bugün
- güzel kızların her zaman haklı olması3
- aşk acısı çekiyorum sözlük13
- dublajı orjinalinden daha iyi olan izlenceler4
- gulmekicinyaratilmis3
- pahalıyı dayanıklı sanmak2
- çocukların sürekli abur cubur istemesi3
- erdogan'a yarayacak diye mizmızlanmak4
- büyünce sürekli çikolata yiyeceğim fikri2
- aşkını bir sır gibi senelerce saklamak3
- çerçeve yasa8
- sokakta 1 lira isteyen emo2
- masak'ın ahbap bağışlarını incelemesi4
- flört uygulamaları3
- midilli adası8
- en büyük aşklar pilav üstü az kuruyla başlar3
- başkasının diş fırçasıyla dişlerini fırçalamak2
- nickten isim tahmini yapmak10
- trabzon büyükşehir belediyesi21
- internetin artık ölmesi2
- guinness birası5
- 7 ağustos 20262
- mazot fiyatlarının suçlusu3
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı17
- sözlüğün şizofren ve sapık dolu olduğu gerçeği15
- hükümet değişse ülke düzelir mi2
- isteklerinize nasıl sınır koyuyorsunuz5
- otobüsteki en iyi koltuk hangisidir sorunsalı16
- sözlükte entrylerini anlamadiginiz kişi15
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi26
- masklavi'yi şeriatla yönetilen ülkeye göndermek13
- akrabalarla ilişkiyi kes17
- zorunlu eğitim9
- izmirli kızlar neden kıçı açık geziyor sorunsalı12
- sözlüğün boşalması3
- sinem dedetaş11
- haramidere de haramilik yapmak5
- orjinalinden iyi coverlar2
- batıl inançlar7
- the blair witch project2
- kemalistler yunanistan'a defolsun8
- caddebostan da bostan yetiştirmek4
- 5 ağustos 2026 fenerbahçe sturm graz maçı18
- mason greenwood11
- arkadaşlar pizza yer miyiz4
- içinizde bomba atmasını bilmeyen hayvanlar var3
- fetönün siyasi ayağı araştırlsın önergesinin reddi8
- apo hapisten çıkınca ak partililerin tepkisi8
- kilolu olmak5
- şaka maka 40'a yaklaşmak6
- renault 9 broadway12
Fransız yazar Michel Houellebecq'in tartışma yaratan ve Alman yönetmen Oskar Roehler tarafından sinemaya uyarlanan romanı. bruno rolündeki Moritz Bleibtreu'ya dikkat ediniz.
filmin sonu ve romanın sonu arasında dağlar kadar fark var.
oskar roehler her nedense umutlu bir sona bağlamayı tercih etmiştir filmi.
tam tersine roman ise sıkı bir 'insanlık' eleştirisidir.
oskar roehler her nedense umutlu bir sona bağlamayı tercih etmiştir filmi.
tam tersine roman ise sıkı bir 'insanlık' eleştirisidir.
bir michel houellebecq romanıdır. beyazperdeye de uyarlanmıştır. filmini izlemedim ama kötü olduğu düşüncesi pek çok kişi tarafından paylaşıldı. romanın konusu şöyle:
michael ve bruno yarı-kardeş / üvey kardeş olmalarına karşın çok farklıdırlar. sadece annelerini paylaşmaktadırlar. oldukça serbest bir yaşam süren michael ve bruno'nun annesi, iki oğlunu, büyükanne ve büyükbabalarının yanına bırakmış ve onları ihmal etmiştir. içe dönük bir kişiliği olan moleküler biyolog michael, genetik araştırmalardan başını kaldıramamaktadır. bu yüzden de kendisine bir sevgili bulabilmekten çok uzaktır. bruno ise, seksi yüceltmek adına fantazilerinin kölesi olarak bir bedel ödemektedir. her şey, bu iki adamın 30'lu yaşlarında aşkı yaşaması ile değişir. michael yeniden çocukluk aşkı anabelle ile bir araya gelir. bruno ise christiane ile seksüel anlamda tutkuları paylaşır ve bunlardan zevk alır. şans tam da bu iki kardeşten yana gibi görünmesine karşın, zalim kaderin cilvesi sonucu, iki kardeşin sevdikleri kadınlar ciddi şekilde hastalanır. bruno ve michael bu durum karşısında şaşkına döner, durumun kötü etkileri ile uğraşmak ve karar vermek zorunda kalırlar. ya zor da olsa ilişkilerini sürdürecek ya da eski yaşamlarına geri döneceklerdir.
temel parçacıklar gerçekten de enfes bir modernizm eleştirisidir. bazı üniversitelerin felsefe bölümlerinde ders kitabı olarak okutulmuştur. kitapta birbirinden son derece farklı iki kardeşin modern dünya düzeninin nasıl kurbanları haline geldikleri anlatılır. bruno çocukluğunda yaşadığı derin tavmalar itkisiyle cinsel hayatını aşırılaştırarak hayatta kalmaya çalışmaktadır. michael ise kendisini bilime vermiş ancak aşk hayatını geri plana atmış biridir. daha doğrusu her iki hayatı normal bir biçimde yaşamayı becerememektedir. bruno ve michael ne kadar farklı hayatlar yaşasalar da - ki kitapta her ikisinin öyküsü ayrı bölümler halinde dönüşümlü olarak verilmiştir- nihai kaderleri aynı olur: mutsuzluk... !
michael ve bruno yarı-kardeş / üvey kardeş olmalarına karşın çok farklıdırlar. sadece annelerini paylaşmaktadırlar. oldukça serbest bir yaşam süren michael ve bruno'nun annesi, iki oğlunu, büyükanne ve büyükbabalarının yanına bırakmış ve onları ihmal etmiştir. içe dönük bir kişiliği olan moleküler biyolog michael, genetik araştırmalardan başını kaldıramamaktadır. bu yüzden de kendisine bir sevgili bulabilmekten çok uzaktır. bruno ise, seksi yüceltmek adına fantazilerinin kölesi olarak bir bedel ödemektedir. her şey, bu iki adamın 30'lu yaşlarında aşkı yaşaması ile değişir. michael yeniden çocukluk aşkı anabelle ile bir araya gelir. bruno ise christiane ile seksüel anlamda tutkuları paylaşır ve bunlardan zevk alır. şans tam da bu iki kardeşten yana gibi görünmesine karşın, zalim kaderin cilvesi sonucu, iki kardeşin sevdikleri kadınlar ciddi şekilde hastalanır. bruno ve michael bu durum karşısında şaşkına döner, durumun kötü etkileri ile uğraşmak ve karar vermek zorunda kalırlar. ya zor da olsa ilişkilerini sürdürecek ya da eski yaşamlarına geri döneceklerdir.
temel parçacıklar gerçekten de enfes bir modernizm eleştirisidir. bazı üniversitelerin felsefe bölümlerinde ders kitabı olarak okutulmuştur. kitapta birbirinden son derece farklı iki kardeşin modern dünya düzeninin nasıl kurbanları haline geldikleri anlatılır. bruno çocukluğunda yaşadığı derin tavmalar itkisiyle cinsel hayatını aşırılaştırarak hayatta kalmaya çalışmaktadır. michael ise kendisini bilime vermiş ancak aşk hayatını geri plana atmış biridir. daha doğrusu her iki hayatı normal bir biçimde yaşamayı becerememektedir. bruno ve michael ne kadar farklı hayatlar yaşasalar da - ki kitapta her ikisinin öyküsü ayrı bölümler halinde dönüşümlü olarak verilmiştir- nihai kaderleri aynı olur: mutsuzluk... !
moritz bleibtreu'nun oyunculuğu sayesinde kendisini izlettirebilen konu bütünlüğünü bir türlü sağlayamayan oskar roehler filmi.
filmdeki konu ve anlatım seyirciyi koltuğa çivilemese de insanların cinselliğe bakış açısı ve bunun insan hayatına hatta insanlık hayatına verdiği yöne dair sağlam eleştiriler var filmde.
sanırım film kitaptan uyarlamaymış.
bu eleştiriler ve saptamalar kitapta daha belirgin hissediliyordur heralde.
filmdeki konu ve anlatım seyirciyi koltuğa çivilemese de insanların cinselliğe bakış açısı ve bunun insan hayatına hatta insanlık hayatına verdiği yöne dair sağlam eleştiriler var filmde.
sanırım film kitaptan uyarlamaymış.
bu eleştiriler ve saptamalar kitapta daha belirgin hissediliyordur heralde.
Temel parçacıklar bilinen hiçbir alt yapısı olmayan parçacıklardır. Bu parçacıklar evreni oluşturan maddelerin temel yapıtaşıdır. Standart Model'de kuarklar, leptonlar ve ayar bozonları temel taneciklerdir.
kitabi bitirmek üzereyim film izlemeye değer mi karar vermeye çalışıyorum. kitap sağlam bu arada.
Hafif spoiler içerir.
Michel Houellebecq romanı. Özü itibariyle cinsel özgürlüğe dayalı 68 sonrası batı kültürüne yöneltilmiş sert bir eleştiridir.
Cinselliğe kontrol etmeniz ve yönlendirmeniz gereken bir şey gibi değil de hayatınızın pusulası muamelesi yaparsanız bu sizi yıkıma götürür, toplumunuzu da kendinden nefrete ve azalarak bitmeye sürükler. Çünkü bir toplum üremezse yok olur. Azalarak bitersiniz, zira Yazarın "boyun eğme" isimli romanında da atıf yaptığı üzere medeniyetler debdebe ve gürültüyle değil, sessizce ölürler. Yamulmuyorsam esasen toynbee'nin tespitidir bu.
Kitap işte bu fikrin detaylı örneklemlerinden ibarettir. Depresif, haz peşinde koşmaktan heyecan duyma yeteneğini yitirmiş karakterler oradan oraya savrulurlar, siz de onlara acırsınız. Ilginc bir okuma deneyimi.
Michel Houellebecq romanı. Özü itibariyle cinsel özgürlüğe dayalı 68 sonrası batı kültürüne yöneltilmiş sert bir eleştiridir.
Cinselliğe kontrol etmeniz ve yönlendirmeniz gereken bir şey gibi değil de hayatınızın pusulası muamelesi yaparsanız bu sizi yıkıma götürür, toplumunuzu da kendinden nefrete ve azalarak bitmeye sürükler. Çünkü bir toplum üremezse yok olur. Azalarak bitersiniz, zira Yazarın "boyun eğme" isimli romanında da atıf yaptığı üzere medeniyetler debdebe ve gürültüyle değil, sessizce ölürler. Yamulmuyorsam esasen toynbee'nin tespitidir bu.
Kitap işte bu fikrin detaylı örneklemlerinden ibarettir. Depresif, haz peşinde koşmaktan heyecan duyma yeteneğini yitirmiş karakterler oradan oraya savrulurlar, siz de onlara acırsınız. Ilginc bir okuma deneyimi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar