bugün
- şükredilecek şeyler9
- zall özel mesajları okuyor mu sorunsalı4
- iki zenciyle aynı odada uyumak6
- kızlar acilen konuşmamız gerek19
- aykolik'in her gün mastürbasyon yapması26
- dejavu yaşamak6
- zorunlu eğitim paradoksu4
- uyuyan kızın ayaklarını koklamak5
- haftanın gammazları listesi25
- osimhen lukaku vlahovic salah6
- hindistan'a atom bombası atmak3
- herkese garip size normal gelen şeyler17
- en son ne yediniz5
- bir kızı meyveli sodaya alıştırmak5
- sözlük erkeklerinin göğüsleri10
- sözlük sadece bilgi edinmek için değildir2
- aykolik 31 çekmeyi nerden öğrendi sorunsalı11
- iç gıcıklayıcı bir şey söyle7
- mastürbasyon yapmayı unutmayın6
- kingdom come deliverance 22
- tarih tekerrür eder mi6
- kaslı serseri mi göbekli iş adamı mı6
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması24
- pforzheim den talimat alan yazarlar5
- zeytin ağacı2
- ben sözlüğü ciddiye almıyorum karizması11
- hurdacı aganın anlattığı kıssa2
- dayanamayıp kitap almak2
- hangi sözlük kızının sağ koltuğuna oturursunuz9
- yiyip yiyip kilo almamak4
- anın görüntüsü21
- zeki insanlar5
- ülkemde başı açık kadın görmek istemiyorum4
- seyir terasının parmaklıklarına yaslanmak5
- süleymancılar6
- mehdinin bir anda gelecek olması11
- ahmet mümtaz taylan3
- damarsız tüysüz manisa yaprağı6
- beyin ameliyatından çıkmak7
- ispartalı kızların gül kokması8
- gammaz olup kimseyi gammazlamamak8
- meme arasının terlemesi4
- iha yaptı siha yaptı7
- farklı bakış açıları3
- sağ koltukta bacağını elleten erkek7
- almanya da pazar günleri dükkanlar açık olsun6
- chp başa gelirse demirtaş serbest kalır4
- beyaz ekmek3
- 13 ağustos 2026 kolombiya depremi11
- sözlük erkeklerinin sütyen bedenleri3
--spoiler--
Şarkılar bilirim çığ tutmuş
Resimler, heykeller, destanlar
Usta ellerin yapısı
Kolsuz,yarı çıplak Venüs
Trans-nonain sokağı
Garcia Lorca'nın mezarı,
Ve gözbebekleri Pierre Curie'nin
Kar altındadır. *
--spoiler--
Ahmed Arif'in ifade ettiği şekliyle, 2015 yılının aralık ayında kar altında olan şehirdir Tuşba.
Sıcak duvarlar ardına sinerek baharı beklediğimiz yıllardan biri olarak not düşülsün yitikler tarihine...
Meher Kapının ve dahi Yeşilalıç Anıtının da kar altında olduğu yazılsın.
Sarnıçların kimsesizlikten buz tuttuğu ve beyaz donlu bir grup Pegasusun yaşlı burçlarını delerek kaleye sızdığı,
Hoşap Kalesinin 300 kantar ağırlığındaki çift kanatlı som demir kapısının gece boyunca fırtınada kükreyip durduğu,
ve kaya nişinde saklanan perinin, bu soğuk cuma gününde zuhur edeceği meçhul saat için taşlardan pelerin ördüğü de eklensin o tarihe...
Ayazdan mı yoksa periyi sırtlanan yağız atın öldürücü bakışlarından mı can verdikleri bilinmeyen çocukların son hazırlıkları tamamladığı ve yeni kurtarıcılar devşirmek için en renkli elbiseleriyle varoşlara ve bilumum izbe coğrafyalara dağılarak masum yürekleri kurtarma harekâtına başlayacaklarını fısıldıyor Kral işpuini'nin kurmayları...
Müneccimlerin 800 yıl sonra gelecek isa Peygamberi müjdelemesinden bu yana, 3000 yıllık bitimsiz bir umutla sevgilisi Ara'nın tekrar dirileceği günü bekleyen Kraliçe Semiramis, kan kızılı ellerini soğuktan donan Muradiye Şelalesinin sularında yıkayamadığı için kahrından eriyerek rüzgarla birlikte Süphan Dağının eteklerine doğru savrulduğu için değil, tipiden dolayı yolların kapandığını söylese de ajanslar, Tanrı Haldi olan bitenden haberdar ve mağrur bir suskunluk içinde izlemektedir karayolları ekiplerinin hebadan ibaret uğraşlarını...
'ince Beyaz' dedikleri bir hastalık elinden muzdarip badem ağaçlarına şifa bulamayan ziraatçiler, baharla birlikte tekrar dirilen dalların hikmeti üzerine kafa yora dursunlar, kendinden emin tebessümü ile dallardan kar bademi toplayan ve hüzünlü bir ilahiyi mırıldanarak umudu nasihat eden Tamara'nın soğuk gecelerde yüzünde beliren endişeyi, göldeki kayıp cesetlere yoruyor kefaller ve karınlarında taşıdıkları yumurtalar üzerine yeminler ederek takılıyor balıkçı ağlarına...
Kiliseye sonradan eklenen şapele hep üvey evlat gözüyle bakan, soranlara soğuğu bahane ettiği bükük dudağıyla eserinin çevresinde dört dönen Mimar Manuel, rölyeflerden damıttığı kıssaları Artos Dağına karşı büyük bir tazimle okuduğu rutin ayinini, kabartmaları kaplayan kardan dolayı gerçekleştiremeyip de adanın bir köşesinde Yüzbaşı Dr. Operatör Cavit Bey ile dertleşen Yaşar Kemal'e doğru tozlaşmış yüreğinden üfürdüğü kızıl kumları armağan ettiğinde, kadrajlarda beliren efsunlu gün batımı atmosferinin insanları nasıl da hayrete düşüreceğinden habersizdir.
Erek Dağı kalıntılarında beliren çift hale yöre halkı tarafından tipiye yorulsa da, ışığı kehkeşana varan ışık huzmesinin kurd ile kuzunun muhabbetinden doğduğunu bilen Siyabend, dipsiz uçurumun zaman boşluğundan haykırarak insanlara anlatmaya çalışsa da, uluyan kurdun ve öten baykuşun sesindeki hikmeti kimseler kimseler anlamaz da, bir tek xece anlar, bir tek xece kanar da, akşamüstlerinde bir ölüm sessizliği halinde beliren sükûnetin talihsizliğini sevdalısına bir türlü, bir türlü söyleyemez.
---------------------------------
Evet,
Kar altındadır hakikatimiz...
Şairleri ve yitikleri kanatır...
---------------------------------
Hüsrev Paşa Külliyesinin batı kapısını okşayan akşam güneşinde zuhur eder Mimar Selman…
‘‘Ben buradayım!
Şu kesme taşta, şu minberde…
Şu son cemaat yerinde, münzevi medrese rahlesinde, şefkatle sarıp sarmalayan kubbede…
Şu ıssız kederin her bir zerresinde…
Ben buradayım!
Güneşin son takatiyle kamaştırdığı yansıma benim hakikatimdir, benim avazım…
Yine mi görmezler ey benim yanık bağrım, azabım…
Serdarı nasname elemidir benim yolum!!!’’
Köse Hüsrev, akçe kokulu tüysüz çehresini sıvazlar…
Kâtipler hıyanet halindedir…
Kelimeler rakkas…
Selman yanar, Selman kanar Horhor’a karşı…
Elem i harından, su dile gelerek kaynar da, Süleyman Han mabedinin güney yamacını döven tipideki silüet dışında, kimseler, kimseler anlayamaz…
Anlayamaz da kapılarını ve pencerelerini kapatıp dururlar esrara karşı…
--spoiler--
Kirvem,
Hallarımı aynı böyle yaz…
Rivayet sanılır belki,
Gül memeler değil,
Domdom kurşunu
Paramparça, Ağzımdaki…**
--spoiler--
*A. Arif Karanfil Sokağı Şiirinden.
**A. Arif Otuzüç Kurşun Şiirinden.
Şarkılar bilirim çığ tutmuş
Resimler, heykeller, destanlar
Usta ellerin yapısı
Kolsuz,yarı çıplak Venüs
Trans-nonain sokağı
Garcia Lorca'nın mezarı,
Ve gözbebekleri Pierre Curie'nin
Kar altındadır. *
--spoiler--
Ahmed Arif'in ifade ettiği şekliyle, 2015 yılının aralık ayında kar altında olan şehirdir Tuşba.
Sıcak duvarlar ardına sinerek baharı beklediğimiz yıllardan biri olarak not düşülsün yitikler tarihine...
Meher Kapının ve dahi Yeşilalıç Anıtının da kar altında olduğu yazılsın.
Sarnıçların kimsesizlikten buz tuttuğu ve beyaz donlu bir grup Pegasusun yaşlı burçlarını delerek kaleye sızdığı,
Hoşap Kalesinin 300 kantar ağırlığındaki çift kanatlı som demir kapısının gece boyunca fırtınada kükreyip durduğu,
ve kaya nişinde saklanan perinin, bu soğuk cuma gününde zuhur edeceği meçhul saat için taşlardan pelerin ördüğü de eklensin o tarihe...
Ayazdan mı yoksa periyi sırtlanan yağız atın öldürücü bakışlarından mı can verdikleri bilinmeyen çocukların son hazırlıkları tamamladığı ve yeni kurtarıcılar devşirmek için en renkli elbiseleriyle varoşlara ve bilumum izbe coğrafyalara dağılarak masum yürekleri kurtarma harekâtına başlayacaklarını fısıldıyor Kral işpuini'nin kurmayları...
Müneccimlerin 800 yıl sonra gelecek isa Peygamberi müjdelemesinden bu yana, 3000 yıllık bitimsiz bir umutla sevgilisi Ara'nın tekrar dirileceği günü bekleyen Kraliçe Semiramis, kan kızılı ellerini soğuktan donan Muradiye Şelalesinin sularında yıkayamadığı için kahrından eriyerek rüzgarla birlikte Süphan Dağının eteklerine doğru savrulduğu için değil, tipiden dolayı yolların kapandığını söylese de ajanslar, Tanrı Haldi olan bitenden haberdar ve mağrur bir suskunluk içinde izlemektedir karayolları ekiplerinin hebadan ibaret uğraşlarını...
'ince Beyaz' dedikleri bir hastalık elinden muzdarip badem ağaçlarına şifa bulamayan ziraatçiler, baharla birlikte tekrar dirilen dalların hikmeti üzerine kafa yora dursunlar, kendinden emin tebessümü ile dallardan kar bademi toplayan ve hüzünlü bir ilahiyi mırıldanarak umudu nasihat eden Tamara'nın soğuk gecelerde yüzünde beliren endişeyi, göldeki kayıp cesetlere yoruyor kefaller ve karınlarında taşıdıkları yumurtalar üzerine yeminler ederek takılıyor balıkçı ağlarına...
Kiliseye sonradan eklenen şapele hep üvey evlat gözüyle bakan, soranlara soğuğu bahane ettiği bükük dudağıyla eserinin çevresinde dört dönen Mimar Manuel, rölyeflerden damıttığı kıssaları Artos Dağına karşı büyük bir tazimle okuduğu rutin ayinini, kabartmaları kaplayan kardan dolayı gerçekleştiremeyip de adanın bir köşesinde Yüzbaşı Dr. Operatör Cavit Bey ile dertleşen Yaşar Kemal'e doğru tozlaşmış yüreğinden üfürdüğü kızıl kumları armağan ettiğinde, kadrajlarda beliren efsunlu gün batımı atmosferinin insanları nasıl da hayrete düşüreceğinden habersizdir.
Erek Dağı kalıntılarında beliren çift hale yöre halkı tarafından tipiye yorulsa da, ışığı kehkeşana varan ışık huzmesinin kurd ile kuzunun muhabbetinden doğduğunu bilen Siyabend, dipsiz uçurumun zaman boşluğundan haykırarak insanlara anlatmaya çalışsa da, uluyan kurdun ve öten baykuşun sesindeki hikmeti kimseler kimseler anlamaz da, bir tek xece anlar, bir tek xece kanar da, akşamüstlerinde bir ölüm sessizliği halinde beliren sükûnetin talihsizliğini sevdalısına bir türlü, bir türlü söyleyemez.
---------------------------------
Evet,
Kar altındadır hakikatimiz...
Şairleri ve yitikleri kanatır...
---------------------------------
Hüsrev Paşa Külliyesinin batı kapısını okşayan akşam güneşinde zuhur eder Mimar Selman…
‘‘Ben buradayım!
Şu kesme taşta, şu minberde…
Şu son cemaat yerinde, münzevi medrese rahlesinde, şefkatle sarıp sarmalayan kubbede…
Şu ıssız kederin her bir zerresinde…
Ben buradayım!
Güneşin son takatiyle kamaştırdığı yansıma benim hakikatimdir, benim avazım…
Yine mi görmezler ey benim yanık bağrım, azabım…
Serdarı nasname elemidir benim yolum!!!’’
Köse Hüsrev, akçe kokulu tüysüz çehresini sıvazlar…
Kâtipler hıyanet halindedir…
Kelimeler rakkas…
Selman yanar, Selman kanar Horhor’a karşı…
Elem i harından, su dile gelerek kaynar da, Süleyman Han mabedinin güney yamacını döven tipideki silüet dışında, kimseler, kimseler anlayamaz…
Anlayamaz da kapılarını ve pencerelerini kapatıp dururlar esrara karşı…
--spoiler--
Kirvem,
Hallarımı aynı böyle yaz…
Rivayet sanılır belki,
Gül memeler değil,
Domdom kurşunu
Paramparça, Ağzımdaki…**
--spoiler--
*A. Arif Karanfil Sokağı Şiirinden.
**A. Arif Otuzüç Kurşun Şiirinden.
1.Çürümüş, ezilmiş meyve: Ali armutların tuşbalarını seç.
2.Çok şişman (kimse için).
2.Çok şişman (kimse için).
serbest çağrışımı tuğba olan van ilçesi. ankara'ya ilk geldiğimde aşti'de bir otobüsün üzerinde görmüştüm.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar