bugün
- evli olduğunu gizleyen yazarlar15
- nervio'nun ayakları18
- la loba21
- nickin yanında yaş da yazsın15
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz11
- engineer2817
- domates çorbası8
- enflasyonun çocukluk arkadaşımız gibi olması8
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı21
- eski yazarlar geri gelsin6
- yazarların stres ve sıkıntı ile başa çıkma yolları11
- yalancı sözlük yazarları6
- volkswagen passat7
- ukraynalı kızlar gelecek mi beyler6
- kolonya koleksiyonu4
- arabanın ön koltuğuna t shirt giydirmek11
- öldüreni öldürmek14
- hesabını gizleyen erkek yazar23
- skechers giyen kız9
- recep tayyip erdoğan8
- kot kafalı5
- abi lavabo var mı10
- sıkıldım4
- ak parti tabanının fon soygunu eleştirisi13
- ayağına nutella sürüp bu bitecek diyen kız10
- bergamot aromali yesil cay2
- amber kokulu sıvı sabun3
- sözlükteki tramessi yazarlar9
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı54
- queen ravenna'nın ayakları6
- çeyrek depo kalır kalmaz akaryakıt alan tip10
- menemen yiyen erkek9
- sabah erken kalkmanın erdem sayılması10
- padişaha sormuşlar4
- hız tutkunu salyangoz3
- izmirim izmirim nereye gitsem özlerim7
- sözlük kızları olarak ayak resmi atıyoruz5
- kendini tanımak4
- iş yok bahanesiyle bütün gün evde yatmak6
- durduk yere gelen kiribati özlemi3
- queen ravenna ifşası5
- asansörde selam verme zorunluluğu7
- selim ve selin arasındaki fark2
- mezar taşına olumsuz yorum bırakılması3
- demokles'in kılıcı abi ya8
- uçakta domates suyu isteyen elit insan2
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- 22 ekim 2026 trabzonspor hearts maçı2
- cenneti avuçlarında barındıran eller2
- nervio8
Bir akbaba vardı, ayaklarımı gagalıyordu. Çizme ve çoraplarımı didik didik etmiş, sıra ayaklarıma gelmişti. Durup dinlenmeden gagalıyordu; arada bir havalanıp çevremde tedirgin dolanıyor, sonra yine çalışmasını sürdürüyordu. Derken bir Bay geçti karşıdan, bir vakit durumu izledi, sonra niçin akbabaya ses çıkarmadığımı sordu.
"Ne yapabilirim ki!" dedim. "Geldi, haydi gagalamaya başladı; kuşkusuz ilkin kovmak istedim, hatta boğacak oldum kendisini; ancak böyle bir hayvanın gücüne diyecek yok.
Baktım hemen suratıma atlayacak, ben de ayaklarımı gözden çıkarmayı uygun buldum; artık didik didik edilmelerine de bir şey kalmadı." -
"Vallahi bilmem ki neden bunca işkenceye katlanıyorsunuz!" dedi Bay.
"Bir kurşun akbabanın işini görür hemen."
- "Ya?" diye sordum ben. "Peki bunu siz yapar mısınız?"
- "Hayhay!" dedi Bay.
"Yalnız eve kadar gideyim de silahımı alıp geleyim. Bir yarım saat daha bekleyebilir misiniz?"
- "Bilmem," diye yanıtladım ben ve bir süre acıdan kaskatı kesildim, ardından dedim ki:
"Ne olur, siz gene bir deneyin!"
- "Peki, peki!" dedi Bay. "Bir koşu gider gelirim."
Biz konuşurken, akbaba gözlerini bir Bay'a, bir bana çevirmiş, sessiz sakin bizi dinlemişti. Şimdi görüyordum ki, bütün söylenenleri anlamıştı; ansızın havalandı,hız almak için alabildiğine geriye kaykılıp usta bir mızrak atıcısı gibi gagasını ağzımdan içeri daldırdı, derinlere gömdü.
Ben sırtüstü yıkılırken, onun tüm çukurları dolduran, tüm kıyılardan taşan kanımın içinde kurtuluşsuz boğulup gittiğini görerek rahatladım.
*
sıradaki şarkıyı tüm dolmuş şöförlerimize, muavinlerine, kapıya asılı kalmışlara, dolmuş motoru üstünde ters oturan talihsiz yolculara, zorla yer isteyen -vermediğin takdirde yolculuk boyunca kafanı siken- orta yaşlı teyzelere ve en önemlisi de "bir yaşam formu olarak dolmuş yolcuları" isimli kitabın araştırmacı yazarı winter wine'a gelsin. dikkatle diniyoruz efendim, güz gülleri gibiyiz...
"Ne yapabilirim ki!" dedim. "Geldi, haydi gagalamaya başladı; kuşkusuz ilkin kovmak istedim, hatta boğacak oldum kendisini; ancak böyle bir hayvanın gücüne diyecek yok.
Baktım hemen suratıma atlayacak, ben de ayaklarımı gözden çıkarmayı uygun buldum; artık didik didik edilmelerine de bir şey kalmadı." -
"Vallahi bilmem ki neden bunca işkenceye katlanıyorsunuz!" dedi Bay.
"Bir kurşun akbabanın işini görür hemen."
- "Ya?" diye sordum ben. "Peki bunu siz yapar mısınız?"
- "Hayhay!" dedi Bay.
"Yalnız eve kadar gideyim de silahımı alıp geleyim. Bir yarım saat daha bekleyebilir misiniz?"
- "Bilmem," diye yanıtladım ben ve bir süre acıdan kaskatı kesildim, ardından dedim ki:
"Ne olur, siz gene bir deneyin!"
- "Peki, peki!" dedi Bay. "Bir koşu gider gelirim."
Biz konuşurken, akbaba gözlerini bir Bay'a, bir bana çevirmiş, sessiz sakin bizi dinlemişti. Şimdi görüyordum ki, bütün söylenenleri anlamıştı; ansızın havalandı,hız almak için alabildiğine geriye kaykılıp usta bir mızrak atıcısı gibi gagasını ağzımdan içeri daldırdı, derinlere gömdü.
Ben sırtüstü yıkılırken, onun tüm çukurları dolduran, tüm kıyılardan taşan kanımın içinde kurtuluşsuz boğulup gittiğini görerek rahatladım.
*
sıradaki şarkıyı tüm dolmuş şöförlerimize, muavinlerine, kapıya asılı kalmışlara, dolmuş motoru üstünde ters oturan talihsiz yolculara, zorla yer isteyen -vermediğin takdirde yolculuk boyunca kafanı siken- orta yaşlı teyzelere ve en önemlisi de "bir yaşam formu olarak dolmuş yolcuları" isimli kitabın araştırmacı yazarı winter wine'a gelsin. dikkatle diniyoruz efendim, güz gülleri gibiyiz...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar