bugün
- eski yazarlar geri gelsin13
- engineer2820
- evli olduğunu gizleyen yazarlar17
- ben geldim naneler7
- nickin yanında yaş da yazsın17
- la loba21
- dörtlü yakınca her yer otopark sanan zihniyet6
- enflasyonun çocukluk arkadaşımız gibi olması11
- recep tayyip erdoğan13
- nervio'nun ayakları17
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz12
- menemen yiyen erkek13
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı24
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı56
- hoparlör mü hoporlör mü höpörlör mü aporlor mu3
- eğirdir gölü canavarı5
- karabüklü kızlar5
- çirkin şansı4
- fransa da yağmalanan apple mağazası4
- lille5
- yazarların stres ve sıkıntı ile başa çıkma yolları12
- kısa boylu ama kaba erkek5
- hoşgelmiş inşallah kazdır6
- toplu taşımada sözlüğe girmemek3
- gina'ya sımsıkı sarılmak6
- yalancı sözlük yazarları7
- domates çorbası8
- gs'nin lille maçında dijital ıslık kullanılması2
- futbol15
- uefa şampiyonlar ligi3
- tofaş otomobil türkiye için çok fazla lüks3
- hesabını gizleyen erkek yazar23
- ayaklara en çok yakışan oje2
- galatasaray14
- fransa13
- lille osc4
- volkswagen passat7
- öldüreni öldürmek14
- arabanın ön koltuğuna t shirt giydirmek11
- kız isteme ayininde tuzlu kahve ikram eden yelloz5
- galatasaray lille'i yenemesin tanga giyerim6
- palamar2
- çeyrek depo kalır kalmaz akaryakıt alan tip11
- kolonya koleksiyonu5
- ukraynalı kızlar gelecek mi beyler6
- ak parti tabanının fon soygunu eleştirisi13
- skechers giyen kız9
- gönlü zengin kalbi güzel erkek13
- abi lavabo var mı10
- günaydın diyen insanın amacı3
hızlı geldi, bir rüzgar gibi geçti. sözlüğe inanmadı yani bu sözlüğe. gitme diye haykırmak istesem de arkasından, belki benim de gitmem yakın, kim bilir. döt gibi bıraktın beni burada kel kafa. bak lütfen; off çekiyorum....offfffffffffffffffffffffff !
yaşamsal tespitlerde şov yapan, ağzına sağlık dediğim sözlük yazarı.
Bir akbaba vardı, ayaklarımı gagalıyordu. Çizme ve çoraplarımı didik didik etmiş, sıra ayaklarıma gelmişti. Durup dinlenmeden gagalıyordu; arada bir havalanıp çevremde tedirgin dolanıyor, sonra yine çalışmasını sürdürüyordu. Derken bir Bay geçti karşıdan, bir vakit durumu izledi, sonra niçin akbabaya ses çıkarmadığımı sordu.
"Ne yapabilirim ki!" dedim. "Geldi, haydi gagalamaya başladı; kuşkusuz ilkin kovmak istedim, hatta boğacak oldum kendisini; ancak böyle bir hayvanın gücüne diyecek yok.
Baktım hemen suratıma atlayacak, ben de ayaklarımı gözden çıkarmayı uygun buldum; artık didik didik edilmelerine de bir şey kalmadı." -
"Vallahi bilmem ki neden bunca işkenceye katlanıyorsunuz!" dedi Bay.
"Bir kurşun akbabanın işini görür hemen."
- "Ya?" diye sordum ben. "Peki bunu siz yapar mısınız?"
- "Hayhay!" dedi Bay.
"Yalnız eve kadar gideyim de silahımı alıp geleyim. Bir yarım saat daha bekleyebilir misiniz?"
- "Bilmem," diye yanıtladım ben ve bir süre acıdan kaskatı kesildim, ardından dedim ki:
"Ne olur, siz gene bir deneyin!"
- "Peki, peki!" dedi Bay. "Bir koşu gider gelirim."
Biz konuşurken, akbaba gözlerini bir Bay'a, bir bana çevirmiş, sessiz sakin bizi dinlemişti. Şimdi görüyordum ki, bütün söylenenleri anlamıştı; ansızın havalandı,hız almak için alabildiğine geriye kaykılıp usta bir mızrak atıcısı gibi gagasını ağzımdan içeri daldırdı, derinlere gömdü.
Ben sırtüstü yıkılırken, onun tüm çukurları dolduran, tüm kıyılardan taşan kanımın içinde kurtuluşsuz boğulup gittiğini görerek rahatladım.
*
sıradaki şarkıyı tüm dolmuş şöförlerimize, muavinlerine, kapıya asılı kalmışlara, dolmuş motoru üstünde ters oturan talihsiz yolculara, zorla yer isteyen -vermediğin takdirde yolculuk boyunca kafanı siken- orta yaşlı teyzelere ve en önemlisi de "bir yaşam formu olarak dolmuş yolcuları" isimli kitabın araştırmacı yazarı winter wine'a gelsin. dikkatle diniyoruz efendim, güz gülleri gibiyiz...
"Ne yapabilirim ki!" dedim. "Geldi, haydi gagalamaya başladı; kuşkusuz ilkin kovmak istedim, hatta boğacak oldum kendisini; ancak böyle bir hayvanın gücüne diyecek yok.
Baktım hemen suratıma atlayacak, ben de ayaklarımı gözden çıkarmayı uygun buldum; artık didik didik edilmelerine de bir şey kalmadı." -
"Vallahi bilmem ki neden bunca işkenceye katlanıyorsunuz!" dedi Bay.
"Bir kurşun akbabanın işini görür hemen."
- "Ya?" diye sordum ben. "Peki bunu siz yapar mısınız?"
- "Hayhay!" dedi Bay.
"Yalnız eve kadar gideyim de silahımı alıp geleyim. Bir yarım saat daha bekleyebilir misiniz?"
- "Bilmem," diye yanıtladım ben ve bir süre acıdan kaskatı kesildim, ardından dedim ki:
"Ne olur, siz gene bir deneyin!"
- "Peki, peki!" dedi Bay. "Bir koşu gider gelirim."
Biz konuşurken, akbaba gözlerini bir Bay'a, bir bana çevirmiş, sessiz sakin bizi dinlemişti. Şimdi görüyordum ki, bütün söylenenleri anlamıştı; ansızın havalandı,hız almak için alabildiğine geriye kaykılıp usta bir mızrak atıcısı gibi gagasını ağzımdan içeri daldırdı, derinlere gömdü.
Ben sırtüstü yıkılırken, onun tüm çukurları dolduran, tüm kıyılardan taşan kanımın içinde kurtuluşsuz boğulup gittiğini görerek rahatladım.
*
sıradaki şarkıyı tüm dolmuş şöförlerimize, muavinlerine, kapıya asılı kalmışlara, dolmuş motoru üstünde ters oturan talihsiz yolculara, zorla yer isteyen -vermediğin takdirde yolculuk boyunca kafanı siken- orta yaşlı teyzelere ve en önemlisi de "bir yaşam formu olarak dolmuş yolcuları" isimli kitabın araştırmacı yazarı winter wine'a gelsin. dikkatle diniyoruz efendim, güz gülleri gibiyiz...
(bkz: glühwein)
ing. kış şarabı. kırmızıdır ve normal şaraptan daha kıvamlıdır. sıcak içilir.
hoş ve çok dolu gelecek yazar. bana bir entry bile hediye etti. teşekkür ediyorum ve kel kafasından öpüyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar