bugün
- iremga32
- anın görüntüsü28
- narsist birine aşık olmak5
- süleymancılar10
- afrika sömürülmese gelişmiş olur muydu3
- bu saatte hala uyumama sebebi4
- tem şubenin sözlükte kavga etmesi8
- geceye bir şarkı bırak3
- nick vermeden bir yazara seslen12
- sabah namazının fazileti3
- sözlük erkeklerinin göğüsleri19
- aykolik'in her gün mastürbasyon yapması29
- gammaz arkadaşlar acil baksın8
- en sevdiğiniz hayvan4
- alkolizm eşiği2
- götünde donu olmayıp tatile gitmek3
- uludağdaki gambaz zulmüne uğrayan yazarlar9
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması27
- sözlük erkeklerinin memeleri8
- sibel can'ın uludağ sözlük nicki6
- haftanın gammazları listesi25
- kızlar acilen konuşmamız gerek19
- velvet8
- zurna dürüm4
- sözlükte çok az hamferdi olması6
- iyi geceler2
- kavun kokusu4
- uyudunuz mu4
- türkiye de köylülerin sürekli aşağılanması2
- anne ile seks yapmak5
- köfteci yusuf3
- ahmet baran yazgan3
- türkiye de kadınların paraya tapma sebepleri2
- sözlüğe bir erkek meme mi attı sorunsalı5
- sibel can'a benzeyen yuzır5
- görür görmez artılanan yazarlar4
- nevşehir denince akla gelenler4
- gideni irdeleyen kezo3
- nihavent bey bay birader4
- sözlükte meme ayrımcılığı5
- sigarayı bırakmak4
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği6
- herkese garip size normal gelen şeyler17
- tinder4
- iki zenciyle aynı odada uyumak9
- sakatat4
- beybi leydi3
- dayanamayıp kitap almak7
- arkadaşlar çabuk buraya bakın4
- migros'ta şarap seçen yalnız ve hüzünlü kadınlar4
yıldız tilbenin muhteşem yorumladığı malatya türküsü.
Birgün Şu Dünyadan Göçüp Gidersem
Sunam Sunam Dağlar Duman Aman
Boşa Gider De Gözyaşların Ağlama
Sunam Sunam Kölen Olam Aman
Yok Olur Benliğim Çürürse Beden
Sunam Sunam Kölen Olam Aman
Boşa Gider De Gözyaşların Ağlama
Sunam Sunam Dağlar Duman Aman
Bazı Bazı Mezarıma Gelesin
Sunam Sunam Dağlar Duman Aman
Dileğin Kabuldur Da Bunu Bilesin
Sunam Sunam Kölen Olam Aman
Ben Murad Almadım Da Bunu Bilesin
Sunam Sunam Dağlar Duman Aman
Boşa Gider De Gözyaşların Ağlama
Sunam Sunam Dağlar Duman Aman
Anonim
Birgün Şu Dünyadan Göçüp Gidersem
Sunam Sunam Dağlar Duman Aman
Boşa Gider De Gözyaşların Ağlama
Sunam Sunam Kölen Olam Aman
Yok Olur Benliğim Çürürse Beden
Sunam Sunam Kölen Olam Aman
Boşa Gider De Gözyaşların Ağlama
Sunam Sunam Dağlar Duman Aman
Bazı Bazı Mezarıma Gelesin
Sunam Sunam Dağlar Duman Aman
Dileğin Kabuldur Da Bunu Bilesin
Sunam Sunam Kölen Olam Aman
Ben Murad Almadım Da Bunu Bilesin
Sunam Sunam Dağlar Duman Aman
Boşa Gider De Gözyaşların Ağlama
Sunam Sunam Dağlar Duman Aman
Anonim
aynı zamanda bir balıkesir türküsüdür.*
şafak söktü yine sunam uyanmaz
hasret çeken gönül derde dayanmaz
çağırırım sunam sesim duyulmaz
uyan sunam, uyan uyan derin uykudan
çektiğim gönül elinden
usandım gurbet ilinden
hiç kimse bilmez halimden
uyan sunam derin uykudan
bunca diyar gezdim gözlerin için
niye küstün bana el sözü için
dilerim allah'tan sızlasın için
uyan sunam, uyan uyan derin uykudan. *
şafak söktü yine sunam uyanmaz
hasret çeken gönül derde dayanmaz
çağırırım sunam sesim duyulmaz
uyan sunam, uyan uyan derin uykudan
çektiğim gönül elinden
usandım gurbet ilinden
hiç kimse bilmez halimden
uyan sunam derin uykudan
bunca diyar gezdim gözlerin için
niye küstün bana el sözü için
dilerim allah'tan sızlasın için
uyan sunam, uyan uyan derin uykudan. *
efkan şeşen'in göçer oldum albümünde yorumladığı güzel türkü.
efkan şeşenin beni benden alan ve yaramı deşen , hançerleyen şarkısı. aglıyormuyum nedir ? *
Yöresel türkücü Hasan Durak'ın da yorumladığı beğenilen şarkıdır.
An itibarı ile yıldız tilbeden dinlediğim türküdür. Hep çok acıklı gelmiştir bana.
Suna, Fahri Kayhan’ın eşidir. Çok sevmektedir Fahri Bey Suna’yı… Devir, o zamanın Malatya’sı. Ancak sevdiğine sevdiğini söylemenin bile ayıp karşılandığı o dönemde Fahri Bey her daim söyler Suna’ya, ona olan sadakatini ve bağlılığını. Ve bilir karısının gözlerinin başka kimselere bakmadığını.
O dönemin kadınlarının en büyük eğlencesidir, haftada bir yapılan hamam sefaları… Kendilerine ayrılan günde toplanıp hamama gider mahallenin tüm kadınları. işte o hamam sefalarından birinde Suna’nın sırtında bulunan ve normal şartlarda kıyafetinden asla görünme ihtimali olmayan bir ben dikkatini çeker hamamda bulunan ve sunanın yakın arkadaşı olan Neriman Hanım’ın.
Neriman Hanım, akşam eve geldiğinde laf arasında eşi Mustafa Bey’e, Suna’nın sırtında ben olduğunu anlatır… Aradan zaman geçer… Fahri Kayhan bir gün evlerinin yakınında bulunan kahvede Mustafa Bey ile karşılaşır. Aralarındaki sohbet belli bir süre sonra tartışmaya dönüşür ve olay karşılıklı hakarete kadar gider… Fahri Kayhan hiddetle cevap verir Mustafa Bey’e: “Bir daha karşıma çıkma, seni el aleme rezil ederim.” Bu söylem karşısında sinirlerine hakim olamayan ve sırf Fahri Kayhan’ı yaralamak gayesiyle hareket eden Mustafa Bey’in dudaklarından şu sözler dökülüverir: “Sen benimle uğraşacağına kendi karına sahip çık, ben senin karının sırtındaki beni bile bilirim.”
Fahri Kayhan beyninden vurulmuşa döner. Evet inanamaz biricik Suna’sının kendisine ihanet ettiğine, ama bu başına gelen neyin nesidir? Elin adamı, Suna’nın sırtındaki beni nerden bilecektir? Bu sorular kafasında iken eve varır, dayanamaz ve karşısına alıp Suna’yı durumu anlatır. Suna iki gözü iki çeşme yeminler eder Fahri Kayhan’a: “Aman beyim etme” der, “Bakar mıyım senden bir başkasına?” O gece konuşurlar, konuşurlar… Fahri Kayhan eşine sarılır, ve ikna olduğunu söyleyip bir daha hiç açmamacasına konuyu kapatır. Lakin durum hiç de öyle olmamıştır. O günden sonra istemeden de olsa aklında hep o şüphe, Fahri Bey karısına kötü davranır.
Yine bir akşam yemekte sudan bir sebeple çıkan tartışma sonrasında Fahri Kayhan ceketini alır ve başlar Malatya sokaklarında dolaşmaya. Eve geldiğinde neredeyse güneş doğmak üzeredir. Eve girer ve gördüğü manzara karşısında dona kalır. Biricik karısı Suna, kendini asmıştır. Sallanan ayağının dibinde elinden düşmüş bir mektup durmaktadır. O mektupta Suna son sözlerinde şunları yazmıştır: “Kusura bakma beyim, ama günlerdir kafandaki soru işaretlerinin sebebini bilmekteyim. Kendimi temize çıkarmak için başka yol göremedim. Şunu bil ki, ben sana hiç ihanet etmedim.
Fahri Kayhan gözyaşları içinde eşinin cansız bedenini yağlı urgandan ayırır, yere yatırır. Islak gözlerini silerken bir bakar ki hava aydınlanmıştır. içindeki yangın öyle büyüktür ki, sözün bittiği yerde, kelimelerin küllerinden o meşhur türküyü yakmıştır:
“Şafak söktü, Suna’m yine uyanmaz
Hasret çeken gönül derde dayanmaz
Çağırırım Suna’m sesim duyulmaz
Uyan Suna’m uyan, derin uykudan
Nice diyar gezdim gözlerin için
Niye kızdın bana el sözü için
Dilerim Allah’tan sızlasın için
Uyan Suna’m uyan derin uykudan
Çektiğim gönül elinden
Usandım gurbet elinden
Hiç kimse bilmez halimden
Uyan Suna’m, derin uykudan…”
O dönemin kadınlarının en büyük eğlencesidir, haftada bir yapılan hamam sefaları… Kendilerine ayrılan günde toplanıp hamama gider mahallenin tüm kadınları. işte o hamam sefalarından birinde Suna’nın sırtında bulunan ve normal şartlarda kıyafetinden asla görünme ihtimali olmayan bir ben dikkatini çeker hamamda bulunan ve sunanın yakın arkadaşı olan Neriman Hanım’ın.
Neriman Hanım, akşam eve geldiğinde laf arasında eşi Mustafa Bey’e, Suna’nın sırtında ben olduğunu anlatır… Aradan zaman geçer… Fahri Kayhan bir gün evlerinin yakınında bulunan kahvede Mustafa Bey ile karşılaşır. Aralarındaki sohbet belli bir süre sonra tartışmaya dönüşür ve olay karşılıklı hakarete kadar gider… Fahri Kayhan hiddetle cevap verir Mustafa Bey’e: “Bir daha karşıma çıkma, seni el aleme rezil ederim.” Bu söylem karşısında sinirlerine hakim olamayan ve sırf Fahri Kayhan’ı yaralamak gayesiyle hareket eden Mustafa Bey’in dudaklarından şu sözler dökülüverir: “Sen benimle uğraşacağına kendi karına sahip çık, ben senin karının sırtındaki beni bile bilirim.”
Fahri Kayhan beyninden vurulmuşa döner. Evet inanamaz biricik Suna’sının kendisine ihanet ettiğine, ama bu başına gelen neyin nesidir? Elin adamı, Suna’nın sırtındaki beni nerden bilecektir? Bu sorular kafasında iken eve varır, dayanamaz ve karşısına alıp Suna’yı durumu anlatır. Suna iki gözü iki çeşme yeminler eder Fahri Kayhan’a: “Aman beyim etme” der, “Bakar mıyım senden bir başkasına?” O gece konuşurlar, konuşurlar… Fahri Kayhan eşine sarılır, ve ikna olduğunu söyleyip bir daha hiç açmamacasına konuyu kapatır. Lakin durum hiç de öyle olmamıştır. O günden sonra istemeden de olsa aklında hep o şüphe, Fahri Bey karısına kötü davranır.
Yine bir akşam yemekte sudan bir sebeple çıkan tartışma sonrasında Fahri Kayhan ceketini alır ve başlar Malatya sokaklarında dolaşmaya. Eve geldiğinde neredeyse güneş doğmak üzeredir. Eve girer ve gördüğü manzara karşısında dona kalır. Biricik karısı Suna, kendini asmıştır. Sallanan ayağının dibinde elinden düşmüş bir mektup durmaktadır. O mektupta Suna son sözlerinde şunları yazmıştır: “Kusura bakma beyim, ama günlerdir kafandaki soru işaretlerinin sebebini bilmekteyim. Kendimi temize çıkarmak için başka yol göremedim. Şunu bil ki, ben sana hiç ihanet etmedim.
Fahri Kayhan gözyaşları içinde eşinin cansız bedenini yağlı urgandan ayırır, yere yatırır. Islak gözlerini silerken bir bakar ki hava aydınlanmıştır. içindeki yangın öyle büyüktür ki, sözün bittiği yerde, kelimelerin küllerinden o meşhur türküyü yakmıştır:
“Şafak söktü, Suna’m yine uyanmaz
Hasret çeken gönül derde dayanmaz
Çağırırım Suna’m sesim duyulmaz
Uyan Suna’m uyan, derin uykudan
Nice diyar gezdim gözlerin için
Niye kızdın bana el sözü için
Dilerim Allah’tan sızlasın için
Uyan Suna’m uyan derin uykudan
Çektiğim gönül elinden
Usandım gurbet elinden
Hiç kimse bilmez halimden
Uyan Suna’m, derin uykudan…”
uyan sunam uyan derin uykudan.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar