bugün
- yahudilerin istihbaratta cinnileri kullanması5
- bahçeliden gündem yaratacak seçim sistemi çıkışı4
- teknofaşizm4
- alparslan kuytul4
- ağzıma almam diyen kız4
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı33
- sözlükte kavga çıkmasının sebebi10
- enayimiknatisi ile kavga etmek11
- rock n park2
- evde lahmacun yapmak6
- tıp okumanın avantajı5
- ayak fantezisi3
- menzil cemaatinde rekabet alevlendi6
- bir belgesel bırak2
- fahişe gibi giyinen kızlar2
- kendine yabancılaşmak3
- hiçbir şey yapmadan yorulmak3
- lucas torreira2
- aklına başlık gelemeyen yazar2
- z kuşağı5
- cristiano ronaldo2
- ekşi sözlük14
- tevfik fikret2
- zeki olmanın avantajları8
- osmanlının yıkılma sebebi ittihak terakki3
- söz gümüş ise sükut altındır3
- öfke kontrolü2
- keşke dediğiniz bir anı yazar mısınız11
- seks2
- çok sıkılmak ama hiçbir şey de yapası gelmemek2
- osuruktan şiirler47
- kendine dışardan bakmak2
- demo2
- her şeyi hatırlayan insan7
- kaan boşnak2
- fenerbahçe18
- anın görüntüsü31
- aleksey batrakov16
- çaylak gammaz2
- sabaha bir şarkı bırak3
- şoförün yan koltuğu5
- parcalandim toparlanamiyorum5
- barış alper yılmaz6
- habaş'ın yerli otomobil projesi2
- robot moderatör3
- evde pide yapmak7
- giysi fiyatlarının uçması11
- en gıcık olunan şoför tipleri13
- iyi bir insanın kötü bir insana dönüşme süreci15
- geceleri bir kadına sarılıp uyuyamamak4
dünyadaki gerçek entelektüellerden..
bilinçüstü ara$tırma ve geli$tirme uzmanı.
anne'de $öyle der aurobindo: "insan dünün yaratımı... dinlerin devri bitti.."
okuyunuz, seviniz bu adamı.
bilinçüstü ara$tırma ve geli$tirme uzmanı.
anne'de $öyle der aurobindo: "insan dünün yaratımı... dinlerin devri bitti.."
okuyunuz, seviniz bu adamı.
(bkz: supermind philosophy)
1872 yılında Kalküta'da doğan şair, filozof, devrimci, yogi. Sri Aurobindo, Hindistan tarihinin en renkli, en enteresan ve en tartışılan şahsiyetlerinden biri oldu. Yedi yaşında öğrenimi için ingiltere'ye gitti, Aurobindo 12 yaşında Londra'da St.Paul okulununa girer. O esnada hem Latinceyi hem de Fransızcayı çok iyi bilmektedir. Daha sonra Dante ve Goethe'yi özgün dilinde okuyabilecek kadar Almanca ve italyanca öğrenir. 1890'da Cambridge'deki King's College'den burs kazanır. Katıldığı Yunanca ve Latince şiir yarışmalarında ödüller kazanır. Aynı yıllarda artık Hindistan'ın bağımsızlığını düşünmeye başlar. Cambridge'de Hintli öğrenciler derneği indian Majlis'in sekreteri olur, devrimci söylevler vermeye başlar.1893'te ingiltere'den ayrılır, Hindistan'a döner.
Yıllarca ayrı kalmanın getirdiği merak ve özlemle Hint kültürünü öğrenirken, bir yandan da Baroda Maharajasının yanında devlet memuru olarak çalışmaya başlamıştı. Halkının yaşadığı sefilliği, acizliği, çaresizliği gördükçe içindeki ingiliz düşmanlığı önlenemez bir şekilde artıyordu. Sessiz direnişi bir gün kelimelere döküldü. Yazdığı ateşli yazılar, kendi kaderine hakim olmak isteyen bir milletin başkaldırışını haykırıyordu...
Sonunda tutuklandı. Suçu, bomba yapımında kullanılan kimyasal maddeleri teröristlere temin etmekti. Hapiste geçirdiği bir yıllık süreç, spiritüel bir inisiyasyona dönüşmüş, kendi tabiriyle, "ingiliz hükümetinin gazabı Tanrı'yı bulmaya," yaramıştı.
Artık baktığı her yerde Tanrı'nın ışığını görebiliyor, kin ve nefretle kararmış kalplerde bile ilahî şefkatin varlığını hissedebiliyordu. 1910 yılında Pondicharry'ye giderek, insanlığın içindeki tanrısal potansiyeli ortaya çıkartacak, sınırsızlığını ve sonsuzluğunu hatırlatıp, yaşatacak,
"Integral yoga" adını verdiği kadim bilgilere dayalı yeni bir öğretiyi geliştirdi. Hindistan'dan tüm insanlığa akacak bu öğreti, dünyaya yayılabilmek için son ögesini bekliyordu...
o da Asıl adı Mirra Alfassa olan the mother idi. 1878 yılında Paris'te doğmuştu. Babası, Edirne'den Mısır'a, oradan da Fransa'ya göç etmiş zengin bir bankacıydı. Yıllar sonra, The Mother olarak çağrılmaya başlandığında, babasından kalan mirasını Aurobindo'nun aşramını kurmak ve yaşatmak için kullanacaktı.
1926 yılında Aurobindo inzivaya çekilerek, aşramın maddi manevi yöneticiliğini The Mother'a bıraktı.
Aurobindo 1950 yılında bedeninden sıyrılıp, kaynağına geri döndüğünde, ruhsal yoldaşı şöyle diyordu: "O, gerçeği anlayabilmek için dünyayı terk etmemiz gerekmediğini; ruhu bulabilmek için yaşamdan feragat etmemize gerek kalmadığını öğretti. Zira Tanrı, her yerde ve her şeyde. Eğer saklanıyorsa, o da zahmet edip onu keşfetmeye gayret etmediğimizdendir." ***
--spoiler--
duyular için dünyanın güneşin etrafında döndüğü her zaman doğrudur; ama akıl için yanlıştır. akıl için; dünyanın güneşin etrafında döndüğü her zaman doğrudur; ama yüce görüş için yanlıştır. ne dünya hareket eder ne de güneş; sadece güneşin bilincinde oluş ve dünyanın bilincinde oluş ikilisinde bir değişiklik vardır.
--spoiler--
--spoiler--
tanrı'nın kadın olduğunu anladıktan sonra, aşk hakkında şöyle böyle bir şeyler öğrendim; ama ancak kadın olduktan sonra, efendime yarime hizmet ettikten sonra aşkı iyi bildim.
--spoiler--
--spoiler--
büyücüye inanıyor diye vahşiye gülüyoruz; peki doktora inanan uygar bir insan nasıl daha az batıl inançlı oluyor ki? vahşi belli bir büyü okunup tekrarlandığında sıkça belli bir hastalığın geçtiğini fark ediyor, inanıyor. uygar hasta belli bir reçeteye göre belli miktar ilaç aldığında sıkça belli bir hastalığın geçtiğini fark ediyor, inanıyor. ne fark var?
--spoiler--
--spoiler--
asyalılar katledince bu iğrenç bir canavarlık oluyor; avrupalılar katledince bu askeri gereklilik oluyor. farkı takdir et ve dünyanın erdemlerini iyice düşün.
--spoiler--
--spoiler--
her yara tedavi edilir, yaranı anlıyorsan, tum doğallığında,anneye gidecek olan yolculuk başlar.*
--spoiler--
Yıllarca ayrı kalmanın getirdiği merak ve özlemle Hint kültürünü öğrenirken, bir yandan da Baroda Maharajasının yanında devlet memuru olarak çalışmaya başlamıştı. Halkının yaşadığı sefilliği, acizliği, çaresizliği gördükçe içindeki ingiliz düşmanlığı önlenemez bir şekilde artıyordu. Sessiz direnişi bir gün kelimelere döküldü. Yazdığı ateşli yazılar, kendi kaderine hakim olmak isteyen bir milletin başkaldırışını haykırıyordu...
Sonunda tutuklandı. Suçu, bomba yapımında kullanılan kimyasal maddeleri teröristlere temin etmekti. Hapiste geçirdiği bir yıllık süreç, spiritüel bir inisiyasyona dönüşmüş, kendi tabiriyle, "ingiliz hükümetinin gazabı Tanrı'yı bulmaya," yaramıştı.
Artık baktığı her yerde Tanrı'nın ışığını görebiliyor, kin ve nefretle kararmış kalplerde bile ilahî şefkatin varlığını hissedebiliyordu. 1910 yılında Pondicharry'ye giderek, insanlığın içindeki tanrısal potansiyeli ortaya çıkartacak, sınırsızlığını ve sonsuzluğunu hatırlatıp, yaşatacak,
"Integral yoga" adını verdiği kadim bilgilere dayalı yeni bir öğretiyi geliştirdi. Hindistan'dan tüm insanlığa akacak bu öğreti, dünyaya yayılabilmek için son ögesini bekliyordu...
o da Asıl adı Mirra Alfassa olan the mother idi. 1878 yılında Paris'te doğmuştu. Babası, Edirne'den Mısır'a, oradan da Fransa'ya göç etmiş zengin bir bankacıydı. Yıllar sonra, The Mother olarak çağrılmaya başlandığında, babasından kalan mirasını Aurobindo'nun aşramını kurmak ve yaşatmak için kullanacaktı.
1926 yılında Aurobindo inzivaya çekilerek, aşramın maddi manevi yöneticiliğini The Mother'a bıraktı.
Aurobindo 1950 yılında bedeninden sıyrılıp, kaynağına geri döndüğünde, ruhsal yoldaşı şöyle diyordu: "O, gerçeği anlayabilmek için dünyayı terk etmemiz gerekmediğini; ruhu bulabilmek için yaşamdan feragat etmemize gerek kalmadığını öğretti. Zira Tanrı, her yerde ve her şeyde. Eğer saklanıyorsa, o da zahmet edip onu keşfetmeye gayret etmediğimizdendir." ***
--spoiler--
duyular için dünyanın güneşin etrafında döndüğü her zaman doğrudur; ama akıl için yanlıştır. akıl için; dünyanın güneşin etrafında döndüğü her zaman doğrudur; ama yüce görüş için yanlıştır. ne dünya hareket eder ne de güneş; sadece güneşin bilincinde oluş ve dünyanın bilincinde oluş ikilisinde bir değişiklik vardır.
--spoiler--
--spoiler--
tanrı'nın kadın olduğunu anladıktan sonra, aşk hakkında şöyle böyle bir şeyler öğrendim; ama ancak kadın olduktan sonra, efendime yarime hizmet ettikten sonra aşkı iyi bildim.
--spoiler--
--spoiler--
büyücüye inanıyor diye vahşiye gülüyoruz; peki doktora inanan uygar bir insan nasıl daha az batıl inançlı oluyor ki? vahşi belli bir büyü okunup tekrarlandığında sıkça belli bir hastalığın geçtiğini fark ediyor, inanıyor. uygar hasta belli bir reçeteye göre belli miktar ilaç aldığında sıkça belli bir hastalığın geçtiğini fark ediyor, inanıyor. ne fark var?
--spoiler--
--spoiler--
asyalılar katledince bu iğrenç bir canavarlık oluyor; avrupalılar katledince bu askeri gereklilik oluyor. farkı takdir et ve dünyanın erdemlerini iyice düşün.
--spoiler--
--spoiler--
her yara tedavi edilir, yaranı anlıyorsan, tum doğallığında,anneye gidecek olan yolculuk başlar.*
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar