güneşe yaptığı sıkı savunma çok başarılıydı. güneşe haksızlık etmemek gerek. çünkü; bulutlar çok güçlüydü. bunu güneşin, ayın değil, şehr-i istanbul'un ışıklarının yaptığı yakamozu, sokaklardaki yağmur birikintilerinde görünce anlıyordum.
şemsiye, denen nesneden nefret eden bense... yağmurun bütün ıslaklığını, vücudumda ve giysilerimde hissetmek için yürüyordum. ve bunu da başarıyordum. saçlarımın, ıslaklıktan öne yatması... gömleğimin, ceketimin, pantolonumun, çoraplarımın, çamaşırlarımın sonuna kadar ıslanması, tam istediğim gibiydi.
o kadar ki... yenisini alamadığım delik ayakkabılarımı, yağmurda ıslanırken ilk aldığım günden bile çok seviyordum. ara sıra delik ayakkabılarıma yaptığım bakışlarımla, onları teşvik ediyordum; çıkarıp görmememe rağmen bileklerime kadar ıslandığından emin olduğum çoraplarımı, daha da yukarılara kadar ıslatması için.
inadına ve isteyerek su birikintilerinin içine girip, şehr-i istanbul'un yakamozunu dağıtıyordum. bu sırada hayatımın, dolayısıyla da o anımın en büyük eksikliği; seni, hayal ediyordum.
yağmur başladığında, açmana izin vermediğim şemsiyeni... ıslanıp alnına, yanaklarına, ceketimin bel kısmına kadar yapışan saçlarını... yine benim ki kadar ıslanan elbiselerini... ayakkabılarını... ne yazık ki sen olmadığın için, sadece hayal edebiliyordum.
sonra senin bu vaziyetteki hayaline, sarılarak yürümeye devam ederken... tek isteğim; gittikçe hızlanan yağmurun, soğuk bir rüzgarla birlikte yağarak üşüyen hayalinin, biraz daha bana sokularak bana sarılmasını sağlamasıydı.
batmak üzere olan güneş, bütün inatçılığıyla bulutların ardından, kendisini göstermek için mücadele veriyordu. bulutların gücü güneşe yetiyordu. güneşin gücü ise, sadece dünya'yı aydınlatacak kadardı. iş dünya'yı ısıtmaya geldiğinde... çaresiz kalıyordu güneş.
bulutların, güneşe yaptığı sıkı savunma çok başarılıydı. güneşe haksızlık etmemek gerek. çünkü; bulutlar çok güçlüydü. bunu güneşin, ayın değil, şehr-i istanbul'un ışıklarının yaptığı yakamozu, sokaklardaki yağmur birikintilerinde görünce anlıyordum.
şemsiye, denen nesneden nefret eden bense... yağmurun bütün ıslaklığını, vücudumda ve giysilerimde hissetmek için yürüyordum. ve bunu da başarıyordum. saçlarımın, ıslaklıktan öne yatması... gömleğimin, ceketimin, pantolonumun, çoraplarımın, çamaşırlarımın sonuna kadar ıslanması, tam istediğim gibiydi.
o kadar ki... yenisini alamadığım delik ayakkabılarımı, yağmurda ıslanırken ilk aldığım günden bile çok seviyordum. ara sıra delik ayakkabılarıma yaptığım bakışlarımla, onları teşvik ediyordum; çıkarıp görmememe rağmen bileklerime kadar ıslandığından emin olduğum çoraplarımı, daha da yukarılara kadar ıslatması için.
inadına ve isteyerek su birikintilerinin içine girip, şehr-i istanbul'un yakamozunu dağıtıyordum. bu sırada hayatımın, dolayısıyla da o anımın en büyük eksikliği; seni, hayal ediyordum.
yağmur başladığında, açmana izin vermediğim şemsiyeni... ıslanıp alnına, yanaklarına, ceketimin bel kısmına kadar yapışan saçlarını... yine benim ki kadar ıslanan elbiselerini... ayakkabılarını... ne yazık ki sen olmadığın için, sadece hayal edebiliyordum.
sonra senin bu vaziyetteki hayaline, sarılarak yürümeye devam ederken... tek isteğim; gittikçe hızlanan yağmurun, soğuk bir rüzgarla birlikte yağarak üşüyen hayalinin, biraz daha bana sokularak bana sarılmasını sağlamasıydı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar