bugün
- futbol32
- velvet43
- 2026 dünya kupası39
- atatürkçülük ile 2026 da ülke yönetilmez15
- herkesle iyi anlaşan insan18
- kılıçdaroğlu'nun gerçek yüzünü ne zaman gördünüz3
- yugoslavya kızları4
- yiyeni yarım ekmek doyurur3
- çok güzel bir mercedes mi yoksa sıfır kız mı5
- mor semsiyeli yabanci5
- mikrodalgası olan erkek yazarlar2
- hayatını kaybetmek3
- sencer solakoğlu çiftliğine baskın2
- iş hayatı3
- ara sıra gelen penis yalama isteği3
- ye kebabı iç şarabı çük arabı2
- uludağ sözlüğün sıkıcı olmaya başlaması2
- boklarını duvara sürerek ölmek2
- hoşlanılan kızı adamın birinin yemesi9
- giresun da otobüs durağında bekleyen turist kız13
- angie abdalla2
- tamar tanrıyar5
- dişarıya şortla çıkmak2
- deniz baykal7
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle26
- ismet ibni pforzheimi el ferc ül katırevi2
- durduk yere ağlamak3
- fakir 65 yas ustune taksi parasi yardimi yapilsin2
- tüm çıplaklığımla burdayım10
- makarnaya sarımsak girer mi3
- türk dizi ve filmlerindeki klişeler2
- göte giren şemsiye4
- günün şiiri8
- mehir olarak ağırlığınca altın isteyen kezo2
- 19 yaşında kızla yatmak14
- uludağ sözlük kadın yazarlar tanışma şeysi2
- hangi bölümde okuyorsun denince alınan tepkiler2
- instagramda takip isteğini kabul etmeyen kız2
- arkadaşlar beni sevin2
- atatürk'ü dava değil her devrin adamı sanmak3
- kadir inanır'ın vefatı7
- ciguli kral7
- akp ülkeyi muasır medeniyetler seviyesine getirdi2
- ilişkiye bir süre ara vermek10
- frt2
- saraca finch house7
- king is back3
- kitap alıntıları2
- deniz göktaş'ın 3 günde 4 milyon izlenmesi9
- kemalizm ve sosyal demokrasi uyumsuzluğu2
--spoiler--
Şarkılar bilirim çığ tutmuş
Resimler, heykeller, destanlar
Usta ellerin yapısı
Kolsuz,yarı çıplak Venüs
Trans-nonain sokağı
Garcia Lorca'nın mezarı,
Ve gözbebekleri Pierre Curie'nin
Kar altındadır. *
--spoiler--
Ahmed Arif'in ifade ettiği şekliyle, 2015 yılının aralık ayında kar altında olan şehirdir Tuşba.
Sıcak duvarlar ardına sinerek baharı beklediğimiz yıllardan biri olarak not düşülsün yitikler tarihine...
Meher Kapının ve dahi Yeşilalıç Anıtının da kar altında olduğu yazılsın.
Sarnıçların kimsesizlikten buz tuttuğu ve beyaz donlu bir grup Pegasusun yaşlı burçlarını delerek kaleye sızdığı,
Hoşap Kalesinin 300 kantar ağırlığındaki çift kanatlı som demir kapısının gece boyunca fırtınada kükreyip durduğu,
ve kaya nişinde saklanan perinin, bu soğuk cuma gününde zuhur edeceği meçhul saat için taşlardan pelerin ördüğü de eklensin o tarihe...
Ayazdan mı yoksa periyi sırtlanan yağız atın öldürücü bakışlarından mı can verdikleri bilinmeyen çocukların son hazırlıkları tamamladığı ve yeni kurtarıcılar devşirmek için en renkli elbiseleriyle varoşlara ve bilumum izbe coğrafyalara dağılarak masum yürekleri kurtarma harekâtına başlayacaklarını fısıldıyor Kral işpuini'nin kurmayları...
Müneccimlerin 800 yıl sonra gelecek isa Peygamberi müjdelemesinden bu yana, 3000 yıllık bitimsiz bir umutla sevgilisi Ara'nın tekrar dirileceği günü bekleyen Kraliçe Semiramis, kan kızılı ellerini soğuktan donan Muradiye Şelalesinin sularında yıkayamadığı için kahrından eriyerek rüzgarla birlikte Süphan Dağının eteklerine doğru savrulduğu için değil, tipiden dolayı yolların kapandığını söylese de ajanslar, Tanrı Haldi olan bitenden haberdar ve mağrur bir suskunluk içinde izlemektedir karayolları ekiplerinin hebadan ibaret uğraşlarını...
'ince Beyaz' dedikleri bir hastalık elinden muzdarip badem ağaçlarına şifa bulamayan ziraatçiler, baharla birlikte tekrar dirilen dalların hikmeti üzerine kafa yora dursunlar, kendinden emin tebessümü ile dallardan kar bademi toplayan ve hüzünlü bir ilahiyi mırıldanarak umudu nasihat eden Tamara'nın soğuk gecelerde yüzünde beliren endişeyi, göldeki kayıp cesetlere yoruyor kefaller ve karınlarında taşıdıkları yumurtalar üzerine yeminler ederek takılıyor balıkçı ağlarına...
Kiliseye sonradan eklenen şapele hep üvey evlat gözüyle bakan, soranlara soğuğu bahane ettiği bükük dudağıyla eserinin çevresinde dört dönen Mimar Manuel, rölyeflerden damıttığı kıssaları Artos Dağına karşı büyük bir tazimle okuduğu rutin ayinini, kabartmaları kaplayan kardan dolayı gerçekleştiremeyip de adanın bir köşesinde Yüzbaşı Dr. Operatör Cavit Bey ile dertleşen Yaşar Kemal'e doğru tozlaşmış yüreğinden üfürdüğü kızıl kumları armağan ettiğinde, kadrajlarda beliren efsunlu gün batımı atmosferinin insanları nasıl da hayrete düşüreceğinden habersizdir.
Erek Dağı kalıntılarında beliren çift hale yöre halkı tarafından tipiye yorulsa da, ışığı kehkeşana varan ışık huzmesinin kurd ile kuzunun muhabbetinden doğduğunu bilen Siyabend, dipsiz uçurumun zaman boşluğundan haykırarak insanlara anlatmaya çalışsa da, uluyan kurdun ve öten baykuşun sesindeki hikmeti kimseler kimseler anlamaz da, bir tek xece anlar, bir tek xece kanar da, akşamüstlerinde bir ölüm sessizliği halinde beliren sükûnetin talihsizliğini sevdalısına bir türlü, bir türlü söyleyemez.
---------------------------------
Evet,
Kar altındadır hakikatimiz...
Şairleri ve yitikleri kanatır...
---------------------------------
Hüsrev Paşa Külliyesinin batı kapısını okşayan akşam güneşinde zuhur eder Mimar Selman…
‘‘Ben buradayım!
Şu kesme taşta, şu minberde…
Şu son cemaat yerinde, münzevi medrese rahlesinde, şefkatle sarıp sarmalayan kubbede…
Şu ıssız kederin her bir zerresinde…
Ben buradayım!
Güneşin son takatiyle kamaştırdığı yansıma benim hakikatimdir, benim avazım…
Yine mi görmezler ey benim yanık bağrım, azabım…
Serdarı nasname elemidir benim yolum!!!’’
Köse Hüsrev, akçe kokulu tüysüz çehresini sıvazlar…
Kâtipler hıyanet halindedir…
Kelimeler rakkas…
Selman yanar, Selman kanar Horhor’a karşı…
Elem i harından, su dile gelerek kaynar da, Süleyman Han mabedinin güney yamacını döven tipideki silüet dışında, kimseler, kimseler anlayamaz…
Anlayamaz da kapılarını ve pencerelerini kapatıp dururlar esrara karşı…
--spoiler--
Kirvem,
Hallarımı aynı böyle yaz…
Rivayet sanılır belki,
Gül memeler değil,
Domdom kurşunu
Paramparça, Ağzımdaki…**
--spoiler--
*A. Arif Karanfil Sokağı Şiirinden.
**A. Arif Otuzüç Kurşun Şiirinden.
Şarkılar bilirim çığ tutmuş
Resimler, heykeller, destanlar
Usta ellerin yapısı
Kolsuz,yarı çıplak Venüs
Trans-nonain sokağı
Garcia Lorca'nın mezarı,
Ve gözbebekleri Pierre Curie'nin
Kar altındadır. *
--spoiler--
Ahmed Arif'in ifade ettiği şekliyle, 2015 yılının aralık ayında kar altında olan şehirdir Tuşba.
Sıcak duvarlar ardına sinerek baharı beklediğimiz yıllardan biri olarak not düşülsün yitikler tarihine...
Meher Kapının ve dahi Yeşilalıç Anıtının da kar altında olduğu yazılsın.
Sarnıçların kimsesizlikten buz tuttuğu ve beyaz donlu bir grup Pegasusun yaşlı burçlarını delerek kaleye sızdığı,
Hoşap Kalesinin 300 kantar ağırlığındaki çift kanatlı som demir kapısının gece boyunca fırtınada kükreyip durduğu,
ve kaya nişinde saklanan perinin, bu soğuk cuma gününde zuhur edeceği meçhul saat için taşlardan pelerin ördüğü de eklensin o tarihe...
Ayazdan mı yoksa periyi sırtlanan yağız atın öldürücü bakışlarından mı can verdikleri bilinmeyen çocukların son hazırlıkları tamamladığı ve yeni kurtarıcılar devşirmek için en renkli elbiseleriyle varoşlara ve bilumum izbe coğrafyalara dağılarak masum yürekleri kurtarma harekâtına başlayacaklarını fısıldıyor Kral işpuini'nin kurmayları...
Müneccimlerin 800 yıl sonra gelecek isa Peygamberi müjdelemesinden bu yana, 3000 yıllık bitimsiz bir umutla sevgilisi Ara'nın tekrar dirileceği günü bekleyen Kraliçe Semiramis, kan kızılı ellerini soğuktan donan Muradiye Şelalesinin sularında yıkayamadığı için kahrından eriyerek rüzgarla birlikte Süphan Dağının eteklerine doğru savrulduğu için değil, tipiden dolayı yolların kapandığını söylese de ajanslar, Tanrı Haldi olan bitenden haberdar ve mağrur bir suskunluk içinde izlemektedir karayolları ekiplerinin hebadan ibaret uğraşlarını...
'ince Beyaz' dedikleri bir hastalık elinden muzdarip badem ağaçlarına şifa bulamayan ziraatçiler, baharla birlikte tekrar dirilen dalların hikmeti üzerine kafa yora dursunlar, kendinden emin tebessümü ile dallardan kar bademi toplayan ve hüzünlü bir ilahiyi mırıldanarak umudu nasihat eden Tamara'nın soğuk gecelerde yüzünde beliren endişeyi, göldeki kayıp cesetlere yoruyor kefaller ve karınlarında taşıdıkları yumurtalar üzerine yeminler ederek takılıyor balıkçı ağlarına...
Kiliseye sonradan eklenen şapele hep üvey evlat gözüyle bakan, soranlara soğuğu bahane ettiği bükük dudağıyla eserinin çevresinde dört dönen Mimar Manuel, rölyeflerden damıttığı kıssaları Artos Dağına karşı büyük bir tazimle okuduğu rutin ayinini, kabartmaları kaplayan kardan dolayı gerçekleştiremeyip de adanın bir köşesinde Yüzbaşı Dr. Operatör Cavit Bey ile dertleşen Yaşar Kemal'e doğru tozlaşmış yüreğinden üfürdüğü kızıl kumları armağan ettiğinde, kadrajlarda beliren efsunlu gün batımı atmosferinin insanları nasıl da hayrete düşüreceğinden habersizdir.
Erek Dağı kalıntılarında beliren çift hale yöre halkı tarafından tipiye yorulsa da, ışığı kehkeşana varan ışık huzmesinin kurd ile kuzunun muhabbetinden doğduğunu bilen Siyabend, dipsiz uçurumun zaman boşluğundan haykırarak insanlara anlatmaya çalışsa da, uluyan kurdun ve öten baykuşun sesindeki hikmeti kimseler kimseler anlamaz da, bir tek xece anlar, bir tek xece kanar da, akşamüstlerinde bir ölüm sessizliği halinde beliren sükûnetin talihsizliğini sevdalısına bir türlü, bir türlü söyleyemez.
---------------------------------
Evet,
Kar altındadır hakikatimiz...
Şairleri ve yitikleri kanatır...
---------------------------------
Hüsrev Paşa Külliyesinin batı kapısını okşayan akşam güneşinde zuhur eder Mimar Selman…
‘‘Ben buradayım!
Şu kesme taşta, şu minberde…
Şu son cemaat yerinde, münzevi medrese rahlesinde, şefkatle sarıp sarmalayan kubbede…
Şu ıssız kederin her bir zerresinde…
Ben buradayım!
Güneşin son takatiyle kamaştırdığı yansıma benim hakikatimdir, benim avazım…
Yine mi görmezler ey benim yanık bağrım, azabım…
Serdarı nasname elemidir benim yolum!!!’’
Köse Hüsrev, akçe kokulu tüysüz çehresini sıvazlar…
Kâtipler hıyanet halindedir…
Kelimeler rakkas…
Selman yanar, Selman kanar Horhor’a karşı…
Elem i harından, su dile gelerek kaynar da, Süleyman Han mabedinin güney yamacını döven tipideki silüet dışında, kimseler, kimseler anlayamaz…
Anlayamaz da kapılarını ve pencerelerini kapatıp dururlar esrara karşı…
--spoiler--
Kirvem,
Hallarımı aynı böyle yaz…
Rivayet sanılır belki,
Gül memeler değil,
Domdom kurşunu
Paramparça, Ağzımdaki…**
--spoiler--
*A. Arif Karanfil Sokağı Şiirinden.
**A. Arif Otuzüç Kurşun Şiirinden.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar