bugün
- yalnız yaşayan erkek özellikleri7
- askerde sahip olunan en büyük lüks5
- habire1214
- sözlükteki arap döven kızlar5
- sözlükteki sinsi köpekler7
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi12
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması9
- era7capone4
- arap gel oğlum kuçu kuçu4
- habire'nin fendi kadını yendi4
- sıfır atık vakfı11
- bilerek ponziye dahil olmak7
- hesap ödemeyi teklif dahi etmeyen kız4
- çaylak olmadan önceki son kahve4
- 0 0 716
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi9
- evrene enerji gönderen müslüman9
- aleksey batrakov5
- cop318
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri53
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı35
- yahudi kürt ailenin çocuğu olmak4
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- ilk buluşmada evden kek getiren kız5
- aslan dövmenin aslında zor olmaması5
- samed ağırbaş7
- karı koca sözlükte takılan yazarlar4
- uluslararası ilişkiler bölümünün özeti3
- fusya semsiyeli yabanci25
- 1000 mbps internet3
- sözlük erkeklerinin omuzları2
- ilk buluşmada erkek sevgiliyi evden tofaşla almak2
- ceketimizi koysak kazanırız zaten7
- katlanılabilir telefon2
- yoldan geçerken taciz eden yaşlı hanımefendi2
- pikapta müzik dinlemek2
- günbatımında eski dostunla konuşmak2
- illüminati filmleri3
- yapay zeka ile resim video içerik üretmek4
- tr dışında neden hiçbir devlet kktc'yi tanımıyor4
- amedspor'un süper ligin lideri olması7
- soğan çuvalını sırtlarken sevgiliye yakalanmak4
- saddam hüseyin12
- saddam hüseyin ve ibrahim tatlıses benzerliği3
- yazarların pazar günü planları5
- trakya'dan slovakya'ya gitmek6
- alternatif türkçe rock müziğin iyice kaybolması3
- galatasaray'ın osimhen başvurusunun reddedilmesi2
- ismail kartal8
bir cüneyt arkın filmi.
çok geyik bir film. *
bir babanın yüreğinden kopan mektubun giriş cümlesi.
sevgili oğlum,
4 mayıs 2012 cuma günü rabbimin armağanı olarak ve annenin vasıtası ile geldin bana. o kadar masum, o kadar temiz, o kadar ve o kadar mis kokulusun ki! seni ilk kucağıma aldığımda kalbim durmadı ise bu günden sonra zor durur gibi geliyor bana.
bir erkek evlat sahibi olmak... sanma ki erkek evlat takıntılı bir adamım ben. 6 yaşımdan beri en büyük hayalimdi bir erkek evlat sahibi olmak. senin deden arslan gibi bir adamdı. onun bana olan sevgisine o kadar hayrandım ki daha o yaşlarda baba olmak ve evladını babamın beni sevdiği gibi sevme hayalleri kurardım. ben hayatım boyunca babam kadar fedakar bir adam görmedim. bir fabrika işçisiydi, durumumuz öyle hiç de iyi değildi ama o ben seviyorum diye o 80'lerin yokluk günlerinde bana en iyi yiyecekleri alırdı, her hafta mutlaka bir tiyatroya götürürdü. eski ayakkabısına kaç defa pençe yaptırdığını görürdüm, kendisine almaz hep bana en iyileri almaya çalışırdı. zeki bir çocuktum, durumun da farkındaydım. işte daha o senelerde yani ilkokula giderken hep hayaller kurardım. ileride benim de bir oğlum olacaktı, adını da orhan koyacaktım. babamın aldığı tarih kitaplarında okumuştum orhan gazi'nin hikayesini. ne de yiğit bir kahramandı orhan gazi. benim de orhan isimli bir oğlum olmalı idi. ben de dedenin beni sevdiği gibi oğlumu sevecektim. elimden geldiğince onu güzel yetiştirecektim. ona kitap okuma sevdasını, bir şeyler biriktirerek koleksiyon sahibi olma sevdasını, tiyatro ve kültürel aktiviteler sevdasını... tüm bunları boşver, adam olmayı öğretecektim. sonra büyüdüm, evlendim ve ablan dünyaya geldi. onu çok sevdim, canımdan da çok sevdim hala da çok sevmeye devam ediyorum ve bu hep böyle devam edecek ama hani demiştim ya erkek evlat. yok yok biz aşiret mantığı ile yetişen insanlar değiliz ama ne bileyim çok istiyordum yaa bir oğlumun olmasını. hayallerimdeki gibi yetiştirmeyi, onunla birlikte camiye gitmeyi, omuzlarımın üzerinde taşımayı, haydutluk yapmasını izlemeyi, ali sami yen'in yeni açığında üzerimizde formalar ile bağıra çağıra gaassaray'ı desteklemeyi, birlikte küfür etmeyi yani bir ton şey. neyse, sonra ablanın annesi ile boşandım ve annen ile evlendim. sana hamile olduğu öğrendiğimizde ikimiz de heyecandan ölüyorduk. ama sanırım hayatımın en güzel haberini cinsiyetini öğrendiğimde aldım. bir oğlum olacaktı. doğum zamanına kadar olan süreç benim için o kadar heyecanlıydı ki. bir aralar seni bekleme telaşından tansiyonum 22 ye kadar fırladı. doktorum nedir sizi bu kadar heyecanlandıran diye soruyordu ama ona diyemiyordum ki benim oğlum olacak diye! özellikle son 1 ayı nerede ise gün sayarak tamamladık.
ve o gün geldi. asansörün kapısı açıldı ve bir hemşire bebek arabasında getirdi seni bana. dizlerimin bağının çözüldüğünü hissettim, kalbim duracaktı. benim mucizem gerçekleşmişti, sen doğmuştun. rabbime şükrettim, şükrettim, şükrettim.
çok tatlı bir bebeksin be orhan, seni sevmeye doyamıyorum.
bu arada söylemeyi unuttum. normalde çocukların isimlerini dedeleri koyar hani kulaklarına ezan okurlar ya. senin de ismini babam koyacaktı ama...
liseye giderken televizyonda kuruluş dizisi oynuyordu. orada osman gazi oğlu orhan doğduğunda kulağına ezanı okuyor ve orhan, orhan, orhan diye üç defa ismini söylüyordu. o sahneden çok etkilenmiştim ve demiştim ki:
benim orhan'ım doğsun, ismini ben koyacağım!
bugün akşam eve gideceğim ve kulağına ismini fısıldayacağım.
orhan! orhan! orhan!
hoş geldin oğlum!
sevgili oğlum,
4 mayıs 2012 cuma günü rabbimin armağanı olarak ve annenin vasıtası ile geldin bana. o kadar masum, o kadar temiz, o kadar ve o kadar mis kokulusun ki! seni ilk kucağıma aldığımda kalbim durmadı ise bu günden sonra zor durur gibi geliyor bana.
bir erkek evlat sahibi olmak... sanma ki erkek evlat takıntılı bir adamım ben. 6 yaşımdan beri en büyük hayalimdi bir erkek evlat sahibi olmak. senin deden arslan gibi bir adamdı. onun bana olan sevgisine o kadar hayrandım ki daha o yaşlarda baba olmak ve evladını babamın beni sevdiği gibi sevme hayalleri kurardım. ben hayatım boyunca babam kadar fedakar bir adam görmedim. bir fabrika işçisiydi, durumumuz öyle hiç de iyi değildi ama o ben seviyorum diye o 80'lerin yokluk günlerinde bana en iyi yiyecekleri alırdı, her hafta mutlaka bir tiyatroya götürürdü. eski ayakkabısına kaç defa pençe yaptırdığını görürdüm, kendisine almaz hep bana en iyileri almaya çalışırdı. zeki bir çocuktum, durumun da farkındaydım. işte daha o senelerde yani ilkokula giderken hep hayaller kurardım. ileride benim de bir oğlum olacaktı, adını da orhan koyacaktım. babamın aldığı tarih kitaplarında okumuştum orhan gazi'nin hikayesini. ne de yiğit bir kahramandı orhan gazi. benim de orhan isimli bir oğlum olmalı idi. ben de dedenin beni sevdiği gibi oğlumu sevecektim. elimden geldiğince onu güzel yetiştirecektim. ona kitap okuma sevdasını, bir şeyler biriktirerek koleksiyon sahibi olma sevdasını, tiyatro ve kültürel aktiviteler sevdasını... tüm bunları boşver, adam olmayı öğretecektim. sonra büyüdüm, evlendim ve ablan dünyaya geldi. onu çok sevdim, canımdan da çok sevdim hala da çok sevmeye devam ediyorum ve bu hep böyle devam edecek ama hani demiştim ya erkek evlat. yok yok biz aşiret mantığı ile yetişen insanlar değiliz ama ne bileyim çok istiyordum yaa bir oğlumun olmasını. hayallerimdeki gibi yetiştirmeyi, onunla birlikte camiye gitmeyi, omuzlarımın üzerinde taşımayı, haydutluk yapmasını izlemeyi, ali sami yen'in yeni açığında üzerimizde formalar ile bağıra çağıra gaassaray'ı desteklemeyi, birlikte küfür etmeyi yani bir ton şey. neyse, sonra ablanın annesi ile boşandım ve annen ile evlendim. sana hamile olduğu öğrendiğimizde ikimiz de heyecandan ölüyorduk. ama sanırım hayatımın en güzel haberini cinsiyetini öğrendiğimde aldım. bir oğlum olacaktı. doğum zamanına kadar olan süreç benim için o kadar heyecanlıydı ki. bir aralar seni bekleme telaşından tansiyonum 22 ye kadar fırladı. doktorum nedir sizi bu kadar heyecanlandıran diye soruyordu ama ona diyemiyordum ki benim oğlum olacak diye! özellikle son 1 ayı nerede ise gün sayarak tamamladık.
ve o gün geldi. asansörün kapısı açıldı ve bir hemşire bebek arabasında getirdi seni bana. dizlerimin bağının çözüldüğünü hissettim, kalbim duracaktı. benim mucizem gerçekleşmişti, sen doğmuştun. rabbime şükrettim, şükrettim, şükrettim.
çok tatlı bir bebeksin be orhan, seni sevmeye doyamıyorum.
bu arada söylemeyi unuttum. normalde çocukların isimlerini dedeleri koyar hani kulaklarına ezan okurlar ya. senin de ismini babam koyacaktı ama...
liseye giderken televizyonda kuruluş dizisi oynuyordu. orada osman gazi oğlu orhan doğduğunda kulağına ezanı okuyor ve orhan, orhan, orhan diye üç defa ismini söylüyordu. o sahneden çok etkilenmiştim ve demiştim ki:
benim orhan'ım doğsun, ismini ben koyacağım!
bugün akşam eve gideceğim ve kulağına ismini fısıldayacağım.
orhan! orhan! orhan!
hoş geldin oğlum!
cüneyt arkın'ın filmde gece yarısı mezarlığa gidip kabri açtığı ve sahnenin devamında kefeni açıp baktığı kişinin gerçekten ölümü yoksa rol gereği mi olduğunu bir türlü anlamadığım film. gerçek ölmüş insanı orada gösterecek halleri yok sanırım rol gereğiydi ama çok inandırıcıydı gerçekten.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar