bugün
- gürcistan18
- ilgi isteyen kız16
- yaprak dökümü ali rıza bey6
- hewal ebo17
- lahmacunu elle yiyen kız13
- kuran da namaz yok21
- gürcistan'ın neyi meşhur8
- kahvaltıda kavurma yiyen kız tatlılığı9
- bu kim aq4
- türkiye nin en güzel şehrinin istanbul olması6
- en iyi simit hangi şehirdedir12
- gece çölde deveyle yol alırken dinlenecek şarkılar5
- hatay suriye nindir diyen esad yanlısı4
- çay içen kız3
- dışarıda kahve içmenin lüks haline gelmesi10
- billurları çiğ yemek4
- türk kızı3
- seksi bırakmak2
- iki sözlük kızının kavga etmesi4
- ben ıspartada yaşıyorum7
- deep web ile dark web'in farkı3
- almanya9
- kahveye değil mekana para veriyorsunuz7
- herkesin artık tanım yapması6
- yukarı kattan gelen ahh sesi8
- flörtleşme algoritması2
- öğle yemeği ne yiyeceğiz sorunsalı5
- abdullah öcalan5
- bursa vs edirne7
- güne bir şarkı bırak16
- şekersiz çay içenlerin takdir beklemesi5
- su içmeyi unutmayalım4
- fransa2
- 30 temmuz 2026 iran'ın abd üssüne saldırısı5
- velvet'e aşık olmamak mümkün değil6
- tarih3
- erkeklerin öküzlük sorunu12
- türkiye nin en güzel camisi3
- sümerler semitik miydi3
- bot yazar gibi entry giriyoruz4
- pkk4
- ısparta simidi8
- türk siyaseti3
- kendine bir öğüt ver7
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri22
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz4
- kut anlayışı3
- finlandiya2
- türk erkeği2
- benkimki10
Hiçbir şey değişmez korkma
Dolmabahçe'deki Saat Kulesi durmaz mesela
Marmara Denizi küsüp Istanbul'a
Alıp sularını gitmez dilini bilmediği uzaklara
Iki çift lafım var giderken, dinle!
Bir günese bir de annemle babama...
Her sabah yüzümü sıcacık öpen
Istanbul güneşi
Bir süre yatağım boş
Doğdugunda beni bulamazsan şaşırma
Duyamam sesini, çağırma beni bir süre
Her sabah söz verdiği saatte doğan
Selamımı alan Istanbul güneşi
Bekle beni!
Ve babam!
Çocuk ellerimle silemedigim burnumu
Cebinden çıkarttığı mendille silen
Hem de dağ kadar boyunu hiçe sayip
Önümde diz çöken, kocaman babam!
Merak etme, en gurur duydugun yerde oglun..
Annem!
O eski Türk filmlerinin ağlatmaktan bıkmadığı
Gözlerin sahibi annem, canim annem!
Bak, artık toplu olacak dağınık oğlunun odası
Üzülme sen de
Herkes gittigim kadar döneceğimi de bilecek
Teskere diye bir sevgilim var
Bir buçuk yıl sonra, söz verdi, gelecek.. *
Dolmabahçe'deki Saat Kulesi durmaz mesela
Marmara Denizi küsüp Istanbul'a
Alıp sularını gitmez dilini bilmediği uzaklara
Iki çift lafım var giderken, dinle!
Bir günese bir de annemle babama...
Her sabah yüzümü sıcacık öpen
Istanbul güneşi
Bir süre yatağım boş
Doğdugunda beni bulamazsan şaşırma
Duyamam sesini, çağırma beni bir süre
Her sabah söz verdiği saatte doğan
Selamımı alan Istanbul güneşi
Bekle beni!
Ve babam!
Çocuk ellerimle silemedigim burnumu
Cebinden çıkarttığı mendille silen
Hem de dağ kadar boyunu hiçe sayip
Önümde diz çöken, kocaman babam!
Merak etme, en gurur duydugun yerde oglun..
Annem!
O eski Türk filmlerinin ağlatmaktan bıkmadığı
Gözlerin sahibi annem, canim annem!
Bak, artık toplu olacak dağınık oğlunun odası
Üzülme sen de
Herkes gittigim kadar döneceğimi de bilecek
Teskere diye bir sevgilim var
Bir buçuk yıl sonra, söz verdi, gelecek.. *
dakikalar önce ceyhun yılmazın alem fm de yaptığı \'ceyhun yılmaz show\' adlı program sonunda şiirden perde bölümünde okuduğu şiirdir efenim. Sıkı bir radyo tutkunu olmasam da duygulanır, hüzünlenirdim sanırsam. Evet bu entry yi seneler sonra okuyup duygulanmak için yazıyorum ve evet bu mısraları yazarken programın her gün bitişinde olduğu gibi \'ceyhun yılmaz show bitti\' sözünü duymuş bulunmaktayım efenim..
Neşet ertaş'ın ölmeden önce yazdığı ancak okumaya ömrünün vefa etmediği şiiri.
tükendi ömrümün çoğu gidiyor
cahil ömrüm geldi geçti yel gibi
sevdiğim uzaktan seyir ediyor
beni görüp bakınıyor el gibi
geçti günler, yıllar, ömürse doldu
giden gitti bilmem geri ne kaldı
ömrümün baharı sarardı soldu
yandı kaldı garip bağrım çöl gibi
veren, geri almak için gözlüyo
her an her saniye beni izliyo
garip bağrım için için sızlıyo
sazımda inleyen sırma tel gibi
uzun yoldan gelmiş gibi yorgunum
ne kimseye küskün ne de dargınım
bir ahu gözlüye candan vurgunum
garip gönlüm kapısında kul gibi
Muharrem ertaş'ın da bu minvalde bir türküsünün olması, bu bağrı yanıklığın sonradan gelmediğinin, mayadan oduğunun en net kanıtıdır.
tükendi ömrümün çoğu gidiyor
cahil ömrüm geldi geçti yel gibi
sevdiğim uzaktan seyir ediyor
beni görüp bakınıyor el gibi
geçti günler, yıllar, ömürse doldu
giden gitti bilmem geri ne kaldı
ömrümün baharı sarardı soldu
yandı kaldı garip bağrım çöl gibi
veren, geri almak için gözlüyo
her an her saniye beni izliyo
garip bağrım için için sızlıyo
sazımda inleyen sırma tel gibi
uzun yoldan gelmiş gibi yorgunum
ne kimseye küskün ne de dargınım
bir ahu gözlüye candan vurgunum
garip gönlüm kapısında kul gibi
Muharrem ertaş'ın da bu minvalde bir türküsünün olması, bu bağrı yanıklığın sonradan gelmediğinin, mayadan oduğunun en net kanıtıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar