bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri39
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- cok da abartmaya gerek uok6
- claudian clouds33
- insan ne ister3
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- önyargı2
- yazarların akşam yemekleri5
- başkalarının istediği gibi yaşamak4
- kadınlar6
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- morkstar2
- true ile tatlı sert3
- true'nun engelli olması6
- gücünden sıkılıp kendini yok eden tanrı2
- allah11
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- sözlük kızlarının kekleri24
- okan buruk9
- yaşanmamışların yası2
- seni tanıyorum4
- meriç dükalığı8
- sarapci koala hatayi33
- anın görüntüsü24
- alışkanlığı karakter sanmak2
- victor osimhen2
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- sevdiğiniz yazarlar8
- amedspor maçından korkmak3
- kendini yok etmek istemek2
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- islamda namaz yoktur30
- cumartesi gecesi sıkıcılığı2
- tai lung8
- sapık başlık açarken sapıklığa uğramak2
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- özürlü diyerek hakaret ettiğini sanmak4
- fusya semsiyeli yabanci22
- remote çalışırken slack te flört etmek2
- seri eksicinin iq düzeyi4
- true'nun idrak yolları enfeksiyonu sorunu4
- kürdistan10
- gözünde büyüttüğün insanın çok da şey olmaması4
- islam düşmanı olmak için israil'i desteklemek2
- dantelli sütyen takan erkek12
- evliliğin bir tür mutualizm olduğu gerçeği2
- amedspor'un süper ligin lideri olması3
- uğurcan çakır3
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- gecenin şarkısı14
11. nesil yazarmış.
hoş gelmiş ancak çalıntı gelmiş, (bkz: solukpeniz)
hoş gelmiş ancak çalıntı gelmiş, (bkz: solukpeniz)
Acemi biraz. Çalıntı olma iddiasına şaşıran yazar. Açık tenli ve sürekli yorgun oluşunun getirisi olan solgunluktan ötürü 'solukbeniz'.
açık tenli, benzi bir nevi soluklara takılan lakap.
----
yine o çocuk, uzun boylu, beyaz tenli...Ne zaman kafamı çevirsem bana baktığını hissediyorum.ben de ona bakıyorum. gözleri çok farklı; incecik ve derin anlamlar yüklü. yüzünün beyazlığı, kollarının parlaklığı beni kendine çekiyor o gözleriyle. ona yeni bir isim buldum: solukbeniz. acaba kimin solukbenizi bu? benim olmasını isterdim gerçekten.
solukbeniz beni yemeğe davet etti. tabi yalnız beni değil, bir arkadaş grubuyla ortaklaşa. neden beni de çağırdı acaba? evet dedim ve gittik, solukbeniz karşıma oturdu, ben hızlı hızlı yedim yemeğimi ve tatlıya geçtim, o ise henüz çorbasındaydı. neden yavaş yiyor yemeğini, yoksa benim hızlı yememden mi tiksindi? her neyse yemek çıkışı bir kafeye gittik. solukbeniz hep benle uğraştı. neden uğraşıyordu benle? ama hoşuma da gidiyordu bu. kalabalık bir grubun ortasında onun benle ilgilenmesi çok hoşuma gitti gerçekten. derken solukbeniz aramızdan bir süreliğine ayrıldı. bu arada onun arkadaşları solukbenizle benim çok yakıştığımı söyleyip durdular. ben ise buna çok kızmıştım. henüz bir ilişkiden çıkmış olmam, yeni bir ilişkiye hazır olmamam bunda etkiliydi ve insanların ileri geri konuşuyor olmaları beni çileden çıkarmıştı. "böyle konuşup durmayın yoksa o gelmeden gitmek zorunda kalırım" dedim ve özür dilediler.
solukbeniz yanımıza geldiğinde sohbet küçük gruplara bölünmüştü, ben ise sadece dinliyordum. o konuşmaya başladı ve kısa bir sürede bütün bir grup sohbete dahil oldu. nasıl bu kadar bağlayabiliyordu insanları birbirine acaba? üzerinde büyülü bir şey olmalı, özellikle de gözlerinde.
saat hızla ilerliyordu. kaldığım yurdun kapılarına kilit vurma saati yaklaştıkça tedirgin olmaya başladım. kalmak istedim, dönmek istedim her ne kadar yüreğim bunu istemese de. kabul ettiler ve hep beraber kalktık. solukbenizin arabası ile gelmiştik, şimdi ise herkes bir bahane bularak farklı yollardan dağılma arayışına giriştiler. dönerken onun arabası ile gideceğimi düşünsem de arabada baş başa olma fikri beni germişti. bu yüzden otobüsle gideceğimi söyledim. solukbenizin yüzü asıldı, ama "sen bilirsin" demekle yetinip oradan ayrıldı.
bir gün sonra okulda tekrar gördüm onu, nasıl salına salına yürüyor, nasıl kendinden emin. sınıfa geçtik, yine tam karşımda oturuyordu. hoca başladı anlatmaya ama onu dinlemiyordum, solukbenizin gözleri beni hayal alemine götürüyordu. kendimi farklı hissetmeye başladım, onu gördükçe yüreğim cız ediyordu. onu artık aklımdan çıkaramaz oldum, yeniden aşık olmak bu olmalıydı...
----
----
yine o çocuk, uzun boylu, beyaz tenli...Ne zaman kafamı çevirsem bana baktığını hissediyorum.ben de ona bakıyorum. gözleri çok farklı; incecik ve derin anlamlar yüklü. yüzünün beyazlığı, kollarının parlaklığı beni kendine çekiyor o gözleriyle. ona yeni bir isim buldum: solukbeniz. acaba kimin solukbenizi bu? benim olmasını isterdim gerçekten.
solukbeniz beni yemeğe davet etti. tabi yalnız beni değil, bir arkadaş grubuyla ortaklaşa. neden beni de çağırdı acaba? evet dedim ve gittik, solukbeniz karşıma oturdu, ben hızlı hızlı yedim yemeğimi ve tatlıya geçtim, o ise henüz çorbasındaydı. neden yavaş yiyor yemeğini, yoksa benim hızlı yememden mi tiksindi? her neyse yemek çıkışı bir kafeye gittik. solukbeniz hep benle uğraştı. neden uğraşıyordu benle? ama hoşuma da gidiyordu bu. kalabalık bir grubun ortasında onun benle ilgilenmesi çok hoşuma gitti gerçekten. derken solukbeniz aramızdan bir süreliğine ayrıldı. bu arada onun arkadaşları solukbenizle benim çok yakıştığımı söyleyip durdular. ben ise buna çok kızmıştım. henüz bir ilişkiden çıkmış olmam, yeni bir ilişkiye hazır olmamam bunda etkiliydi ve insanların ileri geri konuşuyor olmaları beni çileden çıkarmıştı. "böyle konuşup durmayın yoksa o gelmeden gitmek zorunda kalırım" dedim ve özür dilediler.
solukbeniz yanımıza geldiğinde sohbet küçük gruplara bölünmüştü, ben ise sadece dinliyordum. o konuşmaya başladı ve kısa bir sürede bütün bir grup sohbete dahil oldu. nasıl bu kadar bağlayabiliyordu insanları birbirine acaba? üzerinde büyülü bir şey olmalı, özellikle de gözlerinde.
saat hızla ilerliyordu. kaldığım yurdun kapılarına kilit vurma saati yaklaştıkça tedirgin olmaya başladım. kalmak istedim, dönmek istedim her ne kadar yüreğim bunu istemese de. kabul ettiler ve hep beraber kalktık. solukbenizin arabası ile gelmiştik, şimdi ise herkes bir bahane bularak farklı yollardan dağılma arayışına giriştiler. dönerken onun arabası ile gideceğimi düşünsem de arabada baş başa olma fikri beni germişti. bu yüzden otobüsle gideceğimi söyledim. solukbenizin yüzü asıldı, ama "sen bilirsin" demekle yetinip oradan ayrıldı.
bir gün sonra okulda tekrar gördüm onu, nasıl salına salına yürüyor, nasıl kendinden emin. sınıfa geçtik, yine tam karşımda oturuyordu. hoca başladı anlatmaya ama onu dinlemiyordum, solukbenizin gözleri beni hayal alemine götürüyordu. kendimi farklı hissetmeye başladım, onu gördükçe yüreğim cız ediyordu. onu artık aklımdan çıkaramaz oldum, yeniden aşık olmak bu olmalıydı...
----
rasyonel makyaja sahip papirüs tenine sahip yazar.
klasizme tepki olarak yazar olmuş.
şayet öyle masum ki ayakkabısının ucuna bakarak yürüyor.
klasizme tepki olarak yazar olmuş.
şayet öyle masum ki ayakkabısının ucuna bakarak yürüyor.
sen gelsene yine buralara.
Geldim, buralardayım ama sanırım yakın zamanda hepten gidebilirim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar