bugün

---- alıntı ----
2014'e ilişkin mahfi eğilmez öngörüleri

2014 yılında özetle Türkiye’de şöyle bir ekonomik tablo görme olasılığımız oldukça yüksek görünüyor:
Düşük büyüme – yüksek işsizlik oranı
Yüksek kur – yüksek enflasyon
Düşen cari açık – yükselen ama denetimde kalmaya devam eden bütçe açığı

Türkiye'nin 2014 yılı dış finansman ihtiyacı (160 milyar doları vadesi gelecek olan dış borç ödemeleri ve 60 milyar doları da cari açık olmak üzere) toplam 220 milyar dolar (ya da GSYH’nın yüzde 25'i) olarak hesaplanıyor. Bu hesapta iyileşebilecek tek kalem cari açık. Yani 2014 yılında büyümeyle birlikte cari açık ta düşerse dış finansman ihtiyacında gerileme olabilir. Yeni tahminler cari açığın 45 – 50 milyar dolara kadar (GSYH’nın yüzde 6’sı) gerileyebileceği beklentisini işaret ediyor. Bu durumda dış finansman ihtiyacı GSYH’nın yüzde 24'üne gerileyebilir. 1 puanlık gerilemenin maddi değerinden çok dış dünyaya vereceği mesaj önemli.
---- alıntı ----
http://www.mahfiegilmez.c...konomisinin-gorunumu.html
sabah gazetesi yazarı hükümetin ekonomi sözcüsü süleyman yaşar: Türkiye ekonomisinde sorun yok (abd'de var diyor yazısında). Sorun olsa küresel yatırımcı niye Türkiye Hazine tahvilinden arzın dört katı talep etsin?

diye sormuş!
http://www.sabah.com.tr/Y...cu-var-doviz-niye-artiyor
vatandaş döviz ile borçlu değil! bankaların döviz borçları karşılığı döviz mevduatları var. açıkta kalan kısımları sigortalı.
özetle döviz fiyatı artışı sorun değil! şeklinde devam etmiş!

bakalım güngör uras ne demiş?

--- alıntı ----

1,5 milyar dolarlık eurobond için yaklaşık 7 kat, 10 milyar dolar teklif geldi. Hazine yüzde 5,85 faiz ile 2.5 milyar dolar borçlanmayı uygun gördü.
Hazine geçen yıl ocak ayında 10 yıl vadeli eurobond satarak yüzde 3.47’den borçlanmıştı. Önceki gün faiz 5.85 oldu. Dolar için bu faiz oranı yüksek bir faiz oranı. On yıllık eurobond faizleri: ABD için yüzde 2,85.
Almanya için yüzde 1,75, ispanya için yüzde 3,75, Fransa için yüzde 2.22, Brezilya için yüzde 4.75 ve de batmış durumdaki Yunanistan için yüzde 8.14.
Açık anlatımıyla Yunanistan'dan "biraz hallice" bir durum söz konusu.

Önceki gün Hazine yurtdışı piyasalardan yüzde 5.85 faiz ile 2.5 milyar dolar borç buldu.
Bu dövizlerden daha fazlasını Merkez Bankamız dün "Döviz Tanzim Satışı" ile içeride sattı.
Döviz tanzim satışı öncesi dolar 2.2975 TL'ye kadar tırmanmıştı. Akşam dolar fiyatı 2.2850'ye kadar geriledi.
Rahmetli babam hayatta olsa idi... "Yahu bunlar, Ayasofya'da dileniyor, Sultanahmet'te sadaka dağıtıyor" diyerek olan bitene tepki gösterirdi. Ben ise alıştım artık... "Olur böyle şeyler... Burası Türkiye A'bicim" diyorum.

--- alıntı ----
http://ekonomi.milliyet.c...detay/1826484/default.htm

mustafa sönmez in bugünkü yazısı.
--- alıntı ----

2013 Mayıs 21.01.2014 arası ülkelerin parasının usd karşısındaki değer kaybını gösteriyor!
%27,5 ile 1. sırada Türkiye var!
23,6 ile endonezya
21 ile güney afrika
17,9 ile brezilya izliyor bizi.
--- alıntı ----

buna karşın çin, polonya, macaristan'ın parası değerlenmiş!!!!
demek ki mesele sadece abd'nin parasal sıkılaştırması değil. demek ki sorun bizim kötü olmamızdan da kaynaklanıyor!

http://www.yurtgazetesi.c...lismiyor-makale,7034.html

hatırlatalım süleyman yaşar başka zaman olan biteni faiz lobisine bağlamak için bir taraflarını yırtardı!!!
2013 ocak: 10 yıl vadeli eurobond faizi: 3,47
2014 ocak: 10 yıl vadeli eurobond faizi: 5,85
alenen faiz lobisinin değirmenine su taşıyoruz! Öyle ki verdiğimiz faize 7 kat teklif geliyor!

şimdi anladınız mı yandaş yazarlara neden güvenilmeyeceğini!
tarih---------------ons (usd)----------altın gr TL
01.03.2012----------1.723--------------97
18.05.2012----------1.586--------------93
24.01.2014----------1.265--------------95

anlayacağınız altın fiyatları artmıyor. yıllar itibarıyla altının onsunda usd bazında düşüş olmasına rağmen TL'nin davalüe edilmesi nedeni ile son günlerde altının gram fiyatını artmış olarak algılıyoruz.
balon patlamaya başlamıştır!
(bkz: 28 ocak 2014 faiz arttırımı)
faiz mi döviz artışı mı derken ikisinin birden girdiği (double penetration) ekonomi.

uğur gürses %1'lik faiz artışı mı yoksa %10'luk kur artışı mı daha az zarar verir sorusuna cevap vermiş.

--- alıntı ----

KUR ARTTIĞINDA
%1,5 enflasyon

45 milyar lira (mayıstan bu yana %25'lik kur artışı)
Tüketicinin kur zararı

90 milyar lira - Şirketlerin kur zararı

36 milyar lira - Hazinenin kur zararı

FAiZ ARTTIĞINDA

1 milyar lira (1 puanlık faiz artışının Hazine'ye etkisi)

4.4 milyar lira - Şirketlere faiz artışının etkisi

%80
Hanehalkı varlıklarının yüzde 80'i TL varlıklar. Faiz artışı olumlu etkiliyor.
(hanehalkının yüümlülükleri sabit faizli konut ve taşıt kredileri.)

--- alıntı ----
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/25604257.asp
2013'te yıllık ihracatımız yüzde 0.4 gerileyerek 151.9 milyar dolara düşerken, ithalatımız yüzde 6.4 arttı ve 251.7 milyar dolara ulaştı.
Dış ticaret açığı ise yüzde 18.7 artış ile 99.8 milyar dolara ulaştı.
Buna göre ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 60.3'e geriledi.
ihracatın ithalatı karşılama oranı, son 13 yılın en kötü 2 yılından biri oldu.

http://www.ilk-kursun.com/haber/168982

hep geziciler yüzünden değil mi?
yoksa faiz lobisi mi?
abd-israil-fransa-almanya yüzünden mi yoksa?
ihracatımızın ithalatı karşılayacak kadar artmamasına bir açıklama da güngör uras'tan gelmiş!
--- alıntı ----
Bizim ürettiğimiz malların sadece yüzde 3.5'i ileri teknoloji ürünü kabul edilen ürünler.
Bizim ihraç ettiğimiz ürünlerin sadece yüzde 3.7'si ileri teknoloji ürünü kabul edilen ürünler.
Toplam üretimde ve ihracatta ileri teknoloji ürünlerinin payları yıllar itibariyle artmıyor. Azalıyor.

imalat sanayiinde üretimin yüzde 3.5'i yüksek teknolojili ürünlerden oluşuyor. Yüzde 39.1'i düşük, yüzde 33.2'si ortanın altı, yüzde 24.1'i ortanın üstü teknoloji ürünü.
ihraç ettiğimiz imalat sanayii ürünlerinde yüksek teknolojili ürünlerin payı sadece yüzde 3.7 oranında.
Avrupa Birliği ülkelerinin toplam ihracatlarında ileri teknoloji ürünlerinin payı yüzde 19.8, ortanın üstü teknoloji ürünlerinin payı ise yüzde 41.1 oranında.
--- alıntı ----
http://ekonomi.milliyet.c...detay/1833133/default.htm

sen adama araba koltuğu satarken
adam sana araba satıyorsa
nasıl yetişeceksin elin adamına?
daha önce belirtmiştim.
http://www.uludagsozluk.c...imiz-çok-iyiydi/@the-barz

2002-2012 döneminde hane halkı borç yükü 6 milyar tl den 255 milyar tl ye yükselmiş.
bunun da yansıması bugünkü haberde 2013 sonunda 2,8 milyon kişi borç batağına saplanmış!
http://www.haberturk.com/...i-borc-batagina-saplanmis

yaklaşık 1,1 milyon bireysel müşteri borca batık durumda!
görsel
--- alıntı ----
2011 yılında GSYH’nin % 10.1'i, 2012 yılında % 6.4'ü olarak gerçekleşen cari açık, 2013 yılında yeniden hızlandı ve GSYH'nin %8.1'i oldu.

Son üç yıllık dönemde (2010-2013) Türkiye'nin dolar cinsinden GSYH'si 732 milyar dolardan 810 miyar dolara çıktı. Bu rakam, 2013 yılı sonu son kur hareketlerinden sonra beklenen gerçekleşme. GSYH'de üç yıldaki artış 78 milyar dolar. Aynı dönemde Türkiye'nin "cari işlemler açığı" 189 milyar dolar. Aynı dönemde sadece kısa vadeli borçlanma ihtiyacı 77 milyar dolardan 148 milyar dolara çıkmış. Kısa vadeli borçlanma ihtiyacı % 92 oranında ve 71 milyar dolar artmış. Artan kısa vadeli borçlanma tutarı neredeyse aynı dönemdeki dolar cinsinden GSYH toplam artışı kadar.

--- alıntı ----
http://www.odatv.com/n.ph...kana-soylemez--1702141200

bugün yediğimiz hurmalar yarın götümüzde patlayacak ya hayırlısı bakalım!
çetin ünsalan aptala anlatır gibi anlatmış!
akp'nin "iyi" dediği ekonomi balondu!
zira üretim yoktu ya da fason üretim vardı!)
ekonomi ranta dayalı inşaat sanayi (avm-konut projeleri), iç tüketim (çoğu ithal ürün) ve kısıtlı montaj sanayi ile büyüdü!
ondan ısrarla soruyorum.
akp döneminde açılmış kaç tane büyük fabrika var?
biz "tüketici" olmayı bırakıp "üretici" olamadıkça bu sorunları yaşamaya devam edeceğiz!

--- alıntı ----
Fakat bu sefer teknik ve ekonomik terimlere girmeyeceğim. Memleketin bakanları masal anlatıyorsa, hikâye anlatmak da benim en doğal hakkım. O yüzden sizinle bir öykü paylaşacağım.

10 kişi çalışan bir ayakkabı atölyesi düşünün. Kendi halinde çalışan, deri gibi ara mamulleri dışarıdan alıp, diğer tüm girdi malları içeride imal eden bir yapısı olsun. Ürettiği ayakkabıları da vitrinine dizip, satıyor.

Gel zaman git zaman, açılmaya karar veriyor. Açılırken de piyasayı biraz dolaşınca, ürettiği ara malların, dışarıda daha ucuz olduğunu görüyor. Radikal bir karar veriyor ve bazı kalemleri imal etmekten vazgeçip, o işi yapanları da işten çıkartıp, dışarıdan almaya yelteniyor. Fakat parası yok.

Bunun için bankaya gidip kredi çekiyor. Krediyle dışarıdan satın alma yapıp, imalatına devam ediyor. Bir süre sonra diğer işçiler gözüne batıyor. Onları da işten çıkarıyor. Fakat yanında çalışan kişi sayısı yarıya düşünce, ne içeride hayata geçirdiği ara mamulü ne de nihai üründe aynı adetleri üretemiyor.

Bu sefer daha çok ara mamul alımına yöneliyor. Üzerine kredi maliyeti de binince, ayakkabılarını artık eski fiyatlara satamıyor. Pazarını kaybetmemek için fiyat kırıyor. Ama elde ettiği gelir, kredisini döndürmeye yetmiyor. Gidip tekrar kredi alıyor. Borç sarmalına girdikçe zorlanıyor. Biraz daha eleman çıkarıyor.

Süreç sonunda işin içinde çıkamayınca bitmiş ayakkabı almaya karar veriyor. Yanında kalan 3 kişiyle ürettiklerini 150 birime satarken, dışarıdan aldıklarına da, ara mamullerin de bedeli içinde 251 birim ödüyor. Ayakkabı 150 birim, finansman, bitmiş mamül ve ara mamul maliyeti 251 birim.

Sonra kriz oluyor. Artık dışarıdan alım yapabiliyor, ama yeterince mal satamıyor. Mal satmak için fiyatı daha da aşağı çekmesi ya da vadeli vermesi isteniyor. Bu kısır döngüye devam etmek için de yanındakileri borçlandırmaya, onların kredilerini kullanmaya başlıyor.

Yetinmiyor; ürettiği ayakkabıları maaşlarına mahsuben yanındakilere satmayı teklif ediyor. Açık hesap olunca, çalışanlar ayakkabı almaya başlıyor. Ama son noktada kredi bulamıyor borcu artmıyor. içeridekilere mal satamıyor. Hem ihtiyaç giderilmiş hem de alacaklarını istiyorlar. Banka da krediyi kesiyor.

Sonra iş yeri sahibi çıkıp şu açıklamayı yapıyor: Bu sene yanımızdaki personel sayısını ikiye düşürdük. Piyasadaki daralma nedeniyle daha az ayakkabı alacağız. içerideki talebi yüzde 33 daraltacağız.

Personel alacaklarına mahsuben stoktan ayakkabı vereceğiz. Harcamalarımızı kısarsak, dışarıdan para gelirse, borcumuzu ödeyeceğiz ve sıkıntı yaşamayacağız. Ama tüm bu gelişmelerin olumlu bir tarafı var. Ticaretten kaynaklanan açığımız ya da zararımız kapanacak. işte bakanların söylediği bu…

Rakamlar hayali değil. 151 milyar dolar ihracat için 251 milyar dolar harcıyoruz. Geçimimiz de bunun içinden finanse oluyor. iş yapmazsak açığımız azalacak. Ama borcumuzu nasıl öderiz, bilinmez. Ayakkabıcı muhtemelen mahalle esnafına borç yazdıracak. Ekonomi yönetimi de para basacak.

--- alıntı ----
http://www.ulusalkanal.co...-dusecek-makale,2134.html
bankacılık sektöründen küçük bi kesit ile özeti yapılabilir.

--- alıntı ----
Bilançoları büyüdüğü kadar bankaların en istikrarlı kaynağı olan mevduat büyümüyor. Bilançolarındaki toplam krediler ve tahvil portföyünün toplamı 2002 yılında mevduatlarının yüzde 98'i idi. Bu oran 2010 yılında yüzde 130'u aştıktan sonra 2013 yılı sonunda yüzde 140'ı geçti. Yani bankalar artık plasmanlarının önemli bir bölümünü mevduat dışı kaynakları kullanarak yapıyor.

Avrupa'da baş ağrısı yaratan en büyük etken bu değil miydi? Bilanço dışında takip edilen yükümlülükler (teminatlar ve türev araçlar) hızla artıyor.
--- alıntı ----
http://www.haberturk.com/...k-sektoru-oynamaya-gelmez

elin parası ile büyüme sağlanırken elin parası kesildiğinde büyüme yavaşlar (bazen durur, bazen de kriz çıkar)!
1993'ten beri bulunduğumuz dünya 17.liğinden bu yıl 19.luğuna düşüyormuşuz inşallah maşallah hülloooghhhh!

--- alıntı ----
Kaç ke­re yaz­dım. Şöy­le an­la­ta­yım; Eko­no­mik bü­yük­lü­ğü­müz, top­lam mil­li ge­li­re gö­re 1993 yı­lın­dan be­ri de­ğiş­me­di­... 17'n­ci sı­ra­da­yız. Di­yor­dum ki; "Ha­di her şey çok iyi gi­der­se bel­ki 16'n­cı olu­ruz. Kuv­vet­le muh­te­me­len 18'e dü­şe­ri­z... Olup ola­bi­le­ce­ği en faz­la bu­dur!" Ben de ya­nıl­mı­şım!

IMF, Tür­ki­ye'’nin bu yıl Hol­lan­da ve Suu­di Ara­bis­ta­n'­a ge­çi­le­rek 19'un­cu­lu­ğa dü­şe­ce­ği­ni açık­la­dı.
Hal­bu­ki 2011 yı­lın­da tam Hol­lan­da'’yı ge­çe­rek 16'n­cı sı­ra­ya çık­ma­nın mut­lu­lu­ğu­nu ya­şı­yor­duk ki, En­do­nez­ya­'nın yük­se­li­şi so­nu­cu tek­rar 17'n­ci sı­ra­ya dön­dük.
Son iki yıl­da Hol­lan­da to­par­lan­dı ve bu yıl­so­nu­na ka­dar bi­zi tek­rar ge­çe­cek.
Pet­rol fi­yat­la­rı­nın yük­sek sey­ret­me­si so­nu­cu Suu­di Ara­bis­tan da bi­zi ya­ka­la­dı. Bu yıl bit­me­den o da bi­zi ge­çe­cek.

Ya­ni ne ol­du şim­di? 1993 yı­lın­dan be­ri de­ğiş­me­yen, dün­ya­nın en bü­yük 17'n­ci eko­no­mi­si sı­ra­la­ma­sın­da bu yıl 19'un­cu­lu­ğa dü­şü­yo­ruz.
Kriz­le­rin ya­pa­ma­dı­ğı­nı, koa­lis­yon hü­kü­met­le­ri­nin ba­şa­ra­ma­dı­ğı­nı, ba­tan ban­ka­la­rın de­ğiş­ti­re­me­di­ği­ni AKP ba­şa­rı­yor!
Bü­yü­me­ye ge­lin­ce­… Tür­ki­ye­'nin son el­li yı­lı­nın or­ta­la­ma bü­yü­me­si yüzde 5'te... AKP ik­ti­da­rı­nın son onbir yı­lın bü­yü­me or­ta­la­ma­sı da yüz­de 4.8 ora­nın­da­… Kı­sa­ca Tür­ki­ye­'nin bor­cu­nun do­lar ba­zın­da 3'e kat­lan­ma­sın­dan baş­ka de­ği­şen bir şey ol­ma­mış.
Di­ye­ce­ğim o dur ki, Eko­no­mi Ba­ka­nı 2023 yı­lı­nı he­def gös­te­re­ce­ği­ne bi­ze bu­gün­kü du­ru­mu ve onbir yıl­dır sa­tıp sav­dı­ğı hal­de bor­cu ar­tır­mak­tan baş­ka ne yap­tık­la­rı­nı an­lat­sa ya!

--- alıntı ----
http://sozcu.com.tr/2014/...adigini-akp-yapti-486792/

edit: imf'nin sitesinde haberin orjinalini bulamadım.
imf world economic outlook 2014 e göre
türkiye nin (827 milyar usd) %2,3 hollanda'nın (800 milyar usd) %0,8 ve s.arabistan'ın (745 milyar usd) %4,1 büyümesi öngörülmüş.
ancak bu oranlarla sıralama değişmiyor! 2014'te de 17. yiz yani!
tasarruf açığı ile kıvranandır.
ali babacan teşhisi doğru koymuş.
bakalım tedavi edebilecekler mi?

tasarruflarımız büyümemizi hatta bulunduğumuz refah seviyemizi sağlayacak düzeyde değil. tasarruflarımızı artırıp bu refah seviyesini destekleyecek noktaya çıkartmalıyız ki dış finansmana bağımlılığımız azalsın!
http://www.gelecekteknolo...n-buyume-olmaz-44474.html

siz bakmayın "cari açık finanse edilebildiği sürece sorun yoktur" diyenlere!
sorun var.
sorun en aptalın bi anlayacağı şekilde görünür olacak.
ve böyle giderse biz bunu acı acı tecrübe edeceğiz!
umarım geç kalmadan önlemler alınır.
pis gezicilerin (!) kriz var yorumu yaptığı konu!

***
günün haberi.

Ülkemizde aylık karşılıksız çeklerin toplamı 1.5 milyar lirayı bulmuş.
Temmuz ayına kadar 367 bin 440 adet çek ödenmemiş. Toplamda 11 milyar lira batmış durumda.
Geçen yıl çeklerde karşılıksız oran yüzde 4 ile kapanmıştı. Bu yıl ise Temmuz ayında bu oran yakalanmış.

http://www.odatv.com/n.ph...z-derinlesiyor-1009141200

***
adamlar 3. köprüyü yapıyor bunlar kriz var diyor!
yuh ama yaaa!
yetmemiş adam marmaray yapmış, duble yol yapmış kriz çıkacak diyorlar!
haşmetlü hünkarımız o krizin üzerine duble yol yapar!
kaka geziciler nolacak!

***
hem finanse edildiği sürece cari açık sorun değil tamam mı!

(madem öyle amk niye tüketim harcamalarını kısmak ve döviz çıkışını engellemek için bir dizi önlem aldık?
neden kredi kartı taksitleri sınırlandırıldı, bankalar genelinde genel bir borç limiti getirmek için çalışmalar var. neden kredi kartı asgari ödeme oranları yükseltildi?
neden ali babacan tüketimle olmaz bu iş! üretim ve tasarrufu arttırmalıyız diye tutuştu?
neyse bunları sormayalım!)
batmamasının sebebi hala borçla çevrilebiliyor olması!
adamlar musluğu kapattığı an biz kuraklığı yaşayacağız!

ayrıca artık şu "katlanarak büyüyor" masalını anlatmayın!
cumhuriyet kuruldu kurulalı alınan ortalamadan fazla bi büyüme yok kendinizi kandırmayın!
--- alıntı ---
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medyada şu bilgiyi paylaşarak AKP dönemi ile övündü, hem de “işte AKP farkı” notuyla:
“Türkiye’nin dış ticaret hacmi (Milyar $)
2002 > 87.6
2014 > 399.8
3.6 kat artış..”
Şimşek, 12 yıl içindeki büyük sıçramalar yaptıklarını ileri sürerek, seçim sürecinde kafa yıkadığını sanıyor

Demek ki neymiş, ortada AKP farkı diye bir şey yokmuş... Türkiye ekonomisi onar yıllık dönemlerde fark yaratan bir dış ticaret hacmi yaşamamış, olması gereken kadar artmış... 1973-1983 dönemindeki 4.4 kat artışın da çok altında kalmış.
1973 ve sonrası Türkiye ve dünya, üstelik çok önemli bir olay yaşamaya başladı: Petrol krizi... Petrol 1973’te 10 dolardan 1983’te 65 dolara yükseldi ve buna rağmen Türkiye ekonomisi bir patlama yaşadı adeta!
--- alıntı ---
http://www.cumhuriyet.com...k_i_Bitiren_Rakamlar.html
üniversitedeyken daha önce merkez bankasında daire başkanlığı yapmış hocamızdan uluslararası finansman dersi alıyoruz hoca "ben abd'nin mali verilerine baktığım zaman neden ırak'a saldırmak zorunda anlıyorum" derdi.

türkiye'nin son dönem mali verilerine bakmaya gerek yok.
ardı ardına çıkarılan kanunlara bakalım yeter.

(bkz: 4 ağustos 2016 son 32 yılı kapsayan vergi barışı)
(bkz: zorunlu bireysel emeklilik sistemi)
(bkz: 14 ağustos 2016 devletin nakite çevirilmesi)
(bkz: akm nin ve trt nin satılması)

(bkz: 2016 turizm krizi)
(bkz: 9 ağustos 2016 putin erdoğan görüşmesi)

varlık fonunun kurulmak istenmesi vs.
anlayacağınız devlet fellik fellik para arıyor.

ek olarak
(bkz: bankacılar sürümden kazanacak yüksek faizle olmaz)
(bkz: #62269717)

(bkz: rte usulü çay simit modeli)

edit:
bu süreçte türkiye'nin kredi notu önemli üçün birini s&p'den aldık
(bkz: 20 temmuz 2016 s&p türkiye kararı)
moody's ve/veya fitch kredi notunu düşürürse sıçtığımızın resmidir.

edit 2: 16.08.2016 tarihli ahmet müfit makalesi
--- alıntı ---
içeride kaynak yaratabilmenizin beş temel yolu var.
Birincisi, kamuya ait varlıkları satmak, hakları, imtiyazları devretmek (içeride yeterli kaynak olmadığı için, küresel piyasalarda, yabancı “yatırımcılara”), kamu hizmet alanını daraltmak/piyasalaştırmak.
ikincisi, vatandaşın cebine el atmak.
Üçüncüsü, kamuya ait fonları amacı dışında kullanmak.
Dördüncüsü, vergi affı, vb. yollarla, tahsilinde zorlanılan kamu alacaklarının (vergi, sosyal güvenlik pirimi, ceza, vb.), büyük kısmının tahsilatından vazgeçilerek, piyasadan para toplamaya çalışmak.
Son olarak da kayıt dışı kaynakları kayıt altına almak.
--- alıntı ---
http://odatv.com/bu-onlem...ramayacak-1508161200.html
© copyright 2005 - 2026