bugün
- evli olduğunu gizleyen yazarlar15
- nervio'nun ayakları18
- la loba21
- nickin yanında yaş da yazsın15
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz11
- engineer2817
- domates çorbası8
- enflasyonun çocukluk arkadaşımız gibi olması8
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı21
- eski yazarlar geri gelsin6
- yazarların stres ve sıkıntı ile başa çıkma yolları11
- yalancı sözlük yazarları6
- volkswagen passat7
- ukraynalı kızlar gelecek mi beyler6
- kolonya koleksiyonu4
- arabanın ön koltuğuna t shirt giydirmek11
- öldüreni öldürmek14
- hesabını gizleyen erkek yazar23
- skechers giyen kız9
- recep tayyip erdoğan8
- kot kafalı5
- abi lavabo var mı10
- sıkıldım4
- ak parti tabanının fon soygunu eleştirisi13
- ayağına nutella sürüp bu bitecek diyen kız10
- bergamot aromali yesil cay2
- amber kokulu sıvı sabun3
- sözlükteki tramessi yazarlar9
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı54
- queen ravenna'nın ayakları6
- çeyrek depo kalır kalmaz akaryakıt alan tip10
- menemen yiyen erkek9
- sabah erken kalkmanın erdem sayılması10
- padişaha sormuşlar4
- hız tutkunu salyangoz3
- izmirim izmirim nereye gitsem özlerim7
- sözlük kızları olarak ayak resmi atıyoruz5
- kendini tanımak4
- iş yok bahanesiyle bütün gün evde yatmak6
- durduk yere gelen kiribati özlemi3
- queen ravenna ifşası5
- asansörde selam verme zorunluluğu7
- selim ve selin arasındaki fark2
- mezar taşına olumsuz yorum bırakılması3
- demokles'in kılıcı abi ya8
- uçakta domates suyu isteyen elit insan2
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- 22 ekim 2026 trabzonspor hearts maçı2
- cenneti avuçlarında barındıran eller2
- nervio8
(bkz: ekstaz)
insan zihninin her türlü dünyevi şeyden tamamen temizlenmesi, tertemiz olması anlamındadır.
(bkz: uçan adam sabri)
cezbe benim bildigim, husu icinde bir ruh haliyle allah i andiginda gelen titremedir. bi keresinde, alakasi olmadigim bir dini toplantidaydim ve kadinlar tesbih cekerken aniden cezbe geciriyolar ve daha cezbe bitmeden nerdeyse donup yanindakine bisiler soluyolardi. bu nasi cezbe, bu nasi bi ruh halidir diye kendime sordugum durumlardandir.
heyecana gelme, kendinden geçmedir. tasavvufta hakikate erişmek ancak aşkla cezbeye gelmek suretiyle olur. cezbeye uğrayana meczub denir.bu mertebede kişi, dünyevi şeylere kendini kapatır.
Vecd, vecit ya da ekstaz; kimi kaynaklarda ruhun dünyevi realitelerden kurtulduğu kendinden geçme ve coşkunluk hali olarak tanımlanmakta olup, kişinin bilinci ve hafızası yerinde olmakla birlikte kendisine (dünyevi-fiziksel varlığına, duyumlara) ilişkin hiçbir algılamasının olmadığı ve kişinin tümüyle kendisi haricindeki bir obje ya da varlıkla (imaj, hayal, ruh, ilah vs.) ilgi kurduğu nadir şuur hallerinden biridir. Parapsikoloji'de değişik şuur hallerinden biri olarak ele alınan vecd, spiritüalist sözlüklerde ise ruh ile beden ilişkisinin belirli bir dereceye kadar gevşediği, dış dünya ile bağların kesildiği özel bir hal, bir degajman hali olarak tanımlanır.
* Sürüklemek, kendisine çekmek. Sâlikin beşerî vasıflarından soyutlanma ile ilâhî sıfatları kazanma ve tecellileri müşahede etmesi anlamında bir tasavvuf terimidir.
Cezbe; Hakk'ın, kulunu kendisine çekmesinden hasıl olan istiğrak, derin şaşkınlık ve hayret sûretlerinde görünen manevî bir haldir.
Cezbe, kulun Hakk'a külfetsiz yaklaşması ve ilâhî inayetler ve lütuflar gereği hareket etmesidir. Aynı zamanda o, riyazet ve ibadete devamla duyguların yok edilmesidir. Cezbe, Allah'ın kulunu kendisine çekmesi, kulun Allah'a kavuşmasıdır.
Cezbe iki türlü olur. Bunlar da: 1-Hafî (gizli) cezbe, (kulun Hakk'ı sevmesi) 2-Celî (açık) cezbe; (Hakk'ın kulu sevmesi)dir.
Cezbeye tutulanlara meczûb denilir. Meczub; Hakk'ın rızasını kazanan, Hak tarafından yakınlığına lâyık görülen, her türlü hevâ ve heves lekesinden temizlenen ve bu sayede sülûk makam ve mertebelerine çalışmadan ve yorulmadan erişen ergin kimsedir. Bunlar, gayb esrârına vâkıf velîler olarak telâkki edilir. Bundan dolayı meczûb olanlardan çekinilir, gönülleri kırılmaktan sakınılır. Şathiyyat denilen sözleri hakkında sükût tercih edilir. Cezbede şart olan, istidattır. Bu istidat, Allah vergisidir. Kazanmakla elde edilmez. Sâlikte istidât ve kâbiliyet olmazsa, sadece riyâzet ve tasiye ile Hakk'a kavuşmak nasip olmaz.
Cezbeyi akıl hastalıklarından biri diye gösterirlerse de, cezbe cinnet değildir. Meczub da mecnun olamaz. Çünkü cezbe, hali değişken bir kimsenin idrakinin mutad beşer idrakinden daha da yükselerek, keşf-i hakâyıka doğru gitmesidir. Cinnet ise, beşer idrakinin manasız ve düzensiz bir şekilde aşağılara düşmesidir. Cezbede yükselme, cinnette alçalma vardır. (Osman Ergin, Balıkesirli Abdülaziz Mecdî Tolun, istanbul 1942, s. 31-35).
Tasavvuf erbabınca manevî yolculuğa seyr-i sülûkla çıkılır. Burası, fena mertebelerinin (Tevhid-i Ef'âl, Tevhîd-i Sıfat ve Tevhîd-i Zât) kazanılıp tadına varıldığı kısımdır. Cezbe ise, Bekâ makamlarının (Cem', Hazretü'l-cem ve Cemü'l-cem') tadına varıldığı bölümdür. Sülûk mertebelerinde urûc; cezbe makamlarında da tedellî (nüzul) müşahede edilir. Sülûkun başlangıcı cezbenin nihayetidir. (H. Fehmi Kumanlıoğlu, Muhammed Nürü'l-Arabî, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, izmir 1988, s. 60).
Bekâ billâh ismi verilen seyr-i fillâh, Cezbe makamıdır. Burada, Hakk'ın sıfatlan ve ahlâkıyla süslenip ufuk-'ul a'lâ'ya ulaşılır. (Selçuk, Eraydın, Tasavvuf ve Tarikatler, istanbul 1984, s. 174).
Cezbeye tutulanlara Üveysi-meşrep de denilir. Şurasını ifade etmek gerekirse; mutasavvıflar, teklifi düşüren cezbe halini ve bir kimsenin bu mânâda cezbeye tutulmasını hoş görmezler, hatta tutulmuş olanları da kurtarmaya çalışırlar. Onlar, cazib olmayı meczup olmaya tercih ederler.
*
Cezbe; Hakk'ın, kulunu kendisine çekmesinden hasıl olan istiğrak, derin şaşkınlık ve hayret sûretlerinde görünen manevî bir haldir.
Cezbe, kulun Hakk'a külfetsiz yaklaşması ve ilâhî inayetler ve lütuflar gereği hareket etmesidir. Aynı zamanda o, riyazet ve ibadete devamla duyguların yok edilmesidir. Cezbe, Allah'ın kulunu kendisine çekmesi, kulun Allah'a kavuşmasıdır.
Cezbe iki türlü olur. Bunlar da: 1-Hafî (gizli) cezbe, (kulun Hakk'ı sevmesi) 2-Celî (açık) cezbe; (Hakk'ın kulu sevmesi)dir.
Cezbeye tutulanlara meczûb denilir. Meczub; Hakk'ın rızasını kazanan, Hak tarafından yakınlığına lâyık görülen, her türlü hevâ ve heves lekesinden temizlenen ve bu sayede sülûk makam ve mertebelerine çalışmadan ve yorulmadan erişen ergin kimsedir. Bunlar, gayb esrârına vâkıf velîler olarak telâkki edilir. Bundan dolayı meczûb olanlardan çekinilir, gönülleri kırılmaktan sakınılır. Şathiyyat denilen sözleri hakkında sükût tercih edilir. Cezbede şart olan, istidattır. Bu istidat, Allah vergisidir. Kazanmakla elde edilmez. Sâlikte istidât ve kâbiliyet olmazsa, sadece riyâzet ve tasiye ile Hakk'a kavuşmak nasip olmaz.
Cezbeyi akıl hastalıklarından biri diye gösterirlerse de, cezbe cinnet değildir. Meczub da mecnun olamaz. Çünkü cezbe, hali değişken bir kimsenin idrakinin mutad beşer idrakinden daha da yükselerek, keşf-i hakâyıka doğru gitmesidir. Cinnet ise, beşer idrakinin manasız ve düzensiz bir şekilde aşağılara düşmesidir. Cezbede yükselme, cinnette alçalma vardır. (Osman Ergin, Balıkesirli Abdülaziz Mecdî Tolun, istanbul 1942, s. 31-35).
Tasavvuf erbabınca manevî yolculuğa seyr-i sülûkla çıkılır. Burası, fena mertebelerinin (Tevhid-i Ef'âl, Tevhîd-i Sıfat ve Tevhîd-i Zât) kazanılıp tadına varıldığı kısımdır. Cezbe ise, Bekâ makamlarının (Cem', Hazretü'l-cem ve Cemü'l-cem') tadına varıldığı bölümdür. Sülûk mertebelerinde urûc; cezbe makamlarında da tedellî (nüzul) müşahede edilir. Sülûkun başlangıcı cezbenin nihayetidir. (H. Fehmi Kumanlıoğlu, Muhammed Nürü'l-Arabî, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, izmir 1988, s. 60).
Bekâ billâh ismi verilen seyr-i fillâh, Cezbe makamıdır. Burada, Hakk'ın sıfatlan ve ahlâkıyla süslenip ufuk-'ul a'lâ'ya ulaşılır. (Selçuk, Eraydın, Tasavvuf ve Tarikatler, istanbul 1984, s. 174).
Cezbeye tutulanlara Üveysi-meşrep de denilir. Şurasını ifade etmek gerekirse; mutasavvıflar, teklifi düşüren cezbe halini ve bir kimsenin bu mânâda cezbeye tutulmasını hoş görmezler, hatta tutulmuş olanları da kurtarmaya çalışırlar. Onlar, cazib olmayı meczup olmaya tercih ederler.
*
manevi hal, sevgi veya heyecandan dogan coskunluk, kendinden gecme, esrime.
gök gürleyince olan. yağmur halinde... kırmızı.
cezbe; yaratıcı tarafından cezbolan (çekilen) dindar insanların istiğrak ve hayrete dalmaları, kendilerinden geçerek dünya işlerini unutmaları. zikir, aşk, çile hatta bütün riyazet ve ayin şekilleri cezbe hasıl etmek içindir.
kendini kaybedecek derecede ilahi aşka dalma, istiğrak.
çoşkuya kapılarak kendinden geçme.
a*ı götü dağıtma..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar