bugün

az önce sigara içmek için cama çıktığımda fark ettim. milletin götünde sinekler uçuşurken ansızın inmiş şehre. sırlar dünyası efekti yarattı, tırstım biraz. siteye de iskele dayadılar tırsıyorum gece birisi tırmanacak diye, masa üstünde bıçakla duruyorum. olurda biri gelirse harakiri yapacağım, korkup kaçacak sonra... bi dakka lan, yanlış bişey var.
gece gece ümraniyede varlığını çok fena hissettiren. ayrıca bir tevfik fikret şiiriydi de şöyle biterdi sanırsam;

örtün, evet, ey felâket sahnesi... örtün artık ey şehir;
örtün, ve sonsuz uyu, ey dünyanın koca kahpesi!

sen aşiyanda otur sonra söv böyle. olacak iş mi bre tevfik...
ağır roman'ı hatırlatan meret.
tersten okunduğunda da aynı şekilde telaffuz edilen kelime.
çökmek fiiliyle birlikte kullanımı yanlış olan kelimedir. keza sis, bulut çökmesi sonucu oluşan doğa olayıdır.
an itibariyle tüm şehre yayılan doğa olayı.

korku filmi atmosferi gibi oldu ortalık.
an itibariyle istanbul'da hava trafiğini oldukça etkileyen hava olayıdır.
havaalanında olmadığıma oldukça şükrettirendir.
(bkz: secret inci supporter)
(bkz: inci sözlük)
tevfik fikret'in şiiri. ayrıca kendisi sis'in tablosunu da çizmiştir.
tablo başta normal durur, sadece sis vardır.. sadece yoğun bir sise bakarsınız taa ki biraz uzaktan ve dikkatlice bakıncaya dek, işte o zaman sisin arkasındaki bulanık istanbul silüetinin farkına vararsınız ve "vaay be adam hem yazmış hem çizmiş.." dersiniz.
tablo fikret'in aşiyan'daki kendi tasarladığı evin salonunda bulunmaktadır. yatak odasının hemen çaprazında..
görsel

görsel
beyaz karanlık.
Kodes:
Farkına var alıştığın bir yüz değilim ben
ve çarkı dönecek geriye saracak filmi hayatın
Bu rahatlık su yollarında kuraklıksa elini ver
Yalan döner bu devri alem tek sürer mi sandın ?
Beni bi aldın seni bıraktın yerime yer etti
Tanımadım şehirde 10 liralık bilesin aşk
Şakakta sızılarımsın , elimde yaralarım
Bu gecelerimde tavanlar küçük beyaz bir yalan mı ?
Hayır ! Umudu tek bir gülüşe bağlamam ben ,
içimde benimdir ve yaşaman için senindir ..Gel...
Aynı tepede rüzgar , bilki bizim için eser
Bu lodos değil , yeşil bir okyanusta yolculuk ya sahi
Pes ettiğim kadar yenildim hep hayata ben
Ve durmadım sarıldığım günahlarımla yol aldım
Senden önce inandım o yalana emin ol
Ve yerim bir toprak altıysa önümde uzun yol..

Nakarat:x2
Sisli gözlerimin önünde isli bir pencere hayat
Ölüm serinletir mi dersin beni alevdim harlanan ?
Ve kan çanaklarında çatlak oldum aşkı sızdıran
Yanaklarımda tuzlu mazi düşümü kağıda yazdıran..

Sorgu:
Susmaya çalışmak her şeye alışmak demek değil
Aynalarla kapışmanın utancını bilir misin ?
Beni düşünme o narin sinirlerin gerilmesin
Son bu havayı soluyuşum bugünde sen gelir misin ?
Pardon verir misin tek bir anlık bakış bana
Bütün birgün yeterdi o an sabredip yatışmama
Nasıl kapıldın hayattaki o umursamaz yarışlara
Nasıl ulaştın her şeyi yok sayıp o sözde varışlara ?
Tek bi seni istedim Tanrı sanırım oralı olmadı
Uzaktan izledim , bir güldün orda içim sızladı
Elin değdi başka ele tuz oldu yarama ağladım
Beraberinde şöyle bir güldüm ve kadere bağladım..
Doğrusunu istersen öyle böyle değil kanıyorum
Sanki şişelerin dibinde geçmişimizi arıyorum
Ve burada hava soğuk ve bu arada rüzgar azılı düşmanım
O Açıyor kapıyı aniden sen geldin sanıyorum..

Nakarat:x2
Sisli gözlerimin önünde isli bir pencere hayat
Ölüm serinletir mi dersin beni alevdim harlanan ?
Ve kan çanaklarında çatlak oldum aşkı sızdıran
Yanaklarımda tuzlu mazi düşümü kağıda yazdıran..

fevkalâdenin fevkinde bir şarkı.
Mükemmel bir dramelodi project şarkısı.. Tavsiyemdir.
haydar ergülen in yazdığı çok hoş bir şiirdir. selçuk yöntem in seslendirmesinden dinlenmesi şiddetle tavsiye edilir. "gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız, göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır." dizesi en etkileyici dizesidir. şiirin tüm sözleri şöyledir:

iki şehri var gecenin:
Biri gözümde tütüyor,
Birinin dumanı üstünde; yağmur gibi çöken siste
Bana bu uykusuz şehri niye bıraktın,
Göze alamadığım bir şehrin yerine bütün şehirlerdesin...
Gece değil istediğin hayli karanlık bakışlı bir şehrin gözleriyle çarpışmak hevesindesin!
Gözlerini anlıyorum henüz bağışlayabileceği gözleriyle çarpışmadı kimsenin;
Gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır.
Ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir.
Öyle acıyor ki gözlerim kim bağışlayacak.
Sis değil, uykusuzluk değil!
iki uzak şehir gibi ayrılıktan kavuşmuyor gözlerim:
Biri hepimizle gözgöze gibi hala uykusuz,
Biri sis içinde kirpiklerine kadar açık...
Bu sessizliği kim bıraktıysa
Göremiyorum konuşkan gözlerinde tek sözcük bile
Gözlerimiz birbirine değmiyor gecenin iki şehrinde
Kimsenin kimseye gözü değmiyorsa şiir niye?
eskişehir semalarını kaplamış doğa olayı bir başka oluyor üst katlardan seyretmesi.
2 günden beri istanbul'un boğaz kesiminde yaşanan hava olayı.
genelde sabahın soğuk zamanlarında gözlenen hava olayına sis hadisesi diyerek bunu hadise haline getiren hava tahmincinin kulaklarını tırmıklamak istiyorum.
hiçbir şey gözükmez. yanınızdaki sandalye bile. sanki birileri kaçıyordur karanlığın içine. ne kadar acizdir sokak lambaları ve ışıklar. yalnızlığınız bile terkeder sizi. bağırsanız duyulmayacaktır sesiniz. güzeldir, insanı farkettirir kendine..
insanın yumuşacık kalbine tırnaklarını geçirerek kanırtan haydar ergülen şiiridir.

''gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız
göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır''
En kötü günlerde en kötü hissiyle içimize dışımıza her yere vuran şey
çok güzel bir haydar ergülen şiiridir.
(bkz: sis/#2139839)
selçuk yöntem'in de çok güzel seslendirdiği şiirdir.
(bkz: http://www.facebook.com/h...=1085915742054&ref=mf)
mi6 in diger bir adi. kis. secret intelligence service.
adana'nın kozan ilçesinin eski adıdır. bir dönem kilikya ermeni krallığı'na başkentlik ve 1293-1441 arasında gregoryen ermeni kilisesinin merkezliğini yapmıştır.
serserilerin bir numaralı portatif silahıdır.
ilhan irem'in cennet ilahileri albümünde bulunan harika parçası.

Sis

Havada uçuyordu
Duvarlardan geçiyordu
Elverdi şatlup / ışıktan geçti
Maya ağacının kökleri üzerinde melaikeler bekliyordu.

Odalarına gir cennet yüreğinin
Yıldızları yad et birbir.
Gecenin derinliklerinde anahtarlar şıkırdar
Hava kızları raksederler

Sis / gökyakutlarda
Sis / rüyalarda
Sis / yasak meyva
Sis / dudaklarda

Hüzün / yüzyıllar boyu
Tövbe / günahlara
Veda / zehirli elma
Gonca / dudaklarda

Eski zaman elbiseleri akıp gidiyor üzerinden
Sekiz bulut dağının prensesi
Mevsimlik heveslerini dökmüş çiçeklerin ecesi
Olan olmadı biten de bitmedi.

Gizli bahçelerde lirik bahar senfonileri
Geçmiş - an ve gelecek
Varolmuş ve olacak
Havadis avcısı adamotları topladı kehanet ırmağının kıyılarından
La mekan ! la kuyud !
Salamender'in tılsımı ateşte.
Tozdan geldin toza dön !
Ayna krallığının sihirli tacı görünmez oldu.
Kum yatağında kum. dikenler parçaladı avuçlarını
Silinip gitti.
Yüzü önce / sonra elleri / ve sonra tebessümü bile unutuldu.

Hırs akrebi vahşice kanırttı acımasız, meşum
Kim daha yükseklerde o mu ben mi ?
Başında kainatın sarkacı
Geçmiş - an ve gelecek
Varolmuş ve olacak.

Sekiz bulut dağının prensesi
Mevsimlik heveslerini dökmüş
Eski zaman elbiseleri akıp gidiyor üzerinden
© copyright 2005 - 2026