bugün
- asrın soygunu9
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- bekarlığın avantajları3
- true nickli yazar19
- tai lung vs gocu22
- kullanıcı adı değişmiyor3
- işler eskisi gibi değil kesat mı kesat2
- 27 ocak 2027 psg galatasaray maçı2
- marimar2
- güne bir alıntı bırak4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı6
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor20
- guterres ten iki devletli çözüm açıklaması2
- habire1227
- kürtler asimile edilmelidir11
- sözlüktekiler kaç yaşında10
- analı avratlı sözlük kavgaları8
- manisada okul saldırısı17
- 1 gocu'ya 4 kişi dalması7
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok28
- teslimiyet4
- sarı poşet kudurtması13
- bu ne soğuk amk5
- et döner dürüm9
- tuvaletin evin dışında olması6
- kadınların reddedemediği teklifler6
- evliliği ayakta tutan güçler13
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı17
- allah'ın yasakladığı cinsel ilişkiler10
- sözlükte kavga olacak hissi4
- şemsiyeli olayının gerçek yüzünü açıklıyorum8
- gocusuz bir sözlük5
- karılı kızlı tiktok yerine sözlükte takılan tip4
- yanlışlıkla plaj şemsiyesine diklemesine oturmak6
- bir erkek ile yanlışlıkla göz göze gelmek5
- ecevit döneminin kepazeliği5
- uludağ sözlük adalet sistemi5
- sürekli birilerine cevap yetiştirmek9
- krt tv4
- erkek kavgasının çok sıkıcı olması5
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri51
- seviyenin bugün yükselmesi için ne yaptın5
- türkiye de muhalefet var mı9
- ikizler burcu kadını olmak7
- tas kafa traşlı hırt sorunu12
- sözlüğün embesillerle dolu olması4
- ölümden korkuyor musunuz34
- götünden tanırım seni7
- sözlüğe renk katan yazarlar7
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı29
ilk kez duyduğum kelimeler listeme eklenebilecek şey.
Türkçesi mutlu tesadüf, tevâfuk. Serendip aslında Sri Lanka’nın eski adı. Farsça bir peri masalı olan The Three Princes of Serendip’ten alınmış.
görsel
görsel
Temiz kalpli, hayata umutla bakan b zamanlarımda izlediğim ve çok beğendiğim bir romantik komedi. Ama romantik yönü çok çok daha ağır basıyor.
Önereceğim farklı Türevleri:
Aşk doktoru
Bugün aslında dündü
Ah Mary vah Mary
Komedi olmalarına rağmen müthiş aşk filmleri...
Önereceğim farklı Türevleri:
Aşk doktoru
Bugün aslında dündü
Ah Mary vah Mary
Komedi olmalarına rağmen müthiş aşk filmleri...
http://www.imdb.com/title/tt0240890
Final sahnesi sonrası, "Sinemayı bu tür filmler sayesinde seviyorum" dediğim, başrolde John Cusack ile
Kate Beckinsalein olduğu, Kader üzerine çok keyifli bir hikaye ve film. Başlar başlamaz insanı içine çekiyor ve sonuna kadar aşıkların kavuşması için bir umuttur gidiyor. Oyuncular da aynı samimiyetle oynamışlar özellikle Cusack çok iyiydi.
Final sahnesi sonrası, "Sinemayı bu tür filmler sayesinde seviyorum" dediğim, başrolde John Cusack ile
Kate Beckinsalein olduğu, Kader üzerine çok keyifli bir hikaye ve film. Başlar başlamaz insanı içine çekiyor ve sonuna kadar aşıkların kavuşması için bir umuttur gidiyor. Oyuncular da aynı samimiyetle oynamışlar özellikle Cusack çok iyiydi.
görsel
Acelesi varmış gibi konuyu hızlı aktarmaları sinir bozucu. Bir buçuk saat olacağına iki saat olsun mânalı olsun.
14 şubat'ta veya sıkıldığınızda izleyebilirsiniz.
Acelesi varmış gibi konuyu hızlı aktarmaları sinir bozucu. Bir buçuk saat olacağına iki saat olsun mânalı olsun.
14 şubat'ta veya sıkıldığınızda izleyebilirsiniz.
Vizyona girdiği tarihten 16 yıl sonra izlememden ötürü kendimden utandığım romantik-komedi filmi.
kişinin, aramadığı (iyi) bir şeyi bulması; beklenmedik bir olumlu gelişme anlamı taşıyan ingilizce sözcük.
tesadüfen karşılaşan iki kişinin yıllar sonra bir araya gelmelerini konu alan bir film. sıkıcı aynı zamanda. bazı sahnelerde bu ikilinin, farklı yerlerde tesadüfen birbirlerine değmeleri keyifli. sonu da mutlu bitiyor.
ama anlamadığım bir şey hayatında biri varken, başka birini sadece bir gün gördüğün birini bu kadar benimsemek, yıllar sonra bile onun aklına gelmesi, onu aramak pek mantık işi değil saçma yani.
ama anlamadığım bir şey hayatında biri varken, başka birini sadece bir gün gördüğün birini bu kadar benimsemek, yıllar sonra bile onun aklına gelmesi, onu aramak pek mantık işi değil saçma yani.
tanışma esnasında en sevdiğin cinsel pozisyon ne sorusunun sorulduğu film. sıkıcı. sonu da gayet boktan bitti. aksiyon yok, kavga-gürültü yok. yavan geldi bana. sanırım bu amerikan tarzı romantik filmler beni açmıyor...
telaffuzuna bayıldığımdan ilk sempatimi alan tam çerezlik bir romantik komedi. ilerde bir gün bir kafem olursa isim babası olacaktır ayrıca. şiddetle tavsiye edilir.
the cranberries'in sonbaharda çıkaracağı 15 parçalı roses albümünün onuncu şarkısı.
dün izlediğim ve romantik komedi sevenlerin beğeneceğini düşündüğüm film.
muhteşem bir romantik komedi.
yeni duyduğum ama anlatımıyla ve ismi ile bile beni etkileyen film.
Yeni yıl gelirken izlemek istenilesi filmlerin ikincisi. Birincisi için (bkz: you ve got mail)
insanın salak, aptal olası geldiği filmdir bir de bu.
Bir de kış akşamlarını sıcak tutan aşk filmlerinden...
insanın salak, aptal olası geldiği filmdir bir de bu.
Bir de kış akşamlarını sıcak tutan aşk filmlerinden...
aşk ile kaderin biraz fazla ilintilendirildiği film. kurgu çok hoş, sahneler çok başarılı, insanın yüreği sızlıyor açıkçası izlerken, iz de bırakıyor ama biraz abartılmış gibi. çok fazla aksilik olmakta. gerçi anlık aksilikler onlar. gerçekten aramak lazım ki bulduğunda bir kıymeti olsun mantığıyla tanrı'nın yaşattığı ufak ve geçici aksilikler. ama iz bırakıyor film. olasılıksız bittiğinde de zihnim bir değişmişti, şimdi de. artık ''acaba bu bir işaret mi?'' triplerine girip herşeyi oluruna bırakırım muhtemelen 1-2 ay. *
bu arada aşık olduğum kız verdi bu filmi bana sevgili sözlük. aşık olduğumu bilmesine rağmen. işaret mi bu sence? *
bu arada aşık olduğum kız verdi bu filmi bana sevgili sözlük. aşık olduğumu bilmesine rağmen. işaret mi bu sence? *
10 üzerinden 10... fazla söze gerek yok romantik film severlerin mutlaka izlemesi gereken filmlerden biri....
asansörde düğmelere basan fırlamaya fazlaca sinir olunan film.
en güzel romantik komedilerden biridir. izlenmiş olma oranının da düşük olması gariptir. *
sıcacık bir film. fakat yer yer sinirleriniz alt üst olabiliyor. yeter artık kardeşim çok uzatmışsınız dedirtiyor. wicker park'ın bu filmden esinlenmiş bir tarafı da olabileceği de ihtimaller arasında.
john cusack da john cusackmış hani *.
john cusack da john cusackmış hani *.
ingilizce sözlük karşılığı, 'the faculty of making happy and unexpected discoveries by accident', türkçeye "kaza (tesadüf) eseri beklenmedik (önceden planlanmamış) ve olumlu (iyi) bir netice elde etme durumu" olarak çevrilebilir. Bir araştirmaya göre ingiliz dilinden en zor tercümesi yapılabilen on sözcükten birisiymiş: http://www.experiencefest...ay_translations/id/559680
http://clearwordstranslat...icult-words-to-translate/
gerçi 'çeviri zorluğu' diline göre değişen bir sıkıntıdır, orası ayrı.
hikaye o ki, bu sözcük ingiliz diline ilk kez 1754'de entellektüel yazar horace walpole'ın dinlemiş olduğu bir fars halk hikayesinden etkilemesi neticesinde sokulmuştur. sözcüğün günümüzdeki kullanım anlamı ile 20. yüzyil itibarı ile oturmuş ve genelde bilimsel araştırmalar veya teknolojik denemeler esnasında yanlışlıkla keşfedilen yeni buluşları tarif etmek maksadiyla kullanılmaya başlamış. bu azımsanacak nadir bir hadise değil, hatta bazı yorumlara göre birçok icat başka birşey aranırken bulunmuştur. misal, hergün kullandığımız mikrodalga fırının icadı serendipity'e güzel bir örnek: (bkz: <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Microwave_oven#Discovery" target="_blank" rel="nofollow noopener" >https://en.wikipedia.org/.../Microwave_oven#Discovery</a>)
sözcüğün bir çok dilde olduğu gibi türkçede de bire bir karşılığı yok. belki edebi çevrelerde vardır, ancak yaygin olarak duyulmuş değil. yine de, türkçe bu kelimeyi çevirebilmek için gerekli malzemeye sahip, ama uygunluk meselesi tartışmaya açık:
mesela, "ballı" sozcugu mecazi anlaminda "şanslı" -ancak sadece "olumlu" anlamda şanslı- olarak kullanilir. bu hem halk arasında, hem de dil kurumlarınca kabul görmüş bir kullanımdır (bkz: https://sozluk.gov.tr/). serendipity "kaza eseri ortaya çıkma" durumuna da vurgu yapar. dolayısıyla bal ve kaza kelimeleri birleştirilerek "balkaza" sözcüğü türetilebilir, en azindan anlam aktarılmış olur.
yine de çeviri işi sadece kuru kuruya anlam aktarımından ibaret değil, kelime bazen de melodisi ve ahengi ile bir kültürün taşınmasını da gerektirebilir. kelimelerin 'havası' vardir, o dilin o kelimeyi kabul edip bünyesine alması diye henüz sırları çözülememiş dinamikleri vardır. böyle düşünüldüğünde "balkaza" veya benzeri masabaşında uydurulmuş kelimeler soluk ve havada asılı kalacaklardir. ancak sırf kelimeye ruh verelim derken "şansadüf" (şans+tesadüf; şanslı tesadüf) tarzı başka bir süslü ve zorlama uçukluğa ulaşmak da mümkün; yapaylığı ise cabası.
kelimeyi "serendip" şekliyle türkçeye doğrudan adapte etsek bu kez dilin kullanıcıları ile kelime arasinda başka bir yabancılaşma doğar. peki zamanla sindirilmez mi? birçok yabancı kökenli kelimenin beş on yıl içinde türkçede sindirilme şekillerine bakıldığında kesinlikle sindirilir, mesele olmaz; teyzeler, amcalar bile alıştılar "vizyonunu genişlet" demeye. Gerçi 'televizyon' kelimesinin içinde vardı, ama tek başına yaygın olarak kullanılması 80'lerin ikinci yarısı itibarı ile başladı. "vizyon ne?" desen, "ufkunu yani..." diye yanit verirler ki, hiç de yanlış tanımlamış olmazlar.
hem anlamı verecek (beklenmedik iyi sonuç doguran kaza), hem ağırlığı olan ve kulağa oturan bir ciddiyeti hissettirecek, hem mistik olacak, hem türkçe düşünen akılların "neye niyet neye kısmet" olarak tanımladığı duruma hitap edecek, hem de tek kelime olacak.
bulmaca yani...
http://clearwordstranslat...icult-words-to-translate/
gerçi 'çeviri zorluğu' diline göre değişen bir sıkıntıdır, orası ayrı.
hikaye o ki, bu sözcük ingiliz diline ilk kez 1754'de entellektüel yazar horace walpole'ın dinlemiş olduğu bir fars halk hikayesinden etkilemesi neticesinde sokulmuştur. sözcüğün günümüzdeki kullanım anlamı ile 20. yüzyil itibarı ile oturmuş ve genelde bilimsel araştırmalar veya teknolojik denemeler esnasında yanlışlıkla keşfedilen yeni buluşları tarif etmek maksadiyla kullanılmaya başlamış. bu azımsanacak nadir bir hadise değil, hatta bazı yorumlara göre birçok icat başka birşey aranırken bulunmuştur. misal, hergün kullandığımız mikrodalga fırının icadı serendipity'e güzel bir örnek: (bkz: <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Microwave_oven#Discovery" target="_blank" rel="nofollow noopener" >https://en.wikipedia.org/.../Microwave_oven#Discovery</a>)
sözcüğün bir çok dilde olduğu gibi türkçede de bire bir karşılığı yok. belki edebi çevrelerde vardır, ancak yaygin olarak duyulmuş değil. yine de, türkçe bu kelimeyi çevirebilmek için gerekli malzemeye sahip, ama uygunluk meselesi tartışmaya açık:
mesela, "ballı" sozcugu mecazi anlaminda "şanslı" -ancak sadece "olumlu" anlamda şanslı- olarak kullanilir. bu hem halk arasında, hem de dil kurumlarınca kabul görmüş bir kullanımdır (bkz: https://sozluk.gov.tr/). serendipity "kaza eseri ortaya çıkma" durumuna da vurgu yapar. dolayısıyla bal ve kaza kelimeleri birleştirilerek "balkaza" sözcüğü türetilebilir, en azindan anlam aktarılmış olur.
yine de çeviri işi sadece kuru kuruya anlam aktarımından ibaret değil, kelime bazen de melodisi ve ahengi ile bir kültürün taşınmasını da gerektirebilir. kelimelerin 'havası' vardir, o dilin o kelimeyi kabul edip bünyesine alması diye henüz sırları çözülememiş dinamikleri vardır. böyle düşünüldüğünde "balkaza" veya benzeri masabaşında uydurulmuş kelimeler soluk ve havada asılı kalacaklardir. ancak sırf kelimeye ruh verelim derken "şansadüf" (şans+tesadüf; şanslı tesadüf) tarzı başka bir süslü ve zorlama uçukluğa ulaşmak da mümkün; yapaylığı ise cabası.
kelimeyi "serendip" şekliyle türkçeye doğrudan adapte etsek bu kez dilin kullanıcıları ile kelime arasinda başka bir yabancılaşma doğar. peki zamanla sindirilmez mi? birçok yabancı kökenli kelimenin beş on yıl içinde türkçede sindirilme şekillerine bakıldığında kesinlikle sindirilir, mesele olmaz; teyzeler, amcalar bile alıştılar "vizyonunu genişlet" demeye. Gerçi 'televizyon' kelimesinin içinde vardı, ama tek başına yaygın olarak kullanılması 80'lerin ikinci yarısı itibarı ile başladı. "vizyon ne?" desen, "ufkunu yani..." diye yanit verirler ki, hiç de yanlış tanımlamış olmazlar.
hem anlamı verecek (beklenmedik iyi sonuç doguran kaza), hem ağırlığı olan ve kulağa oturan bir ciddiyeti hissettirecek, hem mistik olacak, hem türkçe düşünen akılların "neye niyet neye kısmet" olarak tanımladığı duruma hitap edecek, hem de tek kelime olacak.
bulmaca yani...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar