bugün
- yazarların özlü sözleri10
- filistin in ermeni soykırımını tanıması34
- türklerin soykırımdaki ustalığı15
- günlerin artık kısalıyor olması5
- anadolu dilleri2
- ölüm6
- diyarbakır kürt dili konferansı5
- erkekler neden evlenmekten kaçıyor15
- iphone pil ömrünü uzatmanın etkili yolları4
- aşk8
- insan sevdiği adama şans verir5
- hangi sözlük yazarının tipini merak ediyorsunuz21
- diamond bey birader koştursun kampanyası4
- iyi geceler sevgilim2
- seksting5
- bir günde 10 defa otuz bir çekmek5
- sözlüğe güzel bir kız bırak5
- onur yürüyüşüne katılanların chpye oy vermesi6
- sözlüğün troll kaynaması2
- 29 haziran 2026 brezilya japonya maçı10
- anın görüntüsü26
- deniz göktaş11
- 2026 dünya kupası38
- yerel tohum fidesi satmak cezayla yasaklanmış2
- atatürk heykellerinin gereksizliği2
- sma dilencileri2
- solaris2
- türklerin medeniyet kuramama nedeni15
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle21
- iyi gelen ne varsa hep sensin işte4
- sözlükten giden yazarlar4
- fala inanan insan zekası2
- futbol32
- özgürlük ve disiplin paradoksu2
- hastanedeyim ful kadınlar hasta8
- ercüment çözer2
- pandela11
- true ile sevişmek2
- aylık 327 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- ismet arif karasu2
- almanya paraguay maçını kim kazansın3
- sosyoloji okuyan erkek4
- evde makarna yapmanın maliyeti8
- en son ne yediniz6
- bik bik'in mutfağına konuk olmak14
- velvet45
- ziya gökalp5
- haysenin125
- sözlüğün aptal kaynaması15
- araba kovalamayan köpek6
1963 yapımı ingmar bergman filmi.
filmde anna isimli karakter küçük oğlu ve ablasıyla bir tren yolculuğu yapıp neresi olduğunu anlayamadığımız bir yere gelip bir otele yerleşirler.
film boyunca kardeşlerin birbirleriyle olan kopukluğunu; çocuğun annesiyle olan tinsel yakınlığını görürüz. karakterlerimizin dillerini hiç bilmedikleri bu ülkedeki insanlarla olan iletişimleri hep işaretlerle olur. filmin sadece bir yerinde ester* ile otelin kahyası aynı dili konuşurlar, evrensel bir dili:
kahya içeri girmiştir, masaya ester'in içeceğini bırakır. radyoda bach çalmaktadır. ester kahyaya dönüp şöyle der: müzik?
kahya başını sallayıp "müzik" der. ester "sebastian bach" der, kahya da yine başıyla onaylayarak "john sebastian bach" der.
film boyunca ortak hiç bir söz edemeyen bu insanlar müziğin ortaklığında konuşabilmişlerdir.*
filmde anna isimli karakter küçük oğlu ve ablasıyla bir tren yolculuğu yapıp neresi olduğunu anlayamadığımız bir yere gelip bir otele yerleşirler.
film boyunca kardeşlerin birbirleriyle olan kopukluğunu; çocuğun annesiyle olan tinsel yakınlığını görürüz. karakterlerimizin dillerini hiç bilmedikleri bu ülkedeki insanlarla olan iletişimleri hep işaretlerle olur. filmin sadece bir yerinde ester* ile otelin kahyası aynı dili konuşurlar, evrensel bir dili:
kahya içeri girmiştir, masaya ester'in içeceğini bırakır. radyoda bach çalmaktadır. ester kahyaya dönüp şöyle der: müzik?
kahya başını sallayıp "müzik" der. ester "sebastian bach" der, kahya da yine başıyla onaylayarak "john sebastian bach" der.
film boyunca ortak hiç bir söz edemeyen bu insanlar müziğin ortaklığında konuşabilmişlerdir.*
"you are full of hate. (...) you hate me just like you hate yourself!"
tren. abla ve kardeş. nefret. sessizlik. mutsuzluk. paranoya. hastalık. mastürbasyon. seks. alkol. yazı. hesaplaşma. acımak. yalnızlık. çözümsüzlük. tren.
bergman yine ışıkları söndürüyor. "bu karanlık böyle iyi. afferin bergman'a."
tren. abla ve kardeş. nefret. sessizlik. mutsuzluk. paranoya. hastalık. mastürbasyon. seks. alkol. yazı. hesaplaşma. acımak. yalnızlık. çözümsüzlük. tren.
bergman yine ışıkları söndürüyor. "bu karanlık böyle iyi. afferin bergman'a."
türkçesi sessizlik olan, iletşimsizlik temalı bergman filmi.
nuri bilge ceylan'ın izlediği dönemde ruhunda çok derin izler bırakmış ve sinemaya başlamasına sebebiyet vermiş filmlerden biriymiş.
nuri bilge ceylan'ın izlediği dönemde ruhunda çok derin izler bırakmış ve sinemaya başlamasına sebebiyet vermiş filmlerden biriymiş.
1963 yapımı ingmar bergman filmi.
film ismini iletişimsizlikten alır. bu iletişim kopukluğu, iki kızkardeş arasındaki mücadeleden, acıma, nefret, kıskançlık duygularının kaosundan kaynaklanır. abla 'ester' kuralcı, eğitimli, cinsel arzusunu mastürbasyonla tatmin eden hasta bir kadındır ve kendisini bu durumda aşağılanmış hisseder. çünkü yüksekte olmaya alşmıştır.'anna' uçkura zaafı olan daha 'özgür' bir kadındır. yıllarca ester'in gölgesinde kalmıştır. şimdi kendisini öne çıkarmak adına eylemler yapmaktadır. ester'in önceden yaşadığı bazı olumsuzluklar nedeniyle arasına mesafe koyduğu durumlar var. anna'yı da korumaya çalışmakta. iletişememe de burada başlıyor. anna'nın oğlu johan ise bu sessizliğin arasında kalmıştır. ayrıca savaş döneminin etkisi altındadır. tankları hayranlıkla izler. oyuncağı ise bir silahtır.
filmin en akılda kalıcı repliklerinden. ester:
- "kalkmış penisler...kanın ve dölsuyunun dolmasıdır bu. son ayinden önce itiraf etmeliyim: spermanın kokusu kötü geliyor bana. kokuyu iyi alırım ben. gebe kaldığım zaman gördüm ki kokmuş bir balıktan farkım yok. insan seçmekte hürdür. şu zavallı durumu kabullenmek istemiyorum. ama şimdi yalnızlık güzel ve iyi. insan, hayatında çeşitli davranışlar dener ve hepsini anlamsız bulur. üzerimizde öyle büyük kuvvetler var ki...yani bizi ürperten, titreten kuvvetler var demek istiyorum. ruhların ve anıların arasında ihtiyatlı davranmak gerekiyor."
film ismini iletişimsizlikten alır. bu iletişim kopukluğu, iki kızkardeş arasındaki mücadeleden, acıma, nefret, kıskançlık duygularının kaosundan kaynaklanır. abla 'ester' kuralcı, eğitimli, cinsel arzusunu mastürbasyonla tatmin eden hasta bir kadındır ve kendisini bu durumda aşağılanmış hisseder. çünkü yüksekte olmaya alşmıştır.'anna' uçkura zaafı olan daha 'özgür' bir kadındır. yıllarca ester'in gölgesinde kalmıştır. şimdi kendisini öne çıkarmak adına eylemler yapmaktadır. ester'in önceden yaşadığı bazı olumsuzluklar nedeniyle arasına mesafe koyduğu durumlar var. anna'yı da korumaya çalışmakta. iletişememe de burada başlıyor. anna'nın oğlu johan ise bu sessizliğin arasında kalmıştır. ayrıca savaş döneminin etkisi altındadır. tankları hayranlıkla izler. oyuncağı ise bir silahtır.
filmin en akılda kalıcı repliklerinden. ester:
- "kalkmış penisler...kanın ve dölsuyunun dolmasıdır bu. son ayinden önce itiraf etmeliyim: spermanın kokusu kötü geliyor bana. kokuyu iyi alırım ben. gebe kaldığım zaman gördüm ki kokmuş bir balıktan farkım yok. insan seçmekte hürdür. şu zavallı durumu kabullenmek istemiyorum. ama şimdi yalnızlık güzel ve iyi. insan, hayatında çeşitli davranışlar dener ve hepsini anlamsız bulur. üzerimizde öyle büyük kuvvetler var ki...yani bizi ürperten, titreten kuvvetler var demek istiyorum. ruhların ve anıların arasında ihtiyatlı davranmak gerekiyor."
nuri bilge ceylan büyük yönetmen.. Bu filmi izledikten sonra, nuri bilgenin bergman'dan etkilendiği aşikar. ve psikoljik film yapma konusunda bergman'la rahatlıkla kapışır.. izleyin bu filmi..
bu hepten allahsız bir film içinde çok afedersiniz ayıp sahneler falan var, kimse konuşmuyor falan zannedersin ki herkes huşu içinde dua ediyor! pehhh. ateist filmi geçiniz...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar