bugün
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı26
- kant ın ödev ahlakı2
- sydney sweeney2
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı14
- ölümden korkuyor musunuz24
- depresyon6
- askerde sahip olunan en büyük lüks17
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- her biji amed8
- habire1219
- sözlüğün canlandırılması için yapılması gerekenler7
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı36
- pazar gecesi sözlükte 900 online yazar olması5
- uçan arabalar neden çıkmadı6
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi15
- bugün ne oldu7
- amedspor'un süper ligin lideri olması13
- morkstar3
- amed sporlu bir kızı hoplatmak6
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması7
- türk düşmanı piçler9
- gecenin şarkısı11
- trabzonspor'un amedspor'u lider yapması5
- dualarımız bu akşam beşiktaş ile10
- sokak köpeklerinin saldırısına uğramak3
- 0 0 719
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması11
- konuşmak istemiyorum4
- turkanime tv3
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- sıfır atık vakfı11
- yapay zeka şeytani görevlerin yüzde 97 sini yaptı2
- hiç fuhuş yaptınız mı6
- sözlükteki sinsi köpekler8
- mekke antlaşması2
- vedat muriqi5
- claudian clouds33
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi9
- yalnız yaşayan erkek özellikleri7
- sarışın kızlar4
- evrene enerji gönderen müslüman9
- cop318
- anın görüntüsü22
- true ile sevişmek5
- lilith fahişe mi sorunsalı3
- ne mutlu türküm diyene3
- muhteşem yüzyıl3
- 20213
- borsa istanbul daki fon krizi7
amacı diğer reklamlar gibi bir mal veya hizmet tanıtarak tüketiciye ulaşmak değil,
örneğin sigarayı bırakmaya özendirme amaçlı vb. insanlara tüketici gözüyle değil insan gözüyle bakan, 'reklamın iyisi kötüsü olurmuş' dedirten reklamlardır.
ayrıntılı bilgi isteyenler için
2005'te radikal gazetesi'nde yayınlanmış olan
ethem özgüven'in s.o.s. başlıklı yazısı :
Sosyal bir amaçla üretilen filmlere kolaylık olsun diye sosyal reklam diyoruz. (bu adın böyle oturmasında etkili olmuş biri kabul ediyorum kendimi çünkü ingilizce'deki karşılığı bu değil p.s.a pubic service announcement / kamu hizmeti anonsu ya da duyurusu.) özellikle bugün bu ülkede bu sosyal alanın önemli bir kısmı büyük şirketler ve bunlara ticari alanda hizmet veren reklam şirketleri ve gene bu dev şirketlerin kurduğu ya da kurdurduğu stk'lar (n.g.o.) arasında sıkıştı ve buradan daha önceki yazılarımda da sıklıkla ve çok ayrıntılı belirttiğim gibi çözüme yaklaşan çok fazla ürün çıkmıyor ve çıkmamasının da çok somut nedenleri var. bunları bir kez daha çok kısa özetlemek isterim:
bu dev şirketlerin çok yakın ilişkide olduğu reklam şirketlerinin temel uzmanlık alanı tüketimi kapitalizmin arzuladığı biçimde artırmak. (örneğin yepyeni bir arabası olan birini son yılın son arabasını alarak eski arabasından vazgeçmeye yönlendirmek gibi.) bu tüketim artırma amaçlı filmlerde uzmanlaşan şirketlerin tüketimi her alanda azaltma prensibine dayalı tam tersi çevresel veya sosyal bir mesajı nasıl verecekleri de çok açıklık kazanmış bir şey değil. burada temel bir mantık sorunu varmış gibi duruyor.
bu dev şirketler ve onların kurdurduğu stk'ların çok fazla eleştirel bir yaklaşım içine gireceği konusunda çok ciddi tereddütler olabileceğini değerlendirmek için de çok zeki olmak gerekmiyor. bir de bu ilişkiye bu dev şirketler sayesinde yaşayan reklam şirketlerini katınca ve bütün bu filmlerin sunum alanları olan televizyonların da bu üçlünün kontrolünde olduğu düşünülürse olayın bir sorunu gündeme getirmek yerine bir sorunun üzerini örtmek olasılığını düşünmek bile çok uç bir fikir olmayabiliyor.
bugün özellikle üniversitelerin ve belki de devletin partizanlıktan uzak, fonları yandaşlarına yedirmek dışında rasyonel ve faydalı olmayı düşünen bir anlayışla sosyal ve çevresel konular üzerine film yapımını ciddi olarak düşünmesi gerekiyor. ancak bu şekilde bağımsız ve sorunları çok açık ortaya koyan filmler yapılacak. ancak bu şekilde sabaha karşı saat beşte gösterilmeyen, kaliteli, bir estetiğe sahip filmler yapılabilir. bunların yapılması bu ülke için çok önemlidir...
gene bugünlerde üniversitelerde, çevreyle ve ezilenlerle bugüne kadar hiç ilgisi olmayan insanlarda sosyal reklam alanında ciddi bir kıpırdanma görüyorum ve ilk bakışta bu son derece sevinidirici; aniden çevre, denizler ya da sosyal konular bu kesim için önemli olmaya başladı.
bütün bu hareketlenmenin sebebinin büyük şirketlerin ve avrupa topluluğu'nun fonlarının hatırı sayılır bir kısmının bu alana kaymasının yarattığı rüzgar olmadığını dilemekten başka yapacak şey yok. eğer bu ilgi o rüzgarın yarattığı ilgiyse o zaman bu ilginin de reklam şirketleri ve bazı stk'ların ilgisinden hiçbir farkı kalmaz ve belki de belli bir umut barındıran son ortam da battal edilmiş olur.
örneğin sigarayı bırakmaya özendirme amaçlı vb. insanlara tüketici gözüyle değil insan gözüyle bakan, 'reklamın iyisi kötüsü olurmuş' dedirten reklamlardır.
ayrıntılı bilgi isteyenler için
2005'te radikal gazetesi'nde yayınlanmış olan
ethem özgüven'in s.o.s. başlıklı yazısı :
Sosyal bir amaçla üretilen filmlere kolaylık olsun diye sosyal reklam diyoruz. (bu adın böyle oturmasında etkili olmuş biri kabul ediyorum kendimi çünkü ingilizce'deki karşılığı bu değil p.s.a pubic service announcement / kamu hizmeti anonsu ya da duyurusu.) özellikle bugün bu ülkede bu sosyal alanın önemli bir kısmı büyük şirketler ve bunlara ticari alanda hizmet veren reklam şirketleri ve gene bu dev şirketlerin kurduğu ya da kurdurduğu stk'lar (n.g.o.) arasında sıkıştı ve buradan daha önceki yazılarımda da sıklıkla ve çok ayrıntılı belirttiğim gibi çözüme yaklaşan çok fazla ürün çıkmıyor ve çıkmamasının da çok somut nedenleri var. bunları bir kez daha çok kısa özetlemek isterim:
bu dev şirketlerin çok yakın ilişkide olduğu reklam şirketlerinin temel uzmanlık alanı tüketimi kapitalizmin arzuladığı biçimde artırmak. (örneğin yepyeni bir arabası olan birini son yılın son arabasını alarak eski arabasından vazgeçmeye yönlendirmek gibi.) bu tüketim artırma amaçlı filmlerde uzmanlaşan şirketlerin tüketimi her alanda azaltma prensibine dayalı tam tersi çevresel veya sosyal bir mesajı nasıl verecekleri de çok açıklık kazanmış bir şey değil. burada temel bir mantık sorunu varmış gibi duruyor.
bu dev şirketler ve onların kurdurduğu stk'ların çok fazla eleştirel bir yaklaşım içine gireceği konusunda çok ciddi tereddütler olabileceğini değerlendirmek için de çok zeki olmak gerekmiyor. bir de bu ilişkiye bu dev şirketler sayesinde yaşayan reklam şirketlerini katınca ve bütün bu filmlerin sunum alanları olan televizyonların da bu üçlünün kontrolünde olduğu düşünülürse olayın bir sorunu gündeme getirmek yerine bir sorunun üzerini örtmek olasılığını düşünmek bile çok uç bir fikir olmayabiliyor.
bugün özellikle üniversitelerin ve belki de devletin partizanlıktan uzak, fonları yandaşlarına yedirmek dışında rasyonel ve faydalı olmayı düşünen bir anlayışla sosyal ve çevresel konular üzerine film yapımını ciddi olarak düşünmesi gerekiyor. ancak bu şekilde bağımsız ve sorunları çok açık ortaya koyan filmler yapılacak. ancak bu şekilde sabaha karşı saat beşte gösterilmeyen, kaliteli, bir estetiğe sahip filmler yapılabilir. bunların yapılması bu ülke için çok önemlidir...
gene bugünlerde üniversitelerde, çevreyle ve ezilenlerle bugüne kadar hiç ilgisi olmayan insanlarda sosyal reklam alanında ciddi bir kıpırdanma görüyorum ve ilk bakışta bu son derece sevinidirici; aniden çevre, denizler ya da sosyal konular bu kesim için önemli olmaya başladı.
bütün bu hareketlenmenin sebebinin büyük şirketlerin ve avrupa topluluğu'nun fonlarının hatırı sayılır bir kısmının bu alana kaymasının yarattığı rüzgar olmadığını dilemekten başka yapacak şey yok. eğer bu ilgi o rüzgarın yarattığı ilgiyse o zaman bu ilginin de reklam şirketleri ve bazı stk'ların ilgisinden hiçbir farkı kalmaz ve belki de belli bir umut barındıran son ortam da battal edilmiş olur.
Gündemdeki Haberler