bugün
- gocu nerede8
- bugün sağlığın için ne yaptın13
- açık büfe olduğu halde tabağı doldurmamak8
- bir kıza sevgilin var mı diye sormak4
- nickli başlık sözlüğe ihanettir2
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı11
- nickli başlık açanlar kucağa alınacak3
- tadıldığına pişman eden şeyler7
- bir kadının en güzel bölgesi13
- gocu'nun heykeli4
- narlıdere2
- bozuk paraların kullanılmaz hale gelmesi6
- iran'ın abd üslerine misilleme saldırıları2
- hoşlanılan kızın evinde sırt kaşıyıcıya rastlamak4
- true'nun iyice zıvanadan çıkması7
- dünyanın en güzel tatlısı12
- karaburun2
- true namussuzdur2
- allah varsa beni milli yapsın4
- uludağ sözlük cs 1 6 zirvesi2
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları34
- barış yarkadaş2
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları10
- true'nun maaşı2
- 6 eylül fenerbahçe beşiktaş maçı4
- true nickli namussuz kadın düşkünü2
- migros ta 69 95 tl'ye satılan buzlu bardak5
- maruf güneş4
- balık ekmek2
- çeşme de beach çalışanlarının vatandaşa saldırması3
- insanlığın kötülüklerini allah yok'a bağlamak2
- allah neden cinselliği yarattı2
- netanyahu'dan arjantin'e destek2
- ölüm fikrinin insanları çıldırtmıyor oluşu3
- ürdün de iki abd askerinin öldürülmesi4
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı12
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak11
- türklerin başarıları2
- surströmming2
- berra ahsen uslu2
- regl dönemi dengesizlikleri4
- türklerin ileri olduğu konular21
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı3
- allah varsa afrika daki çocuklar niye aç2
- ruhi çenet2
- memecoin2
- oğuzhan uğur7
- tron coin2
- dünya fenerbahçeliler günü3
- vantilatörü kendine çevirmek10
entry'ler (2427)
Akşamları saat 23.00 civarı YouTube kanalına dünyanın güncel durumunu (sosyal, ekonomik, siyasi, tarihi, metafiziki açıdan) değerlendirdiği videoları yükler. Cuma günleri ise Zanka TV ile ortak yapım canlı yayınları vardır. Anlatım tarzı akıcı, esprili ve bazıları için biraz "dandan!" dır. Tercih ettiği başlık tarzı kendine özgü belirli bir gerginlik içerir: "Kıyametin kapıları açıldı, panik, kıyamet geliyor, kıyamet kopacak, yer yerinden oynayacak, kaos kapıda, acil durum" vs ..
Kendisine yayın videosu başlığı önerileri vermeye başlayacağız yakında.
iyi ki var, herkes ona "milli felaket tellalı" lakabını taktıysa da ben ona a.k.a yerin kulağı diyorum zira onun gibi her şeyden haberi var ve sağ olsun bize de aktarıyor. ileri görüşlülüğü ise maalesef bazı zihinlerde karşılığını bulmuyor.
Ekonomi yorumları için dinlemeye başlamıştım ama daha çoğunu içeren bir yayın içeriği ile karşılaştım. Şimdi ise fikirlerine önem verdiğim bir şahsiyete dönüştü.
Kendisine yayın videosu başlığı önerileri vermeye başlayacağız yakında.
iyi ki var, herkes ona "milli felaket tellalı" lakabını taktıysa da ben ona a.k.a yerin kulağı diyorum zira onun gibi her şeyden haberi var ve sağ olsun bize de aktarıyor. ileri görüşlülüğü ise maalesef bazı zihinlerde karşılığını bulmuyor.
Ekonomi yorumları için dinlemeye başlamıştım ama daha çoğunu içeren bir yayın içeriği ile karşılaştım. Şimdi ise fikirlerine önem verdiğim bir şahsiyete dönüştü.
Hayal edin. Gem yok, dizgin yok. Uçsuz bucaksız araziler ve seyirlik güzellikte bir doğada canı istediği yere koşan, istediği otu kemiren ve istediği yere keyfince kah durarak kah yürüyerek kah rahvan kah 4 nala giderken işeyen bir at.
Bu atın özgürlük seviyesine sahip olmak ve tabulardan sıyrılıp, elaleme de takılmadan, taabi olduğu sadece fizik kuralları olan bir durumda yaşamak... Bunu doğa durumunda yapıyorsun. Hiçbir sözleşmeye uymadan, kültürel çevreden bağımsız, kozmos kavramı peyda olmamış gibi.
içinden geldiği gibi konuş, içinden geldiği gibi davran, git-gel, koş-zıpla.. Saçmala onlara göre. Onlara göre'lerin tam ortasına işe. O at gibi, yaptığının nereye gideceğini düşünmeden yap.
Dediysek de hayvanlaşmanın lüzumu yok. Tamam yeter bu kadar.
(insan istiyor bazen özgür bir at gibi işesin ama toplum, kurallar, prosedürler.. Tabi burda aslında mecaz şeylerden dem vuruldu. Gerisi işin esprisi. Biz özgür bir at değiliz. Gem de takmışlar, at gözlüğü de geçirmişler çoğumuza... )
Bu atın özgürlük seviyesine sahip olmak ve tabulardan sıyrılıp, elaleme de takılmadan, taabi olduğu sadece fizik kuralları olan bir durumda yaşamak... Bunu doğa durumunda yapıyorsun. Hiçbir sözleşmeye uymadan, kültürel çevreden bağımsız, kozmos kavramı peyda olmamış gibi.
içinden geldiği gibi konuş, içinden geldiği gibi davran, git-gel, koş-zıpla.. Saçmala onlara göre. Onlara göre'lerin tam ortasına işe. O at gibi, yaptığının nereye gideceğini düşünmeden yap.
Dediysek de hayvanlaşmanın lüzumu yok. Tamam yeter bu kadar.
(insan istiyor bazen özgür bir at gibi işesin ama toplum, kurallar, prosedürler.. Tabi burda aslında mecaz şeylerden dem vuruldu. Gerisi işin esprisi. Biz özgür bir at değiliz. Gem de takmışlar, at gözlüğü de geçirmişler çoğumuza... )
Tam anlamıyla "başıbozuk" denilen rüzgar cinsidir. Cezai ehliyeti yoktur. Bir esmesiyle gözünüzden lensinizi, götünüzden donunuzu çıkarır. Yürürken yürürken bi bakarsın.. A a don yok.
istanbul'un Kayaşehir denilen sevimsiz bölgesinde gezinmeyi çok sever bu tip. Bazı günler ağaç söktüğü bile olmuştur. O günler balkonda oturan komşunuzla, uçarken selamlaşma ihtimaliniz vardır.
istanbul'un Kayaşehir denilen sevimsiz bölgesinde gezinmeyi çok sever bu tip. Bazı günler ağaç söktüğü bile olmuştur. O günler balkonda oturan komşunuzla, uçarken selamlaşma ihtimaliniz vardır.
Her bulduğu deliğe çöp sıkıştıran beyin yoksunu vicdansızlık abidesi insanımsı işidir.
Tarihi eser geziyorsun, yerde ufak bi oyuk var bakıyorsun içinde pet şişe. Duvara bakıyorsun bir yerinde hava deliği vs gibi bir şey açılmış, açıldığı gibi de bizim embesiller tarafından gofret paketi sıkıştırılmış.
Yolda yürüyorsun, kaldırımın bir tarafına set duvarı yapılmış, su olukları açılmış belirli aralıklarla. Ve itina ile hepsine bir çöp tıkıştırılmış. "yap" desen üşenir yapmazlar.
Hele sokak hayvanları için ayrılan mama ve su kaplarının hali...
Asıl hayvanlar tarafından çöple doldurulmuş!
Tarihi eser geziyorsun, yerde ufak bi oyuk var bakıyorsun içinde pet şişe. Duvara bakıyorsun bir yerinde hava deliği vs gibi bir şey açılmış, açıldığı gibi de bizim embesiller tarafından gofret paketi sıkıştırılmış.
Yolda yürüyorsun, kaldırımın bir tarafına set duvarı yapılmış, su olukları açılmış belirli aralıklarla. Ve itina ile hepsine bir çöp tıkıştırılmış. "yap" desen üşenir yapmazlar.
Hele sokak hayvanları için ayrılan mama ve su kaplarının hali...
Asıl hayvanlar tarafından çöple doldurulmuş!
Hemoglobin. Vücuttaki demirin 3'te ikisi bu proteindedir. Hem ve globin moleküllerinden oluşur. Hem molekülü oksijen taşınması sırasında demirle birleşerek ferrus haline geldiğinde kırmızı renk oluşur. Yani fişne suyunda hemoglobin vardır. Tabi.
görsel
Yol üstü, bi kahve molası. Daha sonra hatırlamak isteyeceğim bunları.
Yol üstü, bi kahve molası. Daha sonra hatırlamak isteyeceğim bunları.
Yetişkinlikte güne mutlu başlama sebebidir. Vücudunuz size küçük bir şaka yapmıştır. Beklenmediktir. Başkasının evinde değilseniz sorun yok. Güle oynaya söve saya temizlersiniz n'olacak.
https://www.youtube.com/w...QSeXufw85ohQ&index=12
Bir şarkı. Tetikleyici ve sakinleştirici etkisi bulunan hoş bir parça. son cümleleri çok samimi. yerine herhangi bir size iyi gelmeyen şeyi koyabilirsiniz.
Bir şarkı. Tetikleyici ve sakinleştirici etkisi bulunan hoş bir parça. son cümleleri çok samimi. yerine herhangi bir size iyi gelmeyen şeyi koyabilirsiniz.
8 yıl evvel, sözlüğe ilk yazmaya başladığım zamanlar bu başlığa geldiğimde eğlenceli sayılabilecek ve gerçekten samimi itiraflar yazardım.
bu 8 yıl içinde.. öyle şeyler oldu ki.. ve aynı zamanda öyle hiçbir şey olmadı ki!
mesela ben ne oldum hala bilmiyorum. tamam insan "ne oldum" değil, "ne olacağım" demeli bunda hemfikiriz. ama sorun şu ki ben nereye gittiğimi düşünürken kendimi nerede buluyorum?
3 sene evvel ciddi bir karar verdim. ve bu uğurda her şeyi yapmaya hazır olarak kabullendim. elime, 10 insandan 8'inin peşinde koştuğu yıllardır çalıştığı fırsatlar geçti. en önemlisi bu fırsatlardan biri, benim de 5 yıl bu uğurda okulunu okuyup elde ettiğim şeydi. ve ben, kararım doğrultusunda, tanıdık tanımadık kim varsa beni eleştiri yağmuruna tutacağını; aptallıkla suçlayacağını bile bile bu elime geçenlere sırtımı döndüm. hem de hiç düşünmeden.
şu güne kadar, yani 3 yıldır; sanki hayatımdaki herkes, her şey bu kararı almamı ve ona engel olmayı beklermiş gibi önüme türlü türlü sıkıntılar, belalar çıkardı. ben hayatımdaki hiçbir şey için bu kadar çaba sarf etmedim, bu kadar savaşmadım. bu savaşın boyutunu belirleyen şey, çok yönlü olması, birden fazla cephede savaşıyor olmamdı. maddi, manevi, psikolojik, sosyal, fiziksel, bedensel, zamansal, ailesel, soyut-somut ne varsa...
peki şimdi ne mi oldu?
işte ben de son günlerde sürekli bunu düşünüyorum. en büyük iki sorum şunlar:
bunların hepsi bir imtihan mı?
yoksa bu engellerin hepsi, gerçekten vazgeçmem gerektiği için mi?
bunların cevaplarını bir bulabilsem..
eğer geçmem gereken başka imtihanlar varsa hazırım. tüm kalbimle sabretmeye, tevekkül etmeye ve savaşa devam etmeye hazırım.
ama eğer... Allah bu kadar engeli, belki de kaldıramayacağım bir beladan beni korumak için önüme çıkarıyorsa? ya da bundan razı değilse? ben, azimle; sabırla önüme ne gelirse gelsin devam ederek imtihanları geçtiğimi düşünürken aslında asi davranıyorsam? bu azim değil de inatsa?
şu zamana kadar bu hayalimden, bu hedefimden vazgeçmeyi aklımdan bile geçiremedim. bahsettiğim şu ikinci ihtimal aklıma geldiğinden beri düşüncemin içine giremese de yakınlarında dolaşmaya başlayan bu vazgeçme seçeneği beni öyle hallere soktu ki...
yüzleşmeye kalkıyorum. kalkıyorum ve korkunç bir acı hissediyorum.
bakamıyorum o tarafa. sanki körleşmeye başlıyorum ona döndükçe. her yer kararmaya ve buz kesmeye başlıyor; yer çekimi yok oluyor ve ben boşlukta büzülüyorum. şu bedenimdeki bana 1 yıldır çektiren, sebebi bulunamayan sakatlığın acısı ve hala taşıdığım niceleri; halihazırda başka ne derdim varsa mum alevi gibi sönüp gidiyor...
ben konuşamıyorum bu konuyu kimseyle. öyle yüzeysel laflar ediyorum, "hayırlısı" deyip konuyu kapatıyorum.
ben, pastamın mumunu üflerken dilekler; ya da bir hatim sonrası kişisel dualar dile getirilirken ağzımı açamıyorum. Başlamamla boğazımın düğümlenmesi bir oluyor.
ben Allah'a bu hakkında artık içimden bile dua edemiyorum.
bu anlarda sadece o korkunç acıyı yaşıyorum. üstünü örtüyorum ivedilikle. devam edebilmek için hayatıma.
ve ilk defa bunu yazmaya kalkıyorum. en son başıma gelenden sonra durdum. tıkandım. dondum kaldım çünkü. en azından anlatırken yüzeysellikten bir adım derine kısmen inebildim. ama fark ediyorum ki yine yazı ilerledikçe açılacağıma, kapanıyorum.
ilerlemek istediğim bu yoldaki diğer insanları izledikçe, yaşadıklarına şahit oldukça, daha da boğuluyorum. -bir kısmını tenzih ederek- öyleleri var ki samimiyetsiz, kalitesiz, kafasız, gösteriş sevdalısı, kibirli, kıymet bilmez ve üstüne beceriksiz... ama onlar bile benden 10 km ilerideler. bazıları doğuştan sahip oldukları imkanlarla, bazıları önlerine çıkan fırsatlarla, bazıları çalışarak, bazıları bir şeylerle mücadele ederek... ilerliyor bu yolda. ve gördüğüm, tarttığım kadarıyla hiçbiri benim kadar sınanmıyor, direnmiyor, savaşmıyor, ne olursa olsun yolun başında olmasına rağmen tüm motivasyonuyla azimle düşe kalka hala ilerlemeye çalışmıyor. en çok uğraşanlar zaten bir şeyler elde edenler. peki bunu en çok kimin istediğini, hak ettiğini nasıl bileceğiz? söyleyeyim... kim bu uğurda daha çok fedakarlık yaptıysa, kim daha çok şeyden vazgeçtiyse...
doğuştan ben de sahip olsaydım bazı kolaylıklara, yine de bu engelleri aşmama yetmeyebilirdi. fırsat deseniz, benim de arkamda güçlü bir fırsatım oldu, ama bu da yetmiyor engelleri aşmaya. geriye ne kaldı, çalışarak mı; mücadele ederek mi? evet onları zaten yapamaz hale gelene kadar yapmaya devam ettim.
ve işte buradayım. kimsenin imkanında gözüm yok. çünkü benim problemim bu değil. biliyorum ki bende bunun için gerekli olan her şey var. bir şey hariç. ve bunu düzeltemiyorum...
plasebo etkisini düşünüyorum... belki başka bir itirafta, bir adım daha derine inebilirim...
https://www.youtube.com/watch?v=OD0LhzeLNnI
bu 8 yıl içinde.. öyle şeyler oldu ki.. ve aynı zamanda öyle hiçbir şey olmadı ki!
mesela ben ne oldum hala bilmiyorum. tamam insan "ne oldum" değil, "ne olacağım" demeli bunda hemfikiriz. ama sorun şu ki ben nereye gittiğimi düşünürken kendimi nerede buluyorum?
3 sene evvel ciddi bir karar verdim. ve bu uğurda her şeyi yapmaya hazır olarak kabullendim. elime, 10 insandan 8'inin peşinde koştuğu yıllardır çalıştığı fırsatlar geçti. en önemlisi bu fırsatlardan biri, benim de 5 yıl bu uğurda okulunu okuyup elde ettiğim şeydi. ve ben, kararım doğrultusunda, tanıdık tanımadık kim varsa beni eleştiri yağmuruna tutacağını; aptallıkla suçlayacağını bile bile bu elime geçenlere sırtımı döndüm. hem de hiç düşünmeden.
şu güne kadar, yani 3 yıldır; sanki hayatımdaki herkes, her şey bu kararı almamı ve ona engel olmayı beklermiş gibi önüme türlü türlü sıkıntılar, belalar çıkardı. ben hayatımdaki hiçbir şey için bu kadar çaba sarf etmedim, bu kadar savaşmadım. bu savaşın boyutunu belirleyen şey, çok yönlü olması, birden fazla cephede savaşıyor olmamdı. maddi, manevi, psikolojik, sosyal, fiziksel, bedensel, zamansal, ailesel, soyut-somut ne varsa...
peki şimdi ne mi oldu?
işte ben de son günlerde sürekli bunu düşünüyorum. en büyük iki sorum şunlar:
bunların hepsi bir imtihan mı?
yoksa bu engellerin hepsi, gerçekten vazgeçmem gerektiği için mi?
bunların cevaplarını bir bulabilsem..
eğer geçmem gereken başka imtihanlar varsa hazırım. tüm kalbimle sabretmeye, tevekkül etmeye ve savaşa devam etmeye hazırım.
ama eğer... Allah bu kadar engeli, belki de kaldıramayacağım bir beladan beni korumak için önüme çıkarıyorsa? ya da bundan razı değilse? ben, azimle; sabırla önüme ne gelirse gelsin devam ederek imtihanları geçtiğimi düşünürken aslında asi davranıyorsam? bu azim değil de inatsa?
şu zamana kadar bu hayalimden, bu hedefimden vazgeçmeyi aklımdan bile geçiremedim. bahsettiğim şu ikinci ihtimal aklıma geldiğinden beri düşüncemin içine giremese de yakınlarında dolaşmaya başlayan bu vazgeçme seçeneği beni öyle hallere soktu ki...
yüzleşmeye kalkıyorum. kalkıyorum ve korkunç bir acı hissediyorum.
bakamıyorum o tarafa. sanki körleşmeye başlıyorum ona döndükçe. her yer kararmaya ve buz kesmeye başlıyor; yer çekimi yok oluyor ve ben boşlukta büzülüyorum. şu bedenimdeki bana 1 yıldır çektiren, sebebi bulunamayan sakatlığın acısı ve hala taşıdığım niceleri; halihazırda başka ne derdim varsa mum alevi gibi sönüp gidiyor...
ben konuşamıyorum bu konuyu kimseyle. öyle yüzeysel laflar ediyorum, "hayırlısı" deyip konuyu kapatıyorum.
ben, pastamın mumunu üflerken dilekler; ya da bir hatim sonrası kişisel dualar dile getirilirken ağzımı açamıyorum. Başlamamla boğazımın düğümlenmesi bir oluyor.
ben Allah'a bu hakkında artık içimden bile dua edemiyorum.
bu anlarda sadece o korkunç acıyı yaşıyorum. üstünü örtüyorum ivedilikle. devam edebilmek için hayatıma.
ve ilk defa bunu yazmaya kalkıyorum. en son başıma gelenden sonra durdum. tıkandım. dondum kaldım çünkü. en azından anlatırken yüzeysellikten bir adım derine kısmen inebildim. ama fark ediyorum ki yine yazı ilerledikçe açılacağıma, kapanıyorum.
ilerlemek istediğim bu yoldaki diğer insanları izledikçe, yaşadıklarına şahit oldukça, daha da boğuluyorum. -bir kısmını tenzih ederek- öyleleri var ki samimiyetsiz, kalitesiz, kafasız, gösteriş sevdalısı, kibirli, kıymet bilmez ve üstüne beceriksiz... ama onlar bile benden 10 km ilerideler. bazıları doğuştan sahip oldukları imkanlarla, bazıları önlerine çıkan fırsatlarla, bazıları çalışarak, bazıları bir şeylerle mücadele ederek... ilerliyor bu yolda. ve gördüğüm, tarttığım kadarıyla hiçbiri benim kadar sınanmıyor, direnmiyor, savaşmıyor, ne olursa olsun yolun başında olmasına rağmen tüm motivasyonuyla azimle düşe kalka hala ilerlemeye çalışmıyor. en çok uğraşanlar zaten bir şeyler elde edenler. peki bunu en çok kimin istediğini, hak ettiğini nasıl bileceğiz? söyleyeyim... kim bu uğurda daha çok fedakarlık yaptıysa, kim daha çok şeyden vazgeçtiyse...
doğuştan ben de sahip olsaydım bazı kolaylıklara, yine de bu engelleri aşmama yetmeyebilirdi. fırsat deseniz, benim de arkamda güçlü bir fırsatım oldu, ama bu da yetmiyor engelleri aşmaya. geriye ne kaldı, çalışarak mı; mücadele ederek mi? evet onları zaten yapamaz hale gelene kadar yapmaya devam ettim.
ve işte buradayım. kimsenin imkanında gözüm yok. çünkü benim problemim bu değil. biliyorum ki bende bunun için gerekli olan her şey var. bir şey hariç. ve bunu düzeltemiyorum...
plasebo etkisini düşünüyorum... belki başka bir itirafta, bir adım daha derine inebilirim...
https://www.youtube.com/watch?v=OD0LhzeLNnI
güne başlarken kafa açması niyetiyle içilen o sert kahve tadına bazı günler biraz yumuşaklık katması için aroma olarak vanilya seçilen kahve.
bünyenin vanilya kokusu istemesi bence o güne pozitif bakış açısı katmak istemesinden. sek kahve nasıl realist ve direkt bir bakış açısıysa, "hadi yapılacak işler var bir önce harekete geç"se, ya da mücadeleci ve sorumluklara karşı ciddi, bilinçli bir duruşa eşlik ediyorsa; vanilya da hayata karşı daha yumuşak ve rahat bir kafayla bakmak, standart seyirden biraz sapmak, kendi için bir şeyler yapmak isteyen bir beynin sinyallerini verir, "abi bugün keyifliyim borsanın da doların da piyasasına sokarım" gibi bir şeydir.
bünyenin vanilya kokusu istemesi bence o güne pozitif bakış açısı katmak istemesinden. sek kahve nasıl realist ve direkt bir bakış açısıysa, "hadi yapılacak işler var bir önce harekete geç"se, ya da mücadeleci ve sorumluklara karşı ciddi, bilinçli bir duruşa eşlik ediyorsa; vanilya da hayata karşı daha yumuşak ve rahat bir kafayla bakmak, standart seyirden biraz sapmak, kendi için bir şeyler yapmak isteyen bir beynin sinyallerini verir, "abi bugün keyifliyim borsanın da doların da piyasasına sokarım" gibi bir şeydir.
gerçekleştiren kişi tarafından "modern beyaz atlı prens" imajı yaratılmak istenmiştir. onu bekleyen kızların vizyonuna güncelleme yapmak istemiş de olabilir.
akıllara ilk önce "buraya ulaşım imkanı nasıl?", "daha fazla firma ile çalışılacak mı?", "bu gelişme şu 'vergiler ve hizmet bedeli dahil bilmem kaç lira' olarak eklenen ücretleri ne kadar etkileyecek?" gibi sorular gelmesi gerekirken; bizim dar görüşlü bazı insanlarımızın ismi şu olsaymış, ay şuna ayıp olurmuş bunun gücüne gidermiş gibi mahalle tartışması güttüğü istanbul'un yeni hava limanı.
önemli olan bize ne gibi imkanlar sağlayıp nasıl dezavantajlar doğuracağı. sonuçta bunu yapacak olan isim değil.
önemli olan bize ne gibi imkanlar sağlayıp nasıl dezavantajlar doğuracağı. sonuçta bunu yapacak olan isim değil.
"inandığın gibi yaşamazsan, yaşadığın gibi inanmaya başlarsın" hz. ömer.
Yaklaşık 1 saat evvel açıklanmış olmaktadır.
yine yüreklere kürek doldu. atanamayan öğretmenler kervanına yeni mürekkep yalamış develer eklendi. boyu 1.60'dan kısa olanlar sokağa çıktı.
yine yüreklere kürek doldu. atanamayan öğretmenler kervanına yeni mürekkep yalamış develer eklendi. boyu 1.60'dan kısa olanlar sokağa çıktı.
atama sonuçlarına baktığım anda bir şarkısını dinlediğim yiğido. bu demektir ki şarkı bende bir yer edecek. şimdiden 6 kere dinledim. ne dediğini bilmiyorum ama benim kulağıma çevirisi şöyle geliyor:
ena psema - (Yine atanamadı)
"Έφυγες νωρίς, μου 'χεις λείψει
- bu sefer de olmadıı
Mόνος μου ξανά πώς να ζω
- ne yapalım nasip böyleymiiş
Ό,τι αγαπώ το 'χεις κρύψει
- ben de yazsaydım cizre'yi hakkari'yii
Μοιάζει η σιωπή όνειρο κακό
- ben de olacaktım atanıp gitmiiiş
Ζήσαμε πολλά που θυμάμαι
- adam atanmış 70 ilee
Πράγματα μικρά που αγαπώ
- gitmiş sınırda bir dağ köyünee
Με τις αναμνήσεις μου κοιμάμαι
- ben de mi 6 yılımı vereyiim ne edeyiiim
Όμως πάλι μόνος μου ξυπνώ
- yaz git demesi kolay millete
Πες μου ένα ψέμα, για μένα είσαι ουρανός
- oralarda spor hayatı bitecek olan beeniim beniim"
https://www.youtube.com/w...qCjwV0xfSNbAVM6Ye0NOn7nrI
ena psema - (Yine atanamadı)
"Έφυγες νωρίς, μου 'χεις λείψει
- bu sefer de olmadıı
Mόνος μου ξανά πώς να ζω
- ne yapalım nasip böyleymiiş
Ό,τι αγαπώ το 'χεις κρύψει
- ben de yazsaydım cizre'yi hakkari'yii
Μοιάζει η σιωπή όνειρο κακό
- ben de olacaktım atanıp gitmiiiş
Ζήσαμε πολλά που θυμάμαι
- adam atanmış 70 ilee
Πράγματα μικρά που αγαπώ
- gitmiş sınırda bir dağ köyünee
Με τις αναμνήσεις μου κοιμάμαι
- ben de mi 6 yılımı vereyiim ne edeyiiim
Όμως πάλι μόνος μου ξυπνώ
- yaz git demesi kolay millete
Πες μου ένα ψέμα, για μένα είσαι ουρανός
- oralarda spor hayatı bitecek olan beeniim beniim"
https://www.youtube.com/w...qCjwV0xfSNbAVM6Ye0NOn7nrI
Rafet El Roman'ın Yokluğun Bir Felaket adlı şarkısında geçen olumsuz bir sıfattır kendileri. Macera Dolu Amerika'dan yeni geldiğinde yazmış olduğu bir şarkı sözüdür kanımca.
"...Yok hiçbir şeyin değeri
imkahansız çaresiz bir haldeyim haldeyim
Felaket, bir felaket
Yokluğun şu an benim için
Soruyorum nasıl, nasıl zaman geçer
Çok pişmanım bir gurur uğruna
Hem sana hem bana yazık ettim
Oysa bir bakışım bir sözüm yeterdi
Deseydim deseydim sana gitme...".
"...Yok hiçbir şeyin değeri
imkahansız çaresiz bir haldeyim haldeyim
Felaket, bir felaket
Yokluğun şu an benim için
Soruyorum nasıl, nasıl zaman geçer
Çok pişmanım bir gurur uğruna
Hem sana hem bana yazık ettim
Oysa bir bakışım bir sözüm yeterdi
Deseydim deseydim sana gitme...".
insanları dini, parası, soyu, çevresi, okul diploması ile değerlendirme; yaftalama, yüceltme, aşağılama, etiketleme hatasından kurtulunduğu zaman açıklık gösterecek bir ilişkidir. insan, insandır. her türlü pisliği ya da temizliği en başta bu yüzden yapar. gerisi ise işin giydirme, makyajlama, kılıflama kısmıdır.
nişantaşı'nda olmayan nişantaşı üniversitesi ile kapışır.