bugün

sosyal reklam

amacı diğer reklamlar gibi bir mal veya hizmet tanıtarak tüketiciye ulaşmak değil,
örneğin sigarayı bırakmaya özendirme amaçlı vb. insanlara tüketici gözüyle değil insan gözüyle bakan, 'reklamın iyisi kötüsü olurmuş' dedirten reklamlardır.

ayrıntılı bilgi isteyenler için
2005'te radikal gazetesi'nde yayınlanmış olan
ethem özgüven'in s.o.s. başlıklı yazısı :
Sosyal bir amaçla üretilen filmlere kolaylık olsun diye sosyal reklam diyoruz. (bu adın böyle oturmasında etkili olmuş biri kabul ediyorum kendimi çünkü ingilizce'deki karşılığı bu değil p.s.a pubic service announcement / kamu hizmeti anonsu ya da duyurusu.) özellikle bugün bu ülkede bu sosyal alanın önemli bir kısmı büyük şirketler ve bunlara ticari alanda hizmet veren reklam şirketleri ve gene bu dev şirketlerin kurduğu ya da kurdurduğu stk'lar (n.g.o.) arasında sıkıştı ve buradan daha önceki yazılarımda da sıklıkla ve çok ayrıntılı belirttiğim gibi çözüme yaklaşan çok fazla ürün çıkmıyor ve çıkmamasının da çok somut nedenleri var. bunları bir kez daha çok kısa özetlemek isterim:
bu dev şirketlerin çok yakın ilişkide olduğu reklam şirketlerinin temel uzmanlık alanı tüketimi kapitalizmin arzuladığı biçimde artırmak. (örneğin yepyeni bir arabası olan birini son yılın son arabasını alarak eski arabasından vazgeçmeye yönlendirmek gibi.) bu tüketim artırma amaçlı filmlerde uzmanlaşan şirketlerin tüketimi her alanda azaltma prensibine dayalı tam tersi çevresel veya sosyal bir mesajı nasıl verecekleri de çok açıklık kazanmış bir şey değil. burada temel bir mantık sorunu varmış gibi duruyor.
bu dev şirketler ve onların kurdurduğu stk'ların çok fazla eleştirel bir yaklaşım içine gireceği konusunda çok ciddi tereddütler olabileceğini değerlendirmek için de çok zeki olmak gerekmiyor. bir de bu ilişkiye bu dev şirketler sayesinde yaşayan reklam şirketlerini katınca ve bütün bu filmlerin sunum alanları olan televizyonların da bu üçlünün kontrolünde olduğu düşünülürse olayın bir sorunu gündeme getirmek yerine bir sorunun üzerini örtmek olasılığını düşünmek bile çok uç bir fikir olmayabiliyor.
bugün özellikle üniversitelerin ve belki de devletin partizanlıktan uzak, fonları yandaşlarına yedirmek dışında rasyonel ve faydalı olmayı düşünen bir anlayışla sosyal ve çevresel konular üzerine film yapımını ciddi olarak düşünmesi gerekiyor. ancak bu şekilde bağımsız ve sorunları çok açık ortaya koyan filmler yapılacak. ancak bu şekilde sabaha karşı saat beşte gösterilmeyen, kaliteli, bir estetiğe sahip filmler yapılabilir. bunların yapılması bu ülke için çok önemlidir...
gene bugünlerde üniversitelerde, çevreyle ve ezilenlerle bugüne kadar hiç ilgisi olmayan insanlarda sosyal reklam alanında ciddi bir kıpırdanma görüyorum ve ilk bakışta bu son derece sevinidirici; aniden çevre, denizler ya da sosyal konular bu kesim için önemli olmaya başladı.
bütün bu hareketlenmenin sebebinin büyük şirketlerin ve avrupa topluluğu'nun fonlarının hatırı sayılır bir kısmının bu alana kaymasının yarattığı rüzgar olmadığını dilemekten başka yapacak şey yok. eğer bu ilgi o rüzgarın yarattığı ilgiyse o zaman bu ilginin de reklam şirketleri ve bazı stk'ların ilgisinden hiçbir farkı kalmaz ve belki de belli bir umut barındıran son ortam da battal edilmiş olur.
© copyright 2005 - 2026