bugün
- bik bik'in hacker'a yemek yapması14
- kolye142
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi12
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- sözlükte aynı anda iki hesap kullanan tip7
- bik bik'in hacker'a yalakalık yapması9
- uludağ sözlük yönetim politikası3
- cimer'e yazılan öğretmen şikayetleri4
- hacker'ın hesabı mı kısıtlaması5
- pazarları çizgi film izlemek için erken uyanmak6
- konya denilince akla gelenler5
- manita yapınca sözlüğü bırakan yazar3
- asla evlenilmeyecek kızlar3
- asla evlenilmeyecek erkekler8
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver13
- pizza bira ikilisi6
- nerde bu sözlük nerde bu zall nerde bu mod4
- cep telefonu17
- chatgpt'nin sorunu ne3
- nokia16
- yapay zeka teksaslı bir cin kavmidir4
- uraz kaygılaroğlu'nun 18 yıllık değişimi2
- erlik5
- rüzgar12
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- ruhi çenet'in uygur türkleri için yaptığı video2
- sözlük elden gidiyor3
- bal10
- lale14
- günün sözü6
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı22
- boykot dedektifi2
- var olmak için ne yaptınız13
- fuck bahçeli tişörtü2
- 13 cuma'nın köklerine dönüş2
- türkiye'nin kıymeti bilinmemiş şarkıcıları4
- pazar günleri ekmek almak3
- abd de futbol sahasına kamyonet dalması2
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- sevgiliye uzaktan bakmak3
- evi ev yapan şeyler14
- kaplan17
- yogartiksen39
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- bileklik19
- aslan15
- fil9
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek48
şimdiki kadınların doğum esnasında acı çekmemek için keyfi olarak tercih ettikleri yöntem.
analarimiz normal doğum diyosan vardır bi bildikleri.
(bkz: sectio) bu arada sezaryen ne be.
romalı jül sezar'ın doğum şekli olduğundan onun namıyla anılır.
Sezeryan videoları izlediğim günden beri , normal doğuma daha sıcak bakıyorum.
yaklaşık bir ay kadar önce sezaryen doğum yapmış ve 2.gün evime hastaneden yürüyerek gelmiş bir anne olarak doğum hikayemi sizinle paylaşmak isterim.
gebeliğimin 38. haftasıydi ve karnım epeyce büyüktü. en başından beri doktorlar bebeğin iri olduğunu ve 2 hafta ileriden geldigini söylüyordu.
suyumda her zaman fazla görünüyordu.
neyse gelgelelim doğuma dair bir işaret bekliyorum. ne kasılmalar var ne açılma ne de nişan. 39 haftaya girmek üzereyim. kontrole gittim yine nst' ye girdim ve biraz sancı görünüyor ama ben hiçbir şey hissetmiyorum. çarşamba günüydü. doktorum : " senin gözlerinde rahatsızlık vardı hem senin karnın çok büyük ıkınamazsın " dedi. niyeyse sezayenden inanılmaz korkuyordum. çevremdeki kadınların 20 yil onceki sezaryen yerlerinin sürekli sancılanması bilinç altımda inanılmaz bir korku yaratmış. doktor "cuma sabah gel , sezeryan yapalım " dediğinde yüzümün aldığı şekil nasıldır bilemiyorum da sesim 12 oktava çıktı birden. hemen "annemi arayayım anca gelir " v.s demeye başladım. beklemiyordum . cuma sabahı ölecektim bana göre ve sevdiklerimle vedalaşmalıydım.
"vay be bebeğimi göremeden gideceğim modundayım ve de " bünyem aşırı hassas olduğu için böyleyim ama. kesin masada kalırım . içimden cadı kaynanama mı kalacak oğlum ? diye düşünüyorum.en çok oğluma üzülüyorum ama "benden iyi yetiştiremez kimse onu " diye.ben kimsem sahi?
17 kilo almışım, elmadan kol bacak çıkmış gibi gorünüyorum. agzım yuzüm yamulmuş. gece gündüz belim ağrıyor. zor nefes alıyorum. doğum yapınca rahatlarım diye düşünemiyorum yine de. ha bir de dünyads sezaryene girecek ilk kadın gibiyim. kesin masada kalacağım.
hastaneden çıktık , börekçiye girdik. son yemeklerim diye düşünüyorum. içecek olarak el yapımı limonata soyluyorum. eşim o sirada en azilı düşmanim ve olmemden sorumlu tek kişi gözümde.ölmeden once ona ne kadar hesap kitlersem kâr gibi.
annemi arıyorum , "anne ben cuma günü sezaryene giriyorum" demek için ama bir tripliyim "ölüyorum cuma günü ilgilenin benimle " tripleri.
alttan alıyor "tamam annecigimler uçuşuyor " duygusallaşıyor. eşim sürekli ne yemek istediğimi soruyor. durup durup ağlıyor o da. ben daha çok inanıyorum öleceğime. uyumuyorum o gece. perşembe sabahtan başlıyorum temizliğe. 5 -6 tencere yemek yapıyorum. tatlı yapıyorum. yemekleri öyle bol yapıyorum ki öleceğim ya hem gitmeden sevdiklerime yemeklerimden yedirmek istiyorum hem de taziyeye gelirler, ev kalabalık olur evde bulunsun. uyumuyorum o gecede . doktorun dediği gibi gece 2 ' de yemeyi içmeyi kesiyorum. ama öleceğim ya aç karnina ölecegime de üzülüp , kendime acıyorum. sabah herkes kahvalti yapiyor evde tatsiz tutsuz. herkesin suratı beş karış. herkes tedirgin iyice demoralize oluyorum.
duşa girip agliyorum. çıkıp makyaj yapıyorum bir ton , ölüm güzel olsun diye.
velhasıl kelam hastane eve çok yakın. gozlerim dolu dolu annemi bir daha göremeyeceğim diye. sonra bir dizi a4 kagıdına adimi yazıp yazip imzaliyorum okumadan. nasil olsa ölücem. kabul etmişim. doktor 2. hastasın diyor. odana geç , hemşireler yardımcı olacak diyor.
odaya giriyoruz. oda çok güzel anasinı satayım. hiç oyle korkunç değil derken içeri sedyeyle 4 hemşire giriyor. tansiyonum 18 falan olmuştur. önce sizi alacağız, diyorlar. sedyeye kendim çıkiyorum 4 tane kadın nasil taşısın beni , malum.önce kan alip , serum takıyorlar sonra "sonda takacağız " diyorlar bir korkuyorum. "ameliyathanede taksaydinız narkozluyken " diyorum. "acımıyor ki derin nefes al hiç anlamayacaksın" diyorlar. acıyor inanmayın ama aşırı değil. " nasıl idrarımı yapacağım ?" diye sordum. hemşre " şu an yapiyorsun zaten" dedi. farkında değilim. serumun içine bir şey koymuşlar. bir utandım. korktugumu belli etmiyorum ama şaka yaparaktan herkese, gidiyorum ölüme. belli etmiyorum aman annem fenalaşır diye.
eşime de ben çıktığım da bana bebekle ilgili bilgi ver , diyorum.makara kukara girdim
ameliyathaneye. en son çocukken girdiğim bir yer. anasını satayım içeride 10 kişi var rahat. sezeryana girmiyorum da ceosu olduğum şirket dünya çapında bir anlaşmaya imza atmışta bende sirkete döndüğümde çalışanlar beni kapılarda karşılıyor. bir alkış eksikti. personel süpersonik . üstüme kaç kaç önlük koydular bilmiyorum. hiçbir şey göremiyorum. ameliyathanedeki o yuvarlak büyük ışiğın üzerinde markası yazıyor . markanin adı "bıçakçılar" ama hiç olmadı ki bu diyorum sezaryene girecek hastanın odasındaki aletlerin hepsinin markası " bıçakçılar" diyorum. yine şakalar. birden vücudumda bir sogukluk hissedip , korkuyorum. "narkoz bebeğe geçmesin diye karın bolgenize soguk uyguluyoruz " dediler. bildiginiz buzlarka yıkanıyorum . sonra anestezi uzmani geliyor. selam veriyor. son cümlemi kuruyorum ( ölüyorum ya çünkü) " e sizde geldiğinize göre bu da benim son 10 saniyem " diyorum.
bir uyanıyorum. üzerimde fil oturuyor sanki. inanilmaz da bir sancı. sedyedeyim, eşimi görüyorum. "ölmemişim lan?" eşim söz verdiği gibi " muhteşem bir şey görmelisin" diyor. hem ben iyiyim hem de bebek iyi. ama bir sorun var ağrıdan hareket edemiyorum. olsun be yaşıyoruz ya! yeniden dogmuş gibiyim. karnım hala kocaman. kum torbası koydular hatta karnıma. bebeğim geliyor. gerisini zaten tahmin edersiniz.
aşiri hizlı ve özensiz anlatilmis bir anı oldu . idare edersiniz artık.
(bkz: anayım ben ana)
gebeliğimin 38. haftasıydi ve karnım epeyce büyüktü. en başından beri doktorlar bebeğin iri olduğunu ve 2 hafta ileriden geldigini söylüyordu.
suyumda her zaman fazla görünüyordu.
neyse gelgelelim doğuma dair bir işaret bekliyorum. ne kasılmalar var ne açılma ne de nişan. 39 haftaya girmek üzereyim. kontrole gittim yine nst' ye girdim ve biraz sancı görünüyor ama ben hiçbir şey hissetmiyorum. çarşamba günüydü. doktorum : " senin gözlerinde rahatsızlık vardı hem senin karnın çok büyük ıkınamazsın " dedi. niyeyse sezayenden inanılmaz korkuyordum. çevremdeki kadınların 20 yil onceki sezaryen yerlerinin sürekli sancılanması bilinç altımda inanılmaz bir korku yaratmış. doktor "cuma sabah gel , sezeryan yapalım " dediğinde yüzümün aldığı şekil nasıldır bilemiyorum da sesim 12 oktava çıktı birden. hemen "annemi arayayım anca gelir " v.s demeye başladım. beklemiyordum . cuma sabahı ölecektim bana göre ve sevdiklerimle vedalaşmalıydım.
"vay be bebeğimi göremeden gideceğim modundayım ve de " bünyem aşırı hassas olduğu için böyleyim ama. kesin masada kalırım . içimden cadı kaynanama mı kalacak oğlum ? diye düşünüyorum.en çok oğluma üzülüyorum ama "benden iyi yetiştiremez kimse onu " diye.ben kimsem sahi?
17 kilo almışım, elmadan kol bacak çıkmış gibi gorünüyorum. agzım yuzüm yamulmuş. gece gündüz belim ağrıyor. zor nefes alıyorum. doğum yapınca rahatlarım diye düşünemiyorum yine de. ha bir de dünyads sezaryene girecek ilk kadın gibiyim. kesin masada kalacağım.
hastaneden çıktık , börekçiye girdik. son yemeklerim diye düşünüyorum. içecek olarak el yapımı limonata soyluyorum. eşim o sirada en azilı düşmanim ve olmemden sorumlu tek kişi gözümde.ölmeden once ona ne kadar hesap kitlersem kâr gibi.
annemi arıyorum , "anne ben cuma günü sezaryene giriyorum" demek için ama bir tripliyim "ölüyorum cuma günü ilgilenin benimle " tripleri.
alttan alıyor "tamam annecigimler uçuşuyor " duygusallaşıyor. eşim sürekli ne yemek istediğimi soruyor. durup durup ağlıyor o da. ben daha çok inanıyorum öleceğime. uyumuyorum o gece. perşembe sabahtan başlıyorum temizliğe. 5 -6 tencere yemek yapıyorum. tatlı yapıyorum. yemekleri öyle bol yapıyorum ki öleceğim ya hem gitmeden sevdiklerime yemeklerimden yedirmek istiyorum hem de taziyeye gelirler, ev kalabalık olur evde bulunsun. uyumuyorum o gecede . doktorun dediği gibi gece 2 ' de yemeyi içmeyi kesiyorum. ama öleceğim ya aç karnina ölecegime de üzülüp , kendime acıyorum. sabah herkes kahvalti yapiyor evde tatsiz tutsuz. herkesin suratı beş karış. herkes tedirgin iyice demoralize oluyorum.
duşa girip agliyorum. çıkıp makyaj yapıyorum bir ton , ölüm güzel olsun diye.
velhasıl kelam hastane eve çok yakın. gozlerim dolu dolu annemi bir daha göremeyeceğim diye. sonra bir dizi a4 kagıdına adimi yazıp yazip imzaliyorum okumadan. nasil olsa ölücem. kabul etmişim. doktor 2. hastasın diyor. odana geç , hemşireler yardımcı olacak diyor.
odaya giriyoruz. oda çok güzel anasinı satayım. hiç oyle korkunç değil derken içeri sedyeyle 4 hemşire giriyor. tansiyonum 18 falan olmuştur. önce sizi alacağız, diyorlar. sedyeye kendim çıkiyorum 4 tane kadın nasil taşısın beni , malum.önce kan alip , serum takıyorlar sonra "sonda takacağız " diyorlar bir korkuyorum. "ameliyathanede taksaydinız narkozluyken " diyorum. "acımıyor ki derin nefes al hiç anlamayacaksın" diyorlar. acıyor inanmayın ama aşırı değil. " nasıl idrarımı yapacağım ?" diye sordum. hemşre " şu an yapiyorsun zaten" dedi. farkında değilim. serumun içine bir şey koymuşlar. bir utandım. korktugumu belli etmiyorum ama şaka yaparaktan herkese, gidiyorum ölüme. belli etmiyorum aman annem fenalaşır diye.
eşime de ben çıktığım da bana bebekle ilgili bilgi ver , diyorum.makara kukara girdim
ameliyathaneye. en son çocukken girdiğim bir yer. anasını satayım içeride 10 kişi var rahat. sezeryana girmiyorum da ceosu olduğum şirket dünya çapında bir anlaşmaya imza atmışta bende sirkete döndüğümde çalışanlar beni kapılarda karşılıyor. bir alkış eksikti. personel süpersonik . üstüme kaç kaç önlük koydular bilmiyorum. hiçbir şey göremiyorum. ameliyathanedeki o yuvarlak büyük ışiğın üzerinde markası yazıyor . markanin adı "bıçakçılar" ama hiç olmadı ki bu diyorum sezaryene girecek hastanın odasındaki aletlerin hepsinin markası " bıçakçılar" diyorum. yine şakalar. birden vücudumda bir sogukluk hissedip , korkuyorum. "narkoz bebeğe geçmesin diye karın bolgenize soguk uyguluyoruz " dediler. bildiginiz buzlarka yıkanıyorum . sonra anestezi uzmani geliyor. selam veriyor. son cümlemi kuruyorum ( ölüyorum ya çünkü) " e sizde geldiğinize göre bu da benim son 10 saniyem " diyorum.
bir uyanıyorum. üzerimde fil oturuyor sanki. inanilmaz da bir sancı. sedyedeyim, eşimi görüyorum. "ölmemişim lan?" eşim söz verdiği gibi " muhteşem bir şey görmelisin" diyor. hem ben iyiyim hem de bebek iyi. ama bir sorun var ağrıdan hareket edemiyorum. olsun be yaşıyoruz ya! yeniden dogmuş gibiyim. karnım hala kocaman. kum torbası koydular hatta karnıma. bebeğim geliyor. gerisini zaten tahmin edersiniz.
aşiri hizlı ve özensiz anlatilmis bir anı oldu . idare edersiniz artık.
(bkz: anayım ben ana)
Şu an farkettim ki bildiğim 3 dilde de sezaryen kelimesi sezar ile bağlantılı. Almancası Kaiserschnitt, ingilizcesi ise cesarean section. insan bi bunun ne alakası var sezarla yahu diyor. Romalı bir yazar olan plinius Sezar'ın sezaryenle doğduğunu yazmış ve de millet kanmış buna. Muhtemelen bu yorum bir efsaneden ibaret çünkü roma yasalarına göre ancak ölmüş kadın sezaryen yaptırılabilirmiş, kadın hamile olarak gömülemezmiş. Ancak sezar ın annesinin, sezar ı doğurduktan sonra yaşadığı biliniyor Sezaryen kelimesinin kökeni ile ilgili 2. Olasılık ise Latince kesmek anlamına gelen caedere den türetildiği. Bu olasılık daha mantıklı diyorlar.
Gerçekten son çare olmadığı sürece uygulanmaması gereken yöntem. Anne ve çocuğun sağlığı açısından sakıncaları dışında bebeği psikolik olarakta ciddi derecede rahatsız ettiği, ileriki yaşlarda çeşitli travmalara sebep olduğu düşünülüyor. Yani ben acı çekmek istemiyorum böyle yapayım demenin çok ciddi sonuçları oluyor.
roma yasaları der ki, ancak ölmüş kadına sezaryen yapılır çünkü kadın hamile olarak gömülemez.
asırlar sonra, genç ve sağlıklı kadınların sezaryen ile doğurmasına yorum bile yapmıyorum.
asırlar sonra, genç ve sağlıklı kadınların sezaryen ile doğurmasına yorum bile yapmıyorum.
Son 20-30 yıldır genel anestesiz de yapılabilen ve Malesef ki şimdiki kadınların doğum esnasında acı çekmemek için keyfi olarak tercih ettikleri ve hamile annenin normal doğum yapmasına engel bir hastalığı ya da yapısal bir anormalite (rahim haznesinin dar olması nedeniyle bebeğin dişarı çıkabilmesinin zor olması vs.) Olmadığı sürece kaçınılması gereken bir operasyon.
Normal doğum yapan kadın, doğum esnasında acı çeker bu kesin ama sonrasında acı çekmekten kurtulur ve kolay toparlanır. Sezeryan dikişi ise başlı başına bir ızdıraptır.
Normal doğum ile dünyaya gelen, sağlık açısından hayata 1-0 önde başlar.
Normal doğum yapan kadın, doğum esnasında acı çeker bu kesin ama sonrasında acı çekmekten kurtulur ve kolay toparlanır. Sezeryan dikişi ise başlı başına bir ızdıraptır.
Normal doğum ile dünyaya gelen, sağlık açısından hayata 1-0 önde başlar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar