bugün
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu11
- masklavinin akepeyi hiç eleştirmemesi29
- sarapci koala68
- sevgi ihtiyacını 31 çekerek karşılamak8
- tayland a giden erkeğin asıl amacı5
- salata ile başlanan gün6
- eski sevgiliyle karşılaşmak6
- iremga6
- kıyamet zamanlarında mı yaşıyoruz3
- sezen aksu şarkılarında geçen acımasız sözler4
- ölümden korkmamak6
- sözlüğü bırakmaktan vazgeçtim4
- minnoş bir kalbim var diyen erkek7
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri30
- yeni parti'nin kürtçü olması14
- sadece 4000 kişi kalmış olması10
- teoman ın en güzel 3 şarkısı4
- oy verdiğim partiyi niye eleştireyim14
- gocu38
- yagmurcu ile yağmur altında dans etmek5
- halter kaldırırken osurmak4
- e'e f e5
- algı çetesi7
- revizyonist troçkist kırması yeni oportünist cephe3
- özgür özel10
- masklavinin siyaseti bırakırsa düzeleceği kanısı8
- fenerbahçe11
- mesai bitimi2
- orhan gencebay2
- hostingdunyam7
- s'i l v'e r m'i s t29
- mazotun litresi 90 lira13
- allah yoksa insanı iyi olmaya zorlayan nedir9
- sigaraya kahve sürmek5
- heyt bea birader4
- sözlükteki 4 harfliler4
- 81r4d3r5
- aşırı milliyetçilerin herkesi kürtçü ilan etmesi7
- kargocularla kanka olmak4
- idam anında kendini zehirlemek3
- gün tabağı diye rulolat veren sözlük kızı9
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı16
- arkadaşlar kavga etmeyin8
- 100 bin liraya mezarlık gece bekçisi olmak9
- miçotakis ten türkiye'ye iyi geçinme çağrısı6
- günün sözü26
- kabe'ye secde etmek on emri ihlal ediyor mu4
- armageddon savaşı3
- eksilendiğini ağlayarak günlüğüne yazmak2
- anın görüntüsü19
Fransız yazar Michel Houellebecq'in tartışma yaratan ve Alman yönetmen Oskar Roehler tarafından sinemaya uyarlanan romanı. bruno rolündeki Moritz Bleibtreu'ya dikkat ediniz.
filmin sonu ve romanın sonu arasında dağlar kadar fark var.
oskar roehler her nedense umutlu bir sona bağlamayı tercih etmiştir filmi.
tam tersine roman ise sıkı bir 'insanlık' eleştirisidir.
oskar roehler her nedense umutlu bir sona bağlamayı tercih etmiştir filmi.
tam tersine roman ise sıkı bir 'insanlık' eleştirisidir.
bir michel houellebecq romanıdır. beyazperdeye de uyarlanmıştır. filmini izlemedim ama kötü olduğu düşüncesi pek çok kişi tarafından paylaşıldı. romanın konusu şöyle:
michael ve bruno yarı-kardeş / üvey kardeş olmalarına karşın çok farklıdırlar. sadece annelerini paylaşmaktadırlar. oldukça serbest bir yaşam süren michael ve bruno'nun annesi, iki oğlunu, büyükanne ve büyükbabalarının yanına bırakmış ve onları ihmal etmiştir. içe dönük bir kişiliği olan moleküler biyolog michael, genetik araştırmalardan başını kaldıramamaktadır. bu yüzden de kendisine bir sevgili bulabilmekten çok uzaktır. bruno ise, seksi yüceltmek adına fantazilerinin kölesi olarak bir bedel ödemektedir. her şey, bu iki adamın 30'lu yaşlarında aşkı yaşaması ile değişir. michael yeniden çocukluk aşkı anabelle ile bir araya gelir. bruno ise christiane ile seksüel anlamda tutkuları paylaşır ve bunlardan zevk alır. şans tam da bu iki kardeşten yana gibi görünmesine karşın, zalim kaderin cilvesi sonucu, iki kardeşin sevdikleri kadınlar ciddi şekilde hastalanır. bruno ve michael bu durum karşısında şaşkına döner, durumun kötü etkileri ile uğraşmak ve karar vermek zorunda kalırlar. ya zor da olsa ilişkilerini sürdürecek ya da eski yaşamlarına geri döneceklerdir.
temel parçacıklar gerçekten de enfes bir modernizm eleştirisidir. bazı üniversitelerin felsefe bölümlerinde ders kitabı olarak okutulmuştur. kitapta birbirinden son derece farklı iki kardeşin modern dünya düzeninin nasıl kurbanları haline geldikleri anlatılır. bruno çocukluğunda yaşadığı derin tavmalar itkisiyle cinsel hayatını aşırılaştırarak hayatta kalmaya çalışmaktadır. michael ise kendisini bilime vermiş ancak aşk hayatını geri plana atmış biridir. daha doğrusu her iki hayatı normal bir biçimde yaşamayı becerememektedir. bruno ve michael ne kadar farklı hayatlar yaşasalar da - ki kitapta her ikisinin öyküsü ayrı bölümler halinde dönüşümlü olarak verilmiştir- nihai kaderleri aynı olur: mutsuzluk... !
michael ve bruno yarı-kardeş / üvey kardeş olmalarına karşın çok farklıdırlar. sadece annelerini paylaşmaktadırlar. oldukça serbest bir yaşam süren michael ve bruno'nun annesi, iki oğlunu, büyükanne ve büyükbabalarının yanına bırakmış ve onları ihmal etmiştir. içe dönük bir kişiliği olan moleküler biyolog michael, genetik araştırmalardan başını kaldıramamaktadır. bu yüzden de kendisine bir sevgili bulabilmekten çok uzaktır. bruno ise, seksi yüceltmek adına fantazilerinin kölesi olarak bir bedel ödemektedir. her şey, bu iki adamın 30'lu yaşlarında aşkı yaşaması ile değişir. michael yeniden çocukluk aşkı anabelle ile bir araya gelir. bruno ise christiane ile seksüel anlamda tutkuları paylaşır ve bunlardan zevk alır. şans tam da bu iki kardeşten yana gibi görünmesine karşın, zalim kaderin cilvesi sonucu, iki kardeşin sevdikleri kadınlar ciddi şekilde hastalanır. bruno ve michael bu durum karşısında şaşkına döner, durumun kötü etkileri ile uğraşmak ve karar vermek zorunda kalırlar. ya zor da olsa ilişkilerini sürdürecek ya da eski yaşamlarına geri döneceklerdir.
temel parçacıklar gerçekten de enfes bir modernizm eleştirisidir. bazı üniversitelerin felsefe bölümlerinde ders kitabı olarak okutulmuştur. kitapta birbirinden son derece farklı iki kardeşin modern dünya düzeninin nasıl kurbanları haline geldikleri anlatılır. bruno çocukluğunda yaşadığı derin tavmalar itkisiyle cinsel hayatını aşırılaştırarak hayatta kalmaya çalışmaktadır. michael ise kendisini bilime vermiş ancak aşk hayatını geri plana atmış biridir. daha doğrusu her iki hayatı normal bir biçimde yaşamayı becerememektedir. bruno ve michael ne kadar farklı hayatlar yaşasalar da - ki kitapta her ikisinin öyküsü ayrı bölümler halinde dönüşümlü olarak verilmiştir- nihai kaderleri aynı olur: mutsuzluk... !
moritz bleibtreu'nun oyunculuğu sayesinde kendisini izlettirebilen konu bütünlüğünü bir türlü sağlayamayan oskar roehler filmi.
filmdeki konu ve anlatım seyirciyi koltuğa çivilemese de insanların cinselliğe bakış açısı ve bunun insan hayatına hatta insanlık hayatına verdiği yöne dair sağlam eleştiriler var filmde.
sanırım film kitaptan uyarlamaymış.
bu eleştiriler ve saptamalar kitapta daha belirgin hissediliyordur heralde.
filmdeki konu ve anlatım seyirciyi koltuğa çivilemese de insanların cinselliğe bakış açısı ve bunun insan hayatına hatta insanlık hayatına verdiği yöne dair sağlam eleştiriler var filmde.
sanırım film kitaptan uyarlamaymış.
bu eleştiriler ve saptamalar kitapta daha belirgin hissediliyordur heralde.
Temel parçacıklar bilinen hiçbir alt yapısı olmayan parçacıklardır. Bu parçacıklar evreni oluşturan maddelerin temel yapıtaşıdır. Standart Model'de kuarklar, leptonlar ve ayar bozonları temel taneciklerdir.
kitabi bitirmek üzereyim film izlemeye değer mi karar vermeye çalışıyorum. kitap sağlam bu arada.
Hafif spoiler içerir.
Michel Houellebecq romanı. Özü itibariyle cinsel özgürlüğe dayalı 68 sonrası batı kültürüne yöneltilmiş sert bir eleştiridir.
Cinselliğe kontrol etmeniz ve yönlendirmeniz gereken bir şey gibi değil de hayatınızın pusulası muamelesi yaparsanız bu sizi yıkıma götürür, toplumunuzu da kendinden nefrete ve azalarak bitmeye sürükler. Çünkü bir toplum üremezse yok olur. Azalarak bitersiniz, zira Yazarın "boyun eğme" isimli romanında da atıf yaptığı üzere medeniyetler debdebe ve gürültüyle değil, sessizce ölürler. Yamulmuyorsam esasen toynbee'nin tespitidir bu.
Kitap işte bu fikrin detaylı örneklemlerinden ibarettir. Depresif, haz peşinde koşmaktan heyecan duyma yeteneğini yitirmiş karakterler oradan oraya savrulurlar, siz de onlara acırsınız. Ilginc bir okuma deneyimi.
Michel Houellebecq romanı. Özü itibariyle cinsel özgürlüğe dayalı 68 sonrası batı kültürüne yöneltilmiş sert bir eleştiridir.
Cinselliğe kontrol etmeniz ve yönlendirmeniz gereken bir şey gibi değil de hayatınızın pusulası muamelesi yaparsanız bu sizi yıkıma götürür, toplumunuzu da kendinden nefrete ve azalarak bitmeye sürükler. Çünkü bir toplum üremezse yok olur. Azalarak bitersiniz, zira Yazarın "boyun eğme" isimli romanında da atıf yaptığı üzere medeniyetler debdebe ve gürültüyle değil, sessizce ölürler. Yamulmuyorsam esasen toynbee'nin tespitidir bu.
Kitap işte bu fikrin detaylı örneklemlerinden ibarettir. Depresif, haz peşinde koşmaktan heyecan duyma yeteneğini yitirmiş karakterler oradan oraya savrulurlar, siz de onlara acırsınız. Ilginc bir okuma deneyimi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar