bugün
- uludağ sözlük çeteleri10
- en boktan on yıl7
- anın fotoğrafı14
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak7
- ya arkadaşlar ben de çete aççam3
- altın oran kaş2
- aylık 422 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- arkadaşlar şu köprü var ya2
- kuran ı kerim meali4
- ak parti sevdalısı yazarlar3
- amirim2
- ütü6
- 2 ağustos dünya yakışıklılar günü5
- yüksek sesle gülmek6
- çipli top2
- arkadaşlar ne yapıyorsunuz9
- gammaz başı geldi2
- borç ve kira olupta iyi olan para7
- sözlük yazarları nerede sorunsalı2
- hırvatistan14
- atatürk'ü sevmeyen tsk subayları6
- true neden çaylak sorunsalı2
- evlenirsek 12 adet adana burması isterim diyen kız4
- red flag erkek listesi9
- aleyna tilki3
- seri gizli artı oy veren melek5
- menemen9
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı9
- çalışmak güzel olsaydı üstüne para vermezlerdi5
- anın görüntüsü14
- üçüncü köprünün ucunu istiyorum2
- nöbet5
- ölüm9
- kral kaybederse4
- dr pimple popper3
- japonya24
- bik bik'in mutfağına konuk olmak29
- saraca bey bey birader2
- patlak erkekler nasıl anlaşılır2
- ogün samast3
- arnavutluk3
- memati baş3
- insanlara laf anlatmak3
- ismet pürmüz2
- türk müsün türkiyeli misin12
- velvet11
- ekonomi3
- en uzun mesafe4
- fabrikaların kalite bölümündeki kızlar2
- biosuna kün fe yekün yazan kız3
bir çok insanı ' struma olayı ' ile tanıştıran bir Livaneli eseridir. Okunup bir kenara bırakılacak türden bir kitap değildir. kitapta geçen iç burkan hayat hikayeleri büyük ölçüde gerçektir. kitapta bahsedilen struma olayı, II. Dünya Savaşı sırasında Nazilerden kaçan Yahudileri Filistin'e götürmek üzere Romanya'dan yola çıkan Struma gemisinin istanbul açıklarında bir Sovyet denizaltısı tarafından batırılmasıdır. Ayrıca kitapta Albert Einstein ın Atatürk e yazdığı mektuba da yer verilmiştir.
kitaptan aklıma kazınan:
Gücü olmayan adalet acizdir; adaleti olmayan güç ise zalim
fazlası için;
http://www.whereismywings...lfu-livaneli-dogan-kitap/ Serenade Für Nadia
Gücü olmayan adalet acizdir; adaleti olmayan güç ise zalim
fazlası için;
http://www.whereismywings...lfu-livaneli-dogan-kitap/ Serenade Für Nadia
bazen bazı kitapları alır okur bitirir unutur gidersin,
bu kitabı ise önce okur sonra bitmesin diye yavas okur sonra da bitirince unutmazsın. bu kitabı okurken yüreği daralmayanlarla arkadaslık etmeyiniz.
struma'yı unutabilmek ne mümkün prof'un ve naida'nın aşkı mükemmel aktarılmıs elbette maya gereksizinin dusundan kılından tüyünden bahsetmiyorum bile.
keske profesör kendi hikayesini anlatsaydı ve maya gereksizine gerek kalmasaydı.
bu kitabı ise önce okur sonra bitmesin diye yavas okur sonra da bitirince unutmazsın. bu kitabı okurken yüreği daralmayanlarla arkadaslık etmeyiniz.
struma'yı unutabilmek ne mümkün prof'un ve naida'nın aşkı mükemmel aktarılmıs elbette maya gereksizinin dusundan kılından tüyünden bahsetmiyorum bile.
keske profesör kendi hikayesini anlatsaydı ve maya gereksizine gerek kalmasaydı.
okuyan akepeli sunepelerin ismet pasaya kufur edemedikleri, bunun tek sebebininde geminin adini unuttum aq icindekilerin yahudilikleri hadisesidir. bu minvalde akepeli sunepelerin samimiyetleride ortays cikmaktadir. vesselam.
zülfü livaneli'nin akıcı, okuyucuyu sıkmadan kaleme aldığı çok güzel bir kitap. hatta bana zülfü livaneli'den bu kadarını beklemezdim dedirtmiştir.
kitap da çocuğuyla yalnız yaşayan bir kadının yaşam mücadelesine, yalnız bir çocuğun içine düştüğü bunalımlara, internetin bir çocuğa verdiği zararlara...zararlı milliyetçiliğin ne olduğuna, bu coğrafyanın aslında herkese acı çektirdiğine dair birçok farklı konuya ve olaya gözatmış oluyorsunuz. ve bunu hiç sıkılmadan yapıyorsunuz.
üstüste okuduğum ve beni yoran rus klasiklerinin üstüne iyi gitti. tavsiye ederim.
kitap da çocuğuyla yalnız yaşayan bir kadının yaşam mücadelesine, yalnız bir çocuğun içine düştüğü bunalımlara, internetin bir çocuğa verdiği zararlara...zararlı milliyetçiliğin ne olduğuna, bu coğrafyanın aslında herkese acı çektirdiğine dair birçok farklı konuya ve olaya gözatmış oluyorsunuz. ve bunu hiç sıkılmadan yapıyorsunuz.
üstüste okuduğum ve beni yoran rus klasiklerinin üstüne iyi gitti. tavsiye ederim.
Öncelikle bazı bölümlerde gereksiz uzatıp sıksa da genel anlamda akıcı bir kitap. Kitapta ana karakterin biraz samimiyetsiz olması * ve yazarın kendi düşüncelerini okuyucuya özellikle empoze etmeye çalışması gibi birkaç rahatsız edici unsur var. Bunun dışında yakın tarihte yaşanmış bazı önemli ve acı olayları ilk defa öğrenmem açısından okumak iyi oldu.
Zulfu livanelinin yazdigi kitaptir. Sonu cok mantiksiz bitmisti ama surukleyici.
Bugün başlamayı planladığım kitap. Umarım anlatıldığı kadar geçerlidir.
bugün imzalı olanını hediye aldığım kitap. imzayı görünce çok mutlu oldum. hemen başladım tabii. güzel gidiyor.
elime nereden geçti kim verdi nasıl oldu da çekmecede karşıma çıktı hiç hatırlamıyorum ve suç ve ceza okuduktan sonra "lan bu kitabın üstüne bu gider mi" diyerek önyargıyla başladığım, önyargımı götüme sokan harika bir kitap.
zülfü livaneli'nin siyaseti bırakıp sadece ve sadece kitap yazmasını can-ı gönülden istediğim bitimine yakın göz yaşlarıma hakim olamadığım enfes eser.
maya, nadia, ayşe ve mari, aşığınızım.
zülfü livaneli'nin siyaseti bırakıp sadece ve sadece kitap yazmasını can-ı gönülden istediğim bitimine yakın göz yaşlarıma hakim olamadığım enfes eser.
maya, nadia, ayşe ve mari, aşığınızım.
zaten kalemi çok iyi olan bir yazarımızdır kendisi şaşırtmamıştır hayranlığımızı artırmıştır. ilk 2 sayfasını ve arka kapağını okudum olan bitenden haberimiz var yani. hatta bir ünlü kalmemimiz de "nobellik bir kitap" diyor serenad için. çok güzel kokular geliyor, tadı da güzel olsa gerek.
livaneli den yeni bir kitap. bir roman.
livaneli den yeni bir kitap. bir roman.
okunması gereken harika romanlardandir .
Hayatımda okuduğum en iyi romanlardan biriydi diyebilirim. Aşk, dram pek benim için olmasa bile Struma kısmında ve küllerin Struma'nın üzerine savrulması sırasında göz yaşlarıma hakim olamadım. Hala Maya'nın tek bir damla göz yaşı dökmemesine şaşırdım.
Zülfü Livaeli nin güzel kitaplarından biridir. Kitap hakkında tek olumsuz düşüncem yahudileri fazlasıyla övdüğünü düşünüyorum
bir kitapta nasıl her konuda ne düşündüğümden bahsedebilirm en müthiş örneği. türbandan, askerlere bakısını, yahudilikten alman nazizimine her konuda görüşünü bildirmiş. ben ne hümanist insanım mesajını sıkca vermeye calışmıştır. bunun dışında genel kültürümüze birşey katmak adına sürekli bilgi paylaşımında bulunmus bu ilk baslarda ilginc gelse de bir yerden sonra sıkmaya baslıyor. roman gercek hayattan bir hayli uzaklasmıs anneanne kırım türkü babaanne ermeni..kendisi bile abarttığını düşünmüş olacak ki maya nın ağzından "böyle bir şey romanlarda olsa inanmam" diyor. yine de kolay okunur cabuk biter sürükleyici kitaptır.
uzun zamandır okumak için can attığım bir kitap(tı). Tabi okumadan önce yere göğe sığdıramayınca böyle oluyor. Kitaptan maya'nın sıcak duşlarını, yorgana sarılıp iki büklüm oluşunu vee yazarın (samimilik katacağım diye herhalde) kes-yapıştır yöntemini bir paragrafta 2-3 kere uygulamasını saymazsak 480 sayfalık kitap 350 ye iner sanırsam.
Yazar tam anlamıyla maya olamamış. Maya olamadığı için, Maya kendisini, kendisine dışarıdan bakan bir kişiymiş gibi anlatıyordu. Bir süre sonra bu durum bana rahatsızlık vermedi değil.
En beğendiğim bölüm maximillian ile nadianın hikayesi. Zaten maya ya ısınamadım. belki o yüzden bana öyle gelmiştir.
Biraz belgesel tadı vermedi değil.
Yazar tam anlamıyla maya olamamış. Maya olamadığı için, Maya kendisini, kendisine dışarıdan bakan bir kişiymiş gibi anlatıyordu. Bir süre sonra bu durum bana rahatsızlık vermedi değil.
En beğendiğim bölüm maximillian ile nadianın hikayesi. Zaten maya ya ısınamadım. belki o yüzden bana öyle gelmiştir.
Biraz belgesel tadı vermedi değil.
çok iyi kurgulanmış bir kitap ve çok okunmayı, satın alınmayı sonuna kadar hak ediyor. zülfü livaneli şarkılarıyla büyüdüm fakat kitaptaki her şeyi destekliyor muyum diye kendime sorarsam, ''hayır''. fakat kurgusu, anlatımı gerçekten çok güzel. okudukça sizi sarıyor (daha kitabı incelerken bile satıcı tarafından önerildi o bile ''sarıyor'' kelimesini kullandı, hakkını veriyor). yakın tarihi hakkında pekte bir şey bilmeyen türk gençleri için okunması gereken bir kitap.
ayrıca romanlar ya da her türlü kitap yazarından bazı özellikleri, düşünceleri vb. şeyleri alır ama tamamını aldığını düşünmek saçmadır. hangi bölüm ya da kitapta söylenen sözün gerçekten yazarın düşüncesi olup olmadığını bilemeyiz. özellikle romanlarda çoğu romancının dediği gibi bir çok karakter dış kabuğu çizildikten sonra kendi kendilerine şekil almaktadırlar.
edit: kitabı son 80-90 sayfasından itibaren bitmesin diye kıyamayıp, günde bir iki sayfa okuma eğilimde bulunmama rağmen hala alıştıra alıştıra değilde zınk diye, birden bittiğini düşünmekteyim. tadı damağınızda kalıyor.
ayrıca romanlar ya da her türlü kitap yazarından bazı özellikleri, düşünceleri vb. şeyleri alır ama tamamını aldığını düşünmek saçmadır. hangi bölüm ya da kitapta söylenen sözün gerçekten yazarın düşüncesi olup olmadığını bilemeyiz. özellikle romanlarda çoğu romancının dediği gibi bir çok karakter dış kabuğu çizildikten sonra kendi kendilerine şekil almaktadırlar.
edit: kitabı son 80-90 sayfasından itibaren bitmesin diye kıyamayıp, günde bir iki sayfa okuma eğilimde bulunmama rağmen hala alıştıra alıştıra değilde zınk diye, birden bittiğini düşünmekteyim. tadı damağınızda kalıyor.
aşık davut sularinin kirpigin kasina degdigi zaman türküsünün aracı olarak kullanılabileceği eylem.
Şu an okuduğum Zülfü Livaneli romanı. Yazarlığını konuşturmuş adeta. Hep bir açık kapı bırakıyor. D&R da en çok satanlar listesinde ilk on da.
daha sayfa 46 da türkiyede türban sorunu var, üniversiteye türbanla girmeye çalışıyorlar, polis okulu onlardan koruyor kısmında kitap tüm değerini bende kaybetmiştir. okuyor muyum evet okuyorum ama ha cin ali ha serenad.
şimdiye kadar okuduğum en iyilerin arasında yer alan, saygı duyulası bir roman. hakkında bir şeyler bilinen ama yeterince önem verilmeyen, üstü kapatılarak geçiştirilen birtakım gerçeklikler adeta okuyucunun ruhuna işleniyor kelime kelime. ustalıkla birleştirilmiş olaylar, farkındalık yaratan ve araştırma isteği doğuran tarihi gerçekler, farklı insanların hikayeleri, duygu yoğunluğu ustalıkla sentezlenmiş. kitap, verdiği merak ve heyecandan dolayı bir yandan hızlıca okuyup bitirme; diğer yandan ise sindire sindire okuma, hatta bitmemesi için okumaya kıyamama gibi bir ikilik yaratıyor bünyede. etrafıma artık daha dikkatli bakacağımı, yeni insanlar tanırken onların geçmişine daha çok önem vereceğimi, tarih hakkında daha derinlemesine araştırmalar yapacağımı düşünüyorum bu kitaptan sonra.
--spoiler--
kitapta olayları kendi ağzından okuduğumuz maya duran'ın yerinde olmayı inanılmaz bir şekilde istedim ve bu durumu çok ilginç buldum açıkçası. maya hanım birden idolüm, ya da hayalimdeki insan profili haline geldi sanıyorum ki.
maya'nın oğlu kerem detayının nasıl bir sonuca varacağını düşünüp durmuştum kitap boyunca. en sonunda maximilian'ın kemanını ona hediye etmesi ve yazdığı notta kendisi için ''en büyük ajan'' yazması oldukça güzeldi.
nadia adlı yahudi kıza hayran oldum açıkçası. ya da max ile nadia arasındaki müthiş aşk hikayesine.
--spoiler--
efendim sonuç olarak şunu söyleyebilirim ki bu güzel romanı okuyunuz, okutunuz.
--spoiler--
kitapta olayları kendi ağzından okuduğumuz maya duran'ın yerinde olmayı inanılmaz bir şekilde istedim ve bu durumu çok ilginç buldum açıkçası. maya hanım birden idolüm, ya da hayalimdeki insan profili haline geldi sanıyorum ki.
maya'nın oğlu kerem detayının nasıl bir sonuca varacağını düşünüp durmuştum kitap boyunca. en sonunda maximilian'ın kemanını ona hediye etmesi ve yazdığı notta kendisi için ''en büyük ajan'' yazması oldukça güzeldi.
nadia adlı yahudi kıza hayran oldum açıkçası. ya da max ile nadia arasındaki müthiş aşk hikayesine.
--spoiler--
efendim sonuç olarak şunu söyleyebilirim ki bu güzel romanı okuyunuz, okutunuz.
Zülfü Livaneli kitabıdır.
Henüz yarısında olsam da söyleyebilirim ki: Tarihin önemini vurgulayan, gizli kapıları aralayan, geçmişi fark ettiren, rahat okunabilecek bir kitap. Günümüze çıkarımları da elbetteki oldukça fazla.
Okunması tavsiye edilebilir.
Henüz yarısında olsam da söyleyebilirim ki: Tarihin önemini vurgulayan, gizli kapıları aralayan, geçmişi fark ettiren, rahat okunabilecek bir kitap. Günümüze çıkarımları da elbetteki oldukça fazla.
Okunması tavsiye edilebilir.
zulfu livaneli' nin yazdigi muhtesem otesi kitaplarindan sadece bir tanesi.
zülfü livaneli imzası taşıyan, kütüphanemin en güzel yerinde saklı olan kitaptır.
kütüphanemin en güzel yerine koymama sebep olan şeyler var tabii.
kitaba ilk başladığım gün 120 sayfa civarı okumaktan alıkoyamadım kendimi. sürükleyicilikten ziyade bir şeyler var kitapta. ama ne kitaptan ayrılmak istemiştim ne de meraktan kendimi alıkoyabilmiştim. başta maya ile maximillian wagner arasında bir şeyler olabileceğini düşündüm. kitabı bitirdiğimde, ne kadar basite indirgemişim kitabı diye düşünerek, özür dileyip bir öpücük kondurdum.
bize okullarda, televizyonlarda yüzeysel anlatılan o savaş ve göç dönemlerini, bu kitapta iki aşığın şahitliğini yaparak daha derinden gördüm. ve daha derinden yaşadım. öyle ki kitap bittikten sonra yahudilere karşı olan önyargılı konuşmalarda şiddetle yumruğumu masaya vuruyorum. çünkü her seferinde max wagner'ın karadayken nadia'nın struma gemisi'ndeyken mektuplaşıp birbirbirlerine bakıştığı an geliyor. ve o zaman yahudi bir insana o engeli koyabilenlerin benim kendi vatandaşlarımdan olduğunu anımsıyorum.
kitap bitince, cama çıkıp bir sigara yaktım. ve o an sadece, şile'de olup denizi okşamak istedim... sonra gözlerimi kapayıp başımı yukarı kaldırdığımda 10 sn bekledikten sonra kuşları görmeliydim. max. wagner ve nadia oradan bana gülümsemeliydi...
kütüphanemin en güzel yerine koymama sebep olan şeyler var tabii.
kitaba ilk başladığım gün 120 sayfa civarı okumaktan alıkoyamadım kendimi. sürükleyicilikten ziyade bir şeyler var kitapta. ama ne kitaptan ayrılmak istemiştim ne de meraktan kendimi alıkoyabilmiştim. başta maya ile maximillian wagner arasında bir şeyler olabileceğini düşündüm. kitabı bitirdiğimde, ne kadar basite indirgemişim kitabı diye düşünerek, özür dileyip bir öpücük kondurdum.
bize okullarda, televizyonlarda yüzeysel anlatılan o savaş ve göç dönemlerini, bu kitapta iki aşığın şahitliğini yaparak daha derinden gördüm. ve daha derinden yaşadım. öyle ki kitap bittikten sonra yahudilere karşı olan önyargılı konuşmalarda şiddetle yumruğumu masaya vuruyorum. çünkü her seferinde max wagner'ın karadayken nadia'nın struma gemisi'ndeyken mektuplaşıp birbirbirlerine bakıştığı an geliyor. ve o zaman yahudi bir insana o engeli koyabilenlerin benim kendi vatandaşlarımdan olduğunu anımsıyorum.
kitap bitince, cama çıkıp bir sigara yaktım. ve o an sadece, şile'de olup denizi okşamak istedim... sonra gözlerimi kapayıp başımı yukarı kaldırdığımda 10 sn bekledikten sonra kuşları görmeliydim. max. wagner ve nadia oradan bana gülümsemeliydi...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar