bugün
- silikon meme gerçeğinin yerini tutar mı sorunsalı7
- caz dinleyen erkek8
- nervio24
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye41
- judas'ı dayak yerken görseniz ne yaparsınız7
- yazarların akşama dair planları8
- fatih terim'in tff başkanı olması5
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması41
- sindirella'nın baloda donunu düşürmesi5
- sözlük yazarlarının gençlikleri4
- sadece yaşça büyük kadınlara yürümeye karar vermek2
- kendinizde en sevdiğiniz şey5
- recep tayyip erdoğan27
- fiziği güzel sözlük kızları47
- benzine zam7
- facebook sayfam nasıl3
- pforzheim belediye başkanı3
- andropoz amca3
- leonidas8
- ormanda cinselliğin doruklarına çıkmak5
- bıyık bırakan erkek karizması6
- ak parti kaybedince ak troller ne yapacak12
- sapık yaşlı3
- fon mağduriyetini ancak ak parti çözer4
- avrupa13
- ilk konuşmada cinsellik konuşan erkek3
- uzak durulması gereken erkek tipleri3
- dünyanın en kısa fıkralarından biri8
- pilavımı kaşıklamak ister misin diyen sözlük kızı4
- yeni uyanmış kadın güzelliği13
- zamanda yolculukla gençlik zamanına gitmek2
- eksi oy veren yazar yoğunluğundan dolayı çıkıyorum3
- kürtler ateşe taparken türkler tek tanrı cıydı6
- testere müziği2
- vexillarius the slayer6
- kürtlerin atlantis ten gelme ihtimali4
- dünyanın en kaba dilinin hollandaca olması5
- çirkin erkeği çekici yapan şeyler2
- sibel kekilli6
- hayat3
- ibne11
- türbanlı kamuya giremezken cezaevine giremez oldu3
- ups boobs'un yeni nicki7
- türbanlı erkeklerin çok itici olması3
- akp denince akla ilk gelenler6
- abdülhamid han'ın zarif bir kişi olması3
- memeleri kafam kadar kız21
- dünya61
- türkler balık hafızalıdır6
- süresiz nafaka8
yazarı milan kundera olan kitap, yavaşlık ile hatırlama; hız ile unutma arasında bir ilişki olduğu ilkesine dayalıdır."Bir şey hatırlamak isteyen kimse yürüyüşünü yavaşlatır, buna karşılık az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır."
Tavsiye edilir.
Tavsiye edilir.
sözlüğün bugünkü genel hali.
milan kundera kitabı.
yavaşlığın derecesi anın yoğunluğuyla doğru orantılıdır; hızın derecesi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır.
kör noktamda kalmasına izin vermeyen yazara teşekkürler.*
yavaşlığın derecesi anın yoğunluğuyla doğru orantılıdır; hızın derecesi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır.
kör noktamda kalmasına izin vermeyen yazara teşekkürler.*
Üst kat komşumun sabahın 8:30 unda ev süpürmeye başlayıp;
11:30 da bitirmesine sebeptir...:-P
11:30 da bitirmesine sebeptir...:-P
Yavaşlık ile anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır.
Yavaşlığın derecesi anının yoğunluğuyla doğru orantılıdır. Hızın derecesi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır.
Kitap yavaşlık ve hız kavramlarını örneklerle kıyaslayarak, açıklayarak başlıyor. Aslında romanda üç farklı hikaye var. Birincisi yazarın ve eşinin bir şato otelinde geçirdikleri kısa bir tatil( Anlatıcı bunu gerçek hayatmış gibi düşünmemizi istiyor), ikincisi bu şatoda 18.yy da yaşanmış yasak bir aşk hikayesi( vivant denon’un bir hikayesi), üçüncüsü de böcekbilim uzmanlarının bu şato otelde gerçekleştirdikleri bir sempozyum.
Anlatıcının ve eşinin olduğu hikayeyi gerçekmiş gibi diğer ikisini de kurmaca olarak düşünelim.
18. Yy da teknoloji çok gelişmediği için insanlar işlerini yavaşça hallederdi. Bir yerlere yetişmek için aceleleri yoktu. 20.yy hız çağı oldu. Herkesin bir yerlere yetişmek için acelesi var.
Romanın sonunda 18. Yy daki şövalye ile 20.yy daki Vincent Şatonun bahçesinde buluşurlar. Kısa bir muhabbetleri olur. Şövalye o kadar güzel vakit geçirmişki yüzü neşe dolu. Birazdan at arabasına binip yaşadıklarını düşüne düşüne yavaşça uzaklaşıcak. Vincent ise 20.yy’ın modası olan ünlü olmak, görünür olmak, haz için yaşamak çılgınlığında olduğundan tatminsiz bir şekilde, mutsuz bir aceleyle hız motorsikletine binip hemen uzaklaşmak istiyor.
Yavaşlığın derecesi anının yoğunluğuyla doğru orantılıdır. Hızın derecesi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır.
Kitap yavaşlık ve hız kavramlarını örneklerle kıyaslayarak, açıklayarak başlıyor. Aslında romanda üç farklı hikaye var. Birincisi yazarın ve eşinin bir şato otelinde geçirdikleri kısa bir tatil( Anlatıcı bunu gerçek hayatmış gibi düşünmemizi istiyor), ikincisi bu şatoda 18.yy da yaşanmış yasak bir aşk hikayesi( vivant denon’un bir hikayesi), üçüncüsü de böcekbilim uzmanlarının bu şato otelde gerçekleştirdikleri bir sempozyum.
Anlatıcının ve eşinin olduğu hikayeyi gerçekmiş gibi diğer ikisini de kurmaca olarak düşünelim.
18. Yy da teknoloji çok gelişmediği için insanlar işlerini yavaşça hallederdi. Bir yerlere yetişmek için aceleleri yoktu. 20.yy hız çağı oldu. Herkesin bir yerlere yetişmek için acelesi var.
Romanın sonunda 18. Yy daki şövalye ile 20.yy daki Vincent Şatonun bahçesinde buluşurlar. Kısa bir muhabbetleri olur. Şövalye o kadar güzel vakit geçirmişki yüzü neşe dolu. Birazdan at arabasına binip yaşadıklarını düşüne düşüne yavaşça uzaklaşıcak. Vincent ise 20.yy’ın modası olan ünlü olmak, görünür olmak, haz için yaşamak çılgınlığında olduğundan tatminsiz bir şekilde, mutsuz bir aceleyle hız motorsikletine binip hemen uzaklaşmak istiyor.
Teknoloji-temelli ilerleme saplantısı percinlendikce, sürat en önemli ama en önemli vektör haline geldi bizim için. Yavaşlık ise, banallik, yoksunluk, geride kalma ile birlikte düşünüldü. Son zamanlarda yavaşlık konusu üzerinde daha çok düşünmeye başladım. Aceleci davranmamak, üzerinde uzunca düşünülmemiș fikirlerin peşinden gitmemek adına sakınce, dingin bir şekilde düşüncelere dalmak, kendi içimde filozoflarin temel izlekleriyle hemhal olmaya çalışmanın tadını çıkarmak istiyorum. Eskiden aklıma gelen her şeyin peşine düşer, çabuk sıkılır, herseydenbirazcilik yapardım. Eskiden doğru olduğuna inandığım saçma sapan teorik angajmanlarimi nasil canhıraş savunmuşum düşünüp gülerim. Felsefece düşünmek, daha naif bir dille söylersek, düşünmeye yaklasabilmek; derinlesmek ve herhangi bir konum almadan evvel etraflıca düşünmek gibi geliyor bana. Bunu yapmaya muktedir olmayanlar, savundukları her bir fikrin gerisinde saklamaya çalıştıkları reaktif arzu olan hıncın çukurunda kendini tuketecegini göremezler ve Jamesonci anlamda pastișe dönüşürler. Bir zamanlar ben de böyleydim, degismisim. Olgunlasmak sanırım biraz da bu yavasligin açıldığı olanaklilik sahasına göz kirpmak gibi bir şey.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar