bugün
- kadın ile erkek arasında yaşanacak en güzel şey12
- kız troller6
- gece 1 de 10 birayla gelen kız kanka7
- ilham aliyevin türkiyeye nankörlük yapması7
- adını bile bilmediğin bir sözlük kızına aşık olmak13
- tekerlek toplayan cocuk14
- birini unutmak için başkasıyla birliktelik yaşamak11
- zencilerin birbirine nigger demesi6
- kedi yada köpeği olmayan kadın4
- afrikada bir ülkede yaşasaydınız nerde yaşardınız7
- gece sokakta baş belaya girer mi6
- burcunun yükselenini bilen erkek8
- uykudan ağlayarak uyanmak4
- kız kankanızı banyoda yıkar mısınız3
- çocuklar niye sünnet edilir7
- yazarların anlık durumları9
- mafya kızı olma isteği6
- mersin de yolsuzluk soruşturmasında döviz ve altın2
- arkadaşlar ben birinden fena halde hoslanıyorum15
- almanya da yaşasaydınız nerede yaşamak isterdiniz11
- avokado yiyen insan8
- feminizm2
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi12
- boğaz ağrısı7
- eurovision song contest asia4
- pontiac firebird2
- kedilerin yedigi ilginc seyler16
- kaslı ve yakışıklı mahalle bakkalı5
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- feminen erkek davranışları6
- tayt vs mini etek5
- uludağ sözlük görükle ofisi3
- hayatını renklendirmek isteyenlere tavsiyeler6
- sözlükte devamlı eksileyeceğiniz yazar17
- gece gece 600 e yakın online insanın yaptıkları3
- bol sucuklu tereyağlı çift yumurta6
- yazılımcıların flört edememesi2
- yazarlara sözlükten gelen son mesaj6
- gece 00 da dışarı çıkan erkeğin amacı2
- birleşik krallık5
- özel sektör de çalışmak11
- kalabalığı seviyor musunuz5
- sözlükdaşlarım beni seviyor musunuz4
- izmir2
- venüs retrosu4
- görükle'deki benzin istasyonu2
- şüphe duyan bir zekaya sahip olabilmek2
- osmanlı mali açıdan zordayken saray yaptırması13
- 3 ekim 2026 hırvatistan ingiltere maçı7
- şeker hastalığı9
reservations
Bozkurt, Ergenekon Cd. 27/A, 34375 Şişli/Istanbul - Europe
Open · Closes 9:30 PM
Bozkurt, Ergenekon Cd. 27/A, 34375 Şişli/Istanbul - Europe
Open · Closes 9:30 PM
serbest çağrışımı tuğba olan van ilçesi. ankara'ya ilk geldiğimde aşti'de bir otobüsün üzerinde görmüştüm.
1.Çürümüş, ezilmiş meyve: Ali armutların tuşbalarını seç.
2.Çok şişman (kimse için).
2.Çok şişman (kimse için).
--spoiler--
Şarkılar bilirim çığ tutmuş
Resimler, heykeller, destanlar
Usta ellerin yapısı
Kolsuz,yarı çıplak Venüs
Trans-nonain sokağı
Garcia Lorca'nın mezarı,
Ve gözbebekleri Pierre Curie'nin
Kar altındadır. *
--spoiler--
Ahmed Arif'in ifade ettiği şekliyle, 2015 yılının aralık ayında kar altında olan şehirdir Tuşba.
Sıcak duvarlar ardına sinerek baharı beklediğimiz yıllardan biri olarak not düşülsün yitikler tarihine...
Meher Kapının ve dahi Yeşilalıç Anıtının da kar altında olduğu yazılsın.
Sarnıçların kimsesizlikten buz tuttuğu ve beyaz donlu bir grup Pegasusun yaşlı burçlarını delerek kaleye sızdığı,
Hoşap Kalesinin 300 kantar ağırlığındaki çift kanatlı som demir kapısının gece boyunca fırtınada kükreyip durduğu,
ve kaya nişinde saklanan perinin, bu soğuk cuma gününde zuhur edeceği meçhul saat için taşlardan pelerin ördüğü de eklensin o tarihe...
Ayazdan mı yoksa periyi sırtlanan yağız atın öldürücü bakışlarından mı can verdikleri bilinmeyen çocukların son hazırlıkları tamamladığı ve yeni kurtarıcılar devşirmek için en renkli elbiseleriyle varoşlara ve bilumum izbe coğrafyalara dağılarak masum yürekleri kurtarma harekâtına başlayacaklarını fısıldıyor Kral işpuini'nin kurmayları...
Müneccimlerin 800 yıl sonra gelecek isa Peygamberi müjdelemesinden bu yana, 3000 yıllık bitimsiz bir umutla sevgilisi Ara'nın tekrar dirileceği günü bekleyen Kraliçe Semiramis, kan kızılı ellerini soğuktan donan Muradiye Şelalesinin sularında yıkayamadığı için kahrından eriyerek rüzgarla birlikte Süphan Dağının eteklerine doğru savrulduğu için değil, tipiden dolayı yolların kapandığını söylese de ajanslar, Tanrı Haldi olan bitenden haberdar ve mağrur bir suskunluk içinde izlemektedir karayolları ekiplerinin hebadan ibaret uğraşlarını...
'ince Beyaz' dedikleri bir hastalık elinden muzdarip badem ağaçlarına şifa bulamayan ziraatçiler, baharla birlikte tekrar dirilen dalların hikmeti üzerine kafa yora dursunlar, kendinden emin tebessümü ile dallardan kar bademi toplayan ve hüzünlü bir ilahiyi mırıldanarak umudu nasihat eden Tamara'nın soğuk gecelerde yüzünde beliren endişeyi, göldeki kayıp cesetlere yoruyor kefaller ve karınlarında taşıdıkları yumurtalar üzerine yeminler ederek takılıyor balıkçı ağlarına...
Kiliseye sonradan eklenen şapele hep üvey evlat gözüyle bakan, soranlara soğuğu bahane ettiği bükük dudağıyla eserinin çevresinde dört dönen Mimar Manuel, rölyeflerden damıttığı kıssaları Artos Dağına karşı büyük bir tazimle okuduğu rutin ayinini, kabartmaları kaplayan kardan dolayı gerçekleştiremeyip de adanın bir köşesinde Yüzbaşı Dr. Operatör Cavit Bey ile dertleşen Yaşar Kemal'e doğru tozlaşmış yüreğinden üfürdüğü kızıl kumları armağan ettiğinde, kadrajlarda beliren efsunlu gün batımı atmosferinin insanları nasıl da hayrete düşüreceğinden habersizdir.
Erek Dağı kalıntılarında beliren çift hale yöre halkı tarafından tipiye yorulsa da, ışığı kehkeşana varan ışık huzmesinin kurd ile kuzunun muhabbetinden doğduğunu bilen Siyabend, dipsiz uçurumun zaman boşluğundan haykırarak insanlara anlatmaya çalışsa da, uluyan kurdun ve öten baykuşun sesindeki hikmeti kimseler kimseler anlamaz da, bir tek xece anlar, bir tek xece kanar da, akşamüstlerinde bir ölüm sessizliği halinde beliren sükûnetin talihsizliğini sevdalısına bir türlü, bir türlü söyleyemez.
---------------------------------
Evet,
Kar altındadır hakikatimiz...
Şairleri ve yitikleri kanatır...
---------------------------------
Hüsrev Paşa Külliyesinin batı kapısını okşayan akşam güneşinde zuhur eder Mimar Selman…
‘‘Ben buradayım!
Şu kesme taşta, şu minberde…
Şu son cemaat yerinde, münzevi medrese rahlesinde, şefkatle sarıp sarmalayan kubbede…
Şu ıssız kederin her bir zerresinde…
Ben buradayım!
Güneşin son takatiyle kamaştırdığı yansıma benim hakikatimdir, benim avazım…
Yine mi görmezler ey benim yanık bağrım, azabım…
Serdarı nasname elemidir benim yolum!!!’’
Köse Hüsrev, akçe kokulu tüysüz çehresini sıvazlar…
Kâtipler hıyanet halindedir…
Kelimeler rakkas…
Selman yanar, Selman kanar Horhor’a karşı…
Elem i harından, su dile gelerek kaynar da, Süleyman Han mabedinin güney yamacını döven tipideki silüet dışında, kimseler, kimseler anlayamaz…
Anlayamaz da kapılarını ve pencerelerini kapatıp dururlar esrara karşı…
--spoiler--
Kirvem,
Hallarımı aynı böyle yaz…
Rivayet sanılır belki,
Gül memeler değil,
Domdom kurşunu
Paramparça, Ağzımdaki…**
--spoiler--
*A. Arif Karanfil Sokağı Şiirinden.
**A. Arif Otuzüç Kurşun Şiirinden.
Şarkılar bilirim çığ tutmuş
Resimler, heykeller, destanlar
Usta ellerin yapısı
Kolsuz,yarı çıplak Venüs
Trans-nonain sokağı
Garcia Lorca'nın mezarı,
Ve gözbebekleri Pierre Curie'nin
Kar altındadır. *
--spoiler--
Ahmed Arif'in ifade ettiği şekliyle, 2015 yılının aralık ayında kar altında olan şehirdir Tuşba.
Sıcak duvarlar ardına sinerek baharı beklediğimiz yıllardan biri olarak not düşülsün yitikler tarihine...
Meher Kapının ve dahi Yeşilalıç Anıtının da kar altında olduğu yazılsın.
Sarnıçların kimsesizlikten buz tuttuğu ve beyaz donlu bir grup Pegasusun yaşlı burçlarını delerek kaleye sızdığı,
Hoşap Kalesinin 300 kantar ağırlığındaki çift kanatlı som demir kapısının gece boyunca fırtınada kükreyip durduğu,
ve kaya nişinde saklanan perinin, bu soğuk cuma gününde zuhur edeceği meçhul saat için taşlardan pelerin ördüğü de eklensin o tarihe...
Ayazdan mı yoksa periyi sırtlanan yağız atın öldürücü bakışlarından mı can verdikleri bilinmeyen çocukların son hazırlıkları tamamladığı ve yeni kurtarıcılar devşirmek için en renkli elbiseleriyle varoşlara ve bilumum izbe coğrafyalara dağılarak masum yürekleri kurtarma harekâtına başlayacaklarını fısıldıyor Kral işpuini'nin kurmayları...
Müneccimlerin 800 yıl sonra gelecek isa Peygamberi müjdelemesinden bu yana, 3000 yıllık bitimsiz bir umutla sevgilisi Ara'nın tekrar dirileceği günü bekleyen Kraliçe Semiramis, kan kızılı ellerini soğuktan donan Muradiye Şelalesinin sularında yıkayamadığı için kahrından eriyerek rüzgarla birlikte Süphan Dağının eteklerine doğru savrulduğu için değil, tipiden dolayı yolların kapandığını söylese de ajanslar, Tanrı Haldi olan bitenden haberdar ve mağrur bir suskunluk içinde izlemektedir karayolları ekiplerinin hebadan ibaret uğraşlarını...
'ince Beyaz' dedikleri bir hastalık elinden muzdarip badem ağaçlarına şifa bulamayan ziraatçiler, baharla birlikte tekrar dirilen dalların hikmeti üzerine kafa yora dursunlar, kendinden emin tebessümü ile dallardan kar bademi toplayan ve hüzünlü bir ilahiyi mırıldanarak umudu nasihat eden Tamara'nın soğuk gecelerde yüzünde beliren endişeyi, göldeki kayıp cesetlere yoruyor kefaller ve karınlarında taşıdıkları yumurtalar üzerine yeminler ederek takılıyor balıkçı ağlarına...
Kiliseye sonradan eklenen şapele hep üvey evlat gözüyle bakan, soranlara soğuğu bahane ettiği bükük dudağıyla eserinin çevresinde dört dönen Mimar Manuel, rölyeflerden damıttığı kıssaları Artos Dağına karşı büyük bir tazimle okuduğu rutin ayinini, kabartmaları kaplayan kardan dolayı gerçekleştiremeyip de adanın bir köşesinde Yüzbaşı Dr. Operatör Cavit Bey ile dertleşen Yaşar Kemal'e doğru tozlaşmış yüreğinden üfürdüğü kızıl kumları armağan ettiğinde, kadrajlarda beliren efsunlu gün batımı atmosferinin insanları nasıl da hayrete düşüreceğinden habersizdir.
Erek Dağı kalıntılarında beliren çift hale yöre halkı tarafından tipiye yorulsa da, ışığı kehkeşana varan ışık huzmesinin kurd ile kuzunun muhabbetinden doğduğunu bilen Siyabend, dipsiz uçurumun zaman boşluğundan haykırarak insanlara anlatmaya çalışsa da, uluyan kurdun ve öten baykuşun sesindeki hikmeti kimseler kimseler anlamaz da, bir tek xece anlar, bir tek xece kanar da, akşamüstlerinde bir ölüm sessizliği halinde beliren sükûnetin talihsizliğini sevdalısına bir türlü, bir türlü söyleyemez.
---------------------------------
Evet,
Kar altındadır hakikatimiz...
Şairleri ve yitikleri kanatır...
---------------------------------
Hüsrev Paşa Külliyesinin batı kapısını okşayan akşam güneşinde zuhur eder Mimar Selman…
‘‘Ben buradayım!
Şu kesme taşta, şu minberde…
Şu son cemaat yerinde, münzevi medrese rahlesinde, şefkatle sarıp sarmalayan kubbede…
Şu ıssız kederin her bir zerresinde…
Ben buradayım!
Güneşin son takatiyle kamaştırdığı yansıma benim hakikatimdir, benim avazım…
Yine mi görmezler ey benim yanık bağrım, azabım…
Serdarı nasname elemidir benim yolum!!!’’
Köse Hüsrev, akçe kokulu tüysüz çehresini sıvazlar…
Kâtipler hıyanet halindedir…
Kelimeler rakkas…
Selman yanar, Selman kanar Horhor’a karşı…
Elem i harından, su dile gelerek kaynar da, Süleyman Han mabedinin güney yamacını döven tipideki silüet dışında, kimseler, kimseler anlayamaz…
Anlayamaz da kapılarını ve pencerelerini kapatıp dururlar esrara karşı…
--spoiler--
Kirvem,
Hallarımı aynı böyle yaz…
Rivayet sanılır belki,
Gül memeler değil,
Domdom kurşunu
Paramparça, Ağzımdaki…**
--spoiler--
*A. Arif Karanfil Sokağı Şiirinden.
**A. Arif Otuzüç Kurşun Şiirinden.
Gündemdeki Haberler