bugün
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı28
- claudian clouds33
- sarapci koala hatayi33
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri23
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- okan buruk8
- amedspor'un süper ligin lideri olması3
- özürlü diyerek hakaret ettiğini sanmak4
- true'nun engelli olması4
- meriç dükalığı8
- gecenin şarkısı20
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- seri eksicinin iq düzeyi4
- true'nun idrak yolları enfeksiyonu sorunu4
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız3
- seri eksiciyi köçek gibi oynatmak3
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- tai lung12
- rafael leao2
- sevdiğiniz yazarlar8
- sözlük kızlarının kekleri24
- gözünde büyüttüğün insanın çok da şey olmaması4
- islamda namaz yoktur30
- okan buruk'un yerine geçecek teknik direktör2
- okan çık hesap ver4
- habire124
- galatasaray10
- leroy sane2
- icat edilmesi beklenen şeyler2
- fusya semsiyeli yabanci22
- kadir inanır'ın mirası4
- galatasaray trabzonspor kardeşliğinin bozulması2
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği3
- sözlüğün ölü gibi olması5
- rakı arasında çay içmek2
- insanları birbirine düşürmek4
- galatasaray rezil oldu2
- trabzonspor5
- muhammed salah'ın galatasaray'a döşediği boru2
- etli biber dolması5
- özürlü yazarlara yardım kampanyası2
- okan buruk 102 puanı nasıl topladı sorunsalı2
- dualarımız bu akşam trabzonspor ile3
- kürdistan10
- uğurcan çakır2
- hadi birbirinize sarılın2
- arkadaşlar bana engel olun2
- bana onu sormayin8
- habire12 istenmiyorsun algısı2
açık tenli, benzi bir nevi soluklara takılan lakap.
----
yine o çocuk, uzun boylu, beyaz tenli...Ne zaman kafamı çevirsem bana baktığını hissediyorum.ben de ona bakıyorum. gözleri çok farklı; incecik ve derin anlamlar yüklü. yüzünün beyazlığı, kollarının parlaklığı beni kendine çekiyor o gözleriyle. ona yeni bir isim buldum: solukbeniz. acaba kimin solukbenizi bu? benim olmasını isterdim gerçekten.
solukbeniz beni yemeğe davet etti. tabi yalnız beni değil, bir arkadaş grubuyla ortaklaşa. neden beni de çağırdı acaba? evet dedim ve gittik, solukbeniz karşıma oturdu, ben hızlı hızlı yedim yemeğimi ve tatlıya geçtim, o ise henüz çorbasındaydı. neden yavaş yiyor yemeğini, yoksa benim hızlı yememden mi tiksindi? her neyse yemek çıkışı bir kafeye gittik. solukbeniz hep benle uğraştı. neden uğraşıyordu benle? ama hoşuma da gidiyordu bu. kalabalık bir grubun ortasında onun benle ilgilenmesi çok hoşuma gitti gerçekten. derken solukbeniz aramızdan bir süreliğine ayrıldı. bu arada onun arkadaşları solukbenizle benim çok yakıştığımı söyleyip durdular. ben ise buna çok kızmıştım. henüz bir ilişkiden çıkmış olmam, yeni bir ilişkiye hazır olmamam bunda etkiliydi ve insanların ileri geri konuşuyor olmaları beni çileden çıkarmıştı. "böyle konuşup durmayın yoksa o gelmeden gitmek zorunda kalırım" dedim ve özür dilediler.
solukbeniz yanımıza geldiğinde sohbet küçük gruplara bölünmüştü, ben ise sadece dinliyordum. o konuşmaya başladı ve kısa bir sürede bütün bir grup sohbete dahil oldu. nasıl bu kadar bağlayabiliyordu insanları birbirine acaba? üzerinde büyülü bir şey olmalı, özellikle de gözlerinde.
saat hızla ilerliyordu. kaldığım yurdun kapılarına kilit vurma saati yaklaştıkça tedirgin olmaya başladım. kalmak istedim, dönmek istedim her ne kadar yüreğim bunu istemese de. kabul ettiler ve hep beraber kalktık. solukbenizin arabası ile gelmiştik, şimdi ise herkes bir bahane bularak farklı yollardan dağılma arayışına giriştiler. dönerken onun arabası ile gideceğimi düşünsem de arabada baş başa olma fikri beni germişti. bu yüzden otobüsle gideceğimi söyledim. solukbenizin yüzü asıldı, ama "sen bilirsin" demekle yetinip oradan ayrıldı.
bir gün sonra okulda tekrar gördüm onu, nasıl salına salına yürüyor, nasıl kendinden emin. sınıfa geçtik, yine tam karşımda oturuyordu. hoca başladı anlatmaya ama onu dinlemiyordum, solukbenizin gözleri beni hayal alemine götürüyordu. kendimi farklı hissetmeye başladım, onu gördükçe yüreğim cız ediyordu. onu artık aklımdan çıkaramaz oldum, yeniden aşık olmak bu olmalıydı...
----
----
yine o çocuk, uzun boylu, beyaz tenli...Ne zaman kafamı çevirsem bana baktığını hissediyorum.ben de ona bakıyorum. gözleri çok farklı; incecik ve derin anlamlar yüklü. yüzünün beyazlığı, kollarının parlaklığı beni kendine çekiyor o gözleriyle. ona yeni bir isim buldum: solukbeniz. acaba kimin solukbenizi bu? benim olmasını isterdim gerçekten.
solukbeniz beni yemeğe davet etti. tabi yalnız beni değil, bir arkadaş grubuyla ortaklaşa. neden beni de çağırdı acaba? evet dedim ve gittik, solukbeniz karşıma oturdu, ben hızlı hızlı yedim yemeğimi ve tatlıya geçtim, o ise henüz çorbasındaydı. neden yavaş yiyor yemeğini, yoksa benim hızlı yememden mi tiksindi? her neyse yemek çıkışı bir kafeye gittik. solukbeniz hep benle uğraştı. neden uğraşıyordu benle? ama hoşuma da gidiyordu bu. kalabalık bir grubun ortasında onun benle ilgilenmesi çok hoşuma gitti gerçekten. derken solukbeniz aramızdan bir süreliğine ayrıldı. bu arada onun arkadaşları solukbenizle benim çok yakıştığımı söyleyip durdular. ben ise buna çok kızmıştım. henüz bir ilişkiden çıkmış olmam, yeni bir ilişkiye hazır olmamam bunda etkiliydi ve insanların ileri geri konuşuyor olmaları beni çileden çıkarmıştı. "böyle konuşup durmayın yoksa o gelmeden gitmek zorunda kalırım" dedim ve özür dilediler.
solukbeniz yanımıza geldiğinde sohbet küçük gruplara bölünmüştü, ben ise sadece dinliyordum. o konuşmaya başladı ve kısa bir sürede bütün bir grup sohbete dahil oldu. nasıl bu kadar bağlayabiliyordu insanları birbirine acaba? üzerinde büyülü bir şey olmalı, özellikle de gözlerinde.
saat hızla ilerliyordu. kaldığım yurdun kapılarına kilit vurma saati yaklaştıkça tedirgin olmaya başladım. kalmak istedim, dönmek istedim her ne kadar yüreğim bunu istemese de. kabul ettiler ve hep beraber kalktık. solukbenizin arabası ile gelmiştik, şimdi ise herkes bir bahane bularak farklı yollardan dağılma arayışına giriştiler. dönerken onun arabası ile gideceğimi düşünsem de arabada baş başa olma fikri beni germişti. bu yüzden otobüsle gideceğimi söyledim. solukbenizin yüzü asıldı, ama "sen bilirsin" demekle yetinip oradan ayrıldı.
bir gün sonra okulda tekrar gördüm onu, nasıl salına salına yürüyor, nasıl kendinden emin. sınıfa geçtik, yine tam karşımda oturuyordu. hoca başladı anlatmaya ama onu dinlemiyordum, solukbenizin gözleri beni hayal alemine götürüyordu. kendimi farklı hissetmeye başladım, onu gördükçe yüreğim cız ediyordu. onu artık aklımdan çıkaramaz oldum, yeniden aşık olmak bu olmalıydı...
----
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar