bugün
- nickin yanında yaş da yazsın14
- engineer2817
- nervio'nun ayakları16
- evli olduğunu gizleyen yazarlar10
- la loba19
- volkswagen passat6
- enflasyonun çocukluk arkadaşımız gibi olması6
- domates çorbası5
- yazarların stres ve sıkıntı ile başa çıkma yolları10
- sıkıldım4
- ukraynalı kızlar gelecek mi beyler5
- arabanın ön koltuğuna t shirt giydirmek11
- yalancı sözlük yazarları4
- eski yazarlar geri gelsin4
- skechers giyen kız9
- öldüreni öldürmek14
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı19
- hesabını gizleyen erkek yazar23
- durduk yere gelen kiribati özlemi3
- abi lavabo var mı10
- padişaha sormuşlar4
- mezar taşına olumsuz yorum bırakılması3
- ayağına nutella sürüp bu bitecek diyen kız10
- ak parti tabanının fon soygunu eleştirisi13
- kendini tanımak4
- queen ravenna'nın ayakları6
- sözlükteki tramessi yazarlar9
- sözlük kızları olarak ayak resmi atıyoruz5
- menemen yiyen erkek9
- çeyrek depo kalır kalmaz akaryakıt alan tip10
- gladiator 22
- queen ravenna ifşası5
- gladyatör 22
- izmirim izmirim nereye gitsem özlerim7
- sabah erken kalkmanın erdem sayılması10
- hız tutkunu salyangoz2
- kaynana2
- asansörde selam verme zorunluluğu7
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı54
- demokles'in kılıcı abi ya8
- kendi cenazende güldüğün için ayıplanmak2
- nervio8
- esat oktay yıldıran3
- kot kafalı4
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- sürekli sözlük içi konularda başlık açılması3
- mahallede rönesans başlaması5
- mrl tln2
- eşek alıp şehirde gezmek5
- neden uyandınız6
* Sürüklemek, kendisine çekmek. Sâlikin beşerî vasıflarından soyutlanma ile ilâhî sıfatları kazanma ve tecellileri müşahede etmesi anlamında bir tasavvuf terimidir.
Cezbe; Hakk'ın, kulunu kendisine çekmesinden hasıl olan istiğrak, derin şaşkınlık ve hayret sûretlerinde görünen manevî bir haldir.
Cezbe, kulun Hakk'a külfetsiz yaklaşması ve ilâhî inayetler ve lütuflar gereği hareket etmesidir. Aynı zamanda o, riyazet ve ibadete devamla duyguların yok edilmesidir. Cezbe, Allah'ın kulunu kendisine çekmesi, kulun Allah'a kavuşmasıdır.
Cezbe iki türlü olur. Bunlar da: 1-Hafî (gizli) cezbe, (kulun Hakk'ı sevmesi) 2-Celî (açık) cezbe; (Hakk'ın kulu sevmesi)dir.
Cezbeye tutulanlara meczûb denilir. Meczub; Hakk'ın rızasını kazanan, Hak tarafından yakınlığına lâyık görülen, her türlü hevâ ve heves lekesinden temizlenen ve bu sayede sülûk makam ve mertebelerine çalışmadan ve yorulmadan erişen ergin kimsedir. Bunlar, gayb esrârına vâkıf velîler olarak telâkki edilir. Bundan dolayı meczûb olanlardan çekinilir, gönülleri kırılmaktan sakınılır. Şathiyyat denilen sözleri hakkında sükût tercih edilir. Cezbede şart olan, istidattır. Bu istidat, Allah vergisidir. Kazanmakla elde edilmez. Sâlikte istidât ve kâbiliyet olmazsa, sadece riyâzet ve tasiye ile Hakk'a kavuşmak nasip olmaz.
Cezbeyi akıl hastalıklarından biri diye gösterirlerse de, cezbe cinnet değildir. Meczub da mecnun olamaz. Çünkü cezbe, hali değişken bir kimsenin idrakinin mutad beşer idrakinden daha da yükselerek, keşf-i hakâyıka doğru gitmesidir. Cinnet ise, beşer idrakinin manasız ve düzensiz bir şekilde aşağılara düşmesidir. Cezbede yükselme, cinnette alçalma vardır. (Osman Ergin, Balıkesirli Abdülaziz Mecdî Tolun, istanbul 1942, s. 31-35).
Tasavvuf erbabınca manevî yolculuğa seyr-i sülûkla çıkılır. Burası, fena mertebelerinin (Tevhid-i Ef'âl, Tevhîd-i Sıfat ve Tevhîd-i Zât) kazanılıp tadına varıldığı kısımdır. Cezbe ise, Bekâ makamlarının (Cem', Hazretü'l-cem ve Cemü'l-cem') tadına varıldığı bölümdür. Sülûk mertebelerinde urûc; cezbe makamlarında da tedellî (nüzul) müşahede edilir. Sülûkun başlangıcı cezbenin nihayetidir. (H. Fehmi Kumanlıoğlu, Muhammed Nürü'l-Arabî, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, izmir 1988, s. 60).
Bekâ billâh ismi verilen seyr-i fillâh, Cezbe makamıdır. Burada, Hakk'ın sıfatlan ve ahlâkıyla süslenip ufuk-'ul a'lâ'ya ulaşılır. (Selçuk, Eraydın, Tasavvuf ve Tarikatler, istanbul 1984, s. 174).
Cezbeye tutulanlara Üveysi-meşrep de denilir. Şurasını ifade etmek gerekirse; mutasavvıflar, teklifi düşüren cezbe halini ve bir kimsenin bu mânâda cezbeye tutulmasını hoş görmezler, hatta tutulmuş olanları da kurtarmaya çalışırlar. Onlar, cazib olmayı meczup olmaya tercih ederler.
*
Cezbe; Hakk'ın, kulunu kendisine çekmesinden hasıl olan istiğrak, derin şaşkınlık ve hayret sûretlerinde görünen manevî bir haldir.
Cezbe, kulun Hakk'a külfetsiz yaklaşması ve ilâhî inayetler ve lütuflar gereği hareket etmesidir. Aynı zamanda o, riyazet ve ibadete devamla duyguların yok edilmesidir. Cezbe, Allah'ın kulunu kendisine çekmesi, kulun Allah'a kavuşmasıdır.
Cezbe iki türlü olur. Bunlar da: 1-Hafî (gizli) cezbe, (kulun Hakk'ı sevmesi) 2-Celî (açık) cezbe; (Hakk'ın kulu sevmesi)dir.
Cezbeye tutulanlara meczûb denilir. Meczub; Hakk'ın rızasını kazanan, Hak tarafından yakınlığına lâyık görülen, her türlü hevâ ve heves lekesinden temizlenen ve bu sayede sülûk makam ve mertebelerine çalışmadan ve yorulmadan erişen ergin kimsedir. Bunlar, gayb esrârına vâkıf velîler olarak telâkki edilir. Bundan dolayı meczûb olanlardan çekinilir, gönülleri kırılmaktan sakınılır. Şathiyyat denilen sözleri hakkında sükût tercih edilir. Cezbede şart olan, istidattır. Bu istidat, Allah vergisidir. Kazanmakla elde edilmez. Sâlikte istidât ve kâbiliyet olmazsa, sadece riyâzet ve tasiye ile Hakk'a kavuşmak nasip olmaz.
Cezbeyi akıl hastalıklarından biri diye gösterirlerse de, cezbe cinnet değildir. Meczub da mecnun olamaz. Çünkü cezbe, hali değişken bir kimsenin idrakinin mutad beşer idrakinden daha da yükselerek, keşf-i hakâyıka doğru gitmesidir. Cinnet ise, beşer idrakinin manasız ve düzensiz bir şekilde aşağılara düşmesidir. Cezbede yükselme, cinnette alçalma vardır. (Osman Ergin, Balıkesirli Abdülaziz Mecdî Tolun, istanbul 1942, s. 31-35).
Tasavvuf erbabınca manevî yolculuğa seyr-i sülûkla çıkılır. Burası, fena mertebelerinin (Tevhid-i Ef'âl, Tevhîd-i Sıfat ve Tevhîd-i Zât) kazanılıp tadına varıldığı kısımdır. Cezbe ise, Bekâ makamlarının (Cem', Hazretü'l-cem ve Cemü'l-cem') tadına varıldığı bölümdür. Sülûk mertebelerinde urûc; cezbe makamlarında da tedellî (nüzul) müşahede edilir. Sülûkun başlangıcı cezbenin nihayetidir. (H. Fehmi Kumanlıoğlu, Muhammed Nürü'l-Arabî, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, izmir 1988, s. 60).
Bekâ billâh ismi verilen seyr-i fillâh, Cezbe makamıdır. Burada, Hakk'ın sıfatlan ve ahlâkıyla süslenip ufuk-'ul a'lâ'ya ulaşılır. (Selçuk, Eraydın, Tasavvuf ve Tarikatler, istanbul 1984, s. 174).
Cezbeye tutulanlara Üveysi-meşrep de denilir. Şurasını ifade etmek gerekirse; mutasavvıflar, teklifi düşüren cezbe halini ve bir kimsenin bu mânâda cezbeye tutulmasını hoş görmezler, hatta tutulmuş olanları da kurtarmaya çalışırlar. Onlar, cazib olmayı meczup olmaya tercih ederler.
*
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar