bugün
- gocu22
- sarı torba6
- bu koyden olsam ne olacak18
- gecenin şarkısı6
- 30 ağustos 2026 samsunspor fenerbahçe maçı19
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı17
- ilişkiler üzerine bir tavsiye bırak6
- şu an hissedilen duygu6
- s'i l v'e r m'i s t8
- çaylak yapın beni11
- sarapci koala77
- kötü hissedildiğinde rahatlamak için yapılan şey5
- soğan yiyen kız11
- dinlerin yalan olması13
- rahatsız ettiğim herkesten özür dilerim9
- 15 temmuz yalanı5
- ama ben bipolarım10
- aylık 777 bin lira iyi para mıdır sorunsalı6
- versace red jeans2
- fenerbahçe'nin tüm kulvarlarda favori olması6
- çocukluğunuz nasıl geçti3
- dile dolanan şarkılar2
- 30 ağustos zafer bayramı19
- ay kavga var galiba6
- safiyenin kocası faik5
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası8
- bkono5
- geceye bir şiir bırak4
- yalnızlık4
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı28
- damdan düşer gibi3
- sözlükte korunan bir yazar olmak5
- am lazerinin içine kamera koyan güzellik merkezi3
- enayimiknatisii4
- sözlüğü nezih bir ortama çevirmek4
- anayasanın ilk 3 maddesi ile kavgalı kitle3
- katatespizartmasi10
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan34
- herkesin birbiriyle kavga ettiği sözlük4
- sözlük kızları adam mıdır5
- dünyanın en kötü hissi2
- kavga eden yazarlar5
- her yer bok kokuyor arkadaş her yer11
- asmacayı seven kızlar dernegi3
- sihirli annem izleyen erkek4
- türkiye savaşa girecek5
- tai lung44
- kktc de 3 günlük yas ilan edilmesi4
- anderson talisca nın beşiktaşa transferi3
- incil vahiy9
1963 yapımı ingmar bergman filmi.
filmde anna isimli karakter küçük oğlu ve ablasıyla bir tren yolculuğu yapıp neresi olduğunu anlayamadığımız bir yere gelip bir otele yerleşirler.
film boyunca kardeşlerin birbirleriyle olan kopukluğunu; çocuğun annesiyle olan tinsel yakınlığını görürüz. karakterlerimizin dillerini hiç bilmedikleri bu ülkedeki insanlarla olan iletişimleri hep işaretlerle olur. filmin sadece bir yerinde ester* ile otelin kahyası aynı dili konuşurlar, evrensel bir dili:
kahya içeri girmiştir, masaya ester'in içeceğini bırakır. radyoda bach çalmaktadır. ester kahyaya dönüp şöyle der: müzik?
kahya başını sallayıp "müzik" der. ester "sebastian bach" der, kahya da yine başıyla onaylayarak "john sebastian bach" der.
film boyunca ortak hiç bir söz edemeyen bu insanlar müziğin ortaklığında konuşabilmişlerdir.*
filmde anna isimli karakter küçük oğlu ve ablasıyla bir tren yolculuğu yapıp neresi olduğunu anlayamadığımız bir yere gelip bir otele yerleşirler.
film boyunca kardeşlerin birbirleriyle olan kopukluğunu; çocuğun annesiyle olan tinsel yakınlığını görürüz. karakterlerimizin dillerini hiç bilmedikleri bu ülkedeki insanlarla olan iletişimleri hep işaretlerle olur. filmin sadece bir yerinde ester* ile otelin kahyası aynı dili konuşurlar, evrensel bir dili:
kahya içeri girmiştir, masaya ester'in içeceğini bırakır. radyoda bach çalmaktadır. ester kahyaya dönüp şöyle der: müzik?
kahya başını sallayıp "müzik" der. ester "sebastian bach" der, kahya da yine başıyla onaylayarak "john sebastian bach" der.
film boyunca ortak hiç bir söz edemeyen bu insanlar müziğin ortaklığında konuşabilmişlerdir.*
"you are full of hate. (...) you hate me just like you hate yourself!"
tren. abla ve kardeş. nefret. sessizlik. mutsuzluk. paranoya. hastalık. mastürbasyon. seks. alkol. yazı. hesaplaşma. acımak. yalnızlık. çözümsüzlük. tren.
bergman yine ışıkları söndürüyor. "bu karanlık böyle iyi. afferin bergman'a."
tren. abla ve kardeş. nefret. sessizlik. mutsuzluk. paranoya. hastalık. mastürbasyon. seks. alkol. yazı. hesaplaşma. acımak. yalnızlık. çözümsüzlük. tren.
bergman yine ışıkları söndürüyor. "bu karanlık böyle iyi. afferin bergman'a."
türkçesi sessizlik olan, iletşimsizlik temalı bergman filmi.
nuri bilge ceylan'ın izlediği dönemde ruhunda çok derin izler bırakmış ve sinemaya başlamasına sebebiyet vermiş filmlerden biriymiş.
nuri bilge ceylan'ın izlediği dönemde ruhunda çok derin izler bırakmış ve sinemaya başlamasına sebebiyet vermiş filmlerden biriymiş.
1963 yapımı ingmar bergman filmi.
film ismini iletişimsizlikten alır. bu iletişim kopukluğu, iki kızkardeş arasındaki mücadeleden, acıma, nefret, kıskançlık duygularının kaosundan kaynaklanır. abla 'ester' kuralcı, eğitimli, cinsel arzusunu mastürbasyonla tatmin eden hasta bir kadındır ve kendisini bu durumda aşağılanmış hisseder. çünkü yüksekte olmaya alşmıştır.'anna' uçkura zaafı olan daha 'özgür' bir kadındır. yıllarca ester'in gölgesinde kalmıştır. şimdi kendisini öne çıkarmak adına eylemler yapmaktadır. ester'in önceden yaşadığı bazı olumsuzluklar nedeniyle arasına mesafe koyduğu durumlar var. anna'yı da korumaya çalışmakta. iletişememe de burada başlıyor. anna'nın oğlu johan ise bu sessizliğin arasında kalmıştır. ayrıca savaş döneminin etkisi altındadır. tankları hayranlıkla izler. oyuncağı ise bir silahtır.
filmin en akılda kalıcı repliklerinden. ester:
- "kalkmış penisler...kanın ve dölsuyunun dolmasıdır bu. son ayinden önce itiraf etmeliyim: spermanın kokusu kötü geliyor bana. kokuyu iyi alırım ben. gebe kaldığım zaman gördüm ki kokmuş bir balıktan farkım yok. insan seçmekte hürdür. şu zavallı durumu kabullenmek istemiyorum. ama şimdi yalnızlık güzel ve iyi. insan, hayatında çeşitli davranışlar dener ve hepsini anlamsız bulur. üzerimizde öyle büyük kuvvetler var ki...yani bizi ürperten, titreten kuvvetler var demek istiyorum. ruhların ve anıların arasında ihtiyatlı davranmak gerekiyor."
film ismini iletişimsizlikten alır. bu iletişim kopukluğu, iki kızkardeş arasındaki mücadeleden, acıma, nefret, kıskançlık duygularının kaosundan kaynaklanır. abla 'ester' kuralcı, eğitimli, cinsel arzusunu mastürbasyonla tatmin eden hasta bir kadındır ve kendisini bu durumda aşağılanmış hisseder. çünkü yüksekte olmaya alşmıştır.'anna' uçkura zaafı olan daha 'özgür' bir kadındır. yıllarca ester'in gölgesinde kalmıştır. şimdi kendisini öne çıkarmak adına eylemler yapmaktadır. ester'in önceden yaşadığı bazı olumsuzluklar nedeniyle arasına mesafe koyduğu durumlar var. anna'yı da korumaya çalışmakta. iletişememe de burada başlıyor. anna'nın oğlu johan ise bu sessizliğin arasında kalmıştır. ayrıca savaş döneminin etkisi altındadır. tankları hayranlıkla izler. oyuncağı ise bir silahtır.
filmin en akılda kalıcı repliklerinden. ester:
- "kalkmış penisler...kanın ve dölsuyunun dolmasıdır bu. son ayinden önce itiraf etmeliyim: spermanın kokusu kötü geliyor bana. kokuyu iyi alırım ben. gebe kaldığım zaman gördüm ki kokmuş bir balıktan farkım yok. insan seçmekte hürdür. şu zavallı durumu kabullenmek istemiyorum. ama şimdi yalnızlık güzel ve iyi. insan, hayatında çeşitli davranışlar dener ve hepsini anlamsız bulur. üzerimizde öyle büyük kuvvetler var ki...yani bizi ürperten, titreten kuvvetler var demek istiyorum. ruhların ve anıların arasında ihtiyatlı davranmak gerekiyor."
nuri bilge ceylan büyük yönetmen.. Bu filmi izledikten sonra, nuri bilgenin bergman'dan etkilendiği aşikar. ve psikoljik film yapma konusunda bergman'la rahatlıkla kapışır.. izleyin bu filmi..
bu hepten allahsız bir film içinde çok afedersiniz ayıp sahneler falan var, kimse konuşmuyor falan zannedersin ki herkes huşu içinde dua ediyor! pehhh. ateist filmi geçiniz...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar