bugün
- asrın soygunu10
- ingilizce bilmeyen akademisyenler2
- yazılımcıların flört edememesi5
- manisada okul saldırısı18
- sabahları nefret edilen şeyler7
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı8
- tai lung vs gocu22
- true nickli yazar20
- meb'in usule aykırı ücret dağıtması2
- bekarlığın avantajları3
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor20
- kullanıcı adı değişmiyor3
- habire1227
- sabahları sevilen şeyler8
- kürtler asimile edilmelidir11
- analı avratlı sözlük kavgaları8
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok28
- marimar2
- sözlüktekiler kaç yaşında9
- 27 ocak 2027 psg galatasaray maçı2
- işler eskisi gibi değil kesat mı kesat2
- 1 gocu'ya 4 kişi dalması7
- sarı poşet kudurtması13
- et döner dürüm9
- evliliği ayakta tutan güçler13
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı17
- guterres ten iki devletli çözüm açıklaması2
- tuvaletin evin dışında olması6
- kadınların reddedemediği teklifler6
- bu ne soğuk amk5
- allah'ın yasakladığı cinsel ilişkiler10
- teslimiyet4
- şemsiyeli olayının gerçek yüzünü açıklıyorum8
- yanlışlıkla plaj şemsiyesine diklemesine oturmak6
- gocusuz bir sözlük5
- sözlükte kavga olacak hissi4
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri51
- karılı kızlı tiktok yerine sözlükte takılan tip4
- bir erkek ile yanlışlıkla göz göze gelmek5
- sürekli birilerine cevap yetiştirmek9
- ecevit döneminin kepazeliği5
- türkiye de muhalefet var mı9
- uludağ sözlük adalet sistemi5
- ölümden korkuyor musunuz34
- erkek kavgasının çok sıkıcı olması5
- seviyenin bugün yükselmesi için ne yaptın5
- ikizler burcu kadını olmak7
- claudian clouds42
- krt tv4
yazarı milan kundera olan kitap, yavaşlık ile hatırlama; hız ile unutma arasında bir ilişki olduğu ilkesine dayalıdır."Bir şey hatırlamak isteyen kimse yürüyüşünü yavaşlatır, buna karşılık az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır."
Tavsiye edilir.
Tavsiye edilir.
sözlüğün bugünkü genel hali.
milan kundera kitabı.
yavaşlığın derecesi anın yoğunluğuyla doğru orantılıdır; hızın derecesi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır.
kör noktamda kalmasına izin vermeyen yazara teşekkürler.*
yavaşlığın derecesi anın yoğunluğuyla doğru orantılıdır; hızın derecesi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır.
kör noktamda kalmasına izin vermeyen yazara teşekkürler.*
Üst kat komşumun sabahın 8:30 unda ev süpürmeye başlayıp;
11:30 da bitirmesine sebeptir...:-P
11:30 da bitirmesine sebeptir...:-P
Yavaşlık ile anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır.
Yavaşlığın derecesi anının yoğunluğuyla doğru orantılıdır. Hızın derecesi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır.
Kitap yavaşlık ve hız kavramlarını örneklerle kıyaslayarak, açıklayarak başlıyor. Aslında romanda üç farklı hikaye var. Birincisi yazarın ve eşinin bir şato otelinde geçirdikleri kısa bir tatil( Anlatıcı bunu gerçek hayatmış gibi düşünmemizi istiyor), ikincisi bu şatoda 18.yy da yaşanmış yasak bir aşk hikayesi( vivant denon’un bir hikayesi), üçüncüsü de böcekbilim uzmanlarının bu şato otelde gerçekleştirdikleri bir sempozyum.
Anlatıcının ve eşinin olduğu hikayeyi gerçekmiş gibi diğer ikisini de kurmaca olarak düşünelim.
18. Yy da teknoloji çok gelişmediği için insanlar işlerini yavaşça hallederdi. Bir yerlere yetişmek için aceleleri yoktu. 20.yy hız çağı oldu. Herkesin bir yerlere yetişmek için acelesi var.
Romanın sonunda 18. Yy daki şövalye ile 20.yy daki Vincent Şatonun bahçesinde buluşurlar. Kısa bir muhabbetleri olur. Şövalye o kadar güzel vakit geçirmişki yüzü neşe dolu. Birazdan at arabasına binip yaşadıklarını düşüne düşüne yavaşça uzaklaşıcak. Vincent ise 20.yy’ın modası olan ünlü olmak, görünür olmak, haz için yaşamak çılgınlığında olduğundan tatminsiz bir şekilde, mutsuz bir aceleyle hız motorsikletine binip hemen uzaklaşmak istiyor.
Yavaşlığın derecesi anının yoğunluğuyla doğru orantılıdır. Hızın derecesi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır.
Kitap yavaşlık ve hız kavramlarını örneklerle kıyaslayarak, açıklayarak başlıyor. Aslında romanda üç farklı hikaye var. Birincisi yazarın ve eşinin bir şato otelinde geçirdikleri kısa bir tatil( Anlatıcı bunu gerçek hayatmış gibi düşünmemizi istiyor), ikincisi bu şatoda 18.yy da yaşanmış yasak bir aşk hikayesi( vivant denon’un bir hikayesi), üçüncüsü de böcekbilim uzmanlarının bu şato otelde gerçekleştirdikleri bir sempozyum.
Anlatıcının ve eşinin olduğu hikayeyi gerçekmiş gibi diğer ikisini de kurmaca olarak düşünelim.
18. Yy da teknoloji çok gelişmediği için insanlar işlerini yavaşça hallederdi. Bir yerlere yetişmek için aceleleri yoktu. 20.yy hız çağı oldu. Herkesin bir yerlere yetişmek için acelesi var.
Romanın sonunda 18. Yy daki şövalye ile 20.yy daki Vincent Şatonun bahçesinde buluşurlar. Kısa bir muhabbetleri olur. Şövalye o kadar güzel vakit geçirmişki yüzü neşe dolu. Birazdan at arabasına binip yaşadıklarını düşüne düşüne yavaşça uzaklaşıcak. Vincent ise 20.yy’ın modası olan ünlü olmak, görünür olmak, haz için yaşamak çılgınlığında olduğundan tatminsiz bir şekilde, mutsuz bir aceleyle hız motorsikletine binip hemen uzaklaşmak istiyor.
Teknoloji-temelli ilerleme saplantısı percinlendikce, sürat en önemli ama en önemli vektör haline geldi bizim için. Yavaşlık ise, banallik, yoksunluk, geride kalma ile birlikte düşünüldü. Son zamanlarda yavaşlık konusu üzerinde daha çok düşünmeye başladım. Aceleci davranmamak, üzerinde uzunca düşünülmemiș fikirlerin peşinden gitmemek adına sakınce, dingin bir şekilde düşüncelere dalmak, kendi içimde filozoflarin temel izlekleriyle hemhal olmaya çalışmanın tadını çıkarmak istiyorum. Eskiden aklıma gelen her şeyin peşine düşer, çabuk sıkılır, herseydenbirazcilik yapardım. Eskiden doğru olduğuna inandığım saçma sapan teorik angajmanlarimi nasil canhıraş savunmuşum düşünüp gülerim. Felsefece düşünmek, daha naif bir dille söylersek, düşünmeye yaklasabilmek; derinlesmek ve herhangi bir konum almadan evvel etraflıca düşünmek gibi geliyor bana. Bunu yapmaya muktedir olmayanlar, savundukları her bir fikrin gerisinde saklamaya çalıştıkları reaktif arzu olan hıncın çukurunda kendini tuketecegini göremezler ve Jamesonci anlamda pastișe dönüşürler. Bir zamanlar ben de böyleydim, degismisim. Olgunlasmak sanırım biraz da bu yavasligin açıldığı olanaklilik sahasına göz kirpmak gibi bir şey.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar